12.02.2024

Deniz Yücel: “AKP ve MHP’ye Sesleniyorum: CHP’yi Terörle, Terör Örgütleriyle Aynı Cümlede Kullanamazsınız”

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, “Tıpkı Santa Maria Kilisesi’nde olduğu gibi Çağlayan Adliyesi’ndeki terör saldırısı da Türkiye’deki istihbarat ve güvenlik zafiyetini bir kez daha ortaya koydu. Durum bu kadar açıkken, bu hain saldırıları Cumhuriyet Halk Partili belediyelerle özdeşleştirmeye çalışmak en hafif tabiriyle kişiliksizlik, karaktersizlik ve alçaklıktır. AKP ve MHP’ye sesleniyorum: CHP’yi terörle, terör örgütleriyle aynı cümlede kullanamazsınız. CHP bu devleti kuran partidir. Bugüne kadar yıllarca insanlarımızın milliyetçi duygularını sömürerek siyaseten var oldunuz. HÜDA-PAR ile aynı safta olan sizler, terör örgütleri konusunda ahkam kesecek konumda değilsiniz! Sizin safınız Gaffar Okkan’ın katillerinin safıdır. Siz önce Sinan Ateş cinayetinin hesabını verin! Kendi evladına sahip çıkmayanlardan milliyetçi olmaz. Bir terör saldırısından medet umacak kadar acizsiniz.” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Deniz Yücel, bugün parti genel merkezinde MYK gündemine ilişkin düzenlediği basın toplantısında şu açıklamalarda bulundu:


Değerli basın mensupları, bizleri ekranları başından ve sosyal medya hesaplarından takip eden kıymetli yurttaşlarımız, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle, ülkemize ve milletimize Maliye, Enerji ve Dışişleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı gibi önemli görevlerde uzun yıllar hizmet etmiş, Türk siyasi tarihinde ve demokrasi mücadelemize önemli katkılar sunmuş olan 4’üncü Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal’ı vefatının 1’inci yıldönümünde saygıyla, rahmetle ve şükranla anıyorum.

Büyük acının, 6 Şubat depremlerinin 1. yıldönümünde yaşananların ağırlığını sanki dün gibi hissediyoruz. Kâğıttan yapılmış gibi yıkılan binaları, o binaların altında yitip giden hayatları, yakınlarından iyi bir haber alabilmek için bekleyen vatandaşlarımızı ve tüm bunlar olurken sadece seyreden iktidarı unutmadık.

Herkesin bildiğini, yaşadığını ve konuştuğunu Sayın Erdoğan; insan aklının ve vicdanının kabul etmeyeceği; “Bu kadar da kötülük olmaz” dedirtecek sözlerle Hatay'da itiraf etti. “Oy vermezseniz hizmet yok” ne demek! Sen depremde yerle bir olmuş, taş üstünde taş kalmamış, en az 22 bin kişinin öldüğü Hatay’ı hizmet getirmemekle nasıl tehdit edersin Sayın Erdoğan! Sen nasıl bir adamsın? Sen nasıl bir Cumhurbaşkanısın? Bu tehdit diline, bu halkını küçük gören, aşağılayan, diz çöktürmeye çalışan kibirli anlayışa, en güzel cevabı Hatay halkı ve milletimiz verecektir.

11 ilde milyonlarca vatandaşımızdan, devletin sıcak elini esirgeyen bu hükümet, 21’inci yüzyılda boş vaatlerle depremzedeleri kandırmakta bir sakınca görmedi. 1 yıl içinde 319 bin konutu teslim edeceğini söyledi, söylediğinin 7’de birini yaptı. Televizyonlarda kampanyalarla toplanan 115 milyar liranın ise nereye harcandığı hala belli değil… Ama deprem bölgesine harcanmadığı kesin… Çünkü hala milyonlarca vatandaşımızın en temel ihtiyaçları karşılanmadı. Barınacak yerleri yok. Temiz içme suları, hijyen koşullarının sağlandığı tuvaletleri yok. Gidecek bir okulları, çalışacak bir işleri, tedavi olacakları hastaneleri yok. İnsanlar yaşadıkları mağduriyetler nedeniyle yakınlarının, kayıplarının yasını bile tutamadılar… Her şey bu kadar ortadayken, insanı insanlığından utandıran bir açıklama daha yapıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki’ye göre depremzedeler: “Bak evimiz yıkıldı ama iyi olmuş, villamız oldu” diyorlarmış! Yav sen nasıl bir insansın Sayın Özhaseki? Yıllarca bakanlık yaptın, bu millete hizmet ettin, hiç mi insanlık öğrenmedin? Orada insanlar öldü, çocuklar öldü, aileler, hayatlar yok oldu, yıkıldı… Bakan Özhaseki kalkmış “Depremzedeler deprem oldu, oh ne iyi oldu, villa sahibi olduk diye seviniyorlar” diyor.

