03.06.2026
03.06.2026
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Müslim Sarı:
- “Çok özenli bir biçimde davranılması gereken, çok özenli bir dille ilerlenmesi gereken bir süreçteyiz. Bu süreci, bu sorumluluğu herkesin hissetmesi gerektiğine inanıyorum. Aksi durum Cumhuriyet Halk Partisi'nin ayrışması anlamına gelir ki biz; ayrışmayı asla istemiyoruz, çatışmayı asla istemiyoruz.”
- “Cumhuriyet Halk Partisi içinde parti içi rekabet, siyasi rekabet vardır, önemlidir; itiraz kültürü vardır, önemlidir. Bunların hepsine saygımız var. Ama Cumhuriyet Halk Partisi içinde partinin kırmızı çizgilerini, daha doğrusu partinin kurumsal kimliğini zedeleyici açıklamaların da hiçbir şeye hizmet etmediğini, partiyi gereksiz yere yorduğunu not etmek istiyoruz. Dolayısıyla bu konuyla ilgili gelişmeleri de yakından takip ettiğimizi, siz basın mensupları üzerinden kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.”
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, yeni MYK’nın ilk toplantısının ardından genel merkezde düzenlediği basın toplantısında, yargının verdiği mutlak butlan kararı ve partinin yeni yol haritasına ilişkin çok önemli açıklamalarda bulundu. Butlan kararının eskiye dönüş anlamına geldiğini ve 2024 yılındaki tüzük değişikliğini ortadan kaldırdığını belirten CHP Sözcüsü Sarı, “Mevcut fiili durum, veri durum bu. 2024 tüzük değişikliği bir kurultayla yapıldığı için, butlan kararıyla beraber o kurultay kararı da ortadan kalkmış oluyor. Önceki tüzüğe dönüyoruz ve MYK üyelerimizi Parti Meclisi’nin onayına sunma zorunluluğumuz yok” ifadelerini dedi. Sarı, şunları söyledi:
“EKONOMİDEKİ YÜZDE 2,5’LİK BÜYÜME İŞSİZLİK YARATIYOR”
Sayın basın mensupları, dün MYK’mız açıklandıktan sonra ilk toplantımızı yaptık. Saat 18.00’de başladı toplantımız. Uzunca bir toplantı oldu, 22.30’a kadar devam etti. Genel değerlendirmeler de yapıldı, partinin içinde bulunduğu duruma ilişkin değerlendirmeler de yapıldı. Bütün arkadaşlarımız, önümüzdeki sürece ilişkin düşüncelerini samimiyetle dile getirdiler.
Ben de şimdi biraz bu MYK gündeminde olan değerlendirmelerle ilgili bilgilendirme yapacağım sizlere. Biliyorsunuz partiye ilişkin tartışmaların yoğun olarak geçtiği bir dönemdeyiz ama hayat da devam ediyor bir taraftan. Dolayısıyla bizim MYK olarak değerlendirdiğimiz tek konu partinin içinde bulunduğu süreç değildi. Elbette Türkiye’nin iktisadi sorunları, sosyal meseleleri, ekonomiyle ilgili, dış politikayla ve güvenlikle ilgili bütün meselelerini de ayrıntılı biçimde değerlendirdik. Bugün enflasyon açıklanacaktı sözgelimi ama veriler toplanamadığı için Cuma’ya kaldığını öğrendik. Ciddi bir hayat pahalılığı var. Orta Vadeli Programda gündeme gelmiş konuların hiçbirisi, hedeflenmiş konuların hiçbirisi gerçekleşmedi. Enflasyonun yüzde 30 civarında bir yerde olacağı neredeyse kesin. Bir yandan büyüme oranları düşüyor; biliyorsunuz çeyrekli rakamlar itibarıyla büyüme oranları açıklandı ve 2026 yılının ilk çeyreğinde ekonominin sadece yüzde 2,5 büyüdüğünü gördük. Türkiye gibi ülkelerde, demografik fırsat penceresi açık olan genç ülkelerde, yaş ortalamasının 33-34 olduğu ülkelerde yüzde 5'in altındaki her büyümenin işsizlik yarattığını biliyoruz. Dolayısıyla Türkiye'de işsizlik rakamları, rakamlara yansıyandan çok daha fazla. Bunlarla ilgili değerlendirmelerimiz oldu bizim MYK olarak, sosyal sorunları değerlendirdik.
Yanı başımızda bir savaş var, hemen yanı başımızda İran'da ve bu savaşın çok ciddi etkileri var. Jeopolitik etkileri var, iktisadi etkileri var, cari işlemler açığı üzerinde ciddi etkileri var. Türkiye'nin ödemeler dengesi açığı hızla artıyor. Petrol fiyatları yükseliyor ve petrol fiyatlarının yükselişine karşı eşel mobil sistemiyle mali açıklarımız ciddi şekilde artıyor. Enflasyon, zaten biraz önce konuştuk, faizler düşmüyor, dolayısıyla Merkez Bankası enflasyonla mücadele etme konusunda faiz oranlarını yeterince aşağıya indiremedi.
