12.03.2017
5188
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ADANA SEYHAN BELEDİYESİ TOPLU AÇILIŞ VE HALK KART DAĞITIM TÖRENİNDE KONUŞTU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,
“Hükümete net, açık bir çağrıda bulunuyorum. Lafla peynir gemisi yürümez. Eğer Türkiye Cumhuriyetinin bir Bakanını Hollanda’ya sokmuyorlarsa, Hollanda’yla ilişkilerimizi askıya alın. Bizim Bakanımızı Almanya’ya sokmuyorlarsa Alman askerlerinin İncirlik’te ne işi var? İsrail gibi, Rusya gibi, gidip sonra özür dilemek olmasın. Söz söylüyorsan adam gibi arkasında duracaksın. Sözü gelince büyük ülke, zamanı gelince özür dileyen ülke olmak istemiyoruz. Türkiye büyük bir ülkedir, büyük ülke olmanın kurallarını yerine getirmek zorundadır. Bu işin referandumla, evet-hayırla bir ilgisi yok. Bu iş milli bir iştir. Sağcısıyla, solcusuyla, A partisiyle, B partisiyle Türkiye’nin çıkarlarını savunmak, Türkiye’nin haklarını savunmak her siyasi partinin ortak görevidir, biz bu görevimizi sonuna kadar yerine getirmeye hazırız.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adana Seyhan Belediyesi Toplu Açılış Ve Halk Kart Dağıtım Töreninde yaptığı konuşma şöyle:



Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Hepiniz sağ olun, var olun. Şehidimiz Fatih Yeniay’ın saygıdeğer annesi, saygıdeğer babası ve bu arada Belediye Meclis Üyemiz dün akşam vefat etti, arkadaşlar bugün söylediler, Mehmet Adıgüzel’e de Allah’tan rahmet diliyoruz, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

SİYASETÇİ CEBİNİ DEĞİL DE VATANDAŞI DÜŞÜNÜRSE PARA VARDIR

Sevgili dostlarım, beni dikkatle dinlemenizi istiyorum. Alkışı bırakalım bir tarafa alkışlarınız başımın üstüne. Çıktık meydanlarda şunu söyledik, hiçbir çocuk yatağa aç girmesin bu memlekette dedik. Bu memlekette huzur olsun, bu memlekette bereket olsun, bu memlekette her evde barış olsun dedik, huzur olsun dedik, kardeşlik olsun dedik. Dünyanın en güzel memleketinde yaşıyoruz. Dağımız var, ovamız var, denizlerimiz var, güzel insanlarımız var. O zaman niye kavga ediyoruz, neden kavga ediyoruz, neden şehitlerimiz geliyor? Bu güzel ülkede hep beraber barış içinde, kardeşlik içinde, huzur içinde yaşamak istiyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz.
Söyledim, dedik ki, eğer biz iktidar olursak sözüm söz asgari ücret bu memlekette bin 500 lira olacak. Vatandaşımız takdir etmedi, dedi ki bekleyin bunların sözleri var önce o sözlerini bir yerine getirsinler. Biz sözümüzün arkasında durduk, nerede Cumhuriyet Halk Partili belediye varsa orada asgari ücret net bin 500 lira oldu, şimdi bin 500 liranın üstünde.
Yine sözüm vardı bu ülkede hiçbir çocuk yatağa aç girmesin, hiçbir ailenin geliri 600 liradan aşağı olmasın. Aile sigortası olsun, her evde huzur olsun, her evde tencere kaynasın, her evin aşı, her evin işi olsun. Şimdi Zeydan Başkanımız-önce Yenimahalle Belediyemiz Ankara’da başladı, bütün belediyelerimiz sırayla uyguluyorlar- şimdi Zeydan Belediye Başkanımız başladı burada hiçbir ailenin geliri 600 liranın altında olmayacak. Meydanlarda verdiğimiz sözün arkasında durduğumuzu Zeydan Başkanımız da gösterdi.
Dolayısıyla huzur içindeyim. Diyorlardı ya, “Parayı nereden bulacaksınız” diye, kul hakkı yemezseniz para var arkadaşlar. Türkiye zengin bir ülkedir, siyasetçi cebini değil de vatandaşı düşünürse parası vardır. Her türlü imkanımız var.
Dolayısıyla hem hizmet üretmek, hem vatandaşa hizmet etmek, yeni tesisler açmak, o tesislere şehitlerimizin adını vermek, onları yaşatmak bir vefa borcudur. Bu vefa borcunu Cumhuriyet Halk Partisi olarak yerine getiriyoruz.