Sayın basın mensupları, AKP’nin her olaydan siyasi rant ve oy devşirme çabası artık rezil bir boyuta ulaştı. Vicdansızlıkta, insafsızlıkta, utanmazlıkta sınır tanımayan bu zihniyet, bu memleketin başına gelmiş en büyük kötülüktür. 50 binden fazla yurttaşımız canlı canlı toprağa gömüldü. Birçoğunun hala mezarı yok! Biz 6 Şubat'ta Cumhuriyet Halk Partisi olarak depremzede vatandaşlarımızın yanındaydık. Acıların birleştirdiği, İstanbul'dan Hatay'a, Ankara'dan Maraş'a, İzmir'den Osmaniye'ye kurulan dayanışma köprülerini daha da güçlendirmek için 11 ilimizde vatandaşlarımızla birlikteydik. Yitirdiğimiz canlarımızı andık... Hatay Kırıkhan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin açılışını yaptık. Dayanışmanın gücünü nasıl arttıracağımızın notlarını aldık... Kötülüğe karşı iyiliğin kazanacağını biliyoruz. Yaraları sarmak için elimizden geleni yapmaya, depremzedelerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Deprem kuşağında yer alan Türkiye'de bu rant düzenini bitireceğiz. Depreme dirençli kentleri halkımızla birlikte yeniden inşa edeceğiz.

Değerli basın mensupları, buradan iktidara, sarayda şatafat içinde yaşayanlara sesleniyorum. Kendinizi bir an için bir depremzedenin yerine koyun. Bir gecede evinizi, barkınızı, her şeyinizi kaybettiniz… Belki başka bir şehre göç etmek zorunda kaldınız. Bu ekonomik şartlarda başka bir şehirde nasıl yaşarsınız, hayata nasıl tutunursunuz? Yardımın tehditle verildiği, hizmetlerin götürülmediği depremde yıkılan memleketinizde nasıl yaşarsınız? 1 yıldır hayatları hiç düzelmeyen, “Önceden hayat nasıldı? Sıcak bir evde yaşamak nasıl bir şeydi?” sorularını kendilerine soran milyonlar var. Maddi–manevi tükenen bu insanların yerine kendinizi koyun… Bu yoklukla nasıl baş edersiniz? Son 1 senede çay fiyatı yüzde 90 artmış! Kuzu eti yüzde 129, dana eti yüzde 109 artmış! Patates fiyatı yüzde 99, ekmek yüzde 57 oranında artmış. Meyve fiyatları ortalama yüzde 88 oranında artmış. Peki, emekli maaşı kaç para 10 bin lira! Açlık sınırı ne kadar 15 bin lira! Bu ekonomik koşullarda depremzede hayata nasıl tutunsun? İnsanlar hayatlarını nasıl idame ettirsin? Biz bunları konuşmaktan utanıyoruz, ama bu ülkeyi yaşanamaz hale getiren 22 yıllık AKP iktidarı hiç utanmıyor… AKP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı et yardımını 2 bin 500 TL’ye çıkaracağının müjdesini vermiş! Sayın Mansur Yavaş bu yardımı zaten yıllardır yapıyor… Ama abesle iştigal olan ne biliyor musunuz? Siz 22 yıldır bu ülkeyi tek başınıza iktidar olarak yöneteceksiniz, insanları ete muhtaç hale getireceksiniz ve sizin AKP’li belediye başkan adayınız et yardımını seçim vaadi yapacak! Yav insanda biraz utanma duygusu olur! İnsanın biraz olsun yüzü kızarır.

