05.08.2026

CHP Sözcüsü Müslim Sarı: "Çerçeve Yasaya CHP Olarak İmza Attık"

Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Müslim Sarı:

- “TÜİK'in açıkladığı da bir rakam, ENAG'ın açıkladığı da bir rakam; ama eninde sonunda insanlar çarşıya, pazara, markete gittiklerinde bir ay önce aldıklarını, bir sonraki ay aldıklarında ne kadar farklı aldıklarını görüyorlar. Yani Gerçek enflasyon, vatandaşın hissettiği enflasyon.”

- “Temmuz ayında mutlaka yani geçtiğimiz ay mutlaka asgari ücrette bir düzeltme yapılması gerekiyordu. Hakeza yine en düşük emekli aylıkları, memur maaşlarının da hükümetin verdiğinden çok daha yüksek miktarlarda zamlanması gerekmekteydi.”

- “Enflasyonu sadece 6 puan düşürebilmek için gelir dağılımını bozduk, borçlanma maliyetlerini arttırdık, daha az büyüdük, daha az istihdam yarattık, rezervlerimizi yaktık.”

- “Sadece talebi kısarak enflasyonla mücadele etmek mümkün değildir. Biz üretim odaklı ve üretim eksenli yeni bir ekonomik modele geçmediğimiz sürece enflasyonu kontrol edemeyiz, böyle palyatif çözümlerle gitmeye çalışırız.”

- “Çerçeve yasaya CHP olarak imza attık. Elbette bu bir son değildir; bu milli birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi perçinleyecek bir metindir. Ancak bununla sona ermemiştir; süreç uzundur, ekonomik açıdan, kalkınma politikaları bakımından, kültürel açıdan daha tartışılması gereken, yapılması gereken şeyler vardır.”

- “Eylül ayının başında tam tarihli bir kongre takvimini ilan edeceğiz.”

- “8 ilimize il başkanı atadık. Ardahan için Temel Avşar, Çankırı için Kamil Akdoğan, Erzincan için Şevki Akta, Kahramanmaraş için Esat Şengül, Karabük için Burak Onur Gündüz, Kırklareli için Özgür Kaya, Kilis için Mustafa Curatoğlu ve Kocaeli için de Selman Yıldırım’ı görevlendirdik. İstanbul ilimizde de 22 ilçede görevlendirmeler yapıldı.”

- “Gençlik Kolları Başkanımız olarak Berfin Karan’ı MYK'sı ile beraber atadık. Gençlik Kollarımız, hızlı bir biçimde kendi kongrelerini hazırlamak üzere Türkiye çapında örgütlenme sürecini başlatıyorlar ve peyderpey illerde örgütlenerek süreci devam ettirecekler.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Müslim Sarı, Genel Merkez'de gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın mensuplarının karşısına çıktı. Ülke gündemindeki ekonomik gelişmeler, enflasyon rakamları, TBMM'ye sunulan çerçeve yasa teklifi ve parti içi kongre takvimine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Sarı, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. CHP Sözcüsü Sarı, şunları söyledi:

Sevgili basın mensupları, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Yine bugün 15.30 olarak duyurduğumuz basın toplantısını maalesef yarım saat gecikmeli olarak gerçekleştiriyoruz. Her şey bazen planladığımız gibi olmuyor. Kısa da olsa bu gecikmeden dolayı özür dilerim.

Yine MYK'mızın gündeminde bugün hem ülkenin hem de partinin gündemine dair konular vardı. 12'de başlayan MYK'mız yaklaşık 3,5-4 saat kadar uzunca devam etti. Öncelikle şunu söylemek gerekir ki bu salı günü gerçekleştirdiğimiz TBMM Grup Toplantısında hepimizi sevindiren oldukça coşkulu, heyecanlı bir toplantı oldu. Bu toplantıya özellikle Türkiye'nin her yerinden gelen kadın arkadaşlarımızın çok büyük katkısı oldu. Ben Kadın Kolları Başkanımızı aynı zamanda Gençlik Kolları Başkanımızı -ki onun yönetimini de bugün atadık- ve emeği geçen bütün arkadaşlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Hepsini saygıyla selamlıyorum. Grup toplantımızdaki heyecanın, önümüzdeki dönem Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşüne dönük heyecanının önemli bir göstergesi ve işareti olduğunu değerlendiriyoruz. Bunu da yine MYK'mızda gündeme getirdik, konuştuk. Ülkenin gündemine dair, yani hem siyasi konularda hem iktisadi konularda önemli konu başlıkları vardı bugün MYK'nın gündeminde.

