22.07.2026

Müslim Sarı: “Bütün Kapılar Hala Kapanmış Değil”

CHP Sözcüsü Müslim Sarı:

- “Cumhuriyet Halk Partisi, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarının yanındadır, önemsemektedir, öneminin farkındadır.”

- “Terörsüz Türkiye sürecinin odağında olan mesele, tek başına devletin bekası ya da güvenlik ekseninde değerlendirilecek bir mesele değildir. Her ne kadar güvenlik ekseninde bu konu bir kere daha Türkiye'nin gündemine gelmiş olsa bile Kürt meselesini sadece bu boyutuyla ele alan yaklaşımların da kısır, yetersiz ve sınırlı yaklaşımlar olduğunu düşünüyoruz.”

- “Siyasal partiler kurulur, oluşur, gelişir. Halkın karşısına çıkar, onay alır ya da almaz. Ancak hiçbir zaman bir siyasal partinin içinde olup, o siyasal partinin olanaklarından yararlanıp onun kürsüsünden konuşarak, onun amblemi altında, onun ilçe örgütleri ve il örgütlerinden faydalanarak onun grup salonunda ve onun grup odasında bir başka siyasal partinin ilanı yapılamaz. Bunun çok ahlaki bir şey olmadığı çok açıktır.”

- “Arkadaşlarımız CHP'den ne kadar büyük bir parça koparırsak o kadar kar mantığıyla bu süreci 2 ay boyunca yönetmişlerdir. Gelmiş olduğumuz noktada CHP’yi bölmüşlerdir, bölmeye çalışmaktadırlar. Bizler Atatürk'ün ve cumhuriyetin emaneti olan CHP'nin bölünmemesi için elimizden gelen her türlü çabayı gerçekleştireceğiz, her türlü çabayı sürdüreceğiz.”

- “Bildiğiniz üzere biz bu arkadaşları amiyane tabirle KBB'ci demiştik. Yani bunlar kayyumcuydu, bunlar butlancıydı ve bunlar bölücüydü. Ama bu parti kurma sürecinde bir kere daha görüyoruz ki KBB'nin yanına bir harf daha eklememiz gerekiyor, o harf yine K yani bunlar koltukçu.”

- “Dört il başkanlığımız merkez ilçelerle beraber görevden alındı, örgütler feshedildi; bunlar Kütahya, Uşak, Karaman ve Çankırı illerimiz. Onun dışında beş ilimizde de il başkanlığı görevlendirmesi yaptık. Bu illerimiz de Eskişehir, Karaman, Sivas, Kırşehir ve Uşak illerimiz.”

- “Partiyi bölmeyi ve ayrıştırmanın hiçbir zaman doğru olmadığını düşündük. Hala da aynı şeyi düşünüyoruz. Dolayısıyla aklı selim için bütün kapılar hala kapanmış değil. Yani şu an itibariyle bile hala vazgeçilebilir. Atatürk'ün partisinin bölünmesinin sorumluluğunu hiç kimsenin taşımaması gerekir. Ben bu arkadaşlarımıza da bu kötü mirası kendi evlatlarına bırakmamaları gerektiğini öneririm, salık veririm.”

- “İstifa eden bütün arkadaşlarımız büyük bir tarihsel sorumluluk içinde olacaklar. Ve ben bir müddet sonra bu arkadaşların CHP'ye yeniden dönmek için büyük bir çaba sarf edeceklerini, çaba harcayacaklarını da şimdiden öngörüyorum. Bunu da burada tarihsel bir not olarak düşüyorum.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında ülke ve parti gündemindeki kritik başlıkları görüşmek üzere bir araya geldi. Toplantının ardından kameraların karşısına geçen Parti Sözcüsü Müslim Sarı şunları söyledi:


Sayın basın mensupları, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün MYK toplantımızı gerçekleştirdik. Bildiğiniz üzere toplantımızda yine Türkiye'nin, ülkenin ve partinin gündemine dair değerlendirmelerde bulunduk. MYK üyelerimiz kendi düşüncelerini, görüşlerini dile getirdiler. Bazı kararlar aldık. Hem bu kararları sizlerle paylaşıp hem de MYK gündemimizde yer alan konularla ilgili yapılan değerlendirmelerle ilgili düşüncelerimizi paylaşma fırsatı bulduk, sizlerin aracılığıyla da tüm Türkiye kamuoyuna iletme şansımız oluyor.