Değerli arkadaşlar, TÜİK hangi ülkenin enflasyonunu açıklıyor bilmiyoruz ama Türkiye olmadığı kesin... TÜİK'e göre enflasyon yüzde 65, gerçek enflasyon ise yüzde 129,11. Devletin en önemli kurumlarından biri olan TÜİK AKP iktidarında AKP'nin oyuncağı haline geldi. AKP döneminde, nice köklü devlet kurumları gibi TÜİK’in de içi boşaltıldı… Liyakatsiz atamalarla TÜİK, bağımsızlığını yitirdi. İnandırıcılığı ise hiç kalmadı. Sonuç iktidarın baskısıyla yapılan trajikomik açıklamalar.

Bakın, AKP Türkiye’sinde bugün 1 tane patates 8 lira! Tek bir patates… 1 tane patlıcan 12 lira 69 kuruş… Tek bir domates 10 lira 63 kuruş! Ve bu fiyatlar çok mütevazi bir süpermarketten alınan fiyatlar. AKP iktidarında hayaldi gerçek oldu. Artık vatandaşın dayanacak gücü kalmadı. Ama AKP hala kendi derdinde… Kendi iç hesaplaşmaları nedeniyle 5 yılda 5 Merkez Bankası başkanı değiştirildi.

Merkez Bankası demişken... Geçtiğimiz hafta Merkez Bankasının yeni Başkanı enflasyonla ilgili bir toplantı yaptı. Bu toplantıdan vatandaşın payına seçim sonrasında elektrik ve doğalgaza yapılacak zamlar düştü. Çok açık söyleyelim; AKP 5 değil 15 başkan değiştirse de sonuç değişmeyecek. Çünkü gömleğin ilk düğmesi 2018’de yanlış iliklendi. Bütün yetkiler tek adama verildi... Şimdi o zat kendini hem ekonomist, hem çiftçi, hem esnaf, hem hakim, hem savcı, hem de mühendis sanıyor... Yok Sayın Cumhurbaşkanının tensipleriyle… Yok Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla… Deprem döneminde, pandemide, kritik süreçlerde bu ülke, bu millet bu rezillikleri yaşadı! Türkiye Cumhuriyeti Devletini mahvettiniz. AKP, Devletteki bütün dengeyi bozdu, denetlemeyi ortadan kaldırdı.

Kıymetli basın mensupları, Recep Tayyip Erdoğan kendini her şey sanabilir ama ona ne olmadığını biz söyleyelim... Sayın Erdoğan sen artık halktan biri değilsin... Sen sırça köşklerde, 1000 odalı saraylarda lüks ve şatafat içinde yaşayan, halkın dertlerinden bi haber, hamasetle, toplumun inançlarını, milli duygularını sömürerek koltuğunu korumaya çalışan bir adamsın.

Değerli arkadaşlar; AKP dönemi, gelir grupları arasında uçurumların oluştuğu bir dönem olarak tarihe geçti. Dar gelirliden alıp zengine veren; böyle bir iktidar daha önce gelmedi! Servetten vergi almıyorsun dar gelirliden alıyorsun. Vergide adaleti sağlamak istiyorsan, herkesten gelirine göre vergi alacaksın. Bunları söyleye söyleye dilimizde tüy bitti! KDV ve ÖTV’yi düşürün! Ek MTV gibi yeni icatlar çıkarmayın. Vatandaşın sırtından alın bu yükü… En zengin yüzde 20, toplam gelirin yüzde 49’unu alıyor. Geriye kalan yüzde 80 de yüzde 51 ile yaşamaya çalışıyor. En yoksul yüzde 20’nin payı ise yüzde 6… Bir zamanların “orta direk” diye tabir edilen kesimi artık yok. Çünkü siz gelir dağılımındaki adaletsizliği derinleştirdikçe, orta direk yoksullaştı. Amacınız vatandaşı yoksulluk yardımlarına muhtaç bırakıp yoksulluğu yönetmek! 2022’de yoksulluk yardımı alan hane sayısı 4 buçuk milyona çıktı. Yoksulluk yardımı alan kişi sayısı ise 18 milyon oldu. Yoksulluk yardımlarıyla övünen AKP hükümetinin bakanları ise dünyalıklarını yapmakla meşgul… Bakanlık maaşını “Bilmediğini ve bağışladığını” söylerken bununla övünen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un son 6 yıldır aldığı teşvikler ortaya çıktı. Anlıyoruz ki aldığı bu teşviklerin yanında zaten maaşa ihtiyacı yokmuş. Bakan Ersoy’un, son altı yılda devletten aldığı teşvik tutarı tam 4.5 milyar TL’yi bulmuş. Vay be! Gemicikli Erdoğan’ın Teşvikli Bakanları… Bakın, bir kültür bakanının görevi, ülkenin tarihi ve kültürel mirasını korumak ve geliştirmektir. Ama Erdoğan’ın “Teşvikli Bakanı” bunu yanlış anlamış ki; ülkenin tarihi ve kültürel mirasını değil kendi mirasını korumaya girişmiş… Bakan Ersoy’a teşvikler yetmemiş bir de şirketine, hazineye ait orman arazisine, otel yapma izni almış. Bu alanlar, özenle korunması gereken doğal ve kültürel değerlerdir ve ticari amaçlarla kullanılmaması da anayasamızın amir hükmüdür. Kamu kaynaklarını, zenginliğine zenginlik katmak için kullanan “Teşvikli Bakanın” otel projesi derhal durdurulmalıdır.

