05.06.2026
05.06.2026
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Müslim Sarı:
- “3 yıldır uygulanmakta olan bir dezenflasyon programı var. Ancak düşürebildiğimiz enflasyon oranı sadece 6 puan. Yani 38 ile başladık enflasyona Sayın Şimşek'le beraber. 3 yıl sonra gelmiş olduğumuz nokta 32”
- “2024 yılında 3.2, 2025'te 3.6 ve 2026 yılının ilk çeyreğinde 2.5 büyüyen bir Türkiye ekonomisi var. Türkiye gibi genç bir ülkede yüzde 5'in altındaki her büyüme işsizlik yaratıyor”
- “Seçim yaklaşıyor ve seçim yaklaşılınca bir seçim ekonomisi uygulanması söz konusu. Bütçe açıklarının artacağı bir döneme gireceğiz. Dolayısıyla geniş toplumsal kesimlere güzel haberlerimiz yok. Önümüzdeki süreç memurların, emeklilerin, asgari ücretlilerin enflasyon karşısında daha çok ezileceği bir süreç olacak”
- “Henüz MYK'mızda Ekonomiden Sorumlu ve Dış Politikadan Sorumlu Bir Genel Başkan Yardımcılığı tahsis edilmiş değil. Buralara biz kurullarla çalışma hedefi koymuştuk. Kısa bir süre sonra bu kurullarımız oluşacak. Türkiye'nin önemli akademisyenleri, uygulayıcıları, ekonomi uygulayıcıları, piyasadan arkadaşlarımız, iş ve emek dünyasından arkadaşlarımızla beraber geniş bir kurul oluşturacağız”
- “Biz Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetimi olarak başta Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere aynı yerde duruyoruz; diyaloğa, konuşmaya açığız”
- “Görüşmeler devam ediyor. Henüz bir konsensüs oluşmuş değil ama iyi niyetli görüşmeler devam ediyor. Yani diyalog tamamen kapanmış değil. Biz bu durduğumuz yerde, durduğumuz pozisyonda bu diyalog çalışmalarını sürdürüyoruz”
- “Perşembe günü Parti Meclisi toplantımız yapılacak ve bu toplantımızda da yine partimizin yol haritalarını konuşacağız. Salı günü bir grup toplantımız var. Bu grup toplantımızda da Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan sıfatıyla katılacak. Salı günü bu toplantıyı yapacağız, bu konudaki siyasal kararlılığımız da aynen devam ediyor”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Müslim Sarı, tam kadro gerçekleştirilen ikinci MYK toplantısının ardından parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında; Türkiye ekonomisindeki göstergeleri, dezenflasyon programının başarısızlığını, partide yürütülen mekik diplomasisini ve Salı günü TBMM'de gerçekleştirilecek grup toplantısına dair kararlılıklarını açıkladı. CHP Sözcüsü Sarı, şu değerlendirmelerde bulundu:
Sevgili basın mensupları, hepinize güzel bir gün diliyorum. Malumlarınız olduğu üzere MYK’nın ikinci toplantısını yapmış bulunuyoruz. Bu toplantımız tam kadroyla yaptığımız bir toplantı oldu. Geçen toplantı biliyorsunuz MYK açıklandı, ondan kısa bir süre sonra toplantı yaptık. Arkadaşlarımızın bir kısmı şehir dışında olduğu için toplantıya katılamamışlardı. O arkadaşlarımız da bugün katıldılar ve tam kadro Sayın Genel Başkanla beraber 19 kişinin katıldığı bir Merkez Yönetim Kurulu toplantısı yaptık.
Toplantı iki ana çerçevede ilerledi. Bunlardan biri, gündeme dair değerlendirmeler. Yani Türkiye gündemine dair değerlendirmeler. Diğeri de biraz parti içine doğru ve partimize dair olan değerlendirmeler. Özellikle partimizin içinde bulunduğu durum ve muhtemel yol haritalarına ilişkin değerlendirmelerdi. Ben size bunun içeriği ile ilgili biraz bilgi aktarmak istiyorum, bazı konularda aydınlatmak istiyorum bütün kamuoyunu sizin aracılığınızla.