“GERÇEK ENFLASYON, VATANDAŞIN HİSSETTİĞİ ENFLASYON”

Bildiğiniz üzere biz her MYK'da, o haftanın ekonomik gelişmelerini uzun uzadıya tartışarak özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nin ekonomi politikasının ipuçlarını sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz. Bu çerçevede biliyorsunuz bu hafta enflasyon rakamları açıklandı. Enflasyon rakamları yine TÜİK’e bakarsak Temmuz itibarıyla yüzde 31.75'e ulaşmış bulunuyor ancak daha bağımsız kuruluşların ya da başka birtakım kuruluşların yapmış olduğu araştırmalar bu rakamları teyit etmiyor. Biliyorsunuz ENAG bu rakamı yüzde 50 olarak açıkladı. Gerçek enflasyon ise vatandaşın hissettiği enflasyon. Yani bunların hepsi birer rakam. TÜİK'in açıkladığı da bir rakam, ENAG'ın açıkladığı da bir rakam; ama eninde sonunda insanlar çarşıya, pazara, markete gittiklerinde bir ay önce aldıklarını, bir sonraki ay aldıklarında ne kadar farklı aldıklarını görüyorlar. Yani onların enflasyonu ne kadar hissettikleri önemli. Dolayısıyla enflasyonun en doğru ölçümü vatandaşın hissiyatı ile ilgilidir. Bu rakamlar çok fazla bir şey ifade etmez. Bizler de gözlemlerimizle aslında piyasadaki enflasyonun rakamlara yansıyan enflasyondan çok daha yüksek olduğunu biliyoruz, izliyoruz.

“ASGARİ ÜCRETE ARA ZAM YAPILMASI BİR ZORUNLULUKTUR”

Bu rakamları doğru kabul etsek bile ücretlerde daha yıl başından bu yana mesela asgari ücrette TÜİK'in açıkladığı rakamları doğru kabul etmiş olsak bile yaklaşık 6 bin lira civarında bir erime var. Dolayısıyla dar gelirliye, sabit gelirliye mutlaka ve mutlaka ara zam yapılması bir zorunluluktur. Asgari ücreti revize etmek için yıl sonunu beklemeye gerek yoktur. Temmuz ayında mutlaka yani geçtiğimiz ay mutlaka asgari ücrette bir düzeltme yapılması gerekiyordu. Hakeza yine en düşük emekli aylıkları, memur maaşlarının da hükümetin verdiğinden çok daha yüksek miktarlarda zamlanması gerekmekteydi. Bunu daha önceki basın toplantılarımızda da biz söyledik.

“37 AYLIK DEZENFLASYON POLİTİKASININ BEDELİ AĞIR OLDU”

Şimdi yalnız bu enflasyon rakamlarına baktığımızda bir başka gerçeği daha görüyoruz. O gerçek de şu: Türkiye'de, Mehmet Şimşek göreve geldiğinden bu yana 37 aydır bir dezenflasyon politikası uygulanıyor. Yani talebi kısarak enflasyonla mücadele etmeyi merkezine alan bir program uygulanıyor 37 aydır. Ve 37 aydır Sayın Bakan Mehmet Şimşek her televizyon programına çıktığında; ne kadar başarılı bir iktisat politikası uyguladığını, enflasyonu düşürmek için bu dezenflasyon politikasında, programında ne kadar ileri gittiğimizi bize anlatıyor.

Ancak gerçek şu: 37 ay boyunca enflasyondaki düşüş o da bu rakamları doğru kabul edersek sadece 6.46 puan. Yani Sayın Bakan, bakan olduktan sonra yüzde 38.21 olarak aldığı enflasyonu, 37 ay sonra 31.75'e indirebilmiş. Sadece 6 puan, 37 ayda sadece 6 puanlık bir enflasyon düzelmesi söz konusu. Ancak bu 6 puanın bedeli var. Bildiğiniz üzere iktisatta hiçbir şey bedelsiz değil. Hiçbir şey karşılıksız değil. Alternatif maliyet diye bir şey var. Yani bir karar alırsınız, bu kararın artıları olur, eksileri olur. Bir karar alırsınız bir şeyden vazgeçersiniz. Vazgeçtiklerinizdir aslında bu işin maliyeti.

