27.04.2026

Zeynel Emre: “4 Mayıs’ta 81 İlde Sahaya İniyoruz; İktidar Yürüyüşümüzü Kimse Engelleyemez!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre, bugün yapılan Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantılarının ardından yeni yol haritasını açıkladı. 20 belediye başkanının tutuklu olduğunu ve milli iradeye yönelik kapsamlı bir saldırı yürütüldüğünü belirten CHP Sözcüsü Emre, “Belediye sayımızı 208’den 411’e çıkardık. Başarılarımızı gölgeleyemeyecekler. 196 bin sandık görevlimizle 4 Mayıs itibariyle 81 ilde sahaya iniyoruz” dedi. Emre; "zorla bağış" iddialarını rakamlarla çürütürken, okulların güvenliği, maden talanı ve yargıdaki çürümeye karşı "halkın iktidarını" kuracaklarını vurguladı.

Emre şunları söyledi:

Değerli basın mensupları, ekranları başında bizleri izleyen kıymetli yurttaşlarımız, hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz hafta Pazartesiden itibaren önemli toplantılar yaptık. Önümüzdeki dönem Cumhuriyet Halk Partisi olarak yapacaklarımıza ilişkin başlıkları tartıştık. Biliyorsunuz bir süredir Türkiye'de Türkiye demokrasisine yönelik, milli iradeye yönelik, yerel yönetimlere yönelik kapsamlı bir saldırı var. Ve bu saldırı kapsamında da bizim belediye başkanlarımız, belediye çalışanlarımız, bürokratlar haksız bir şekilde tutuklanmış durumda. Birçok belediye başkanı görevini yapamaz durumda. 20 belediye başkanımız halihazırda tutuklu. Dolayısıyla biz buralardaki seçilmiş iradeye yönelik saldırıların başından beri bir milli iradeye yönelik saldırı olduğunu, son yerel seçimde Türkiye'nin birinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünü engellemeye yönelik hamleler olduğunu ifade etmiştik. Ve buna karşı milletimizle birlikte bir arada durarak, meydanlarda mitingler yaparak, dosyalardaki gerçekleri anlatarak, yalanlara karşı gerçekleri haykırarak, toplumu bilgilendirerek bu büyük mücadeleyi yürütüyorduk. Ve geçtiğimiz haftaki en son Ataşehir Belediye Başkanımızın gözaltına alınıp tutuklanmasıyla birlikte başlayan süreçte belediye başkanlarımızla bir dizi görüşmeler gerçekleştirdik. Partimizin kurultaydan sonraki en yüksek karar organı olan Parti Meclisimizi topladık. Bugün yaklaşık 7 saatlik bir Parti Meclisi toplantısı gerçekleştirdik. Görüş alışverişinde bulunduk ve ardından da Merkez Yönetim Kurulunu son kez toplayarak başlıklar halinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin bundan sonra yapacaklarına yönelik bazı kararlar aldık.

BELEDİYECİLİKTE BÜYÜK BAŞARI: 208’DEN 411’E YÜKSELEN GÜÇ

Bunlardan tabii ilki şunu söyleyelim. Bizim iktidar yürüyüşümüzün ilk adımı neydi dersek esasında 2019'daki yerel seçim başarısı ve belli başlı büyükşehirlerin Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetimine girmesi ve hatırlayın iktidarda o zaman evvelinde başlayan İstanbul’u alan Türkiye'yi alır korkusuyla ilk seçimi tanımayan bir iktidar olmuştur. Tayyip Bey ve arkadaşları ilk seçimi hukuksuzca iptal etmişlerdi. İkinci seçimi tekrar kazandık. Aradan geçen 5 yıllık süre içerisinde almış olduğumuz belediyelerle ilgili çok başarılı işlerin altına imza attık ve 5 yıl sonraki seçimde de burada sayı olarak da vereyim. Biz toplam belediye sayımızı 208'den 411'e çıkarttık. Bakın 208'den 411'e. Başarılı olundu ki bu rakamlar alındı. Başarılı olundu ki İstanbul'da 1 milyon farka çıktı. Ankara'da 1 milyon farka çıktı. Yani bu belediyelerde, diğer illerde hakeza öyle. Buralarda iddia edildiği gibi yolsuzluklar, kötü yönetim, istismarlar olsaydı milletin hakemliğiyle böyle sonuçlanmazdı. Ve biz belediye sayımızı arttırdığımız gibi de iktidar partisinde ciddi oranda belediye sayısı düştü.