“BÜYÜME DÜŞÜYOR, GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK 2 MİLYON ARTTI”
Bir defa genel değerlendirmeler açısından bakacak olursak, Türkiye gündemine dair malumlarınız olduğu üzere enflasyon rakamı açıklandı. Enflasyon, büyüme ve işsizlik bu haftanın aslında üç flaş açıklamasıydı. Bu da aslında yan yana getirildiğinde Türkiye'nin ekonomisine ilişkin içinde bulunduğu duruma ilişkin bir genel fotoğraf oluşturuyordu. Bildiğiniz üzere enflasyon hedefi orta vadeli programda orta nokta olarak 16 olarak belirlenmişti. Gerçi o biraz revize edildi, daha sonra bu 24'e çekildi. Bugün açıklanan rakamlara baktığımız zaman bir 5 aylık enflasyonun zaten 16 olduğunu görüyoruz. Aslında bakılırsa orta vadeli programda ortaya konmuş olan hedeflerin 5 ayda gerçekleştiği, 5 ayda artık enflasyon hedefine ulaşılmaz olduğu açık biçimde ortaya çıkmış oldu. Yıllık enflasyonda yüzde 32.61. Tabii bu enflasyon rakamlarının ne kadar doğru olduğuna ilişkin kamuoyunda ciddi bir şüphe var bildiğiniz üzere. Biz bu rakamların doğru rakamlar olduğunu kabul etmiş olsak bile, Türkiye'de aslında dezenflasyon sürecinin sonuna geldiğimizi bize gösterir rakamlar bunlar.
Şimdi şöyle düşünelim değerli basın mensupları. Mehmet Şimşek göreve geleli 3 sene oldu, Haziran 2023 yani bu senenin Haziran’ını da esas alırsak yaklaşık 3 yıldır uygulanmakta olan bir dezenflasyon programı var. Ancak düşürebildiğimiz enflasyon oranı sadece 6 puan yani 38 ile başladık enflasyona Sayın Şimşek'le beraber, 3 yıl sonra gelmiş olduğumuz nokta 32. Dolayısıyla enflasyon sadece 6 puan düşürülebildi bu süreçte. Buna bir dezenflasyon programı diyemeyiz. Çünkü bu 6 puanlık enflasyon düşüşünün karşılığında bizim toplum olarak yaptığımız fedakarlıklar var. Yani yapmış olduğumuz fedakarlıklarla elde ettiklerimizin arasında bir karşılaştırma yaptığımızda, aslında nerede olduğumuzu da çok rahat olarak görüyoruz. Ne bunlar? Bir; bir defa büyüme oranları düştü. Çünkü neticede siz enflasyonla mücadele etmek için faiz oranlarını yükseltiyorsunuz. Faizi yüksek tutuyorsunuz. Faizi yüksek tuttuğunuz için üretim yapılamıyor, yatırım yapılamıyor, tüketim yapılamıyor. Dolayısıyla ekonomide bir daralma ortaya çıkıyor. Şimdi mesela büyüme rakamlarına baktığımızda arkadaşlar 2024 yılında sadece 3.2 büyüyen bir Türkiye ekonomisi var. 2025'te 3.6 ve 2026 yılının ilk çeyreğinde daha da düşerek 2.5'e düştü. Yani biz aslında sadece enflasyonda 6 puanlık kazanım için kendi potansiyel büyüme oranlarımızın yarısına kadar inmiş durumdayız. Türkiye gibi genç bir ülkede yüzde 5'in altındaki her büyüme işsizlik yaratıyor. Bunu da aslında işsizlik rakamlarında görüyoruz. O da açıklandı. Son 3 yılda geniş tanımlı işsizlik oranlarında tam 2 milyonluk artış var. 1.9 milyon insan işsiz. Yani işsizliği 1.9 milyon arttırdık biz bu dönemde bu düşük büyüme oranları sebebiyle. Tabii aynı zamanda döviz kuruyla, döviz kurunu belirli bir seviyede tutabilmek için de biliyorsunuz çok ciddi rezerv yaktık biz bu dönemde.