Bir defa her şeyden önce bu hafta Kıbrıs Barış Harekatı'nın yıldönümü, bu hafta içerisinde bir dizi etkinliklerle kutlandı; başta Bülent Ecevit olmak üzere şehitlerimiz, gazilerimiz, o dönemden bugüne Kıbrıs Türk halkının yanında olan, emek ve katkı yapan tüm hükümetlerin, tüm siyasilerin, yine aynı şekilde Kıbrıs Türk halkının faydasına, yararına çaba sarf eden, emeği bulunan herkesi de saygıyla selamlamak istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarının yanındadır, önemsemektedir, öneminin farkındadır, önümüzdeki dönem bunun çok daha fazla önemli olacağını düşünmektedir, bunu görmektedir, bununla ilgili düşüncelerini, planlarını, programlarını önümüzdeki dönemde yine tüm Türkiye ile paylaşacaktır.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ SADECE GÜVENLİK EKSENLİ ELE ALINAMAZ; SOSYAL VE EKONOMİK AÇILIM ŞARTTIR”

Bildiğiniz üzere bu hafta yine Türkiye gündeminde önemli bir konu olarak bu terörsüz Türkiye süreci ile ilgili yasa çerçevesinde yürütülen bazı görüşmeler vardı. Dolayısıyla terörsüz Türkiye süreci ile ilgili olarak da Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi düşüncelerini bir kere daha dile getirdiği bir süreç yaşadık. Sayın Genel Başkanımız, Sayın Meclis Başkanımızla bir araya geldiler, karşılıklı olarak düşüncelerini dile getirdiler. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak terörsüz Türkiye sürecinin başarıya ulaşması için gerekli her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu bir kere daha dile getirmiş olduk. Bu konuyla ilgili oluşan komisyon, komisyondaki rapor, düşüncelerimiz ortadadır. Bu düşüncelerimizin arkasında duruyoruz ancak şunu da söylemek gerekir; terörsüz Türkiye sürecinin odağında olan mesele, tek başına devletin bekası ya da güvenlik ekseninde değerlendirilecek bir mesele değildir. Her ne kadar güvenlik ekseninde bu konu bir kere daha Türkiye'nin gündemine gelmiş olsa bile Kürt meselesini sadece bu boyutuyla ele alan yaklaşımların da kısır, yetersiz ve sınırlı yaklaşımlar olduğunu düşünüyoruz. Biz bu konjonktürde bunu fırsat bilerek Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu meselenin çözümü konusunda gerekli ekonomik, sosyal, kültürel bir açılımın şart olduğuna da inanıyoruz. Bu konuyla ilgili çalışmalarımız var, geçen hafta MYK'mızın gündeminde yine bu konu vardı, ayrıntılı değerlendirmeler yapıldı. Zaten bu konu çerçevesinde önümüzdeki günlerde Sayın Genel Başkanımızın da bir basın toplantısı olacak ve bu basın toplantısında düşüncelerini sizlerle paylaşacak.