SOSYAL BELEDİYECİLİKTE 2 YIL: 802 KREŞ, 172 KENT LOKANTASI

Şimdi bugüne geldiğimiz zaman biraz sonra detaylarıyla anlatacağım ve bu belediyeler iyi işler yaptı. Son 2 yıllık dönem içerisinde de her türlü baskıya, engellemeye rağmen verilen sözlerin yüzde 80'inin üzerinde hedefler gerçekleşti. İlk 2 yıl için söylüyorum bunları. Ne yapıldı? 2 yılda 802 tane kreş açıldı. 78 öğrenci yurdu kuruldu. 173 halk market, halk mandıra işletildi. Eti böylesine bir dönemde çok ucuz şekilde vatandaşın temin edebilmesi sağlandı. 172 kent lokantası açıldı ve bir kara propaganda vardı sürekli hatırlarsanız. Cumhuriyet Halk Partisi gelirse sosyal yardımlar kesilecek diye. Tam olarak sosyal yardımları 4,6 kat oranında arttırdık. Yani bırakın kesilmeyi var olan sosyal yardımlar bizden önceki dönemle şimdiye kıyassa 5 kat civarında artmış görünüyor. Şimdi tabii böyle bir dönemde türlü türlü iftiralarla karşılaştık. Biraz sonra şu belediyelerin işte zorla yardım alınması ve buna yönelik suçlamalarla ilgili de rakamlar vereceğim. Önce öncelikle şunu söylüyorum. Biz güçlü belediyeciliğe devam edeceğiz. Sosyal hizmetlerimize devam edeceğiz. Büyük bir kararlılıkla almış olduğumuz yerlerdeki emanete sahip çıkacağız. Belediyecilik hizmetinin eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yürümesi için her türlü çabayı yapacağız.

YENİ HUKUKİ İZLEME GRUBU VE SİYASİ İTTİFAKLAR

İkinci olarak, biz bu saldırılar karşısında bir hukuk ekibi oluşturmuştuk. Kapsamlı bir şekilde hukukçular sürekli olan biteni raporladı. Gerçeği bizlerle paylaştı. Orada bir güncellemeye gideceğiz. Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız ve bir hukuki rehberlik ve raporlama. Bunun iletişimini yapacağız vatandaşlarımızla. Biz bütün bu saldırılar karşısında gerek partinin yetkilileri, gerek partinin seçmenleri, üyeleri büyük bir kararlılık ve bütünlük içerisinde cesaretle bize karşı yürütülen ve ülkedeki esasında milli iradeye yönelik tehdide karşı, darbe girişimine karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. En son gerçekleştirdiğimiz kurultay sonrasında parti yönetiminde diğer partilerle ilişkileri sağlayacak, görüşmeler ve iletişimi sağlayacak bir Genel Başkan Yardımcılığı oluşturulmuştu. Biz bunu içinde bulunduğumuz dönem için önemsiyoruz. Çünkü burada farklı görüşlerin bir siyasette olduğu gibi yarışmasından ziyade mevcut iktidarın, halk oyuyla iktidara gelen iktidarın halk oyuna rağmen gitmemek için direndiği bir dönemdeyiz. O nedenle Türkiye'de cumhuriyete sahip çıkanların, demokrasinin varlığına inananların, tüm siyasi partilerin bir arada ittifak içerisinde hareket etmesi önemli. Bu kapsamda da bazı çalışmalar içerisinde olacağız.

4 MAYIS’TA 81 İLDE BÜYÜK SAHA ÇALIŞMASI BAŞLIYOR

Yine bir başka başlık olarak Cumhuriyet Halk Partisi olarak sahaya iniyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi 4 Mayıs günü itibariyle 81 ilde saha çalışmasına başlayacak. Bu kapsamda elbette ki yürüyen davalarda nöbet usulüyle, mecliste nöbet usulüyle arkadaşlarımız görevlerini gerçekleştirecekler. Ama Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu Üyeleri, Parti Meclis Üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisindeki arkadaşlarımız, sahadaki il ve ilçe başkanlıklarının koordinesiyle birlikte halkımızla buluşacağız ve ülkenin gerçeklerini anlatacağız. Yaşadıklarımızı birinci elden kendileriyle paylaşacağız.