“BİR EKONOMİST OLARAK SÖYLÜYORUM; ENFLASYON YÜZDE 30’UN ALTINA İNMEZ”
Dolayısıyla şunu demek istiyorum. Biz bir dezenflasyon programı içindeyiz. Böyle söylüyorlar yetkililer. Ancak bu dezenflasyon programının enflasyon üzerindeki etkisinin sadece 6 puan olduğunu- 3 yılda sadece 6 puanlık bir enflasyon düşüşüyle karşılaştık- ama buna karşılık yapmış olduğumuz fedakarlıkların çok çok fazla olduğunu, daha yaygın bir işsizlik, daha yüksek, daha düşük bir büyüme ve çok ciddi miktarda rezerv azalışlarıyla sonuçlandığını gördük. Dolayısıyla burada bir hata var, burada bir yanlış var. Önümüzdeki süreçte de şunu söyleyebilirim, bir Parti Sözcüsü olarak değil, bir ekonomist olarak şunu söyleyebilirim çok açık bir biçimde; Türkiye'de enflasyon oranlarının uzunca bir süre asla yüzde 30'ların altında bir yerde kalmayacağını görüyoruz. Çünkü seçim geliyor; kısa bir süre sonra Türkiye seçim sath-ı mailine girecek 2027 yılında bir yerde, bilemiyorum belki 2026'nın sonunda bir yerde ama esas olarak 2027'nin sonunda olan bir yerde bir seçime gidecek Türkiye. Seçim yaklaşıyor ve seçim yaklaşılınca bir seçim ekonomisi uygulanması söz konusu. Bütçe açıklarının artacağı bir döneme gireceğiz. Dolayısıyla faiz oranlarının, kredi koşullarının gevşetileceği bir döneme gireceğiz ve bu da talep üzerinden Türkiye'de büyümeleri çok ciddi şekilde artırma uğruna enflasyonu patlatacak. Dolayısıyla geniş toplumsal kesimlere güzel haberlerimiz yok. Önümüzdeki süreç memurların, emeklilerin, asgari ücretlilerin enflasyon karşısında daha çok ezileceği bir süreç olacak. Bunu bugünden öngörmek mümkün.
MYK'mızın gündeminde bu konuyla ilgili değerlendirmeler genişçe yer tuttu ve biz dış politika ve ekonomiyle beraber Türkiye'deki sosyal sorunlara da değinme fırsatı bulduk. Biliyorsunuz henüz MYK'mızda Ekonomiden Sorumlu ve Dış Politikadan Sorumlu Bir Genel Başkan Yardımcılığı tahsis edilmiş değil. Buralara biz kurullarla çalışma hedefi koymuştuk. Kısa bir süre sonra bu kurullarımız oluşacak. Türkiye'nin önemli akademisyenleri, uygulayıcıları, ekonomi uygulayıcıları, piyasadan arkadaşlarımız, iş ve emek dünyasından arkadaşlarımızla beraber geniş bir kurul oluşturacağız ve bu kurullarla bu sorunları merkezine alan çözümler üreten, projeler üreten bir yolda ilerleyeceğiz. Dolayısıyla bizim MYK'mızın bugün ana unsurlarından, ana konuştuğumuz konulardan biri bu oldu.