Değerli arkadaşlar; ülkece 6 Şubat felaketini andığımız günde, terör yine pusudaydı! İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde gerçekleşen hain terör saldırısında bir vatandaşımız hayatını kaybetti. Allah’tan rahmet; ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum. Terörü lanetliyor ve yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Teröristleri etkisiz hale getiren kahraman emniyet görevlilerimize de bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Terörün, huzurumuzu ve birliğimizi bozmasına izin vermeyeceğiz. Fakat huzurumuzu bozmaya çalışan sadece terör değil, terör kadar tehlikeli olan AKP hükümeti ve yancısı MHP’dir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, İstanbul Çağlayan Adliyesi’ndeki terör saldırısını Cumhuriyet Halk Partisine bağlama şuursuzluğunda bulundular. Bu bizi şaşırtmadı… Her seçim öncesinde olduğu gibi adil ve eşit bir yarışı göze alamayan iktidar ve payandası, fütursuzca iftira atmaya başladı. Oysa tıpkı Santa Maria Kilisesi’nde olduğu gibi Çağlayan Adliyesi’ndeki terör saldırısı da Türkiye’deki istihbarat ve güvenlik zafiyetini bir kez daha ortaya koydu. Durum bu kadar açıkken, bu hain saldırıları Cumhuriyet Halk Partili belediyelerle özdeşleştirmeye çalışmak en hafif tabiriyle kişiliksizlik, karaktersizlik ve alçaklıktır.

AKP ve MHP’ye sesleniyorum: CHP’yi terörle, terör örgütleriyle aynı cümlede kullanamazsınız. CHP bu devleti kuran partidir. Bugüne kadar yıllarca insanlarımızın milliyetçi duygularını sömürerek siyaseten var oldunuz. HÜDA-PAR ile aynı safta olan sizler, terör örgütleri konusunda ahkam kesecek konumda değilsiniz! Sizin safınız Gaffar Okkan’ın katillerinin safıdır. Siz önce Sinan Ateş cinayetinin hesabını verin! Kendi evladına sahip çıkmayanlardan milliyetçi olmaz. Bir terör saldırısından medet umacak kadar acizsiniz. MHP Genel Başkanı da bu acizlikten nasibi almış olmalı ki DEM partinin, İstanbul’da aday çıkarmasına sinsi bir planın parçası demiş. Sayın Devlet Bahçeli bir rekabetten, nasıl sinsi bir plan çıkardı bilemiyoruz ama “sinsilik” deyince bu ülkedeki tek adresin kendisi olduğunu biliyoruz.

