20.03.2017
1177
Yazı Boyutu: A- A+

NEW YORK’TA ’CUMHURİYET BULUŞMASI’ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Türkiye’nin kaderini belirleyecek referanduma birkaç hafta kala, New York Üniversitesi’nde CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz heyetindeki; İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, CHP’nin ABD temsilcisi Yurter Özcan’ın da katıldığı ’Cumhuriyet Buluşması’ gerçekleştirildi.

New York Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yapılan ’Cumhuriyet Buluşması’nda konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz, referandumda yapılacak tercihlerin, mutlakiyetçi rejim ile demokrasi arasında olacağını söyledi. Yılmaz, ABD’ye geliş amaçlarının yeni yönetimle yeni bir diyalog kanalı açmak ve CHP olarak ne düşündüklerini, ayrıca Türkiye ile ilgili olarak ABD’nin süregelen ve yeni gündemini anlayabilmek olduğunu söyledi. Çeşitli siyasi kurum ile görüştüklerini, kongrede temaslarda bulunduklarını, birçok düşünce kuruluşu ile bir araya geldiklerini belirten Yılmaz, ’Gördüğümüz tabloda çok da iç açıcı bir durum yok. Bu, Türkiye için de tedirginlik verici bir durum.’ dedi.

REFERANDUM PARTİLERİN ÖTESİNDE BİR KONU

Referandum konusunda New York ve çevresinde yaşayan Türklere seslenen Yılmaz, ’Bizim bir yurttaş olarak, vatansever olarak sorumluluklarımız var. Türkiye’de şu anda dayatmacı bir rejim değişikliği ile karşı karşıyayız. Bununla ilgili gerekli çalışmaları bütün partiler tarafından yapıldığını, ancak meselenin partiler üstü bir bakışı gerekli kıldığını,  ülke meselesi haline gelmiş, vatan, millet meselesi olmuş bir konu olduğunu vurguladı. Bizim bu coğrafyadaki varlığımız, demokrasiye olan inancımız, demokrasiyi o topraklarda yeşertmemizden, laik bir sistem oluşturmamızdan gelir.  Batı’da özellikle son dönemde Türkiye’deki demokrasiyle ilgili, Türkiye’nin gidişatıyla ilgili ciddi kaygılar ve sapmalar oluştu. Türkiye’yi hep Batı ittifakının bir parçası olarak gören anlayış, bugün artık Türkiye’yi Batı’dan uzaklaşmış ama nereye yanaşacağını bilmeyen bir devlet olarak görüyor. Türkiye’nin önü hiçbir zaman bu dönemdeki kadar belirsizliklerle dolu olmamıştı. Bu noktada Türkiye ile ilgili oluşan negatif algıyı terse çevirmek için bu referandum bir şansa dönüştürülebilir. Çünkü 14 yıldır bizi aşağılayan, sürekli tepeden bakan, Türkiye’de sen-ben, biz-ötekiler ayırımı yapan, Alevi’sini, Kürt’ünü, Türkünü, Sünni’sini, Çerkez ini birbirine düşüren bir anlayışla karşı karşıya kaldık.  Bizim topraklarımızda her zaman Mevlana’nın Yunus Emre’nin felsefesi öne geçti. Ancak, son yıllarda bu milli birlik ve beraberlik ortamını yıkmaya dönük sert, ayrıltırıcı ve ötekileştirici bir dil kullanılmaya başlandı ve yoğun kutuplaştırma çabaları ile bu ruh zedelendi. Daha önce hiçbir dönemde Türkiye Cumhuriyeti içerisinde yaşayan insanlara karşı bu böyle bölücü, yıkıcı, onları küçültücü, tahkir edici, aşağılayıcı bir dil kullanılmamıştı. Türkiye’de ciddi manada bir nefret suçu işleniyor. Bir tarafta Türkiye’nin demokrasisinden yararlanıp iktidar olanlar demokrasinden güya övünüyormuş gibi algı yaratıyor, diğer taraftan demokrasinin gereği, demokratik tercihini kullananlara ’terörist’ damgası vuruyorlar.  Ne yazık ki bunlar aynı kişiler. Övünenler de aynı kişiler, demokrasiyi ayaklar altına alıp çiğneyenler de aynı kişiler. Bir ikiyüzlülük, riyakarlık almış başını gidiyor’ dedi.