“MEKİK DİPLOMASİSİ SÜRÜYOR”
Şimdi gelelim biraz parti ile ilgili değerlendirmelere. Belki de en çok merak ettiğiniz konular bunlar. Partinin içindeki bu fiili durumu, bu cendereyi; bu cendereden çıkmak ve bu fiili durumu ortadan kaldırmak üzere bir çalışma içine girdiğimizi daha önce anlatmıştım. Arkadaşlarımızla beraber yani verili hukuk kuralları çerçevesinde partiyi yeni zorluklara sokmadan, kendi arkadaşlarımız ve daha önce yönetimde bulunan arkadaşlarımızla beraber bir diyalog zemini oluşturarak, önümüzdeki süreçte birlikte partiyi ayrıştırmadan ve partiyi zorlamadan, birlik beraberlik içerisinde partiyi ihtiyaç duyduğu yola doğru sokma konusunda iyi niyetli çabalarımızın olduğunu paylaşmıştık. Biz aynı yerde duruyoruz. Geçen MYK toplantımızı yaptığımızda orada da bir çağrıda bulunmuştum hatırlarsanız. Aynı yerdeyiz. Biz arkadaşlarımıza bir çağrı heyeti oluşturalım; bizim taraftan arkadaşlarımız, önceki dönem arkadaşlarımızla beraber onların fikirlerini, düşüncelerini de yansıtan, bizim fikirlerimizi ve düşüncelerimizi de yansıtan, mevcut hukuk kuralları çerçevesinde partiyi bu cendereden çıkartan, önüne bir kurultay koyan, bir yol haritasını konuşabileceğimizi, konuşmak istediğimizi söylemiştik. Ancak üzülerek görüyorum ki; bizim bu ısrarlı duruşumuza rağmen, ki biz hala aynı yerdeyiz, yani biz Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetimi olarak başta Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere bizler MYK üyelerimiz aynı yerde duruyoruz, biz diyaloğa, konuşmaya açığız. Ama biz bu açıklamalarımızı yaptıktan kısa bir süre sonra diğer arkadaşlarımızdan biraz bunun ruhuna uygun olmayan açıklamalar geldi. Sert açıklamalar geldi. Bütün bunlara rağmen bir diyalog kapısının açık olduğunu belirtmek isterim. Bu süreç içinde iyi niyetli birtakım girişimler de oldu. Bazı arkadaşlarımız sürecin içinde inisiyatif almak istediler. Bunları siz de yakın bir şekilde takip ettiniz. Üç tane milletvekilimiz, geçmişte partide önemli görevde bulunmuş siyasetçi abilerimiz de hem Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla, hem de Sayın Özgür Özel'le bir mekik diplomasisi, partinin diğer önemli daha önceden görev yapmış kişilerin de içinde olduğu bir mekik diplomasisi uyguladılar. Bu görüşmeler devam ediyor henüz. Yani buradan bir konsensüs oluşmuş değil. Onu belirtmek isterim. Ama iyi niyetli görüşmeler devam ediyor.
“DİYALOG TAMAMEN KAPANMIŞ DEĞİL”
Yine aynı zamanda malumlarınızın olduğu üzere üç tane önemli Büyükşehir Belediye Başkanımız da Sayın Kılıçdaroğlu’yla görüşme yaptılar bu hafta içinde. Özgür Özel Bey’le de görüşme yapacaklardı ama bilmiyoruz o görüşmenin yapılıp yapılmadığını. Bir de yine bir iyi niyetli girişim olarak, önceki dönem yönetimde bulunan arkadaşlarımız; bir avukat arkadaşımızı, yine bizim taraftan bir avukat arkadaşımızla ilişkilendirerek bir görüşme talebinde bulundular. Biz bu talebe olumlu bakıyoruz, önümüzdeki günlerde bu görüşme de gerçekleşecek.
Dolayısıyla bu iyi niyetli görüşmeler devam ediyor. Yani diyalog tamamen kapalı değil, kapanmış değil. Biz bu durduğumuz yerde, durduğumuz pozisyonda bu diyalog çalışmalarını sürdürüyoruz. Parti organlarımızın çalışması konusunda süreç işliyor. Yine geçen sefer söylediğim gibi MYK'mızın bu ikinci toplantısından sonra Perşembe günü Parti Meclisi toplantımız yapılacak ve bu Parti Meclisi toplantımızda da yine partimizin yol haritalarını konuşacağız arkadaşlarımızla beraber.