“ENFLASYONU SADECE 6 PUAN DÜŞÜREBİLMEK İÇİN GELİR DAĞILIMINI BOZDUK, REZERVLERİMİZİ YAKTIK”

Şimdi biz enflasyonu 37 ayda sadece 6 puan düşürebilmek için ne yapmışız?

Faizleri yüksek tutmuşuz. Niye? Talebi kısmak için. Faizleri yüksek tutunca borçlanma maliyetini arttırmışız. Yani hazine borçlanıyor sürekli. Yüksek faizlerle daha yüksek maliyetlerden borçlanıyor. Yine aynı şekilde faizi yüksek tuttuğumuz için büyümeden feragat etmişiz. Yani insanlar yatırım yapmak için kredi piyasasına başvurduğunda daha yüksek faizlerle karşılaşmış ya da vatandaşlar tüketmek için kredi kartlarına yüklendiklerinde daha yüksek faizlerle karşılaşmışlar. Bunun sonucu olarak Türkiye büyüme potansiyelinin altında büyümelerle karşılaşmış. Bu dönemde Türkiye gibi genç bir ülkede, demografik fırsat penceresi açık olan bir ülkede ekonominin en az yüzde 56 büyüyebiliyor olması gerekir. Biz yüzde 3'lere, 3.5'lara sevinir olduk. Neden? Çünkü faiz oranları çok yüksek. Dolayısıyla biz aslında faiz oranlarını yüksek tutarak büyümeden fedakârlık etmiş olduk. Bunun sonucu olarak da istihdam istediğimiz ölçüde artmadı, işsizlik azalmadı. Bunu da yine geçen haftaki toplantımızda burada sizlerle paylaşmıştık.

Bu arada daha önemli bir şey oldu. Gelir dağılımı daha da bozuldu. Çünkü faize duyarlı olan kesimler; yani mevduatları olan, paraları olan, birikimlerini yapmış ‘tuzu kuru’ dediğimiz kesimler daha yüksek faizlerle daha yüksek gelirler elde ettiler. Ancak paraları olmayan, yani paralarını bankalarda tutamayacak olan kesimler de daha da fakirleşti. Biz bunu aslında enflasyon rakamlarında, para politikasının etkinliğinde de gördük. Dolayısıyla gelir dağılımı daha da bozuldu.

Başka bir şey daha oldu bu dönemde… Rezervlerimiz eridi, rezerv harcadık. Neden Merkez Bankası rezerv harcıyor? Döviz kurunu belirli bir seviyede tutmak için. Peki neden döviz kurunu belirli bir seviyede tutuyoruz? Döviz kuruyla fiyatlar arasında çok güçlü bir geçişkenlik ilişkisi olduğu için. Ve biz fiyatlar genel seviyesini, yani enflasyonu aşağıda tutmak için döviz kurlarını da gerçekçi olmayan seviyelerde tutmak zorunda kaldık. Bunu sağlamak için de döviz harcadık Merkez Bankası olarak. Sonuçta sadece 6 puan enflasyonu düşürebilmek için gelir dağılımını bozduk, borçlanma maliyetlerini arttırdık, daha az büyüdük, daha az istihdam yarattık, rezervlerimizi yaktık ve gelir dağılımı da giderek bozuldu. Ne için? Sadece 6 puan enflasyonu düşürebilmek için. O da bu rakamlar ne kadar doğru tartışılır. Dolayısıyla Türkiye'de şu an arkadaşlar bir dezenflasyon programı yoktur. Uygulanan program bir dezenflasyon politikasını önümüze koymuyor. Şimdi biz bunu söylediğimizde Sayın Mehmet Şimşek şöyle açıklamalar yapacak: ‘İyi de ne yapalım? İç şoklar ve dış şoklar var. İşte İran savaşı var. Çok ciddi şok var. Dünyanın her yerinde savaş var…’ Arkadaşlar bakın, Ukrayna ile Rusya bir savaş halinde ve hem Rusya'daki enflasyon hem Ukrayna'daki enflasyon Türkiye'den düşük. Dolayısıyla bunlar çok büyük kırılganlıklardır. Türkiye ekonomisinin yanlış yönetildiğini göstermektedir. Sadece talebi kısarak enflasyonla mücadele etmek mümkün değildir. Biz üretim odaklı ve üretim eksenli yeni bir ekonomik modele geçmediğimiz sürece enflasyonu kontrol edemeyiz, böyle palyatif çözümlerle gitmeye çalışırız.