“CHP GRUBUNDA BAŞKA SİYASİ PARTİ İLAN ETMEK CİDDİ BİR ETİK VE AHLAK SORUNUDUR”

Bunun ötesinde yine bildiğiniz üzere 21 Mayıs tarihinden itibaren halk arasında mutlak butlan olarak değerlendirilen bir süreci ve bu sürecin artçı şoklarını, bu süreçle ilgili tartışmaları da hep beraber kamuoyunun önünde yapıyoruz. En son gelmiş olduğumuz noktada Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinden bazı arkadaşlarımız ayrı bir siyasal partiye doğru yolculuğa çıktıklarını ilan etmiş oldular. Biz aslında bunun öteden beri böyle olduğunu, Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde mutlak butlan tartışmalarının, aslında arkadaşlarımızın başka bir siyasal partiye doğru evrilmek için kendi tabanlarını, kendi yapılarını konsolide etmek için kullandıklarını söylemiştik. Dolayısıyla bu gerçek oldu. Bugün varmış olduğumuz noktada Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinden başka bir siyasal partinin çıkacağını görüyoruz. Henüz bununla ilgili resmi adımlar atılmış değil bildiğim kadarıyla. Ancak bu konuyla ilgili açıklamalar var, niyetler var, niyet açıklamalar var. Bu konu da bizim MYK'mızın etraflı bir şekilde değerlendirdiği konulardan biri oldu. Öncelikle şunu söylemek gerekir. Hangi rejim altında olursa olsun ve hangi ülkede olursa olsun siyasal partiler kurulur, oluşur, gelişir. Halkın karşısına çıkar, onay alır ya da almaz. Ancak hiçbir zaman bir siyasal partinin içinde olup, o siyasal partinin olanaklarından yararlanıp onun kürsüsünden konuşarak, onun amblemi altında, onun ilçe örgütleri ve il örgütlerinden faydalanarak onun grup salonunda ve onun grup odasında bir başka siyasal partinin ilanı yapılamaz. Bunun çok ahlaki bir şey olmadığı çok açıktır. Dolayısıyla böyle bir siyasal parti, bu yolla böyle bir siyasal parti ne dünyada ne de Türkiye'de kurulmuştur. Bunun bir defa ciddi bir etik sorunu, ciddi bir ahlak sorunu oluşturduğu çok açık ve nettir. İkinci olarak biz bu arkadaşlarımızı daha önce partiyi bölmemeleri konusunda uyarmıştık. Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Atatürk'ün partisinin bölünmesinin; her şeyden önce AKP'ye fayda sağlayacağını, böyle bir konjonktürde ve böyle bir zeminde AKP'nin ekmeğine yağ süreceğini söylemiştik. Dolayısıyla biz bu arkadaşlarımızı bölücü olmakla suçlamıştık. Bugün varmış olduğumuz noktada bu suçlamalarımızın temellerinin ne kadar temelli olduğunu da görmüş oluyoruz. Dolayısıyla arkadaşlarımız; neden olmadığımız bir butlan sürecinde, kendilerinin neden olduğu iş ve eylemleriyle ve konuya ilgisizlikleriyle ve süreci yanlış yönetmeleriyle neden oldukları butlan sürecinin artçı şoklarını ya da bu sürecin olumsuzluklarını ortadan kaldırmak üzere birlikte mücadele edeceklerine ve bizim her türlü çağrımıza rağmen gelin bu süreci birlikte el birliğiyle çözelim dememize rağmen böyle bir tutum sergileyeceklerine ve böyle bir tavır takınacaklarına kaçmayı tercih etmişlerdir. Dolayısıyla arkadaşlarımız Cumhuriyet Halk Partisi'nden ne kadar büyük bir parça koparırsak o kadar kar mantığıyla bu süreci 2 ay boyunca yönetmişlerdir. Gelmiş olduğumuz noktada Cumhuriyet Halk Partisi'ni bölmüşlerdir, bölmeye çalışmaktadırlar. Bizler Atatürk'ün emaneti olan ve cumhuriyetin emaneti olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin bölünmemesi için elimizden gelen her türlü çabayı gerçekleştireceğiz, her türlü çabayı sürdüreceğiz. Buradan da bütün kamuoyunun dikkatlerine bu düşüncemizi sunmak isteriz.

“KBB’NİN YANINA BİR HARF DAHA EKLİYORUZ: BUNLAR KOLTUKÇUDUR!”

Üçüncüsü arkadaşlar bildiğiniz üzere biz bu arkadaşları amiyane tabirle KBB'ci demiştik. Yani bunlar kayyumcuydu, bunlar butlancıydı ve bunlar bölücüydü. Ama bu parti kurma sürecinde bir kere daha görüyoruz ki KBB'nin yanına bir harf daha eklememiz gerekiyor, o harf yine K yani bunlar koltukçu. Kurulması düşünülen partinin Cumhuriyet Halk Partisi'nden nasıl bir farkı olduğunu, hangi yönlerden, hangi açılardan bir fark oluşturduğunu kamuoyuna açıklamış değiller. Manisa milletvekilimizin yapmış olduğu grup toplantısında ya da arkadaşlarımızın yapmış olduğu açıklamalarda Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasal çizgisinden başka bir siyasal parti tarif edemiyorlar. O halde şunu sormak gerekir. O zaman niye bir başka parti arayışı içindesiniz? Cumhuriyet Halk Partisi içinde bir siyasal mücadele yapmamız gerekirken- kongrelerimizi ilan ettik, eylülden itibaren başlıyor -bu parti içinde bir siyasal mücadele yapmak gerekirken ve ayrışmanın ideolojik politik nedenlerini Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasal fikriyattan, fikriyatından başka bir anlam ifade edecek bir ayrım yapamıyorsanız eğer o zaman niçin başka bir siyasal parti arayışı içindesiniz sorusunun tek açıklaması olabilir. Biz kendimize koltuk arıyoruz diyor arkadaşlar. Dolayısıyla bu arkadaşlarımız aynı zamanda üzgünüz ama koltukçu arkadaşlarımız. Ben buradan şunu da bir kez daha sormak istiyorum. Kurulması düşünülen bu siyasal parti, siyasal yelpazenin neresine oturuyor? Sağda mı, solda mı, merkezde mi, Cumhuriyet Halk Partisi çizgisinde mi? Cumhuriyet Halk Partisi çizgisinden başka bir ideolojik çizgiyi mi benimseyecek? Bazı arkadaşların dediği ki oralarda kafalar çok karışık… Oradaki bazı arkadaşlarımızın dediği gibi; Cumhuriyet Halk Partisinden kopan bir parça olmak yerine, Türkiye'de dört eğilimi temsil eden bir siyasal parti mi? Sosyal demokrat bir parti mi? Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasal çizgisinden ne kadar farklı bir parti? Bu konuyla ilgili de açıkçası kafaların çok karışık olduğunu görüyorum. Bu arkadaşlarımız kurmayı düşündükleri siyasal partiyi nerede konumlandırıyorlar? Bunu bütün kamuoyunun bilmesinde fayda var. Ancak ne olursa olsun arkadaşlar, nasıl bir siyasal partiye doğru yolculuk ederseniz edin, hangi ideolojik politik çizgide konumlanırsanız konumlanın, asla ve kata Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurucu parti olma özelliğini bünyenizde taşımayacaksınız. Cumhuriyet Halk Partisi rakamlardan büyük bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi 100 yıllık asırlık geleneğiyle Türkiye'nin bütün badireli durumlarında, kendileri de badire yaşayarak bugüne gelmiş olan bir partidir. Bütün bu süreçlerin hepsini yaşayarak atlatmıştır. Kurucu partidir; devlet kurmuştur, ulus inşa etmiştir. Türkiye'yi çok partili hayatla tanıştırmıştır. Türkiye'yi sosyal demokrasiyle tanıştırmıştır. Ve Cumhuriyetin 2. yüzyılında bir kere daha Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu tarihi misyonuna ve vizyonuna her şeyden çok ihtiyaç vardır. Dolayısıyla böyle bir zamanda ve böyle bir zeminde Mustafa Kemal Atatürk'ün ışığında, Cumhuriyet Halk Partisi'nin altı okunda Cumhuriyeti 2. yüzyılda taçlandıracak, bölgesindeki en önemli güç haline getirecek ve itibarlı ülkeler nezdinde Türkiye Cumhuriyeti'ni en üst liglere taşıyacak Cumhuriyet Halk Partisi'ne her şeyden, her zamandan çok ihtiyaç vardır. Dolayısıyla ne olursa olsun bütün bu arkadaşlarımızı hala Cumhuriyet Halk Partisi içinde siyasal ayrılıklarımızdan farklı onları bir tarafa bırakarak parti içi çekişmeleri ve mücadeleleri bir tarafa bırakarak hala bu yanlıştan dönmelerine çağırıyoruz. Bütün bunlara rağmen bu konuda ısrar ediyorlarsa da kendilerinin AKP işbirlikçisi olduklarını, kendilerine koltuk aradıklarını, kendilerinin bölücü olduğunu, Atatürk'ün Cumhuriyet Halk Partisi'ni bölmek için bir iş ve eylem içerisinde olduklarını da açıkça ilan etmek istiyoruz. Bizler bu sürecin sonuna kadar karşısında duracağız. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yöneticileri olarak, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Merkez Yönetim Kurulu olarak ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin bütün yapıları olarak bu sürecin karşısında durduğumuzu ve buna asla müsaade etmediğimizi bir kere daha dikkatlerinize sunmak isteriz.

4 İL ÖRGÜTÜ FESHEDİLDİ; 5 İLE YENİ ATAMA YAPILDI

Bunun dışında arkadaşlar yine MYK'mızda birtakım kararlar alındı. Bu kararların bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Yine örgüte ilişkin birtakım değerlendirmeler yapıldı, Cumhuriyet Halk Partisi örgütüne ilişkin. Dört il başkanlığımız merkez ilçelerle beraber görevden alındı, örgütler feshedildi; bunlar Kütahya, Uşak, Karaman ve Çankırı illerimiz. Onun dışında beş ilimizde de il başkanlığı görevlendirmesi yaptık. Bu illerimiz de Eskişehir, Karaman, Sivas, Kırşehir ve Uşak illerimiz. Önümüzdeki günlerde, önümüzdeki hafta ya da ondan sonraki hafta Cumhuriyet Halk Partisi'nin il başkanları toplantısı yapılacak. Atamasını gerçekleştirdiğimiz il başkanlarıyla beraber ve atamasını yapmadığımız ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliği içerisinde siyasal mücadeleye devam etmek isteyen il başkanlarımızla beraber önümüzdeki günlerde bir il başkanlığı toplantısı yapacağız ve Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü önümüzdeki süreçte kongreleri yapmaya hazır hale getireceğiz.

Bakın değerli arkadaşlar, bizim illerle ilgili bu değerlendirmelerimizi yapmamızın nedenlerinden biri de kongre süreçlerini bir an önce başlatabilmektir. Bildiğiniz üzere biz Eylül ayının başından itibaren bir kongre süreci takvimi işleteceğiz. Ama bu takvimi işletirken örgütlerimizin de bu takvime uygun iş ve eylemlerde bulunabiliyor olması gerekir. Dolayısıyla kongrelerimizi yapabilecek şekilde örgütlerimizi hazır tutmamız gerekiyor ve illerle ilgili değerlendirmelerimiz bu ayın sonuna geldiğinde bitmiş olacak, sona ermiş olacak ve partimiz önümüzdeki sonbaharla beraber yani Eylül ayıyla beraber kongrelerini yapabilir hale gelecektir. Benim şimdilik değerlendirmelerim bunlar. Bu konularla ilişkin ya da başka konularla ilişkin sorularınız varsa onları da cevaplandırmaya çalışayım.