"REFERANDUM DAYATMASI DA DEMOKRASİDEN CİDDİ BİR GERİ ADIMDIR."

Referandum dayatmasının demokrasiden geri adımın bir yansıması olduğunu, Türkiye’de mutlakiyetçi bir tek adam rejiminin kurulmasına dönük bir çalışma olduğunu belirten Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, ’Bu bir güç hastalığıdır, Sayın Cumhurbaşkanı’nın şahsi bir hezeyanı ve güç hastalığıdır. Sayın Cumhurbaşkanı esasen bütün güçleri fiili olarak kullanıyor. Ama bunlar yetmiyor, hem bunu bir yasal zemine oturtmak hem de bunları daha fazla artırmak istiyor’ dedi.

 

Referandumla öngörülen değişiklerle Cumhurbaşkanı’na yasama ve yargı üzerinde ciddi bir güç verildiğini söyleyen Yılmaz, ’Hem yasama baskı altına alınıyor, çökertiliyor, hem de yargı ele geçiriliyor. Cumhurbaşkanı’na parlamentoyu hiçbir gerekçe göstermeden, tek başına feshetme yetkisi veriliyor’ diye belirtti.

"GÜLEN’İN İADESİ KONUSUNDA BİR GELİŞME OLMAYACAĞINI ANLIYORUZ"

New York’taki ’Cumhuriyet Buluşması’nın ardından gazetecilere bir açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, Başkan Donald Trump Yönetiminin kurmaylarıyla yaptıkları görüşmelerde temel olarak üç konunun gündeme geldiğini söyledi. Yılmaz, ’Bunlardan bir tanesi Fethullah Gülen’in iadesinin yapılıp yapılmayacağı konusuydu. Obama yönetimi döneminde Fethullah Gülen’in iadesi konusu hep hukuki bir konu olarak gündeme getiriliyordu. Siyasi bir konu olmadığı belirtiliyordu. Bu defa bir farklılık olup olmadığını sorgulamaya çalıştık. Çünkü Türkiye’de hükümet temsilcileri konu ile ilgili olumlu bir hava estiriyorlar, sanki iyi bir gelişme olacakmış gibi sunuyorlar. Ancak gördük ki, Donald Trump yönetimi bu konuda Obama yönetiminden farklı bir çizgide değil. Bunu yine hukuki bir çerçevede değerlendiriyorlar, siyasi bir konu olmadığını ısrarla belirtiyorlar. Dolayısı ile bu konuda bir gelişmenin olmayacağını anlıyoruz’ dedi.

 

 

 

 

 

"ABD PYD’DEN VAZGEÇMEYECEK."

ABD’li yetkililer ile yaptıkları görüşmelerde gündeme gelen ikinci konunun Suriye, PYD ile ABD’nin işbirliği olduğunu aktaran Yılmaz, ’Terör örgütü PYD ile ABD’nin Suriye’de işbirliği yapmasını, NATO müttefiki Türkiye’yi bir kenara bırakmasını yanlış bulduğumuzu belirttik. ABD’deki bürokrasinin önemli bir kısmı, Obama döneminden kalan ve PYD ile ilişkileri ön plana çıkarmaya yönelik. Bazı insanlar Obama yönetiminin Türkiye’yi idrak edemediğini, yeni yönetimle daha iyi anlaşılacağını kendilerinin bu önemi bildiklerini belirtiyorlar. Ama PYD konusuna gelince çok farklı bir çizgide olmadıklarını, yeni yönetimin de PYD ile çalışmaktan vazgeçmeyeceğini anlamış olduk’ diye konuştu.

 

"ABD, TÜRKİYE’NİN TEK ADAM REJİMİNE GEÇME İHTİMALİNDEN BİLE ENDİŞE DUYUYOR”

 

ABD’nin Türkiye’nin iç işlerine karışmasına karşı olduklarını, ancak ABD’li yetkililerden referandum konusunda kendilerine yöneltilen sorulardan Türkiye’deki demokratik sistemin kaybolacağını düşündükleri izlenimi edindiklerini belirten Öztürk Yılmaz, ’Tek adam rejimine geçerse Türkiye’nin ekseninin kayacağını düşünüyorlar. Türkiye’nin bu yüzden Batı’dan uzaklaşacağından ve ciddi yanlışlıklar içine düşeceğinden endişe duyuyorlar’ dedi.

 

CHPnet

SİTELERİ