“SEÇİME KADAR BU MODELİN ENFLASYONU DÜŞÜRMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Şimdi önümüzde seçim var, dolayısıyla Türkiye kısa bir süre sonra yeniden seçim ekonomisi uygulayan bir ülke olacak yani seçim sathı mailine gireceğiz ve bu dönemde de bugüne kadar uyguladığımız daraltıcı para politikasından, daha doğrusu sıkı para politikasından vazgeçeceğiz. Ve ben buradan şunu ilan edebilirim ki ne kadar kısarsanız kısın ne yaparsanız yapın, bu modelle seçimlere kadar enflasyonu yüzde 20'nin, 25'in altına indirmeniz mümkün değildir. Dolayısıyla böyle bir ekonomik tabloyla karşı karşıyayız.

“ÇERÇEVE YASAYA CHP OLARAK İMZAMIZI ATTIK”

Onun dışında sayın basın mensupları bildiğiniz üzere bu haftanın en önemli gündem maddelerinden biri de çerçeve yasaydı. Terörsüz Türkiye süreci olarak halk arasında bilinen çerçeve yasa TBMM'ye sunulmuş bulunuyor, adı da bir hayli uzun: Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi. Bu teklife ilişkin yine MYK'mızda ayrıntılı değerlendirmelerde bulunuldu. Bu teklif kapsamında bir ön açıklama metni paylaşıldı basınla; Sayın Grup Başkanımızın, her iki Grup Başkan Vekilimizin ve Adalet Komisyonu Sözcümüz İnan Akgün Alp Bey'in imzalarıyla CHP bu metne de imza atmış oldu. Bildiğiniz üzere, terörsüz Türkiye sürecine esas teşkil eden sorun çok boyutlu bir sorun. CHP geleneği, önceki partileriyle beraber bu soruna en çok sahip çıkan ve bu mesele ile ilgili en cesur sözleri, en zor zamanlarda söylemiş bir partidir. Kısa bir hatırlatma yapacak olursak, 89 raporundan tutun da bugüne kadar gelen süreçte CHP'nin ve onun öncülleri, ardılları olan partilerin bu konuyla ilgili yaklaşımları açıktır, nettir, ortadadır. Hala bu rapor aşılabilmiş değildir Türkiye'de. Aradan geçen çok uzun yıllara rağmen hala bu 89 raporunun söyledikleri aşılabilmiş değildir. Bu konuyla ilgili Sayın Genel Başkanımızın bir basın toplantısı oldu. Bu basın toplantısında meseleyi hangi çerçevede gördüğümüze ilişkin yaklaşımlarını dile getirdiler. Bizler CHP olarak silahsızlanma ve örgütün silahsızlanmayla ilgili ve tasfiyesine ilişkin bütün süreçlerin teyit edilmesini bir şart olarak öne sürüyorduk. Aynı zamanda yasada da bu var. Yani bu yasa aslında şartlı bir yasadır. PKK, KCK ve uzantılarının silah bıraktıklarının teyit edilmesiyle beraber Milli Güvenlik Kuruluna sunulacak bir rapor ve oradan alınacak bir kararla sürecin başlayacağını söylemektedir. Dolayısıyla bizim kavramsal çerçevemize ve bu konuyla ilgili belirlediğimiz ilkelere de uygundur. Yine biz bu meseleyi sadece güvenlik ekseninde ve devletin bekası ekseninde görmek yerine ki elbette bu çok önemli. Çünkü biz hem Türkiye'ye vekil güçleri aracılığıyla önümüzdeki süreçte müdahale edilmesini engellemeye, hem de sadece Türkiye'de değil çevremizde komşularımız olan ülkelerdeki barış ve istikrarın sağlanması konusundaki hassasiyetimize ek olarak bu meseleye esas teşkil eden konunun, sadece bir güvenlik ekseninde görülmesi yerine aynı zamanda ekonomik sosyal boyutlarıyla ve sadece bölgeyle ilgili de değil Türkiye'deki bütün vatandaşların demokratik kazanımlarının artırılması çerçevesinde gördüğümüzü belirtelim. Bunu da yine Sayın Genel Başkanımız basın toplantımızda uzun uzun kamuoyuyla paylaşmıştı. Bu çerçevede şartlı olan ve süreli olan ve bir af getirmeyen, sadece infazı erteleyen ve her aşamasında parlamentonun etkin olduğu -ki bu da bizim önemli kriterlerimizden biri çünkü sürecin başlangıcı da parlamentoda oluşan bir komisyonla olmuştur- aynı zamanda sürecin izlenmesi için de yine parlamentonun içinde bir komisyonun kurulacağı bu metinde vardır. Dolayısıyla her yerde parlamentonun olduğu, parlamentoda temsil edilen parti gruplarının yer aldığı şeffaf, açık kamuoyu önünde bir sürecin takip edilmesi de bizim önceliklerimiz arasındaydı. Bu önceliklerimiz de bu taslakta karşılanmıştır. Dolayısıyla CHP olarak bunun altına imzamızı attığımızı belirtmek isteriz. Elbette bu bir son değildir; bu milli birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi perçinleyecek bir metindir. Ancak bununla sona ermemiştir; süreç uzundur, ekonomik açıdan, kalkınma politikaları bakımından, kültürel açıdan daha tartışılması gereken, yapılması gereken şeyler vardır. Bizler Türkiye'nin demokratikleşmesi, daha demokratik bir ülke olması adına CHP olarak bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi bir kere daha kayıt altına almak istiyoruz. Yasayla ilgili süreçler, tartışmalar yine önümüzdeki günlerde parlamento gündemine gelecek, tartışılacak ve CHP Grubumuz ve milletvekillerimiz bu konuyla ilgili düşüncelerini bu kez parlamento zemininde yeniden paylaşma fırsatı bulacaklar.