“CUMHURİYET HALK PARTİSİ’NE BU DÖNEMDE ÇOK BÜYÜK İHTİYAÇ VAR”
Şimdi böyle bir konjonktürdeyiz. Ciddi güvenlik sorunlarımız var etrafımızda. Neredeyse dünyanın bütün fay hatları kırılıyor. Yani dünya tek kutuplu bir dünyadan çok kutuplu bir dünyaya doğru geçiyor, bunun sancılarını yaşıyor. Türkiye gibi Avrasya'da, Asya ile Avrupa'nın birbirine en yaklaştığı yerde olan bu beş deniz ülkesinde, stratejik derinliği olan bir devlet olarak da bu gelişmelerden çok yakından etkileniyor. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin de, mevcut iktidarın da bu dönemde büyük sorumlulukları var ve Cumhuriyet Halk Partisi'ne de bu dönemde çok büyük ihtiyaç var. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi devlet kurmuş, ulus inşa etmiş bir parti ve tarihsel misyonu olan bir parti. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir kere daha Cumhuriyet parantezinin içini doldurabilecek misyonu olan bir parti. O yüzden her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuz bir parti. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu bir parti. Öte yandan yerel seçimlerde birinci çıkmış bir parti. Yani parti oyları yüzde 34'ün üzerinde, belediye başkanlığı oyları yüzde 38'in üzerinde. Dolayısıyla yerelde iktidara gelmiş olan bir parti ve önümüzdeki süreçte de iktidarın namzedi. Bütün bu meselelerle yani Türkiye'nin hem içinde bulunduğu durum itibariyle hem de Cumhuriyet Halk Partisi'nin hem bu tarihsel konumu hem de içinde bulunduğu mevcut realitesi bakımından son derece önemli bir yerde durduğunu hepimiz değerlendirdik bir kere daha. Bu sadece Cumhuriyet Halk Partililerle ilgili değil, Türkiye'de siyaset yapan herkesle hatta dünyada Türkiye ile ilgilenen bütün siyasal partiler ve devletler için de bu böyledir. Dolayısıyla herkesin gözü, kulağı Cumhuriyet Halk Partisi'ndedir, Cumhuriyet Halk Partisi'nin yapacaklarındadır; yaptıklarında ya da yapamadıklarındadır. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi tarihsel olarak çok önemli bir yerdedir ve bugün de çok önemli bir yerde olma özelliğini sürdürüyoruz.
“MAHKEME KARARI ESKİYE DÖNÜŞ ANLAMINA GELDİĞİ İÇİN GÖREV ÜSTLENDİK”
Şimdi böyle bir zamanda ve böyle bir zeminde partimizle ilgili çok ciddi tartışmaların olduğu bir döneminde içine girdik. Biz topladığımız MYK ile ilk MYK'mızda aslında yeni bir başlangıç yapmayı, sıfırdan bir başlangıç yapmayı, bugüne kadar yapıldığını düşündüğümüz eksikleri ve hataları gidererek önümüze yeni bir yol haritası koyabilecek bir genel çerçeveyi üretmeyi düşündük, değerlendirdik. Dolayısıyla MYK'nın birinci önemi yeni bir başlangıç yapabilmekti. Bu çerçevede zor bir görev üstlendiğimizi değerlendiriyoruz. Bu görev bir zorunluluktu. İlgili hukuk kuralı çerçevesinde ve mahkemenin vermiş olduğu karar çerçevesinde üstlendiğimiz bir zorunluluk bu. Dolayısıyla hiç kimse böyle bir durumla karşı karşıya kalmak istemez. Ancak mahkemenin vermiş olduğu karar eskiye dönüş anlamına geldiği için bizler; hepimiz, Parti Meclisi üyeleri ve onun içinden çıkan MYK üyeleri, bu hukuki zorunluluğu yerine getirmek üzere bir görev üstlenmiş durumdayız.
Dolayısıyla bu Parti Meclisimiz de dışarıdan gelmiş bir Parti Meclisimiz değil. Bu Parti Meclisimiz, 37. Kurultayda kurultay delegelerinin, onların oyuyla gelmiş Parti Meclisi. Yani bu Parti Meclisi atanmış bir Parti Meclisi değil, herhangi birinin Parti Meclisi değil. Sayın Kılıçdaroğlu'nun Parti Meclisi ya da Sayın Kılıçdaroğlu'nun atadığı üyelerle oluşmuş bir MYK'dan söz etmiyoruz. Bu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultay delegelerinin özgür iradesiyle seçilip gelmiş Parti Meclisi üyelerinden oluşmuş bir MYK. Şimdi mesela bunun en iyi örneklerinden biri benim. Ben Sayın Kılıçdaroğlu'nun listesinin dışından gelmiş biri olarak yani o listeyi delmiş gelmiş biri olarak Parti Meclisinin içindeyim. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin özgür delegelerinin iradesiyle, onların oylarıyla gelmiş bir arkadaşınızın. Başka arkadaşlarımız da var MYK'nın içinde.
Dolayısıyla oradaki arkadaşlarımızı ya da o Parti Meclisini meşru görmeyen bir anlayışın doğru olmadığına işaret etmek istiyorum. Bu çok açıktır ki; yine kurultayın iradesiyle gelmiş, oluşmuş bir Parti Meclisidir ve bizim üstlendiğimiz görev partiyi içine düştüğü bu durumdan hızla çekip çıkartmak, partinin önünü görebileceği bir yol haritası koyabilmek, partinin bu cendereden çıkmasını sağlamak. Ve biraz önce işaret ettiğim büyük tarihsel sorumluluk içinde; bir an önce Cumhuriyet Halk Partisi'nin olması gereken yerde, olması gereken siyaseti yerine getirebilmesini sağlamaktır.
“AYRIŞMAYI VE ÇATIŞMAYI ASLA İSTEMİYORUZ”
Dolayısıyla bu zorlu bir görev. Şimdi bu görevi yerine getirirken tabii çok dikkatli ve özenli hareket etmeye de ihtiyacımız var. Yani burada kullandığımız dil, üslup… Hem bu mahkeme kararını beğenmeyen ve doğru bulmayan arkadaşlarımız bakımından hem de bizler bakımından çok özenli bir biçimde davranılması gereken, çok özenli bir dille ilerlenmesi gereken bir süreçteyiz. Bu süreci, bu sorumluluğu herkesin hissetmesi gerektiğine inanıyorum. Aksi durum Cumhuriyet Halk Partisi'nin ayrışması anlamına gelir ki biz; ayrışmayı asla istemiyoruz, çatışmayı asla istemiyoruz. Çünkü gerçekten germek ve ayrıştırmak kolaydır; barıştırmak, kucaklaşmak zordur. Bence zor olanı yapalım yani bu koşullarda. Dolayısıyla germeyelim, ayrıştırmayalım. Dikkatli ve özenli bir dil kullanalım. Herkes düşüncelerini söylesin, anlatsın. Partinin yetkili organları, kurulları var, bu kurullarda konuşalım. Bireysel ilişkilerimiz var, bu bireysel ilişkilerimizi konuşalım. Yani ayrıştırıcı değil kucaklayıcı bir dille ilerleyelim, parti tabanını ayrıştırmayalım.