Değerli basın mensupları, şu son günlerde yaşananlar gösterdi ki; iktidarın adil ve eşit bir seçime girme cesareti yok… Bu nedenle akıllarına gelen her yönteme başvuruyorlar. Resmi Gazetede bir yönetmelik yayımlandı. Neymiş Saray'dan onay alamayan hiçbir belediye bundan sonra yatırımlarını tamamlamak için borç alamayacakmış... Yani Erdoğan'ın deyimiyle "buyruklarına" uymayanlar cezalandırılacak. Nerede? Bir asırdır, tam 100 yıldır Cumhuriyetle yönetilen Türkiye'de... Bu düzenleme; hukuka, adalete, demokrasiye, eşitliğe tamamen aykırı. Erdoğan CHP'li belediyeleri engellemek için özel bir çaba sarfediyor. AKP’li belediyelere sınırsız imkânlar sunulurken, CHP’li belediyelere türlü türlü engeller çıkarılıyor. Acil ihtiyaç duyulan metro yapımına izin verilmiyor, otobüs alımına onay çıkmıyor. Hiç önemli değil! Sayın Erdoğan, sen seçmeni tehdit ettikçe gerçek yüzünü daha fazla insan görüyor. Sen tehditlerini sürdürdükçe iktidarı kaybetmekten ne kadar çok korktuğunu daha görüyoruz… Tehdit siyaseti senin işin… Bizim işimiz gücümüz Türkiye… Dürüst ve ahlaklı belediye başkanlarımızla, güven içinde yaşanacak, yağmalanmayan kentlerde halkımız için çalışmaya devam edeceğiz. Liyakatle yönetilen, çaresizliği değil umudu büyüten, tüm engellemelere rağmen hizmetleri aksatmayan, sorunlara bir bir çözüm üreten belediyecilik anlayışımızı memleketin dört bir yanına götüreceğiz.

31 Mart seçimlerinde, sandıkta kuracağımız Türkiye İttifakı, bu ülkede çok şeyi değiştirecek… Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı herkese çok iyi gelecek!

Değerli basın mensupları, gündemle ilgili paylaşacaklarımız bunlar. MYK toplantımızı tamamladık. Parti Meclisi toplantımızın birinci aşamasını tamamladık bir ara verdik. Parti Meclisi toplantımızda 100. yıl affı nedeniyle birçok geçmiş dönemde parti üyemiz olan arkadaşımızın af talepleri görüşüldü. Parti Meclisimizin ikinci oturumu gerçekleştikten sonra adaylaşan arkadaşlarımız sizlerle, siz değerli basın mensuplarıyla ve kamuoyuyla bir bültenle paylaşılacak.

Sorusu olan varsa alabilirim. Yoksa toplantımızı bitirebiliriz.

Soru- Tümünü birlikte mi açıklayacaksınız?

Deniz Yücel- Evet tümünü birlikte açıklayacağız.

Soru- Deniz Bey, Lütfü Savaş Hatay Belediye Başkan adayınız onun yeniden değerlendirilmesi masadaydı. Yine o çerçevede sanatçı Haluk Levent’e bir teklif götürüldüğü de gündeme geldi. Bununla ilgili bir şey söylemek ister misiniz?

Deniz Yücel- MYK toplantımızın ve Parti Meclisi toplantımızın böyle bir gündemi olmadı. Arkadaşlar şu ana kadar böyle bir gündemimiz olmadı. Toplantımızın ikinci bölümünde böyle bir görüş, öneri ya da tartışma gelirse bunu ayrıca değerlendiririz. Toplantı sonrasında da sizlerle paylaşırız.

Soru- Birinci sorum; Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent’in ifade ettiği gibi CHP yönetimi olarak ne zaman ve nasıl CHP adına Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı önerisinde bulunuldu? Bu konuda bilgi verir misiniz? İkinci olarak, Hatay gündeme gelmedi dediniz ama Hatay’ın gündeme gelmesi noktasında eğer Haluk Levent’in ifade ettiği gibi CHP yönetimi olarak bir öneri götürdüyseniz burada bir çelişki yok mu? Lütfü Savaş’ın geri çekilmesi düşünülmüyor mu?

İkinci sorum; CHP'nin İzmir ilçelerinde gösterdiği adaylar açısından Karaburun ilçesi gibi örneklerde de bir beklenti oluştu Çiğli’nin ardından. Burada da geri çekilme olabilir mi diye. Geri çekilme örneği olarak başka ilçeleri gündeme alacak mısınız?