MAHİR POLAT’IN YDK BAŞKANI SEÇİLMESİ VE ASILSIZ İDDİALAR
Bildiğiniz üzere dün Yüksek Disiplin Kurulu toplandı. Yüksek Disiplin Kurulu başkanını seçti. Sayın İzmir milletvekilimiz Mahir Polat Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı oldu. Bu arada Sayın Mahir Polat'la ilgili biliyorsunuz bazı talihsiz değerlendirmeler oldu. Özellikle bir haber kanalıyla ilgili Sayın Genel Başkanımıza atfen bunu ben doğru bulmuyorum ve Sayın Mahir Polat benim yakınım değildir biçiminde doğru olmayan ifadeler oldu. Bu ifadelerin ne kadar doğru olmadığını da Sayın Mahir Polat'ın YDK başkanı olarak seçilmesinden anlıyoruz diye düşünüyorum.
Onun dışında biliyorsunuz Salı günü bir grup toplantımız var. Bu grup toplantımızda da Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan sıfatıyla katılacak. Dolayısıyla Salı günü bu toplantıyı yapacağız biz. Bu konudaki siyasal kararlılığımız da aynen devam ediyor. Bununla ilgili hukuki tartışmalara girmek istemiyorum ama bir siyasi bakış açısı olarak bu toplantıyı yapacağımızı bir kez daha huzurunuzda dile getirmek istiyorum.
Onun dışında parti örgütlerimize dönük, belediye başkanlarımıza dönük yapacağımız çalışmalarla ilgili arkadaşlarımız kendi fikirlerini dile getirdi. Önümüzdeki dönem hem örgüt çalışmalarımız, hem belediye başkanlarımızla ilgili komisyonlar, komiteler oluşturulacak ve bu çerçevede de bir yol haritası süreci işlettik. Bununla ilgili karşılıklı görüş alışverişlerinde bulunduk.
Daha başka çok konuda konuşuldu ama çok bunlara da girmeden genel olarak böyle özetleyebilirim bugünkü MYK toplantımızın içeriğini. Ama sorularınız olursa tabii bazı konuları daha fazla açma fırsatı bulabilirim. Sorularınızın önemli bir kısmının aslında gündeme dair değil de partiye dair olduğunu hissediyorum. Bu soruları çok fazla tutmadan yani 4-5’le sınırlandırarak mümkün olduğu kadar açıklayıcı bilgilendirmeler yapmak isterim.
Soru- Efendim YDK ilk toplantısında daha önce yani 38. Olağan Kurultaydan sonra partiden bir şekilde ihraç edilmiş olan kişilerin partiye yeniden alınması, daha doğrusu aslında o ihraç kararlarının yok sayılması yönünde MYK'ya bir tavsiye kararında bulunmuştu. O geldi mi gündeme? Tavsiye kararını değerlendirdiniz mi? Zira ekli liste diye bahsediliyor ama bir liste yoktu. Kimlerin bu konuda affedileceği konusunda ya da bu kararın yok sayılıp sayılmayacağı konusunda, bu kapsama da kimlerin girip girmeyeceği konusunda MYK'ya tavsiye kararı yapmışlardı, vermişlerdi. Bir karar aldınız mı bununla ilgili? Bu ihraçların geri alınması meselesi nasıl yürüyecek?
Müslim Sarı- Bu konuyla ilgili kamuoyunda yanlış bir algı var onu düzeltmek isterim. Yani sanki şöyle bir şey algılandı. YDK toplandı ve önceki yönetimde alınmış olan ihraç kararlarını ortadan kaldırdı ve yok saydı ve bunları böyle kümülatif bir biçimde artık bu ihraç edilmiş olan arkadaşlarımızın hepsi otomatik olarak Cumhuriyet Halk Partisi'ne yeniden geldiler biçiminde bir yanlış anlama var. Onu düzeltelim. Şimdi bu ilke, bir ilke kararı aldı YDK ve ilke olarak şunu söylüyor aslında. Diyor ki, bir mutlak butlanla hükümsüz hale gelmiş olan bir kurulun almış olduğu kararların da ilke olarak yok hükmünde sayılması gerekir. Ama bu konuyla ilgili değerlendirmeyi ve bu dosyaları yeniden almayı, bir kümülatif, bütün dosyaları kabul etmek biçiminde değil ama kümülatif olarak yeniden ele alma konusunda bir tavsiyede bulundu. Bunu biz önümüzdeki günlerde değerlendireceğiz ama dosya dosya değerlendireceğiz. Neticede burada bizim de kabul edemeyeceğimiz bazı ihraçlar olmuşsa o ihraç mekanizmalarını işleteceğiz. Aynen kabul edeceğiz. Ama gerçekten haksız olduğunu düşündüğümüz bir takım değerlendirmeler yapılmışsa geçmişte, onların da haklarını iade edeceğiz. Genel değerlendirmemiz bu şekilde.