“SOSYAL MEDYADA DİLE GETİRİLDİĞİ GİBİ BİR İSTİFA FURYASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”

Soru- Efendim, dün Özgür Özel'in açıklamaları sonrasında bir yandan sosyal medyada da üyelik istifalarına dair de pek çok rakam dolaşımda. Sizdeki net rakam nedir? Kaç üye istifası var? İkinci sorum da şimdi istifalar sonrasında CHP grubuna yönelik, Meclis’e yönelik nasıl bir yol haritası izleyeceksiniz? Buna dair MYK'da bir değerlendirme yaptınız mı? Ve bir yandan da siz de az önce eleştirdiniz Özgür Özel'in grup toplantısı sırasında yeni partiyi duyurması da bir yandan eleştirilerinizin de odağında. Özgür Özel özelinde de bir karar e konuşuldu mu ya da bundan sonra böylesi bir hızla bir karar verilir mi? Teşekkürler.

Müslim Sarı- Ahlaki olan arkadaşlar Sayın Özgür Özel'in bu grup toplantısını yapmadan önce istifa etmesi olurdu. Dolayısıyla bir siyasal partinin grubunda başka bir siyasal partinin çalışması açıklanmaz. İsmi, logosu, başka bir siyasi yolculuğun ana hatları açıklanmaz. Bunu hiçbir şekilde ahlaki bulmuyoruz. Özellikle grup yönetimi ile ilgili alacağımız pozisyonlar, arkadaşların istifasıyla ilgili istifa edip etmeyeceklerini, hangi arkadaşın istifa edeceğini hep beraber göreceğiz.

Üyelerin istifası ile ilgili sosyal medyada koparılan yaygaranın hiçbir şekilde doğru olmadığını ifade etmek isterim. Cumhuriyet Halk Partisi üyelerinin onda birine bile ulaşmamıştır istifa. Dolayısıyla her 10 üyeden 9 tanesi en az Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasal kimliği içinde siyasal mücadele yapmaktadırlar. Böyle bu sosyal medyada dile getirildiği gibi bir istifa furyası söz konusu değildir.

Soru- Efendim bu hareketin başından belli yeni bir partiye evrileceğini biliyorduk dediniz. Butlan yönetimi olarak olağanüstü kurultay dışında işte yeni atamalar, yüksek disipline sevk gibi birçok faaliyetlerde bulundunuz. Gerçekten olağanüstü kurultaya gidilmiş olsaydı bu noktaya gelinir miydi acaba?