Burada bir hazırlık daha yaptık. Bizim biliyorsunuz sandıklarda görevli olarak 196 bin sandık görevlimiz var. Bu 196 binin önemli bir kısmını güncelledik. 186 bininin tekrar görev yapacak şekilde iletişime geçildi. Görevlendirmeler yapıldı. Bunlar içerisinde de 106 bin sandık görevlisi kendi sandık saha bölge içerisinde görevlendirilen arkadaşlarla birlikte aktif bir şekilde saha çalışmasına katılacak ve bunun bir sonraki seçime kadar sürmesini hedefliyoruz. Yani Cumhuriyet Halk Partisi yüz binlerce görevlisiyle birlikte 81 ilde bir dahaki seçim ortamına kadar ki biz bir an evvel seçimin gelmesi için de gerekli çalışmaya, çabayı sergilemeye devam edeceğiz. Orada sandık görevlilerimizle birlikte, parti yetkilerimizle birlikte emanetin asıl sahibine gerçekleri anlatacağız. Türkiye'nin sorunlarını ve biliyorsunuz biz Türkiye'nin çözümüne ilişkin de ciddi hazırlık içerisindeyiz. Türkiye'nin problemleri nasıl çözülür? Her başlıkta oluşturduğumuz politika kurulları var. Yenilenen parti programımız var. Bu kapsamda da ülkenin sorunlarına nasıl Cumhuriyet Halk Partisi çözüm getirir, neler vaat eder. Bunları da yurttaşlarımızla açık bir şekilde paylaşacağız.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak asla durmayacağız, asla pes etmeyeceğiz, asla boyun eğmeyeceğiz. Elbette bu yolda belki de bedel ödeyenler olacak bundan önce olduğu gibi. Partimize yönelik farklı saldırılarda olabilir ama tüm bunlar karşısında cesaretle adalet için çalışmaya devam edeceğiz.

“ZORLA BAĞIŞ” İFTİRASINA RAKAMLARLA YANIT

Kıymetli arkadaşlar, bakın bizim karşılaştığımız, arkadaşlarımızın karşılaştığı suçlamalardan biri ne dediğimizde efendim bize zorla bağış yaptırdılar. Belediye yönelik zorla bağış yaptırdılar. Biz de burada baktık rakamlarla ve Sayıştay denetim raporlarına göre 2024 yılına baktığımız zaman en fazla bağış alan belediyeler hangileri bütçe gelirine oranla? Birinci sırada Malatya Büyükşehir Belediyesi bütçe gelirine oranla yüzde 20,52. Sonra Ordu Büyükşehir Belediyesi yüzde 7,6. Hatay yüzde 4,7. Öylesine bir ortam içerisindeyiz ki böyle bir dönemde insanların bizim yönettiğimiz belediyelere bağış yapmaya dair çekindiği bir dönem. Buna karşın Ankara Belediyesi'ne bağış oranı nedir? Yüzde 003. İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yüzde 001. Öyle ya yani… Diğer belediyelerimizde de durum bundan daha farklı değil. Hani zorla bağış yapıldığı iddiası, suçlama ve bunun üstüne de şöyle bir algı da yayılmaya çalışılıyor. Efendim yargı sanki tarafsız, bağımsız herkese eşit muamele yapılıyor.

İDDİANAMESİZ TUTUKLULUKLARA TEPKİ

Efendim işte Adalet ve Kalkınma Partili belediyelere de yönelik soruşturma izinleri veriliyor. Geçtiğimiz gün İçişleri Bakanı da bu yönde bir açıklama yapmıştı. Buradan bir kez daha soralım. Sabahın köründe 4’te, 5'te evi basılan, koluna polis giren, dört gün gözaltında tutulan, iddianamesiz içeride bir yıldan daha fazla yatan hangi Adalet ve Kalkınma Partili belediye başkanı var? Tek bir tane var mı? Mesela bizim Büyükçekmece belediye başkanımız 7. dönemdir belediye başkanı. 35 yıldır halkın oyunu alıyor, desteğini alıyor. Bugün bir seçim olsa yine farkla kazanır. Niye? Belediyeciliği doğru yapıyor. Bir yıl oldu hakkında iddianame yok. Cezaevinde tutuluyor. Partimizin gençlik kollarında yetişmiş, ilçe başkanlığı yapmış, Gaziosmanpaşa gibi partimizin geleneksel olarak daha geride olduğu bir yerde belediye başkanlığı seçimini kazanmış. Hiçbir mal varlığı yok. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe'de bir yıldan fazladır cezaevinde hakkında daha iddianame yok. Bunları böyle arttırabiliriz. Burada bir eşitlik yok. Bir adalet yok. Bir siyasi hedefin olduğu çok açık.

MADEN TALANI VE EMEK SÖMÜRÜSÜ

Kıymetli arkadaşlar, değerli yurttaşlarımız, biz bütün bu mücadelelerle birlikte vatandaşın sorunlarını da bu ülkenin gençlerinin, çocuklarının yaşadığı problemleri, emekçilerin yaşadığı problemleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Bakın bugün bir taraftan yeni maden sahaları açılıyor. Rakamlara baktığımız zaman çok büyük rakamlar. Yani tarım arazisi olup bu alanda kullanılması gereken yüz ölçümüne göre Kilis kadar bir alan yeni maden sahası olarak açıldı. Toplam açılan maden sahaları. Açılması kararlaştırılan maden sahalarına baktığımız ise toplam rakamı tam şöyle söyleyeyim size. Yaklaşık bütün bu alana baktığımız zaman 230 bin futbol sahası büyüklüğünde bir alana denk geliyor. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün daha 2 ay önce açıkladığı rakam. Şimdi ülkemizin doğasının tahribatı, tarımının, üretiminin bozulması bir tarafa. Bir de buralarda yaşanan emek sömürüsü var. Günlerdir Ankara'da madenciler ki maaşlarını sorduk. Bakın bugün asgari ücret ne kadar? Asgari ücretin en fazla iki katına kadar maaş alıyorlar. Aldıkları maaşlar böyle ve ciddi yaşam riski barındıran bir meslek madencilik. Ve bu insanlar aile geçindirmek, çocuk okutmak durumunda. Bunlara uygulanan, maaşlarını alamayan, kıdemlerini, ihbar tazminatlarını alamayan bu emekçi kardeşlerimize yönelik ne var iktidarın çözümü? Gaz var, su var, cop var ve orada madenciler bu eziyeti çekmeye devam ediyor. Bu eziyetin sebebiyeti ilgili şirketi araştırdığımızda arkasında daha büyük kötülük çıkıyor esasında. Bakın 2016 yılında TMSF'nin yönetimine geçmiş bir maden şirketi. 2022 yılına kadar Yıldızlar SS Holding bünyesinde devredilmiş bir maden ocağı var. Bu maden ocağında çalışan emekçiler bahsettiğimiz gibi haklarını alamıyorlar. Peki, burada Çalışma Bakanlığı bir açıklama yapıyor 24 Nisan'da. Diyor ki işçi alacaklarının 36 milyonluk kısmı yatırıldı. Kalan kısım da taahhüt edildi. Yani hemen bakıyorsunuz madenciyi kayıran bir açıklama. Peşine insanlar yatışmayınca efendim 3 yıldır ücretler düzenli ödenmediği tespit edildi. 23 milyonu aşan idari para cezasına karar verdik. Burada şu soru sorulmaz mı? Yani bu işçilerin bağırması, çağırması, yürümesi, isyan etmesi mi lazımdı sizin bu denet denetlemeleri yapmanız, bu cezaları kesmeniz için? Madem bunlar 3 yıldır düzenli ödeme yapmıyor, niye sen Çalışma Bakanlığı olarak bu ihmali gerçekleştirdin? Buradaki eksikliğin altında imza attın. 2022 yılına kadar TMSF yönetiminde şirket. Sonra TMSF yani bu iktidar döneminde bir yönüyle servet transferinin adresi olan TMSF. Zamanında sadece bankacılık suçlarından kaynaklı mal varlıkları ile ilgili işlem yapmakla yükümlü TMSF yetkisi genişletildi, genişletildi ve servet transferinin aracı haline geldi. Bakın ne kadara satılmış. Doruk madencilik satış bedeli 3 milyar 155 milyon TL. 3 milyar 155 milyon. Esasında 3 milyar 153 milyon 895 bin 310 TL'lik kısmı rehin ipotek alacaklarına istinaden mahsup edilmiş. Yani böylesine bir şirketi alan firma 2 milyon bile vermemiş. Şirketi vermişler istediği firmaya. Burada böylesine büyük rakamların döndüğü bir yerde işçi alacaklarına yönelik bir düzenleme yapılmış mı? Yapılmamış. Bunların alacağının temini konusunda bir işlem yapılmış mı? Yapılmamış. Burada tabii Enerji Bakanlığı'na da sizlerin aracıyla şunu sormamız lazım. Burası çünkü sıradan bir ticari işletme değil. Stratejik önemi olan bir alan. 2022 yılındaki devirde Enerji Bakanlığı'nın bilgisi, görüşü, onayı var mıdır? Varsa hangi yönde açıklamıştır? Buranın maden ruhsatı, işletme izinleri, üretim yükümlülükleri ve teknik şartlar bakımından yeterli denetimler yapılmış mıdır? Hangi tarihlerde ne zaman yapılmıştır? Devir sonrasında üretim sürekliliğine ilişkin gecikmeler tespit edilmiş midir? İşletme izni, ruhsat devri gibi meseleler takip edilmiş midir? Bu sadece bir şirket devri meselesi değildir. İşte bu düzen tam da budur arkadaşlar. Yani biraz sonra bahsedeceğiz. TMSF’ye geçen yine başka bir şirket, başka bir satıştan. TMSF bu ülkedeki insanların malına mülküne el koyma ve yandaşa transferi konusunda kullanılan bir aygıta dönmüştür. Bu konularda verilen soru önergelerine anayasa gereği sorduğumuz sorulara kaçamakla cevaplar verilmektedir.

Şimdi bu ülkedeki emekçinin, asgari ücretlinin, emeklinin aldıkları ücretlere bakın, dönen transferlere bakın ve bu ülkenin köylüsünün, çiftçisinin, yurttaşının ortak değeri olarak görülmeyen ne varsa her şeyin yerli yabancı işbirlikçilere peşkeş çekildiği bir dönemin içerisindeyiz.

TELE1 SATIŞI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE VURULAN DARBE

Kıymetli yurttaşlar, bakın masumiyet karinesi değil mi? Hukukçulara sorsanız meclisteki Cumhur İttifakına mensup hukukçulara hemen derler evet masumiyet karinesi. Tele1'in satışı 28 milyona satışı söz konusu. Tele1'in satışı ile ilgili Merdan Yanardağ Genel Yayın Yönetmeni oranın sahibi bile değil ama sahibi olsa ne olur ya? Ortada bir mahkumiyet kararı var mı? Tele1 ile casusluk arasında nasıl bir illiyet bağı var? Tele1 hangi konuda bu faaliyette casusluk suçlamasında kullanılmış? Hoş diyeceksiniz ki casusluk suçlaması ile ilgili hangi delil var? O da boş. O da bomboş. Yani medya özgürlüğüne vurulan bir başka darbedir o. Yetmemiştir ortada bir mahkeme kararı yokken de çok düşük bedellerle hani kime göre, neye göre tespit edilmiş, oldukça izlenen bir televizyonun satışı söz konusudur. İfade özgürlüğüne, ülkedeki çoğulculuğa vurulan bir büyük darbe dağıdır bu. Bu keyfiliktir. Bu hukuk devleti değildir. Kurumsal işleyen hukuk mekanizmasının içerisinde mahkum olmamış, draha ilk derece mahkemesinde duruşma görmemiş, istinafa gitmemiş. Yargıtay’a gitmemiş, mahkemece bir karar verilmemiş bir olayla ilgili telafisi imkansız zararlara sebebiyet verilmektedir.

