06.02.2026
06.02.2026
“ERDOĞAN ‘DEPREMDE YOKTULAR’ DİYOR, SİZDEN DE UTANMIYOR, ŞAHİDİ SİZSİNİZ”
“KENDİSİ DEPREMDEN BERİ 38 KERE GELMİŞ, BU KARDEŞİNİZİN BU 55’İNCİ ZİYARETİ”
“NEREDEYSE HER İKİ YERİNDE DÖNÜŞÜMÜN BİRİ ADIYAMAN’DA YAPILDI”
“GÜZEL SAHNE YAPTIRDIN, OTOBÜSLER VERDİN, MEYDANI DOLDURDUN; O MİTİNG, AMA GELDİN VE BİR BAKTIN Kİ MİTİNG KENDİNDEN OLMUŞ; BU İKTİDAR”
“MADEM BİR HESAPLAŞMA İSTİYOR, GETİRSİN SANDIĞI VE MİLLET KİMİ İSTİYORSA O YÖNETSİN MEMLEKETİ”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depreminin 3’üncü yılında Adıyaman’da Şambayat Belde Belediyesini ziyaret etti. Daha sonra Kurugeçit Mezarlığında dua programına katılan CHP lideri Özel, 6 Şubat depremlerinde hayatlarını kaybedenlerin mezarlarını ziyaret ederek karanfil bıraktı. CHP Genel Başkanı Özel, Gölbaşı Belediyesi ziyareti sırasında da belediye önünde toplanan vatandaşlara hitap etti.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özel, burada yaptığı konuşmada, “Değerli Gölbaşılılar, hepinizi bu büyük deprem felaketinin üçüncü yıldönümünde, büyük acının, büyük yasımızın üçüncü yıldönümünde sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Hepimizin başı sağolsun. Vefat eden Gölbaşılı hemşerilerimize, Adıyamanlı hemşerilerimize, tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Her birinizin, hepimizin başı sağ olsun. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz” dedi. Özel, şöyle devam etti:
“KENDİ AKRABALARIMA GİDİYORMUŞ GİBİ GELDİM”
“Gölbaşı, sonuçta bizim artık böyle bir siyasetçi olarak gidip de siyaset yaptığımız, ziyaret ettiğimiz bir yer değil. Gölbaşı, bizim İskender kardeşimizi, değerli ailesini, ilçe başkanımızı, yöneticilerimizi kendi ailemizden ayrı tutmadığımız, geldiğimizde artık sizlere yabancı bir yere geliyormuş gibi değil kendi köyümüze, beldemize, ilçemize geliyormuş gibi geldiğimiz, sorunlarını bildiğimiz bir yer. Komşunuz, hemşeriniz Sayın Veli Ağbaba ve o günlerde milletvekiliniz olan şimdiki Belediye Başkanınız Abdurrahman Tutdere ile depremin ilk gününde de ilk haftasında da ilk ayında da birlikte olduğumuz… Ki ben şöyle bir baktım, depremden sonra yedinci Gölbaşı’na gelişim benim. O yüzden buraya dışarıya bir yere gidiyormuş gibi gelmedim. Kendi akrabalarımı ziyarete gidiyormuş gibi geldim. Bunun yanı sıra yakından takip ediyorum. Burada ilk günlerdeki büyük çaresizliği, su şebekesinin tamamen göçmüş olmasının yarattığı zorlukları, o karı, kışı, buzu ve arama kurtarmada ordunun üç gün boyunca dışarıya çıkarılmamasından dolayı yaşanan büyük çaresizlikleri hep beraber yaşadık. Büyük bir mücadele verildi.”
“BELEDİYELERİMİZ ÇOK ÖNEMLİ İŞLER YAPTILAR”
“Elimizden geldiği kadarıyla Cumhuriyet Halk Partili belediyelerle buraya sahip çıkmaya çalıştık. Yine Cumhuriyet Halk Partili belediyeler, malum diğer belediyelerden farklı olarak kriz yönetiminde sürekli bir başlarına oldukları için hükümetten bir destek noktasında ya da Ankara’dan bir katkı noktasında hep mahrum oldukları için, hep kendi başlarını bağlamayı bildikleri için kriz dönemlerinde hızla harekete geçen ve birbirleriyle dayanışmayla hareket eden belediyeler olarak bu sürecin de hem deprem sırasında, hem de sonrasında çok önemli işler yaptılar. Türkiye’de bir örnek gösterilecekse hemşeriniz Abdurrahman Tutdere’nin memleketinde yerinde dönüşüm konusunda hareket geçmesi, 32 bin bağımsız bölüme ruhsat vermesi ve 32 bin aileyi yerinde dönüştürmesi bu yapılan işin Türkiye’deki toplamının yüzde 45’in denk geliyor. Dün Sayın Vali vardı, birlikte konuştuk. Türkiye’de yerinde dönüşüm yapıldıysa neredeyse her ikisinden biri Abdurrahman Tutdere’nin mücadelesiyle yapıldı. Burada da aynı modelle İskender Başkan çok istedi ama burada yerinde dönüşümün önünde engel var biliyorsunuz. Defalarca ben Sayın Bakanlara gidildiğini, uğraşıldığını ama Gölbaşı’nda hükümetin birtakım işlere mani olması ya da kolaylaştırmamasının yarattığı zorlukları, sıkıntıları da hep beraber takip ettik. Bugün Adıyaman konteynerde kalan kişi sayısı açısından, kiracılar hariç hemen hemen kimse konteynerde kalmamaya başladığı halde, buradaki durumun neredeyse Hatay’daki oranla eşit olduğunu görüyoruz. O yüzden de bu konuda belediye başkanımızın talepleri, sizin talepleriniz doğrultusunda ilgili arkadaşlarımız bakanlıklarla halen daha görüşüyorlar.”
“BENİM ŞAHİDİM SİZSİNİZ”
“Bir yandan sizlerin adalet arayışına tanıklık ediyoruz. Bir yandan bu şehrin yaşadığı büyük travmayı birbirine dayanışarak nasıl atlatmaya çalıştığını izliyoruz. Bir yandan da üzülüyoruz tabii. Çünkü Tayyip Bey bir haftadır dışarıdaydı sevdikleriyle. Biliyorsunuz Tayyip Bey, iki gün Suudi Arabistan’a ‘eli kanlı katil’ dediği prensle kucaklaşmaya gitti. Sonra da ‘darbeci’ dediği Sisi ile kucaklaşmaya gitti. Nihayet bugün döndü. Ben bir haftadır sevdiklerimle; Osmaniyelilerle, Gazianteplilerle, Kahramanmaraşlılarla, Adıyamanlılarla, Gölbaşılılarla kucaklaştım. Herkes sevdiğine kavuştu, ben de size kavuştum. Her fırsatta Allah’tan da korkmuyor, sizden de utanmıyor ki şahidim sizsiniz ve ‘Bunlar deprem turisti’ diyor. ‘Depremde enkazın başında yoktular’ diyor. Aksine biz vardık. Kimin olmadığını siz biliyorsunuz. ‘Sonrasında yoktular’ diyor. Buraya belediye başkanlarımla beraber geldim. