09.03.2026

Gül Çiftci: “Usul Esastan Önce Gelir; Bu Dava Bir Hukuk Tiyatrosuna Dönüştürülmek İsteniyor!”

CHP Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarının yargılandığı davanın ilk duruşmasında Silivri’de önemli açıklamalarda bulundu. Duruşma devam ederken süreci değerlendiren Çiftci, yargılamanın usul hatalarıyla başladığını ve "doğal hakim" ilkesinin açıkça ihlal edildiğini vurguladı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, katıldığı Halk TV canlı yayınında özetle şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ekrem İmamoğlu Seyirciden Kaçırıldı, Tiyatro İzletilmeye Çalışıldı”

Yargılamaların bir usulü olduğunu ve bu usul işlemlerinin sağlıklı yapılması gerektiğini hatırlatan Gül Çiftci, “Biz hep altını şöyle çizeriz: Usul esastan önce gelir. Eğer bir işin usulünü hatalı yaparsanız esasına dahi girmezsiniz. Sabah duruşma zaten usule uygun olmayan bir şekilde başladı. Yol arkadaşlarımız, başta Sayın Ekrem İmamoğlu olmak üzere, nezarethaneden yukarı doğru çıkarken aileleriyle bir el sallamaktır, uzaktan bir göz temasıdır, bir alkışlamadır; bunlara dahi izin verilmedi. Ekrem İmamoğlu'nun, jandarmanın etten duvar ördüğü bir şekilde seyirciden uzak, seyirciden kaçırılarak getirildiği bir duruşma salonunda bir tiyatro izletilmeye çalışıldı” dedi.

“Doğal Hakim İlkesi İhlal Edildi, Kişiye Özel Heyet Kuruldu”

Davanın görüldüğü mahkeme heyetinin oluşturulma biçimine dikkat çeken Çiftci, “Bu heyet nasıl oluşturuldu? Aslında biraz oraya değinmek lazım. Biliyorsunuz hep şunu söylüyorduk; Aziz İhsan Aktaş iddianamesi ve İBB iddianamesi. Bu iki iddianame çıkınca birinin 40. Ağır Ceza’ya, birinin 1. Ağır Ceza’ya düşeceği yönünde adliye muhabirlerinden duyduğumuz duyumlar vardı. Nihayetinde bu dosya 40. Ağır Ceza’ya düştü. Mahkemenin mevcut bir başkanı ve üyeleri varken, iddianame kabul edildikten sonra bir anda yeni bir heyet kuruldu. Oradaki bir üye başkan yapıldı, yanına da üç yeni üye getirildi. ‘Bu heyet ne iş yapacak?’ dedik; ‘Sadece İBB dosyasına bakacak’ dediler. Aslında bu heyete kesinlikle ihtiyaç yoktu” ifadelerini kullandı.

Anayasadaki "doğal hakim" ilkesinin önemine değinen Çiftci, sözlerini şöyle sürdürdü: “Doğal hakim ilkesi yurttaşın ve sanığın teminatıdır. ‘40. Ağır Ceza’nın iş yükü çok, bu dosyayı kaldıramaz’ diyerek kılıf uydurdular. Yeni getirilen üyelerden biri henüz 2024 yılının Mayıs ayında göreve başlamış. Ülke gündemini ve geleceğini ilgilendiren bu kadar büyük bir dosyaya, bu kıdem ve tecrübeye sahip olmayan bir üyeyi nasıl getirirsiniz? Hakeza başkan yapılan hakim için de aynısı geçerli; avukatlıktan hakimliğe geçmiş bir isim. Doğal hakim ilkesinin ihlal edilmemesi ve daha kıdemli bir heyetin bu işe bakması gerekiyordu.”

“Heyet Savunma Makamıyla Kapılarını Kapattı”

Duruşma öncesindeki kapalılığa tepki gösteren Çiftci, “Müdafi arkadaşlarımız iki haftadır her gün heyetin kapısını çalıp savunma sıralamasını sormaya çalıştılar. Ama heyet ne görüştü, ne kapısını açtı, ne de bilgi verdi. Kalem memurlarıyla görüşebildiler. Bugün ise Sayın İmamoğlu söz almak istedi; mahkeme başkanı önce ‘Sanık Ekrem İmamoğlu’, sonra ‘Ekrem Bey’, en son ‘Ekrem İmamoğlu’ diyerek bir şekilde sözü kesmeye çalıştı. Avukatlarla görüşmeyen, savunmayı yok sayan bir yargılama düşünülemez. Sayın müdafiler şunu söyledi: ‘Bizler sizinle aynı üniversitelerden mezun olduk, aynı kitapları okuduk. Siz yargılamanın bir ayağıysanız, biz de diğer ayağıyız.’ Ama kapılar bize açılmıyor” dedi.

“Yandaş Medyaya Sızan Listeler ve Vicdanı Rahatlatmayan Yargılama”

Soruşturma sürecindeki savunma sırası gibi bilgi sızıntılarına değinen Gül Çiftci, “Bize verilmeyen listeleri bir gün önce yandaş medyada bir gazetecinin kaleminden çıktığını gördük. Burada bir sızıntı var ve bu mahkeme yargılamayı objektif, adil bir şekilde yapamaz. Ceza yargılamasının temel ilkesi vicdanları rahatlatmaktır. Ancak bugünkü tutumlardan, en ufak bir itirazda seyirciyi dışarı çıkarma tehditlerinden görüyoruz ki bu yargılama vicdanları rahatlatmayacak. İstanbul’un üç kez seçilmiş, Cumhurbaşkanı adayı olmuş ve girdiği her seçimde Cumhurbaşkanı’nı yenmiş belediye başkanı bir yıldır tutuklu. Elbette insanlar ilgi gösterecek, sesini duymak isteyecek. Heyetin en ufak bir fısıltıda seyirciyi tahliye tehdidi, objektif olamayacaklarının göstergesidir. Reddi hakim talebi de bu sebeple yapıldı” açıklamasında bulundu.

“Dünün Başsavcısı Bugünün Adalet Bakanı Oldu”

Soruşturmayı yürüten Başsavcı Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olmasının davanın siyasi niteliğini tescillediğini savunan Çiftci, “Sayın İmamoğlu ilk gözaltına alındığında bunun siyasi bir operasyon olduğunu söylemiştik. O günün başsavcısı, bugünün Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek, aslında siyasi bir kişidir; Bakan Yardımcılığından gelmiştir. Gözaltı kararlarını imzalayan, ‘bu delilleri ben topladım’ diyen bir başsavcının bugün Adalet Bakanı ve HSK Başkanı olması, hukuk devletinde kabul edilemez. Hangi hakim, Adalet Bakanı’nın istemediği bir işe imza atabilecek? Zaten 90 sayfası CHP kurultayını anlatan, Sayın Genel Başkanın müziğinden konuşmasına kadar her detayın olduğu bir iddianameden bahsediyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayını ‘CHP’yi ele geçirmeye çalışmakla’ suçluyorlar. Siyaset iddia ortaya koyma sanatı değil midir? Ekrem İmamoğlu seçilmiş bir başkandır ve milletin oyuyla bu iddiayı ortaya koymuştur” diyerek sözlerini tamamladı.