ENERJİ ENFLASYONUNDA TÜRKİYE GERÇEĞİ

Bakın kıymetli yurttaşlarımız, hep diyoruz başını düzeltmezseniz yani hukuk devleti ilkesini ortadan kaldırırsanız, anayasayı dinlemezseniz ülkedeki tüm dengeler bozulur. Üretimde olmaz, güvende olmaz. Üretimi olmadığı için de her şeyin arttığı, enflasyonun arttığı, güvensizlik ortamında iyi yatırımcının Türkiye'den kaçtığı bir dönem ortaya çıkar. Bugün enerji enflasyonunda Türkiye çok kötü bir noktada kıymetli yurttaşlar ve bütün rakamları bu etkiliyor. Şimdi biz bunları söylediğimizde bir süredir hep işte Rusya - Ukrayna arasındaki savaştan bahseder, bunu gerekçelendirirlerdi. Şimdi İran - Amerika savaşını gerekçelendiriyorlar. Sanki bu savaşlardan tek etkilenen dünyadaki 196 devlet içerisindeki tek ülke bizmişiz gibi. Bakın OECD ülkeleri ortalamasında enerji enflasyon verilerine baktığımızda yüzde 0,6 gibi bir rakamla negatif yönde ilerliyor. Bizde ise ciddi bir artış var. Ocak ayında yüzde 7,4, Şubat ayında yüzde 26. Yani bizim rakamlar verelim. Mesela Hollanda'da enerji enflasyonu yüzde 0, Almanya'da yüzde eksi yüzde 1,9. Fransa'da eksi 2,8. İspanya'da eksi 3. Japonya'da eksi 9. Bakın bu ülkelerde de petrol çıkmıyor, doğalgaz çıkmıyor. Bizim gibi petrol, doğalgaz çıkartan ülkelere bu kadar yakın da değiller. Ve böyle bir ortam ortaya çıkıyor. Ve geçen seneye, bir önceki senelere göre kıyasladığımızda da bakın 2023 yılında faize aktarılan kamu kaynağı toplam harcamaları içindeki payı yüzde 10'du. Şimdi yüzde 20'ye çıktı. Yani ödenen her 100 liralık verginin 20'si daha baştan faize gidiyor. Böyle bir ekonomik durumun refah getirmesine imkan yok. Bugün bu ülkedeki çocukların korunmasına yönelik harcanması gereken rakamlarda sadece ilk 3 ayda yalnızca binde üç düzeyine düştüğünü görüyorsunuz. Binde üç. Yoksullukla mücadele için ayrılan bütçenin sürekli binde üçlü rakamlara, ikili rakamlara düştüğünü görüyorsunuz. Yine bölgesel kalkınma için ayrılan rakamlarda düşüş görüyorsunuz. Kırsal kalkınma için, ARGE için ayrılan rakamlarda düşüş görüyorsunuz. Haliyle de bu ülkedeki yoksulluk sınırı, açlık sınırı artıyor. Maaş dengesi de aynı kaldıkça vatandaşımız da bu zor günlerde büyük acılar yaşıyor. Gıda enflasyonunu hemen mesela dinlediğinizde savaş yüzünden derler. Savaşın muhatabı İran'daki gıda enflasyonu bizden düşük arkadaşlar. Biz iç savaşı olan Sudan'ın gıda enflasyonunda gerisindeyiz. Tarih Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını kendi yurdunu çölleştiren, tarımını bitiren, ekonomisini yok eden, vatandaşını aç bırakan, köprüsünü, otoyolunu, değerli şirketlerini yabancıya peşkeş çeken bir iktidar olarak hatırlayacak.

“HALKIN İKTİDARINI HEP BİRLİKTE KURACAĞIZ”

Kıymetli arkadaşlar, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak sağduyulu bir şekilde ortak akılla, dayanışmayla, yol arkadaşlığı duygularıyla haritamızı belirledik. Çalışmaya devam edeceğiz. Bizim açımızdan bu saldırılar çeliğe verilen su etkisi yapacaktır. Biz daha da güçleneceğiz. Biz partimizin kurucusu, ülkemizin kurucusu Büyük Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün bize emanet ettiği cumhuriyeti ikinci yüzyılında hak ettiği noktaya getireceğiz ve gelecek açısından bu ülkenin çocukları, gençleri, bu ülkenin insanları bu ülkede huzur içinde, mutlu ve refah içerisinde yaşayacaktır. Bunu sağlamak için de her türlü çalışmayı yapacağız. İlk seçimde de inşallah halkın iktidarını hep birlikte kuracağız.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Eğer varsa sorularınızı alabiliriz. Buyurun.

Soru- Sayın Emre, yol haritanızda tüm partilerin ittifak içerisinde olması önemli dediniz. Bu anlamda Mansur Yavaş'ın Cumartesi günü bir önerisi vardı. Tüm muhalefet ortak miting yaparak bir hukuka davet yapmalı demişti. Böyle bir öneri gündeme getirmişti. Parti Meclisinde bu ortak miting önerisi gündeme geldi mi ve bu doğrultuda bir karar alındı mı?