TÜRKİYE BÜYÜK BİR ÜLKEDİR, BÜYÜK ÜLKE OLMANIN KURALLARINI YERİNE GETİRMEK ZORUNDADIR
Geliyorum başka bir konuya, kısaca ona değineceğim ve konuşmamı bitireceğim. Çünkü hava şartları malum kısmen de olsa yağmur yağıyor. Ovanın da berekete ve yağmura ihtiyacı var. Bunu da gayet iyi biliyorum. Türkiye bulunduğu konum itibariyle dünyanın sayılı ülkelerinden birisidir. Türkiye kendi bölgesinde en güçlü devlettir. Türkiye bütün olumsuzluklarına karşın AB’nin de üyesi olmak için müracaat eden, 1960’lardan bu yana bekleyen bir ülkedir. Biz kendi ülkemizde demokrasiyi geliştirmek istiyoruz. Kendi ülkemizde insan haklarını geliştirmek istiyoruz. Kendi ülkemizde barışı ve huzuru egemen kılmak istiyoruz. Kendi ülkemizde medya özgürlüğü istiyoruz, kendi ülkemizde hukukun üstünlüğünü istiyoruz. Kendi ülkemizde her evde tencereler kaynasın, her evde huzur, her evde barış olsun istiyoruz. Kendi ülkemizde görüşümüz farklı olabilir, kimliklerimiz farklı olabilir, yaşam tarzımız farklı olabilir ama aynı ülkede aynı havayı teneffüs eden insanlar olarak barış içinde, huzur içinde yaşamak istiyoruz ve dünyaya örnek olmak istiyoruz.
Önümüzdeki günlerde bir referandum süreci var sandığa gideceğiz. Sandıkta oylarımızı kullanacağız, hayırlarımızı çoğaltacağız buna inanıyorum, ama ondan önce bir şeye değinmek istiyorum. Az önce Türkiye Cumhuriyetinin büyük bir ülke olduğunu, güçlü bir ülke olduğunu söyledim. Diplomaside bir kural vardır, diplomatların dokunulmazlığı vardır. Bakanların da dokunulmazlıkları vardır. Bakanlarımız, Türkiye Cumhuriyetinin Bakanları, Almanya’ya giderken engelleniyorsa, Hollanda’ya giderken engelleniyorsa bu kabul edilemez. Bunu kabul etmiyoruz, buna karşı her türlü tepkimizi Cumhuriyet Halk Partisi olarak da gösteriyoruz ve göstereceğiz.
Şimdi hükümete net, açık bir çağrıda bulunuyorum. Lafla peynir gemisi yürümez. Eğer Türkiye Cumhuriyetinin bir Bakanını Hollanda’ya sokmuyorlarsa, Türkiye Cumhuriyetinin bir Bakanı kendi konsolosluğuna, büyükelçiliğine gidemiyorsa ve engel çıkarılıyorsa Hollanda’yla ilişkilerimizi lütfen askıya alın lütfen, lütfen askıya alın. Her türlü bakın, her türlü desteği vereceğiz.
Almanya, yine bizim Bakanlarımıza engel çıkarıyorlar. Şu açık çağrıda bulunuyorum hükümete. Almanya bizim Bakanımızı Almanya’ya sokmuyorsa Alman askerlerinin İncirlik’te ne işi var? Bir daha söylüyorum, duymuyorlarsa duysunlar bizim Bakanlarımızı, Türkiye Cumhuriyetinin Bakanlarını Almanya’ya sokmuyorlarsa, konsolosluklarımıza, büyükelçiliklerimize sokmuyorlarsa, Alman askerlerinin İncirlik’te ne işi var? İsrail gibi olmasın, Rusya gibi olmasın, gidip sonra özür dilemek olmasın. Söz söylüyorsan adam gibi arkasında duracaksın, bu kadar açık. Biz her türlü desteği vermeye hazırız.
Bakın, yurtdışına gidecek olan bütün milletvekillerimize dedik ki, yurtdışı temaslarınızı kesin, gitmeyin. Sözü gelince büyük ülke, zamanı gelince özür dileyen ülke olmak istemiyoruz. Türkiye büyük bir ülkedir, büyük ülke olmanın kurallarını yerine getirmek zorundadır, buna uymak zorundadır. Açık ve net çağrımızdır bu, iktidara çağrımızdır.
Neden bunu söylüyoruz? Bu işin referandumla bir ilgisi yok. Bu işin evet, hayırla bir ilgisi yok. Bu iş milli bir iştir. Sağcısıyla, solcusuyla, A partisiyle, B partisiyle Türkiye’nin çıkarlarını savunmak, Türkiye’nin haklarını savunmak her siyasi partinin ortak görevidir, biz bu görevimizi sonuna kadar yerine getirmeye hazırız.
Belediye Başkanlarımıza şunu da söyledim. Nerede olursa olsun her kuruşun hesabını millete vereceksiniz. Borcunuz ne kadar, alacağınız ne kadar, neleri yaptınız vereceksiniz. Her Belediye Başkanımıza söyledim nerede bir gecekondu varsa, nerede orta gelir veya onun altında fakir aileler yaşıyorsa, gelir düzeyi düşükse oralarda kreş yapacaksınız. Anne çocuğunu getirecek, güven içinde kreşe getirecek, eğitimini tamamlayacak, çocuğun beslenmesi iyi olacak, çocuk akşam eve huzur içinde gidecek, gülerek gidecek, oynayarak gidecek. Söyledik, sözümüzün arkasında duruyoruz ve gereğini de yapıyoruz.
Hepinize çok teşekkür ederim. Hepinize saygılarımı sunuyorum, sağ olun, var olun diyorum.