Bizler, partide siyaset yapan yöneticiler olarak, elbette kendi siyasal ikballerimiz ve pozisyonlarımız için bir şeyler söyleyebiliriz. Bugün bu pozisyonda oluruz, yarın başka bir pozisyonda oluruz; bugün bir şey söyleriz, yarın fikrimizi değiştirmiş oluruz. Buralardan her zaman dönüşler mümkündür; ama Cumhuriyet Halk Partisi tabanı bir kez ayrıştığında, bunları toparlayabilmek zordur. Dolayısıyla hepimizin tarihsel sorumluluğudur bu. Asla ayrışmadan; birlik, bütünlük ve beraberlik içinde bu mevcut durumu yönetme zorunluluğu içindeyiz. Bizim MYK olarak değerlendirdiğimiz en önemli konu bu.
“MEVCUT DURUMU YOK SAYARAK ÇÖZÜM ÜRETMEK MÜMKÜN DEĞİL”
Şimdi dolayısıyla; yakıcı bir sorun olarak, bu hukuki durumun önümüze getirdiği bir durum var ve bu durumu konuşmak zorunluluğu içindeyiz. Yani özellikle kurultayla ilgili tartışmalar bakımından söylüyorum; bunlar da MYK'nın gündemine geldi. Bizim buradaki yaklaşımımız şu: Birincisi, mevcut durumu yok sayarak bir çözüm üretmek mümkün değil. Yani kararları beğenmeyebiliriz, ‘tanımıyoruz’ diyebiliriz; ama ‘tanımıyoruz ve beğenmiyoruz’ dediğimiz zaman o kurallar ya da kararlar orada durmuyor, neticede onlar oradan kalkmıyor, orada var ve durmaya devam ediyor. Dolayısıyla bir defa veri durumunu görüp, anlayıp; bu veri durumu üzerinden bir diyalog geliştirip bir yol bulmak, bir mekanizma, bir konsensüs oluşturmak bizim birinci önceliğimiz. Yani sorunları yok sayarak bir yere çıkamayacağımızı aslında son iki yılda, bu butlanla ilgili tartışmalarda çok açık olarak gördük. Bu meseleler ilk gündeme geldiğinde mevcut yöneticilerimiz, ‘ya böyle bir şey olmaz’ deyip sorunu yok saydılar; ama bu sorun büyüdü, büyüdü, büyüdü ve bir yere geldi. Bir müddet sonra yok sayılan bu soruna karşı hamleler yapıldı kendiliğinden, yani kendilerince hamleler yapıldı, işte olağanüstü kurultay denemeleri oldu geçmişte, ama gördük ki bunlar da süreci kesmedi, ortadan kaldırmadı.
Dolayısıyla meseleyi gerçekten objektif ve nesnel biçimde ele almak ve ‘buradaki sorunu nasıl çözeceğiz kardeşim, böyle bir problem var’ demenin başlangıcıdır. Yani ben herkesin bu yaklaşımla hareket etmesi gerektiğine inanıyorum. Biz kurultaya karşı değiliz, kurultayı toplamayız demiyoruz. Tam tersi, MYK'da bir kurultay toplamanın koşullarının neler olduğunu da konuştuk. Önümüzdeki günlerde Parti Meclisini toplayacağız; Parti Meclisinde de bu konuları konuşacağız, tartışacağız. Dolayısıyla kurultay yapmanın koşullarını birlikte konuşabileceğimiz bir mekanizmaya, bir diyalog mekanizmasına ihtiyacımız var. Kurultayı reddeden bir anlayış içinde olmadığımızı; ama bunu nasıl yapacağımızı, mevcut verili karşısında nasıl yapacağımızı da mutlaka konuşmaya ihtiyacımızın olduğunu değerlendiriyorum.
Şimdi öte yandan bu sürece zarar veren dilden uzaklaşılması gerektiğini biraz önce belirtmiştim. Cumhuriyet Halk Partisi içinde parti içi rekabet, siyasi rekabet vardır, önemlidir; itiraz kültürü vardır, önemlidir. Bunların hepsine saygımız var. Ama Cumhuriyet Halk Partisi içinde partinin kırmızı çizgilerini, daha doğrusu partinin kurumsal kimliğini zedeleyici açıklamaların da hiçbir şeye hizmet etmediğini, partiyi gereksiz yere yorduğunu not etmek istiyoruz. Dolayısıyla bu konuyla ilgili gelişmeleri de yakından takip ettiğimizi, siz basın mensupları üzerinden kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.
Biz bir çağrı yapıyoruz. Çağrımız şudur: Bütün bu nesnel analizlerin ışığında, Cumhuriyet Halk Partisi'ni içine düştüğü bu durumundan çıkarabilmek için ihtiyaç duyduğumuz yol haritasının ne olacağına ilişkin tüm partililerimize; yani üyemizden Genel Başkanımıza, önceki dönem Genel Başkanlarımıza, Belediye Meclis Üyelerimize, Belediye Başkanlarımıza, Milletvekillerimize, Parti Meclisi Üyelerimize, geçmişte partide de önemli görevler alan, hala almakta olan arkadaşlarımıza çağrımızdır. Herkes bu çerçevede konuya yaklaşsın, bu sorumlulukla konuya yaklaşsın.
“BİR DİYALOG HEYETİ OLUŞTURMAYI KARARLAŞTIRDIK”
Şimdi bizler bazı kararlar da değerlendirdik. Bu kararları da sizinle paylaşmak istiyorum. Birincisi, bir diyalog heyeti oluşturmayı kararlaştırdık. Yani MYK'nın içinden Sayın Genel Başkan’ın uygun gördüğü arkadaşlarımızla bir heyet oluşturmayı uygun görüyoruz arkadaşlarımızla konuşmak üzere. Bu arkadaşlarımız; önceki dönemde partiyi yöneten arkadaşlarımızın da uygun görecekleri arkadaşlar varsa, bu arkadaşlarımızla karşılıklı olarak bir araya gelsinler, otursunlar, konuşsunlar ve bir yol haritası konusunda, kurultay konusunda değerlendirmeler yapsınlar istiyoruz. Bunun önemli olduğunu düşünüyoruz, bizim burada herhangi bir önyargımız, herhangi bir kırmızı çizgimiz yok. Ancak şu var; elbette bir hukuki zemin var, yani bu hukuki zemin üzerinde bunu konuşmaya ihtiyacımız var. Bunu öneriyoruz, birinci aldığımız karar bu.
Biz, içinde bulunduğumuz durumu ya da mevcut durumu; yani kendi şu anki MYK'mızın mevcut durumunu, onun hukuksallığını, meşruiyetini ya da içinde bulunduğu durumu yeterince anlatamadığımıza ilişkin de bir değerlendirme yaptık. Özellikle bazı basın yayın organı temsilcileri arkadaşlarımıza konuyu yeterince anlatamadığımız ya da bu arkadaşlarımızın bazen yeterince güçlü o konuyu anlayan sorumluluk içinde yaklaşmadıklarını da değerlendiriyoruz. Kendimizi biraz daha anlatmak üzere önümüzdeki dönem biraz daha proaktif olmayı, medyada bulunan arkadaşlarımızla biraz daha yakın çalışmayı ve konuyu biraz daha anlatmayı da uygun gördüğümüzü belirtmek istiyorum.
“11 HAZİRAN PERŞEMBE GÜNÜ PARTİ MECLİSİMİZİ TOPLAYACAĞIZ”
Parti organlarının hızlı biçimde çalıştırılması konusunda kararlar aldık. Bu çerçevede 11 Haziran Perşembe günü, önümüzdeki hafta Perşembe günü Parti Meclisimizi toplayacağız ve Parti Meclisimizde bütün bu değerlendirmeleri bu kez de Parti Meclisi üyelerimizle tartışacağız, konuşacağız. Parti Meclisimizde biliyorsunuz sadece bizim çerçevemize uyan, bizim çerçevemizle hareket eden, bakan arkadaşlarımız yok. Başka arkadaşlarımız, farklı fikirde olan arkadaşlarımız da var. Dolayısıyla o Parti Meclisi toplantısının daha zengin içerikli olacağını düşünüyoruz. Bunu toplayacağız.
“SALI GÜNÜ, SAYIN GENEL BAŞKANIMIZ GRUPTA KONUŞACAK”
Salı günü grubumuzu yapacağız, Türkiye Büyük Millet Meclisi grubumuzu; Sayın Genel Başkanımız grupta konuşacak ve içinde bulunduğumuz sürece ilişkin bazı önemli açıklamalar, bazı önemli değerlendirmeler yapacak, bunu da Türkiye kamuoyuyla paylaşacak.
Onun dışında işte disiplin kurulumuz var bizim. Disiplin kurulumuz da bu hafta içinde muhtemelen ilk toplantısını yapacak Sayın Genel Başkanın başkanlığında. Dolayısıyla parti organları bu hafta itibariyle de tam olarak çalışmaya başlamış olacak.
Dolayısıyla benim, yaptığımız bu 4,5 – 5 saatlik MYK toplantısı sonrasında genel çerçeveyle ilgili sunacaklarım bunlar. Ama bunun dışında sorularınız varsa biraz daha ek açıklamalar yapabilirim.
“ÖNCEKİ TÜZÜK ÇERÇEVESİNDE DE BİZİM MYK ÜYELERİMİZİ, PM’NİN ONAYINA SUNMA ZORUNLULUĞUMUZ YOK”
Soru- Merak edilen bazı bazı teknik sorular oluyor. O nedenle Parti Meclisi toplantısının yapılacağını duyurdunuz ama hangi tüzük geçerli? 2018 mi, 2024 mü sorusu var. Bu çerçevede Parti Meclisinin MYK'yı onaylaması gerektiği tezi var. Hangi tüzüğü esas alıyorsunuz ve onaylanacak mı MYK Parti Meclisinde?
Müslim Sarı- Şimdi arkadaşlar, bildiğiniz üzere butlan kararı mevcut yönetimi ve mevcut yönetimin aldığı kararlar ile kurultayları ve kurultay kararlarını yok sayıyor. Henüz kesinleşmemiş olmakla beraber; mevcut fiili durum, veri durum bu. Ve ihtiyati tedbirle bu kararı verdi. Dolayısıyla, 2024 yılında yapılan tüzük değişikliği de bir kurultayla yapıldığı için o kurultay kararı ile beraber, yani butlan kararıyla beraber o kurultay kararı da ortadan kalkmış oluyor. Dolayısıyla önceki tüzüğe dönüyoruz ve bu önceki tüzük çerçevesinde de bizim MYK üyelerimizi, Parti Meclisinin onayına sunma zorunluluğumuz yok. O tüzük geçerlidir bizim kanaatimize göre ve o çerçevede bir değerlendirme yapılmıştır.
Soru- Öncelikle şunu da soracağım. Yeni parti iddiaları var. 111 milletvekili bir çağrı yaptı 12 Temmuz için. Son tarih olarak 12 Temmuz belirtildi. Eğer 12 Temmuz'da olağanüstü kurultay çağrısı yapılmazsa CHP'nin seçime girememe riskinden bahsediliyor. Dolayısıyla bu anlamda yeni parti iddialarına ilişkin nasıl yaklaşıyorsunuz?
Bir de diğer konuda önemli bir görüşme oldu bugün Genel Merkez’de. Kemal Kılıçdaroğlu’yla; Engin Altay, Gürsel Erol ve Ali Öztunç bir görüşme gerçekleştirdi ve siz de bir diyalog heyetinden bahsettiniz. Sizin belirlediğiniz bir heyet mi üç milletvekilinin Genel Merkez’e gelmesi ve bu diyalog bundan sonra nasıl işleyecek ve bugün yapılan bu üçlü görüşmede herhangi bir karar alındı mı ilerleyen sürece dair?
“ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM, DAHA ÇOK BİR ARADA OLMAMIZ GEREKEN BİR DÖNEM”
Müslim Sarı- Ben aşağıya inerken o görüşme devam ediyordu. Arkadaşlarımız Genel Başkanımızı ziyarete geldiler. Yani bu görüşmeye başka anlamlar yüklemek doğru değil, böyle bir anlamı yok. Yani bir diyalog heyeti, heyetin bir parçası olarak bu arkadaşlarımızın değerlendirildiğine ilişkin bir durum söz konusu değil. Bu, arkadaşlarımızın parti ile ilgili düşüncelerini Sayın Genel Başkana iletmek üzere yaptıkları bir ziyaret. Şimdi parti ile ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili şöyle tartışmalar olduğunu izliyoruz, bunların hiçbirisinin de doğru olmadığını belirtmek isterim. Birincisi; Cumhuriyet Halk Partisi, işte belirli bir tarihe kadar kurultayını yapamazsa seçime giremez argümanı. Bu argüman doğru değildir arkadaşlar. Çünkü biz zaten şu anda tedbir kararı olduğu için, daha doğrusu karar da kesinleşmediği için zaten kurultay yapamıyoruz karar kesinleşmeden; dolayısıyla bu veri hukuki durum, hukukta bir mücbir sebebe dönüşüyor. Bu mücbir sebep devam ettiği sürece, biz istesek de kurultay yapamayacağımız için o tarihe kadar Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçime girmemekle sonuçlanacak bir hukuki durum yaratması olanaksızdır.
Yeni Parti konusundaki iddialar bence diğer arkadaşlara sorulması gereken iddialar. Biz; Cumhuriyet Halk Partisi içindeki hiçbir üyenin ayrılıp, gidip başka bir partide yer almasını istemeyiz, hiç kimsenin. Yani tam da önümüzdeki dönem, daha çok bir arada olmamız gereken bir dönem. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'nin bile oyları AKP'yi yenmeye yetmezken, başka ittifakları da konuşmamız gerekirken yani başka siyasal partilerle de yan yana durmayı önemsiyorken, onlarla bir ittifak yapmayı düşünüyorken, kendi arkadaşlarımızın aramızdaki siyasal ayrılıklar sebebiyle ayrılıp gidip başka bir partide yer almasını biz istemeyiz, öyle bir şeyi tercih etmeyiz. Elbette partinin kurumsal kimliğini koruyucu önlemlerimiz olacak; biz izliyoruz, devam ediyoruz, takip ediyoruz bu süreci. Ancak hiçbir arkadaşımızın partiden ayrılmasını istemiyoruz. Zaten bu kucaklayıcı ve birleştirici yaklaşımımızın sebebi bu. Burası Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Merkezi; bu kapı herkese açık, bütün arkadaşlarımıza açık. Onlar bizim arkadaşlarımız, düşmanlarımız değil; birlikte siyaset yaptık, birlikte siyaset yapıyoruz AKP'ye karşı. Hala partimizin kurullarında görev yapan arkadaşlarımız, milletvekili arkadaşlarımız, il başkanı arkadaşlarımız, örgütte bulunan arkadaşlarımız. Dolayısıyla kimsenin ayrılıp gitmesini istemiyoruz. Ama arkadaşlarımızın böyle bir tercihi varsa yani önümüzdeki günlerde göreceğiz, onu da değerlendireceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kapatılması ile ilgili bir durum da asla söz konusu değildir arkadaşlar. Bu konuyla ilgili de gereksiz bir spekülasyon olduğunu görüyorum. Cumhuriyeti kuran Cumhuriyet Halk Partisi'nin kapatılmasına hiç kimsenin gücü yetmez, hiç kimse bunu başaramaz.
Soru- Tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir grup seçimi yapmayı planlıyor musunuz? Kemal Kılıçdaroğlu'yla böyle bir görüşme yaptınız mı? Dünkü MYK'da gündeme geldi mi? Bir de sonuçta 111 milletvekilinin kurultay toplansın çağrısı olmuştu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, tekrar onu soralım. Yani grup seçimi yapmayı planlıyor musunuz? Tekrar yeni bir ekip görebilir miyiz mecliste?
“ZOR BİR DÖNEM VE BİZLER DE ÇOK ZOR BİR SORUMLULUK ALDIK BURADA”
Soru- Haftaya Kemal Bey konuşacak dediniz grupta. Eğer Özgür Bey konuşmak isterse yani bunu nasıl çözeceksiniz?
Müslim Sarı- Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı grupta konuşacak arkadaşlar. Yani AKP Genel Başkanı AKP grubunda konuşamıyor mu? Böyle bir şey mümkün mü? Söz konusu mu? Yani böyle bir şey olanaksız. Şimdi dolayısıyla gereksiz bir tartışmayı büyütmeye gerek yok. Böyle bir şey olmayacaktır. Böyle bir şey mümkün değil.
Şimdi arkadaşlar 111 arkadaşımızın imza atıyor olması, 111 arkadaşımızla bizim çok çok farklı düşündüğümüz anlamına gelmiyor. Biz kurultayı istemeyen taraf, onlar isteyen taraf değil ki. Biz kurultayı istemiyoruz demiyoruz ki arkadaşlar. Yani biz de kurultayı istiyoruz ama gelin oturalım bunu hangi zeminde yapacağız bunu bir konuşalım istiyoruz. Ama böyle yapmak yerine, gereksiz zorlamalara girilirse bunun partiye bir faydası olmayacak. Bizim söylemeye çalıştığımız şey o. Şimdi imzalar toplanıyor. Toplanabilir. Demokratik hakkı arkadaşlarının imza toplanabilir. İmzaları getirdiniz, ama kurultay yapamıyoruz ki. Çünkü tedbir kararı var ve kesinleşmemiş bir mahkeme kararı var. Şimdi dolayısıyla bunu bir politik manevra olarak değerlendirmenin, bir politik polemik konusu yapmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu sürece zarar verdiğini düşünüyoruz. Tam tersi, biz samimiyetle gelin arkadaşlar bu koşullarda nasıl kurultay yapalım bunu bir konuşalım istiyoruz. Konuşalım, bunun için bir heyet oluşturalım. Siz de heyetlerinizi oluşturun. Bir araya gelin. Konuyu olgunlaştırın. Genel Başkan görüşsün. Milletvekili arkadaşlarımızla görüşelim. Yanlış anlamaları ortadan kaldıralım. Ama bunların hepsini yaparken makul bir dille, birbirimizi incitmeyen, partiyi yormayan, tabanı ayrıştırmayan bir dille yapalım. Yani bu süreci ancak böyle yönetebiliriz. Yani neticede zor bir dönem. Bizler de çok zor bir sorumluluk aldık burada, bunun da farkındayım. Yani kamuoyu nezdinde de bir sürü tartışmalar yürüyor, siz de takip ediyorsunuz. Gerçekten görev alan arkadaşlarımızın hepsi çok zor koşullarda ve şartlarda bu görevi üstlendi. Ama bunu kolaylaştırmak hepimizin, Cumhuriyet Halk Partisi olarak hepimizin görevi diye düşünüyorum.
“BİZ BİR RÖVANŞİST ANLAYIŞ İÇİNDE DEĞİLİZ”
Soru- Sayın Kılıçdaroğlu aleyhine atılan sloganlar vardı. Bunlara dair tedbir uygulanacağına dair de dün bir mesaj vermiştiniz. Biz bu hafta ya da yakın bir zamanda buna dair bir tedbir göreceğiz mi? Nasıl bir somut adım atacaksınız? Bu MYK'da da değerlendirildi mi?
Müslim Sarı- Şimdi arkadaşlar, az önce de söyledim. Yani biz bir rövanşist anlayış içinde; onlar böyle yaptı, şöyle yaptı, şunu söyledi gibi bakarak, yani böyle jurnalcilik yaparak arkadaşlarımıza hemen disiplin süreçlerini çalıştırıp, partiyle olan bağlarını koparalım anlayışı içinde değiliz. Bu doğru değil. Bu o bazı koşullarda o ortamın gerginliği içinde söylenmiş bazı sözleri tolere edebilecek durumdayız. Ancak kırmızı çizgilerimizi de tekrar hatırlatmak istiyorum. Yani partinin kurumsal kimliği, Genel Başkanın, parti yöneticilerinin Sayın Genel Başkana, parti yöneticilerine karşı tutumları da not ediyoruz bir yere. Yani dolayısıyla bunları takip etmiyor değiliz, bunları izlemiyor değiliz. Ancak biz bütün bu süreçleri tabii kendi mecrasında yürüyecek bazı süreçler ama bütün bu süreçleri takip ederken önce özenli bir biçimde diyalog mekanizmalarını çalıştırmak istiyoruz. Bizim önceliğimiz şu anda bu.
“KISA BİR SÜRE SONRA DİSİPLİN KURULU DA TOPLANACAK”
Soru- Disiplin Kurulunun ilk toplantısını yapacağını söylediniz gelecek haftalarda. Partiden ihraç edilecek isimler olacak mı? Kimler disipline sevk edilecek?
Müslim Sarı- Arkadaşlar o disiplin kurulunun kendi değerlendirmesi, kendi gündemine hâkim. Önümüzdeki haftalarda değil zaten kısa bir süre sonra disiplin kurulu toplanacaktır. Biliyorsunuz önce en yaşlı üyenin başkanlığında toplanıyor; Genel Başkan başkanlık ediyor, böyle kendi içinde teamülleri var disiplin kurulunun. Yani birkaç gün içinde disiplin kurulu da artık kendi gündemine hâkim bir biçimde süreci yönetecektir.
Soru- Grup seçimi için bir soru sormuştuk…
Müslim Sarı- Evet. Onu ben galiba cevaplamayı unuttum. Şimdi bu MYK'mızın gündemine gelmedi ama önümüzdeki günlerde gelebilir. Yani Sayın Genel Başkanın ne şekilde takdir edeceğine bağlı. Neticede grupla ilgili şimdilik size söyleyeceğim şey, salı günü grup toplantısının yapılacağı ve Sayın Genel Başkanın da bu grup toplantısında sürece ilişkin esaslı bazı değerlendirmeler yapacağı. Paylaşacağım konu bu.
“BÜTÜN ARKADAŞLARIMIZLA KONUŞACAĞIZ”
Soru- Bazı il başkanları MYK tarafından görevden alınabilir şeklinde iddialar var.
Müslim Sarı- Şimdi arkadaşlar, örgütlerle ilgili değerlendirme süreci içinde değiliz henüz. Ama bakın şöyle şeyler var. Neticede bazı örgüt birimlerinde bulunan arkadaşlarımız, bazı boş yerlerimiz var, atama yapılacak yerlerimiz var. Mesela biz öncelikli olarak bu yerlere ilişkin atamalar yapacağız önümüzdeki dönemde. Neticede örgütlerin çalışması lazım, sürecin ilerlemesi lazım. Süreç içinde yani bu yönetim anlayışıyla, yani bizim anlayışımızla çalışmak istemeyen arkadaşlarımız olursa, o arkadaşlarımızla da oturup konuşacağız ne yönde ilerleyeceğimiz konusunda. Neticede partiyi çalıştırmak zorundayız. Ama bizim şöyle bir şeyimiz yok; biz geldik işte burada 50 tane il başkanı bizim anlayışımıza, yönetim anlayışımıza karşı çıktı, hadi biz bunların hepsini beraber işte bir giyotinle sallandırarak görevden alalım biçiminde böyle bir anlayışımızın olmadığını bir kere daha söylemek istiyorum. Bütün arkadaşlarımızla konuşacağız; belediye başkanı arkadaşlarımızla konuşacağız, milletvekili arkadaşlarımızla konuşacağız, örgüt yöneticileri arkadaşlarımızla konuşacağız. Yani peşin hükümlü rövanşist bir anlayış içinde değiliz arkadaşlar.
“ARINMA SÜRECİ İLE DİYALOG SÜRECİ BİRBİRİNİN ZIDDI ŞEYLER DEĞİL”
Soru- Kemal Bey bayramın ikinci günü gazetecilerle toplandığında da aslında arınmadan bahsetti. Pankart var. Arınma deniyor. Hatta araç sergilendi kapının önünde. Onu da sormak istiyorum. O araçlara ilişkin herhangi bir gelişme var mı? Ama şimdi sizin konuşmanızı dinleyince sanki biraz daha böyle yumuşak bir tonda konuşuyorsunuz. Örgütü daha toparlayacağız, anlaşacağız, diyalog kuracağız diye konuşuyorsunuz. Yaklaşımınız değişti mi? Yani arınma söyleminden diyaloğa mı döndünüz?
Müslim Sarı- Şimdi arkadaşlar, bunlar birbiriyle zıt şeyler değil. Yani diyalog kuruluyor olması arınmayacağımız anlamına gelmez. Cumhuriyet Halk Partisi kendi ahlaki üstünlüğünü mutlaka korumalı, devam ettirmeli. Yani neticede iddialar var. Sizler takip ediyorsunuz. Süreçler var. Yani arınma süreci ile diyalog süreci birbirinin zıddı şeyler değildir. Yani hem Cumhuriyet Halk Partisi kendi arınma sürecini tamamlayacaktır hem de Cumhuriyet Halk Partisi bunu diyalog, iş birliği ve konsensüs içinde yapacaktır. Herkese ihtiyacımız var.
“BUTLAN KARARININ ÜST MERCİİ, ÇOK AÇIK BİR BİÇİMDE YARGITAY”
Soru- Efendim bugün Yüksek Seçim Kurulu mutlak butlan kararına ilişkin yapılan itirazın gerekçesini açıkladı. Bu konudaki değerlendirmenizi merak ediyorum. Bir de YSK temsilcisi en son görevden alınmıştı, bu noktada yeni bir adım atılacak mı acaba YSK temsilcisi hususunda? Onu da merak ediyorum.
Müslim Sarı- YSK temsilcisi konusunda henüz bir değerlendirme yapılmadı. Ama verilen karar bence çok açık. Yani seçim kurulu, bu konu benimle ilgili değil dedi, ben üst mercii değilim dedi. Yani bence burada hiç tartışılacak bir husus yok. Yani butlan kararının üst mercii, çok açık bir biçimde Yargıtay. Dolayısıyla konuda zaten oraya intikal ediyor, etti. O süreç orada takip edilecek.
Soru- Efendim ben şunu sormak istiyorum. Malum biliyorsunuz; Özgür Özel yönetimi döneminde, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan aralarda yaşanan bazı problemler sebebiyle partiden istifa etmişti. Ancak bugün Kemal Kılıçdaroğlu'na ve yeni MYK yönetimine bir çiçek gönderildi kendisi tarafından. Bunu partiye geri dönüş isteği olarak yorumlayabilir miyiz? Siz nasıl değerlendirirsiniz bunu?
Müslim Sarı- Arkadaşlar, onu çiçeği gönderen arkadaşla konuşmanız lazım. Yani bizim böyle bir değerlendirmemiz yok. Neticede ben de buraya gelirken gördüm onu. MYK üyelerine de gönderilmiş böyle bir çiçek. Yani böyle bir sembol, bir siyasal iletişim değil yani biz öyle değerlendirmiyoruz. Ama çiçeği gönderen arkadaşımızın, ne maksatla bu çiçeği gönderdiğinin muhatabı kendisi.
“AKP'NİN ATAYACAĞI BİR KAYYUMU MU İSTİYORLAR ARKADAŞLAR, BİZİ BU KADAR MI ÖTEKİLEŞTİRİYORLAR”
Soru- Bülent Tezcan’ın bugün bir açıklaması oldu. Eğer 111 milletvekillinin imzasıyla ve delegelerin imzasıyla eğer kurultaya gidilmezse mahkemeden bir çağrı heyeti talep edeceklerini ifade ettiler.
Müslim Sarı- Kim ifade etti?
Gazeteci- Bülent Tezcan.
Müslim Sarı- Arkadaşlar yani talep etsinler. O zaman şöyle sormak lazım. Şu anda mutlak butlan kararıyla beraber Cumhuriyet Halk Partisi'ni yöneten kişiler, 13 yıl Cumhuriyet Halk Partisi'ni yönetmiş Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve bizler de 37. Kurultayla göreve gelmiş arkadaşlarız. Bu arkadaşlarımızın içinde Sayın Tezcan da var. Dolayısıyla bunları reddedip yani bu arkadaşlar olmasın, bu süreci biz bu arkadaşlarla gitmeyelim deyip AKP'nin atayacağı bir kayyumu mu istiyorlar arkadaşlar? Yani bizi bu kadar mı ötekileştiriyorlar? Yani bizler bu partinin evlatlarıyız. Bu partinin seçilmiş iradesiyiz neticede. Yani AKP'nin atayacağı heyeti, Cumhuriyet Halk Partisini 13 yıl yönetmiş Sayın Genel Başkana ve 37. Kurultayın özgür iradesiyle seçilmiş delegelerine mi tercih etmek istiyor arkadaşlar? Eğer böyle bir tercihleri varsa buyursunlar yapsınlar, hukuk da ona göre işler diye düşünüyorum. Ama siyaseten çok yanlış bir yaklaşım, onu söylemek isterim.
Soru- Efendim tam da bu son söylediğiniz üzerinden bir şey sormak istiyorum. Aslında bütün bu tartışmalar içinde, hep o taraftan bu tarafa yapılan suçlamanın da aslında esas başlığı; belediye başkanlığına dönük operasyonlar varken işte bu operasyonlar haksız. Delegelerle ilgili 38. Kurultaydaki şaibe iddiaları haksız gibi tezlere de dayanarak AK Parti yargısıyla parti bölünmeye, dizayn edilmeye çalışılıyor ve bugün Kılıçdaroğlu ve başkanlığındaki heyet de sizin de içinde bulunduğunuz buna alet oluyorlar şeklinde bir suçlamayla karşı karşıyasınız. Hep söyledikleri için söylüyorum. Siz de AKP yargısının atayacağı kayyuma bizi tercih mi ediyorlar diyorsunuz. Aynı noktada sizi değerlendiriyorlar. Buna ne diyorsunuz? Yani size gelen bu suçlamalara?
Müslim Sarı- Bence çelişkiyi çok güzel ifade ettiniz siz. Sorunun içinde cevabı var. Çok da güzel anlattınız. Şimdi neticede biz AKP'nin yargısıyla gelen arkadaşlar isek eğer, bu arkadaşlarımız gitsin ama AKP buraya kayyum atasın diyen arkadaşlarımızın arasındaki çelişkiyi ben bir kere daha kamuoyunun takdirlerine sunmak isterim.
Soru- Dün Özgür Özel grup toplantısında, Sayın Kılıçdaroğlu'nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez'e yönelik de bazı ifadeler kullanmıştı. Hedef gösterildiği de iddia ediliyor. Siz bu açıklamalara ne dersiniz?
Müslim Sarı- Şimdi ben partide çok önemli görevlerde bulunmuş, kamuoyuna mal olmuş, Cumhuriyet Halk Partisi'nin grup başkanvekilini yapmış, milletvekilliğini yapmış bir kişinin yani bir basın danışmanıyla onu böyle hedefe koyarak onunla ilgili değerlendirmeler yapmasını yakışıksız bulurum en basit ifadeyle. Bir de o arkadaşımızın fiziksel özelliklerini de kullanarak bununla ilgili şeyler söylemesi de Sayın Özgür Özel'in içinde bulunduğu öfke durumuyla ilişkilidir diye düşünüyorum. Bu konuda fazla bir değerlendirme yapmak istemiyorum.
Soru- Müslim Bey, şimdi Muharrem Sarıkaya bir köşe yazısı kaleme almış da çok özür dileyerek. Kemal Bey'in İzmir Milletvekiliniz Mahir Polat'ın TGRT'ye bir teşekkür ettiği canlı yayında. Bunu doğru bulmadığını, kendisinin de uzak olduğuna yönelik bir iddia var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Müslim Sarı- Şimdi her şeyden önce arkadaşlar böyle bir röportaj yok. Buraya gelmeden önce Sayın Genel Başkanla da biz konuyu değerlendirdik. Yani böyle komplike düşünülmüş, hani sizinle bir röportaj yapacağız biçiminde yapılmış bir röportaj olmadığı bilgisini verdi Sayın Genel Başkan. Bir konuşma olmuş; ama bu konuşmada işte bir televizyon kanalına, bir arkadaşımızın teşekkür ettiği ve bunun da Kemal Bey tarafından doğru bulunmadığı ve bu kişinin de kendisine yakın bir kişi olmadığı- ki açıkça öyle yazıyor- şeklindeki değerlendirme Sayın Genel Başkan tarafından reddedildi böyle bir şey söylemediğini, bütün arkadaşlarının, bütün Cumhuriyet Halk Partililerinin kendisine yakın olduğunu söyledi.
Soru- Sayın Sarı, şu husus önemli. Kemal Kılıçdaroğlu, salı günü grupta konuşacak dediniz. Bununla ilgili bir tartışma vardı geçen haftada kimin konuşacağı yönünde. Dün Özgür Özel, grup kürsüsünden seslendi. Şimdi baktığımız zaman siz de meclise bir yazı yazdınız. Kemal Kılıçdaroğlu da salı günü grup toplantısının yapılmayacağını söylemişti geçen hafta. Ama şimdi meclis iç tüzüğüne baktığımız zaman yanılmıyorsam 21. ya da 25. madde parti grubunu grup yönetimi belirler ve o yani grup başkanı kimi çağırırsa kürsüde o konuşur dedi. Şimdi Kılıçdaroğlu, salı günü nerede konuşacak? Mecliste konuşması mümkün mü? Meclis iç tüzüğünü de göz önünde bulundurarak, bu konuyla ilgili Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'la ilgili bir istişare sağlandı mı?
Müslim Sarı- Elbette mümkün, arkadaşlar böyle bir şey söz konusu olamaz yani tersi söz konusu olamaz. Ben size sadece şunu söyleyeyim; Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, önümüzdeki salı günü Meclis’te, grup salonunda grup toplantısı yapacak. Söyleyeceğim şey budur.
Soru- Belediyelerde denetimlerin başlayacağına ilişkin de çeşitli iddialar var. MYK toplantısında bir karar alındı mı? Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu yönde bir talimatı var mı?
Müslim Sarı- Kararlarımızı sizinle paylaştım. Onun dışında alınmış bir karar yok ama elbette belediyelerle ilgili süreçlerde değerlendirildi, değerlendiriliyor. Önümüzdeki MYK toplantılarında bu konu yine gündeme gelecek. Şimdi neticede belediyelerimiz, bizim son derece önem verdiğimiz göz bebeklerimiz ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni iktidara doğru ilerleten, Cumhuriyet Halk Partisi siyasetinin uygulama merkezleri. Dolayısıyla belediyelerimizin yönetimi konusunda, belediyelerimize ilişkin birtakım iddialar konusunda; biz biraz daha Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi olarak konuyla yakından ilgileneceğiz. Bu benim aynı zamanda sorumluluk alanlarımdan biri. Elbette bir vesayet değil yani bir siyasal partinin bir kamu kurumu üzerinde bir vesayet oluşturması mümkün değil, böyle bir şey söz konusu değil. Ama biz bir siyasal sorumluluk çerçevesinde bu belediye başkanlarımızın, belediye uygulamalarımızın partinin genel siyasetiyle ne kadar uyumlu olduğuna ilişkin bir denetim ve bir değerlendirme mekanizması oluşturacağız önümüzdeki günlerde.
Soru- Cumhuriyet Halk Partisi'nin 26 Temmuz'a kadar kurultayını yapmaması halinde partinin yapılacak seçime katılamayacağına yönelik…
Müslim Sarı- Onu cevapladım ama sanıyorum siz duymadınız. Bir kere daha söyleyeyim. Böyle bir şey söz konusu değildir arkadaşlar. Çünkü bir mücbir sebep durumu söz konusu ve bu sebep dolayısıyla böyle bir şey imkansızdır.
Teşekkür ederim arkadaşlar. Biz, basın odasında bir çay sohbeti yapacağız, uygun olan arkadaşlar varsa orada da konuşmaya devam edebiliriz.
03.06.2026
02.06.2026
30.05.2026
28.05.2026