“EYLÜL BAŞINDA TAM TARİHLİ KONGRE TAKVİMİNİ İLAN EDECEĞİZ”

Onun dışında parti içine ilişkin meseleler konusunda da yine her hafta olduğu gibi değerlendirmelerde bulunduk. Bildiğiniz üzere bizler CHP'nin bir an önce kurultay sürecinin başlatılabilmesi için -ki kongreler süreci bunun önemli bir aşamasıdır, ilk aşamasıdır- azami çabayı sarf ediyoruz ve partiyi kongrelerin başlatılması ile ilgili kamuoyuyla paylaştığımız tarihte hazır hale getirebilmek için de örgütlerimize birtakım düzenlemeler yapıyoruz. Her hafta burada ben sizin karşınıza çıkarak il ve ilçelerde yapmış olduğumuz düzenlemeleri, almış olduğumuz kararları açıklıyorum. Bu çerçevede bizim amacımız, muradımız Ağustos ayının sonuna geldiğimiz zamana kadar geçen süre içinde partimizin kongreleri başlatabileceği olgunluğa örgütümüzü kavuşturmak. Bu çerçevede Eylül ayının başında belki önümüzdeki hafta içinde tam tarihi de verebiliriz. Çünkü aynı zamanda bu örgütsel düzenlemeler var. Bu düzenlemeleri tamamlayarak Eylül ayının başında tam tarihli bir kongre takvimini de ilan edeceğiz, yani Eylül ayının başında başlamak üzere kongreleri ilan edeceğiz.

“8 İLİMİZE İL BAŞKANI ATADIK”