Soru- Efendim Kemal Kılıçdaroğlu hemen hemen her konuşmasında arınacağız vurgusu yapıyordu. Dün Yüksek Disiplin Kurulu toplantısı yapıldı. Bu arınma süreci nasıl olacak? Bunu sormak isterim.
Müslim Sarı- Şimdi Yüksek Disiplin Kurulu ile ilgili yani oraya gelen dosyalar, oraya gelen içerikler ve oranın gündemi tamamen onlarla ilgili bir konu. Yani biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi de ve aynı zamanda siyasal partilerden kaynaklı bir hüküm olarak Yüksek Disiplin Kurulu kendi içinde bağımsız, özerk bir kurul. Hatta şöyle söyleyebilirim. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bütün kurullarını ve kurumlarını temsil etme yetkisine sahipken Sayın Genel Başkan, YDK'da böyle bir yetkisi yok. Dolayısıyla onların kendi iç işleyişiyle ilgili bir süreçleri var. Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir arınma süreci bizim sürecimizin önemli parçalarından biri. Daha önce de ben sizinle paylaşmıştım bunu. Biz bir rövanşist anlayış içinde parti içi yarışın ya da parti içi mücadelenin bir parçası gibi gördüğümüz çatışmaları, çalışmaları bunları bir disiplin konusu etmeyeceğiz. Böyle bir şeyimiz yok. Yani dolayısıyla o Cumhuriyet Halk Partisi'nde hep itiraz kültürünün bir parçası olarak geçmişti. Hep yaşadığımız unsurlardı, konulardı ve yine aynı yerde duruyoruz. Biz parti içi demokrasiyi de işletmek istiyoruz. Ama kırmızıçizgilerimiz var. Bu kırmızıçizgilerimizi aşan uygulamaları da not ettiğimizi daha önce söylemiştim. Yani partinin kurumsal kimliğini zedeleyen çıkışlar, açıklamalar. Bunlar Cumhuriyet Halk Partisi'ne zarar veriyor. Partinin kurumsal kimliğine zarar veriyor. Başta Sayın Genel Başkanımız olmak üzere bizler partide görev almış kişiler, partide görev almamış olsa da daha önce görev almış kişilerin herkesin buna uyması gerekir. Bu konuyla ilgili bizim ilke kararımız var. Ve bu ilke kararımız çerçevesinde süreçlerimizi işleteceğiz. Her şeyi izliyoruz, not ediyoruz. Onu belirtmekle yeteneyim şimdilik.
Soru- Ben hukuki tartışmaya girmek istemiyorum dediniz ama bir yandan da Salı günü grup kürsüsünde Kemal Kılıçdaroğlu nasıl olacak? Buna dair bir yöntem konuşuldu mu? Bir yandan merak ediliyor. Özgür Özel mi grup toplantısını yapacak yoksa Kemal Bey grup toplantısına nasıl katılacak ve nasıl kürsüye çıkacak?