Üçüncü sorum; Gelecek Partisinden Selim Temurci’nin bir açıklaması oldu. Buradaki açıklamadaki kritik nokta Gelecek Partisinden söz konusu milletvekili de bugün halen Saadet Partisi grubu bünyesinde görev yapıyor ve bu grubun meclisteki varlığını sürdürmesinin en önemli nedeni CHP'nin geçici süreyle milletvekili desteği vermiş olması. Selim Temurci’nin açıklaması sonrasında Saadet Partisi grubuna verdiğiniz desteği ya da Gelecek Partisi nezdinde bir girişimde bulunulmasını düşünüyor musunuz yeniden?

Deniz Yücel- Efendim Hatay meselesi gündemimize gelmedi. Az önce sizlerle paylaştım bunu. Dolayısıyla kurumsal düzeyde Sayın Haluk Levent'e ya da başka bir kişiye adaylık teklif edilmesi gibi bir şey söz konusu değil.

İzmir'in Karaburun ilçesi ya da başka ilçelerinin geri çekilmesi gibi bir gündemimiz de olmadı.

Gelecek Partisi adına Selim Temurci'nin açıklamasını takip edemedim. Bu konuda da bir gündemimiz olmadı.

Soru- Efendim kurumsal düzeyde bir teklif gitmediyse o zaman bireysel düzeyde bir teklif gittiğini anlayabilir miyiz? Bu birincisi. İkincisi; bugün tüm seçim çevrelerinin adaylarını duyar mıyız gecenin, günün sonunda?

Deniz Yücel- Arkadaşlar, kurumsal düzeyde bir teklif gitmedi cümlesinden bireysel bir teklif gitti cümlesi bence anlaşılamaz. Öyle bir teklif gitse bende böyle bir bilgi olsa ben bunu sizlerle paylaşırım. Hatay adayımızın geri çekilmesi gibi bir gündemimiz olmadı. Başka bir kişiye, Haluk Levent'e ya da üçüncü bir kişiye adaylık teklif edilmesi gibi bir gündemimiz de olmadı. Bir soru daha sordunuz.

Soru- Bugün tüm seçim çevrelerinin adaylarının oylamasını, onaylanmasını tamamlar mısınız? Hepsini duyar mıyız?

Deniz Yücel- Olabilir ihtimal dahilindedir.

Soru- Efendim MYK’nın ve Parti Meclisinin gündemi açısından değil ama Parti Sözcüsü olarak sizin düşüncenizi almak istediğim için soruyorum. CHP seçmeninin oylarıyla meclise taşınmış olan milletvekillerinin CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı yerine AK Parti'nin adayını desteklemesi sizce sorun değil mi?

Deniz Yücel- Bir daha alabilir miyim soruyu lütfen?

Soru- Tabii. CHP seçmeninin oylarıyla meclise taşınmış milletvekillerinin başka partinin grubu altındayken sizin İstanbul adayınızı değil Cumhur ittifakının adayını desteklemesi sorun değil mi?

Deniz Yücel- Efendim Genel seçimlerde yapılan ittifak geride kaldı, geçmişte kaldı. O dönemin koşulları, konjonktürü bunu gerektirdi. Şu anda bir yerel seçim arifesindeyiz. Yerel seçimin dengeleri farklıdır. Siyasi partiler istedikleri adayı çıkarabilirler. Siyaseten geçmişte bir birliktelik yapılıp da daha sonra buna aykırı hareket edilirse bunun da halkımız nezdinde, seçmen nezdinde bir karşılığı elbette olur. Ama o süreç geride kalmıştır. Bir yerel seçim arifesindeyiz. Biz ittifakımızı sandıkta kuracağımızı, Türkiye İttifakı kuracağımız, İstanbul İttifakı kuracağımızı defaatle ifade ettik. Netice herkes istediği adayı da destekleyebilir. Bu da demokrasinin olmazsa olmazıdır.

Soru- Yani Saadet Partisi grubunun şuanda mecliste varoluşu CHP desteğiyle gerçekleşiyor. O grubun bir milletvekili de CHP'nin adayına çok açıktan oy vermeyeceğini söylüyor. Sizce Gelecek Partisi ve Saadet Partisiyle kurduğunuz işbirliği anlamında devam işbirliği anlamında, grup desteği anlamında da sorun yok mudur?