Bu çerçevede örgütlerimizi hazır tutmak üzere yapmış olduğumuz değerlendirmelerde, 8 tane ilimize görevlendirme yaptık, il başkanı atadık. Bunları şimdi size sunmak isterim. Ardahan ili için boş bulunan ilimiz için Temel Avşar arkadaşımızı, Çankırı için Kamil Akdoğan arkadaşımızı, Erzincan için Şevki Akta arkadaşımızı, Kahramanmaraş için Esat Şengül arkadaşımızı, Karabük için Burak Onur Gündüz arkadaşımızı, Kırklareli için Özgür Kaya arkadaşımızı, Kilis için Mustafa Curatoğlu arkadaşımızı ve Kocaeli için de Selman Yıldırım arkadaşımızı görevlendirmiş bulunuyoruz. Dolayısıyla biz illerimizle ilgili süreci kahir ekseriyetle tamamlamış oluyoruz. Eksik bıraktığımız birkaç tane ilimiz var, o illerimizi önümüzdeki hafta yapacağımız değerlendirmelerle tamamlayacağız. İllerle ilgili bu süreç tamamlandıktan sonra; tamamlanan illerde zaten bir süreç yürüyor, ilçelerle ilgili değerlendirmeler yapılıyor, atadığımız il başkanlarıyla beraber onlar zaten peyderpey ilerliyor, onları da biz Ağustos sonu itibariyle tamamlamayı ve partimizin bütün örgütünü kongreleri yapabilir hale getirmeyi hedefliyoruz. Ve biz Eylül'ün başında kongre takvimini başlatacağız. Yani bundan yaklaşık 1,5 ay önce söylediğimiz tarihe uygun bir biçimde, kamuoyuna deklare ettiğimiz tarihe uygun bir biçimde bu konudaki programımız ilerliyor. Belki önümüzdeki hafta size tam olarak başlangıç gününü de söyleyebilir hale gelebileceğim.

“GENÇLİK KOLLARIMIZ VE İSTANBUL İLÇE ÖRGÜTLENMELERİ TAMAMLANIYOR”

Bunun dışında biliyorsunuz kadın kollarımızla ilgili bir değerlendirme yapmıştık. Kadın Kolları Genel Başkanımızı, MYK'mızı atamıştık. Türkiye'nin birçok illerinde bu örgütlenmeler tamamlandı. Yani 50'nin üzerinde ilde de kadın kollarımız örgütlenmelerini tamamladılar. Bugün aynı zamanda Gençlik Kolları Başkanımız Berfin Karan arkadaşımızı MYK'sı ile beraber atamış oluyoruz. Dolayısıyla Gençlik Kollarımız, hızlı bir biçimde kendi kongrelerini hazırlamak üzere Türkiye çapında örgütlenme sürecini başlatıyorlar ve peyderpey illerde örgütlenerek süreci devam ettirecekler. Yani CHP'nin örgütüyle örgütlenme süreciyle ilgili kurulları, kurumları işliyor ve yine kamuoyuna deklare ettiğimiz tarihler içinde o programa uygun olarak işliyor.

Bunun dışında arkadaşlar, İstanbul ilimizde 22 ilçemizde görevlendirmeler yapıldı. Bildiğiniz üzere İstanbul ilimizin 39 ilçesinin hemen hemen tamamında bir boşalma durumu söz konusuydu, bu ilçelerimizi biz harekete geçirmek üzere 22 ilçede değerlendirme yaptık ve bu ilçelerde de ilçe başkanlıkları düzeyinde atamış bulunuyoruz. Önümüzdeki hafta da kalan ilçelere ilişkin bir değerlendirme yapılarak İstanbul süreci de tamamlanmış olacak.

Benim sizlerle paylaşacağım MYK'nın gündemindeki hem Türkiye'ye hem de partimize dair değerlendirmelerimiz, kararlarımız bu şekildedir. Sorularınız varsa sorularınızı alayım.

Soru- Ankara Gölbaşı Belediye Başkanı ve İzmir Belediye Başkanı Cemil Tugay Bey’in 14 Ağustos'ta Ak Parti'ye geçeceği ile ilgili kamuoyunda söylemler var. Bu konuda nasıl bir değerlendirmede bulunursunuz?