Müslim Sarı- Şimdi bununla ilgili çok çeşitli alternatifler var. Bu alternatiflerin hepsi konuşuluyor ama ben bunların ayrıntılarına girmeden birkaç tane önemli ilkeyi belirteyim. Birincisi; Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde siyasi partilerin grubunun tüzel kişiliği yoktur yani dolayısıyla tüzel kişiliği olmayan bir yer burası. Tüzel kişiliği olmadığı için de normal koşullarda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı grubun kendisine bağlı olarak çalıştırılır. Temsil edecek kişisidir. Bu aynı zamanda Siyasal Partiler Kanunundan gelen bir durumdur. Bunun önemli olduğunu belirtmek isterim yani bu hukuki tartışmalar içinde. Yine bizim yani siyasi partilerle ilgili düzenlememizde çok açık bir biçimde Grup Başkanının Genel Başkana bağlı olarak çalıştığı yazıyor. Dolayısıyla bu da önemli bir hukuki argüman. Ben bunları kısa kısa geçiyorum ama başka alt başlıklar da var onları çok anlatmak, girmek istemiyorum. Biz aynı zamanda bu seçimlerin usulsüz bir grup seçimi olduğunu da söylüyoruz. Yani biliyorsunuz grup seçimlerinin belli bir usule göre yapılması lazım. Yani hem gündem, hem süreler bakımından. Yani şekil şartlarına da uygun olmayan bir grup seçimi oldu. Bu grup seçimlerini biz kabul etmediğimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yazmıştık geçmiş dönemde. Yani geçmiş hafta bu hafta da. Dolayısıyla çok fazla hukuki argüman var. Çok konuya, hukuki meselelerine girmek istemiyorum ama ben size siyaseten şunu söyleyeyim; Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde grup konuşmasını yapacak ve grup toplantısını gerçekleştirecek. Bu konuda kararlarımız tamdır. Şimdilik bununla yetineyim.
Soru- Efendim ben şunu sormak istiyorum. Tabii ki MYK toplantısı başlamadan önce Kilis Belediye Başkanının istifası gündeme geldi. Burada kendisi özellikle yaptığı açıklamada Genel Başkan değişmeleri, resmi Genel Başkan, gayri resmi Genel Başkan tartışmalarının olduğunu söyledi ve kendisi özellikle bu tartışmalardan sıkıldıklarını, yorulduklarını gündeme getirdi. Bu konu toplantıda gündeme geldi mi? Yapılan bu açıklamaları siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Onları öğrenmek istiyorum.
Müslim Sarı- Biz MYK toplantısına girmeden az önce aldık bu haberi. Dolayısıyla çok ayrıntıya sahip değiliz. Ama hemen kısa süreli almış olduğumuz bazı bilgiler çerçevesinde burada bir Kilis’te bir soruşturma başlatıldığını geçmişte öğrenmiş olduk. Bu arkadaşımızın da, bu belediye başkanımızın da AKP ile de temaslar içinde olduğunu, bazı görüşmeler yaptığını da öğrendik. Kendisi bir miktar bağımsız kalacağını söyledi açıklamasında gördüğüm kadarıyla. Biz henüz böyle etraflı bir değerlendirme yapmadık bu konuyla ilgili. Ama sorunuzun şu kısmı benim açımdan önemli. Bizim parti içinde arkadaşlarımızın motivasyonunu bozacak Cumhuriyet Halk Partisi'nin yetkili kurullarının, belediye başkanlarının, milletvekillerinin, il başkanlarının, örgütümüzün motivasyonunu bozacak siyasi tartışmalardan ne kadar uzak durmamız gerektiğinin de bir göstergesi bu. Hızlı bir biçimde Cumhuriyet Halk Partisi'nin toparlanmaya, bu tür tartışmaların içinden çıkmaya ihtiyacı var. Önümüzdeki süreç son derece önemli. Zaman kıymetli, değerli. Yeni bir takım ayrışmalara yol açmadan bu süreci hep beraber yürütmeliyiz diye düşünüyorum.
Soru- Efendim, Özgür Özel'in Grup Başkanlığına ilişkin itiraza dair yazının meclise iletildiğini söylediniz. Peki bu durumda bir yeni Grup Başkanı seçimi yapılacak mı? Yapılacaksa Sayın Kılıçdaroğlu'nun adayı kim o belli mi?
Müslim Sarı- Bu konuya girmek istemediğimi, çok tartışmak istemediğimi söyledim. Bizim hazırlıklarımız var, seçeneklerimiz var, senaryolarımız var. Bunları yeri ve zamanı geldiği zaman göreceğiz. Ama biz Salı günü grup toplantımızı yapacağız.
Çok teşekkür ederim arkadaşlar.
05.06.2026
05.06.2026
05.06.2026
05.06.2026