Zeynel Emre- Evet, bunu konuştuk. Bazı başlıklarda yapacağımız organizasyonlarda bu ülkedeki tüm partileri, muhalif partilerin bir arada durması önemli, bir araya gelmesi önemli ve ortaklaşılan konularda bir arada açıklama yapması önemli. Bu konuda bir çalışmamız olacak. Dediğim gibi yetkilendirdiğimiz daha önceki bu konuda Genel Başkan Yardımcılığı vardı. Bunu özellikle oluşturduk son kurultayımız sonrasında. Bu yönde evet çalışmalar olacak.

Soru- Efendim benim de bir sorum olacak. Cumartesi günü düzenlenen belediye başkanları toplantısı ile ilgili bazı iddialar gündeme geldi. İlk olarak Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar arasında Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı ile ilgili bir tartışma yaşandığı iddia edildi. Bir de CHP lideri Özel’in tutuksuz yargılama yoksa masada neden oturalım ifadelerini yine aynı toplantıda kullandığı iddia edildi. Neler söylersiniz?

Zeynel Emre- Şimdi arkadaşlar, bizim tabii yaşadığımız en büyük problemlerden biri de hani sürekli bir dezenformasyon var. Sürekli yalan haber var. Yalan haber pompalanıyor ve bakıyorsunuz televizyon programlarında bunlar tartışılıyor. Yani bizim partimizde hani beşeri ilişki anlamında Mersin Büyükşehir'le Adana Büyükşehir Belediye Başkanımızı kime sorsanız kardeş gibi derler. Yani en yakın beşeri ilişkide olan kimselerdir. Ve o toplantı bahsedilen toplantı boyunca da yan yana oturdular. Tek bir tartışma yok. Tek bir ses yükseltmesi yok. Yani bu kadar yalanı nasıl söylüyorlar hakikaten insan şaşırıyor ve Türkiye'nin de sanki böyle bir problemi yokmuş gibi saatlerce bunu televizyon programlarında konuşuyorlar. Yani külliyen yalan. Neresini düzelteceğiz? Toplantıdan sızan bilgilere göre, toplantıda olan şeye göre. Ya bu partinin Grup Başkanvekilleri var. Mecliste bir şey olduğunda anlatıyorlar. Parti Sözcüsü var. Her yaptığımız toplantıdan sonra bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Genel Başkanımız ekran önünde sıklıkla duygularını olduğu gibi anlatıyor. Gerçekleri olduğu gibi anlatıyor. Yani ne hikmetse de hiç olmayan şeyler sanki varmış gibi konuşulup duruyor açıkçası. Yani bizi izleyip dinlemeye devam edin. Doğru bilgi ancak bu dönem böyle alınır diye düşünüyorum.

Soru- Sayın Emre, Ankara Ayaş Kaymakamı Muharrem Eligül, Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ve diğer arkadaşlar için ‘Seni unuttuk sanma. Türkiye Büyük Millet Meclisinde de seni ve senin gibi gibilerin hadsizliğini konuşacağız bu hafta’ ifadelerini kullandı. Aynı zamanda bu Kaymakam Muharrem Eligül’ün 2014 seçimlerinde AK Parti Etimesgut belediye başkan adayı olduğu belirlendi. Bu kaymakam hakkında ne düşünüyorsunuz? Ne yapmayı planlıyorsunuz? Teşekkür ederim.