Müslim Sarı- Şimdi çeşitli belediyelerimizle ilgili bu tür söylentiler var ama bu iki belediye ile ilgili CHP Genel Merkezine yansımış herhangi bir konu söz konusu değil. Ama bildiğiniz üzere CHP’den seçilmiş olan belediye başkanlarının önemli bir kısmı AKP'ye geçti geçtiğimiz dönemde. Bu konuyla ilgili düşüncelerimizi de burada ben daha önceki toplantılarda da paylaştım, kamuoyuyla da paylaştım. Bu zinhar doğru bir şey değildir, uygun bir şey değildir, etik olarak da doğru değildir, siyaseten de doğru değildir. Dolayısıyla belediye başkanlarımızın bir başka muhalefet partisi içinde yer almış olması ya da bağımsız olarak hareket ediyor olması kısmen anlaşılabilir bir şeydir, yani bununla ilgili birçok motivasyon söylenebilir ama siyasal çizgimizin karşısında birlikte mücadele ettiğimiz bir partiye geçişi hiçbir şekilde kabul etmemiz mümkün değil hangi motivasyonla olursa olsun. Biz bunun sorumluluğunu bu arada sadece bu belediye başkanı arkadaşlarımıza da yüklemiyoruz. Yani bu arkadaşlarımızın siyasal aidiyetleri zayıftı ya da bu arkadaşlarımızla ilgili yolsuzluk iddiaları vardı, işte AKP de bir şekilde bunları tehdit ediyordu o yüzden bu arkadaşlarımız buraya geçti de demiyoruz tamamen. Elbette bunlar olabilir, vardır. Ama aynı zamanda bu arkadaşlarımızı CHP’nin bir üyesi, bir belediye başkanı adayı yapan zihniyeti de bir öz eleştiri olarak burada hep beraber eleştirmemiz gerekiyor diye düşünüyoruz. Yani bu arkadaşların kabahati suçu var ama onları aday yapan arkadaşlarımızın hiç suçu ve kabahati yok mu? Hiç kimse bu sorumluluktan kaçamaz, herkes bu sorumlulukla hareket etmelidir. Dolayısıyla herkesin ortak sorumluluğundadır bu mesele. Dünya siyasal tarihinde de kuvvetli muhtemel olmamış bir şeydir. Yani bir muhalefet partisi belediyesinin iktidar partisi belediyesine geçişi bu kadar kitlesel, sayı olarak bu kadar çok olarak geçiş de asla kabul edilemez.

Soru- Efendim geçen hafta son MYK toplantısında, CHP içerisinde kalıp farklı partilere çalışmanın yanlış olduğunu belirtmiştiniz ve disiplin süreci işleteceğinizi belirtmiştiniz. Bu MYK'da bu gündeme geldi mi? Bir diğer sorum da İl Başkanları Toplantısının tarihi belli oldu mu? Teşekkür ederim.

Müslim Sarı- İl başkanları ile ilgili değerlendirmemizin sonuna geldiğimizi söylemiştim. Muhtemelen önümüzdeki hafta kalan illerimizle ilgili değerlendirmelerimizi tamamlayıp ondan sonraki hafta İl Başkanları Toplantımızı yapacağız diye düşünüyoruz. Yine CHP'nin içinde olan, o partinin kurumsal kimliğinin bir parçası olan, onun siyasetinin bir parçası gibi görünen arkadaşlarımızın başka bir siyasal partiye hizmet eder şekilde pozisyon alması hem ahlaki değildir hem siyaseten doğru değildir. Bunu söylemiştim. Biz bununla ilgili bir çalışma yürütüyoruz. Hem ilçelerde hem ilde hem de Genel Merkez boyutunda. Yani bu arkadaşlarımızın bir kısmı geçmişte genel merkez yöneticisiydi bildiğiniz üzere. Dolayısıyla onlarla biz genel merkez yöneticileri olarak ilgileniyoruz. Bu arkadaşlarımızın iş, eylem ve davranışları, paylaşımları, bu sosyal medya paylaşımları, başka siyasal partinin etkinliğinde yer alıp almadığına ilişkin paylaşımları, bunların hepsini inceliyoruz. Bir ekip kuruldu bununla ilgili. İller bazında da yine ilçeler bazında da daha alt düzeyde de bu tür çalışmalar yapılıyor. Bunlar olgunlaştıkça peyderpey disiplin süreçleri işleyecek.

Soru- Sayın Sarı, geçtiğimiz hafta CHP'den Yeni Parti'nin kuruluşu sonrası istifalara ilişkin bir rakam paylaşmıştınız 50o bin civarında diye. Elinizde daha güncel bir rakam var mıdır? İlk sorum bu. İkincisi de az önce İstanbul'da 22 ilçede daha görevlendirme yapıldığı söylendi. Bu görevlendirmeler yapılırken İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ile görüşüldü mü? Bir istişare oldu mu? Zira kendisiyle ilgili geçtiğimiz hafta onun durumu da Merkez Yönetim Kurulunda gündeme gelmişti. Nihai karar için de ilerleyen süreç işaret edilmişti. Neler söylersiniz?