Deniz Yücel- Efendim bunları değerlendiririz, sizlerle paylaşırız.

Soru- Af talebi kabul edilen bilinen isimler var mı? Bir de Haluk Levent zaten kendisi tweet dağıttı yalanlamış mı oluyorsunuz?

Deniz Yücel- Ben Haluk Levent'in tweetini takip edemedim arkadaşlar. Ama Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü olarak şunu çok rahatlıkla ifade edebilirim. Kurumsal düzeyde bir adaylık teklifi yapılmadı. Yapılsaydı benim bilgim olurdu bunu da sizinle paylaşırdım.

Af talepleri oylaması devam ederken ben basın toplantısına indim. Sonuç hakkında bir bilgim yok. Parti Meclisi toplantımız bittiğinde sayım yapıldıktan sonra af talepleri ile ilgili de sonuçlar sizinle paylaşılır.

Soru- Bu af kapsamında Sayın eski il başkanımız 29 Ocak tarihinde bir dilekçe gönderdi. Bugün gelen listede Kemal Beyin ismi henüz tarafımıza açıklanan listede yok. Bu konuda bir şey söyleyecek misiniz? Ulaştı mı Genel Merkeze?

Deniz Yücel- Arkadaşlar, af talepleri il ve ilçe görüşleri alındıktan sonra gündeme alınıyor. Bazı taleplerle ilgili eksiklik olduğu için gündeme alınmamış olabilir. Az önce söylediğiniz ismin durumuyla ilgili bir bilgim yok.

Soru- Efendim TİP Sözcüsü Serra Kadıgil bir açıklama yaptı. Daha doğrusu şöyle bir soru yöneltildi. CHP Lütfü Savaş’ı değiştirirse adayınızı çeker misiniz şeklinde. Serra Kadıgil’de CHP’li dostlarımız üstlerine düşeni yaparsa bizde üzerimize düşeni yaparız dedi. Bununla ilgili bir şey söyler misiniz?

Deniz Yücel- Efendim böyle bir gündemimiz olmadı. Olursa görüşlerimizi, kararımızı sizlerle paylaşırız.

Soru- Sayın Yücel, Genel Başkan Yardımcıları ve Parti Sözcüsü olarak siz bir teklif götürmediğinizi söylediniz. Peki bu konu nasıl ortaya çıktı? Cumhuriyet Halk Partisinden kimler Haluk Levent’le bir temas kurdu ve bunun akabinde Haluk Levent neden böyle bir açıklama yaptı?

Deniz Yücel- Efendim ben de merak ettim öğreniriz. Yani bu bir devlet sırrı değil. Bu konuda bir bilgim yok. Bilgim olsaydı sizlerle paylaşırdım. Haluk Levent neden böyle bir açıklama yaptı onu kendisine de sorarız. Bizim bilgimiz dışında kurumsal düzeyde olmayan başka bir temas oldu mu, olmadı mı onu da öğreniriz. Yani çok şey yaptınız hani sanki bir şey saklanıyormuş gibi ama bilgimiz olsa paylaşırım sizinle.

Soru- İki soru olacak size. Bu Parti Meclisi toplantısı son toplantı mı? Bundan sonra bir toplantı daha yapılacak mı? Bir ikincisi de Türkiye'deki bütün seçim bölgelerinde Cumhuriyet Halk Partisi Belediye Başkan adayı çıkaracak mı?

Deniz Yücel- Parti Meclisi toplantımız son toplantı diye bir kararımız yok. YSK takvimi el verdiği sürece… Yani bunu herhalde adayla almalarla ilgili soruyorsunuz. Adaylaşmalarla ilgili Parti Meclisi toplantısı yapılabilir. Bugün hepsi de çıkabilir. Yani arkadaşlarımızın bu konuda çalışmaları var, hazırlığı var. Ama şu anda bununla ilgili kesin bir şey söyleyemem.

Soru- Diğer sorum 1393 seçim bölgesinden hepsinde Cumhuriyet Halk Partisinin adayı var mı?

Deniz Yücel- Paylaşalım efendim. Daha çalışma devam ediyor henüz bitmedi tüm seçim çevreleri ile ilgili kararımız.

Teşekkür ediyorum.


Gündem'den Öne Çıkan Haberler