Müslim Sarı- Birincisi biz butlan yönetimi değiliz. Bu terminolojiyi bir gözden geçirelim. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'nin önceki dönemde seçilmiş yöneticileriyiz. Dolayısıyla mevcut hukuki düzen karşısında ve mahkeme kararı karşısında zorunlu olarak bu görevi yerine getiren bir heyetiz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin içine düştüğü bu cendereden çıkarılabilmesi için bir kurultayın toplanmasının zorunlu olduğunu hepimiz düşünüyoruz. Yani sadece bizler, sadece şu anda ayrılıp gitmek isteyen arkadaşlarımız değil bizler de öyle olması gerektiğine inanıyoruz. Bizler kurultay süreçlerine karşı değiliz. Ancak mevcut hukuk zemini içinde ve mahkeme kararı karşısında bir kurultay yapılamayacağını biliyoruz. Bence bunu arkadaşlarım da biliyor. Ancak onlar kendilerini mağdur göstermek için, parti içindeki bütün iç yolları tartıştık, artık ne yapabiliriz başka bir parti kurmaktan başka şansımız yok demek için ve Cumhuriyet Halk Partisi tabanını kendi siyasal yolculuklarına doğru giderken ayrıştırıp kendilerine göre konsolide etmek için bunu kullanmışlardır. Dolayısıyla bir olağanüstü kurultay toplanmanın mümkün olmadığını kendileri de biliyor. Pratikte de biz bunu biliyoruz. Bildiğiniz üzere daha önce iki defa olağanüstü kurultay yapıldı ama bu süreç engellenemedi. Yine İstanbul'da birtakım gelişmeler oldu, hepinizin malumlarıdır. Ancak biz yine de madem ki bir kurultay toplayamıyoruz, o zaman hiç olmazsa parti içindeki arkadaşlarımızın kongre taleplerini, değerlendirme taleplerini yani örgütün iradesinin bu sürecin yönetiminde, sürecin sorunun çözümünde onu karar süreçlerinin içine en azından katalım diye hiç olmazsa kongrelere başlatalım dedik. Bu arada mahkeme karar verene kadar da biz bu kongreleri tamamlarız ve mahkeme bir karar verdiğinde de kurultayımızı yaparız dedik. Ve arkadaşlarımıza şunun çağrısında bulunduk. Arkadaşlarımız şöyle bir iddia içindelerdi biliyorsunuz; üyelerimizin %90'ı bizim arkamızdadır, arkamızda büyük bir kamuoyu desteği ve halk desteği vardır. Eğer böyleyse gerçekten o zaman kongrelerde yarışmayı tercih edebilirdik. Buyurun kongreleri yapalım. Mahallelerden başlamak üzere bu halk desteğiyle, arkanızdaki halk desteğiyle, arkanızdaki üye desteğiyle kongrelerde yarışabilirdik ve gerçekten dediğiniz gibi bir desteğiniz varsa yine seçilirdiniz. Dolayısıyla partiyi bölmeyi ve ayrıştırmanın hiçbir zaman doğru olmadığını düşündük. Hala da aynı şeyi düşünüyoruz. Hala arkadaşlarımız istifa etmiş değil biliyorsunuz milletvekili arkadaşlarımız. Dolayısıyla aklı selim için bütün kapılar hala kapanmış değil. Yani şu an itibariyle bile hala vazgeçilebilir. Atatürk'ün partisinin bölünmesinin sorumluluğunu hiç kimsenin taşımaması gerekir. Ben bu arkadaşlarımıza da bu kötü mirası kendi evlatlarına bırakmamaları gerektiğini öneririm, salık veririm. Hepimiz Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde siyasal mücadeleye devam edelim derim.

Soru- Efendim, tabii bir diğer tartışma konusu da Büyükşehir Belediye başkanları ve diğer belediye başkanlarının durumu konusunda devam ediyor. Sayın Zeydan Karalar CHP'den ayrılmayacağını açıkladı. Belediye başkanlarıyla görüşme halinde misiniz? Partiden ayrılacaklarını veya kalacaklarını bildiren belediye başkanları var mı? Bilgi verebilirseniz sevinirim.

Müslim Sarı- Belediye başkanlarımızla görüşüyoruz. Hem büyükşehir belediye başkanlarımızla hem ilçe belediye başkanlarımızla, hatta belde belediye başkanlarımıza kadar. Belediye başkanlarımız çok kahir ekseriyette Cumhuriyet Halk Partisi içinde kalmayı tercih ediyorlar. Yani bunların çok ağırlıklı bir oranı yani tam yüzde yüz bir oran veremem şu diye ama çok istisnai bir biçimde biz yolculuğumuzu Manisa milletvekili Özgür Özel'in kuracağı bir partide yaparız, oraya doğru gideceğiz diyen belediye başkanlarımızın sayısı çok az. Yani önümüzdeki günlerde de bunu net olarak göreceğiz.

Soru- Şimdi dünkü grup toplantısında Özgür Bey'in konuştuğu grup toplantısında 80'in üzerinde vekil katıldı. İşte 8485 milletvekilinin katıldığı söyleniyor. Eğer ve bu vekillerin istifa edeceği konuşuluyor. Eğer tamamı istifa ederse CHP sanırım 2002'den beri ana muhalefet konumunda bu konumdan düşmüş olacak. hem meclisteki işleyiş bakımından, meclisteki grup bakımından da bir dizi tartışma da başlatacak. bunu değerlendirdiniz mi? Yani CHP'nin ana muhalefetten eğer istifalar olursa düşmesini MYK'da gündeme getirdiniz mi? Bunu konuştunuz mu? Bir diğeri de dün milletvekilleriyle burada da bir toplantı oldu. Bazı milletvekilleriyle beraber Kemal Kılıçdaroğlu bir toplantı yaptı. Bu toplantıya ilişkin de bilgi verme şansınız var mı? Yani kaç vekil katıldı? Nasıl bir değerlendirme yapıldı? Oradan bir sonuç çıkacak mı?