Müslim Sarı- Şimdi birincisi istifalarla ilgili yeni bir rakam vermeyeceğim. Çünkü istifalar durmuş durumda. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nden yapılan istifalar daha önce vermiş olduğum rakam seviyesinde duruyor. Yani ekstra yeni, yani rakamsal bazda değerlendirebilecek yeni bir istifa yok. Şunu söyleyebilirim, yani bu istifalarla ilgili yine daha önce söylediğim gibi birkaç tane konuya vurgu yapabilirim, belki analizlerinizde faydalı olur. Birincisi istifalar durmuş durumdadır. İkincisi bu istifalar ağırlıklı olarak son iki yılda partiye üye olmuş olan arkadaşlarımızın bizlerle yollarının ayrılmasıdır. Üçüncü olarak bu istifaların ortalamalarını aldığımız zaman, yani Türkiye ortalamalarını aldığınız zaman bazı yerler Türkiye ortalamasının üzerindedir. Mesela İstanbul'daki istifalar Türkiye ortalamasının üzerindedir, bu da belki bir fikir verebilir size. Yine aynı şekilde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki istifalar da Türkiye ortalamasının çok çok altındadır, belki bu da size bir fikir verebilir ama rakamsal bazda istifalar çok yavaşlamış durumdadır. Yani sıfır demiyorum ama çok yavaşlamıştır. Yani anlamlı bir istatistik, fark oluşturacak bir istatistik şekilde istifa söz konusu değil. İstanbul meselesinde de bildiğiniz üzere biz İstanbul'da MYK üyelerimizle beraber özellikle İstanbul'da siyaset yapan MYK üyelerimiz öncelikli olmak üzere peyderpey değerlendirmeler yapıyoruz. Orada olgunlaştırdığımız ilçelerimiz vardı, bu ilçelerimizi bugün atamış olduk. Yani bu bir konsensüsle oluşmuş atamadır, herkesin üzerinde uzlaştığı atamadır. Esasen ilçe atamaları da MYK'nın yetkisindedir. Dolayısıyla biz bu yetkimizi kullanarak ama konsensüs çalıştırarak bu atamayı gerçekleştirmiş olduk.

Soru- Sayın Sözcü, CHP'nin sıkıntılı belediyelerle ilgili bir komisyon kurduğu konuşuldu. Bu komisyonun içerisinde bürokratların da yer aldığı dile getirildi. bu komisyonla ilgili bilgilendirme yapabilir misiniz? Bir de kamuoyunun merak ettiği CHP'nin bu komisyondaki önceliği ve komisyonun işlevleri nelerdir? Müslim Sarı- Evet. Şimdi komisyon çalışıyor, belli zamanlarda toplanıyor. Burada CHP belediyelerine isnat edilen suçlara ilişkin, özellikle iddianameye konu olan suçlara ilişkin bir genel değerlendirme yapılıyor. Bu komisyonun görev alanı, yetki alanı sadece CHP belediyeleri değil kuşkusuz. Yani henüz soruşturmaya konu olmamış birtakım şikayetler varsa, bunlarla ilgili değerlendirmeler de yapılıyor. Başka partilerin belediyelerine ilişkin gelmiş şikayetler, bununla ilgili suistimaller, hukuka uygun olmadığına ilişkin düşünceler bunlar da değerlendiriliyor. Diğer şeyler olgunlaştıkça, dosya bazlı olgunlaşmalar oldukça bununla ilgili açıklamalar yapılacak. Ama takdir edersiniz ki iddianameler çok uzun, çok büyük, çok yüklü. Ama bu komisyonun amacı şu: CHP'ye, belediyelerine isnat edilmiş olan suçları; cepheden bir şekilde böyle bir şey asla olmamıştır, ya da böyle bir şey vardır biçiminde böyle ifratla tefrit arasında giden bir değerlendirme yapmak yerine, bunları incelemek, konuyu sadece yargıya bırakmamak ama CHP'nin kendi iç mekanizmalarında çalıştırmak ve böylece daha sağlıklı veriye dayalı, içeriğe dayalı bilgiler elde etmek ve bu bilgiler üzerinden siyasi değerlendirmeler yapma fırsatı veriyor bize. Kuruluş amacı buydu. Komisyonun çalışıyor. Belli zamanlarda toplanıyor. Orada olgunlaşmalar oldukça kamuoyuyla paylaşılacak dosyalar bazında.

Çok teşekkür ederim. Çok sağ olun.