Zeynel Emre- Şimdi o kaymakamın onun üstüne yaptığı bir açıklama paylaşım daha var. Gördüm ben onu da gördüm. Hakikaten yani liyakat nasıl ayaklar altına alınır? Partizanlık nasıl egemen kılınır? Bir yerde bir kamu yöneticisi yanlış yaptığında nasıl dini ifadelerle onu perdelemeye çalışır? İçinde bulunduğumuz düzen içerisinde çürümenin ibretlik hallerinden biridir. Böyle bir kaymakam, mülki idare amiri, ilçenin en üst düzeydeki mülki idare amiri o ilçede yaşayan yurttaşlara tarafsız bir şekilde, eşit bir şekilde, anayasanın 10. maddesinde yazdığı şekliyle yönetmesi, davranması gereken bir kişi nasıl o koltukta oturacak? İnsanların nasıl ona inancı olacak? Devlet adabı denen bir şey vardır. Bir ilin milletvekili bir kaymakamın devlet protokolünde önündeki büyüğüdür. Devlet büyüğüdür. Yani siyaset siyasetçilerin işidir. Devletin atanan valisi, kaymakamı, savcısı esasında herkese eşit mesafede aynı saygı, sevgi içerisinde bulunması lazım. Aynı ifadeyi ben hep toplantılarda dikkat ederseniz ikili hukuktan bahsediyorum. Türkiye'nin büyük problemidir bu ikili hukuk sistemi. Aynı ifadeyi Cumhur İttifakı'na mensup bir milletvekilline karşı kullanabilir mi? Bu milletin egemenliğine hep diyoruz ya saygı duyulmuyor. Milli iradeye saygı duyulmuyor. Meclise saygı duyulmuyor. Bu sadece bizim problemimiz değil. Böyle görürsek hata yaparız. İşte bu ülkenin kurumları böyle böyle yozlaşıyor. Böyle böyle erozyona uğruyor. Yani buna en üst perdeden başta Meclis Başkanı olmak üzere diğer partiler de tepki göstermesi lazım ve bu kaymakamın o görevde kalmaması lazım. Bu konuda arkadaşlarımız süreci takip ediyor. Bu konunun unutulacak bir tarafı yoktur. Belli ki o yetkinliğe sahip biri değildir. Yani orada baştan atanması, gelmesi baştan yanlış. Görünen odur.

Soru- Bugün Parti Meclisinde bir de bağışlanma talepleri de vardı galiba. Kaç kişiyi görüşüldü, kaç kişi affedildi acaba? Karar verildi mi?

Zeynel Emre- Şöyle söyleyeyim. Yani tam rakam olarak 30 civarında. Geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Bizim tüzüğümüz gereği bağışlanma talebi der o ve dosyaları görüşülmüş. Eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa biz o bağışlanma taleplerini genel itibariyle kabul ediyoruz bir süre sonra. Bir şans daha veriyoruz yani. Dolayısıyla 30 civarında bu yönde bir düzenleme oldu.

Bir de deminki soruda şey eksik kaldı zannediyorum. Yani masayla ilgili hani çıkan haberler var. Bu sanki bazı yerlerde işte bugün bir gazetenin de internet sitesinde çıkmıştı. Efendim sanki mecliste kurulan işte Milli Birlik Kardeşlik Komisyonu ile ilgili ya da oradaki süreçlerle alakalı bir Cumhuriyet Halk Partisi'nin yeni bir yaklaşımı mı olacak diye. Tabii o komisyon çalışmasını tamamladı ve bir rapor çıkarttı. O raporun altına imza attı partiler ve o raporda bizim düşüncelerimizin de altına yani bizim ısrarla dile getirdiğimiz düşüncelerin altına hem iktidar partisi mensupları ve herkes imza attı. Ne var orada? Özellikle 6’ıncı, 7’inci maddelerde Anayasa Mahkemesinin bağlayıcılığı, AİHM kararlarının bağlayıcılığı, tutuksuz yargılamanın esas oluşu, kayım uygulamasının kaldırılması. Yani bunların biz takipçisi olacağız esasında. Yani hep birlikte takip edelim. İnsanların karşısına geçip biz bunları yapacağız diye imza atıyorsunuz. Aylarca toplantılar yapıyorsunuz. Sonra da orada altına imza attığınızın tam tersi istikamette çalışmaya devam ediyorsunuz. Biz sorumluluk bilinciyle hareket eden bir partiyiz. Kendi yaşadığımız sıkıntıları evet bunları paylaşıyoruz. Haksızlıkları paylaşıyoruz ama içinde bulunduğumuz coğrafyada bir tarafta İran'da yaşananlar, Suriye'deki gelişmeler, ülkemizdeki bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı tüm yurttaşlarımızın bir ve eşit yurttaş olduğunun bilinmesi, hissedilmesi bizim açımızdan önemli ve bu ülkedeki tüm etnik kimlikler Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Arap’ıyla huzur içinde yaşaması bizim için önemli. Bu nedenle de sınırımızdaki gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Biz o komisyonda görev alırken de hep dedik yani milletimizin barışı, huzuru, kardeşliği bizim açımızdan çok önemlidir. Ama üzülerek ifade ediyorum. Keşke böyle söylemek durumunda kalmasak ama sürekli iktidar tarafından bir ikircikli yaklaşım, bir ikiyüzlü yaklaşım bunlarla karşılaşıyoruz. Söylediğiyle yaptığı arasında uçurum sürekli açılıyor maalesef.

Peki, teşekkür ederiz.