Müslim Sarı- Evet. Şimdi arkadaşlar bir defa teknik olarak bu yeni sistemde ana muhalefet partisi olmanın avantajları parlamenter sistemi kadar net değil. Biliyorsunuz iktidar artık parlamentonun içinde kurulmuyor. Ancak yine de parlamentonun en büyük muhalefet partisi olmak önemli. Dolayısıyla bunu önemsizleştirdiğim için, anlamsız bulduğum için söylemiyorum, bunu bir teknik düzeltme yapmak istediğim için söylüyorum. İkincisi arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi sayılardan ve rakamlardan ibaret değil. Dolayısıyla bugün 80 milletvekili olursunuz, yarın akşam 60 milletvekili, bir gün 10 milletvekiline düşersiniz, ertesi gün 200 milletvekili olursunuz. Ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel mirasına ve vizyonuna asla sahip olamazsınız. Dolayısıyla kurucu parti olmak, 2. yüzyılda bir kere daha ihtiyaç duyulan parti olmak ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin özgül ağırlığını taşımak her Cumhuriyet Halk Partilinin sorumluluğundadır. Ben bunu vekil sayısından daha önemli görürüm, daha önemli gördüğüm için söylüyorum bunu. Dünkü toplantı da yani böyle çok bütün vekillerin katıldığı bir toplantı değildi. Mevcut duruma ilişkin durum değerlendirmesi yapmak isteyen arkadaşlarımızın Sayın Genel Başkanımızla bir araya geldiği ve uzun süren bir toplantı oldu. Bütün arkadaşlarımız düşüncelerini söylediler, sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundular ve kendi arkadaşlarıyla yani parlamentoda bulunan diğer arkadaşlarıyla da buradaki düşüncelerini paylaşacaklardı önümüzdeki günlerde. Ben arkadaşlarımızın kaç tanesinin istifa edeceğini bilmiyorum. Hep beraber bunu yaşayıp göreceğiz ama istifa eden bütün arkadaşlarımız büyük bir tarihsel sorumluluk içinde olacaklar. Ve ben bir müddet sonra bu arkadaşların Cumhuriyet Halk Partisi'ne yeniden dönmek için büyük bir çaba sarf edeceklerini, çaba harcayacaklarını da şimdiden öngörüyorum. Bunu da burada tarihsel bir not olarak düşüyorum.

Soru- Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde ilk defa aynı siyasi görüşte olan kişilerin iki ayrı merkezde oluşumu söz konusu oldu. Bugünkü MYK toplantınızda Sayın Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun sizce yönetime bu konuyla ilgili önemli bir mesajı oldu mu veya somut adım önerisi oldu mu? İkinci bir sorum da belediyelerde çok az ayrışmanın olacağını dile getirdiniz ama belediye başkanlarının partiden ayrılması durumunda yol haritanız nedir?

Müslim Sarı- Belediye başkanlarının partiden ayrılacağını düşünmüyoruz. Bizim yaptığımız değerlendirmeler az önce de söylediğim gibi benim söylediklerimi teyit ediyor. Zaten önümüzdeki günlerde birçoğu açıklama yapacak bu konuyla ilgili. Dolayısıyla bunun için ayrıca bir şey düşünmeye gerek yok. Çünkü böyle bir gerçek var ortada. Bir siyasal partinin içinde, başka bir siyasal parti için çalışmanın ne kadar etik olmayan bir tutum olduğunu da söylemiş oldum. Bence bu konuyla ilgili değerlendirmeleri yaptım az önce, ekstradan bir şey söylemek istemiyorum. Arkadaşların değerlendirmelerine bırakıyorum. Çok teşekkür ederim. Sağ olun.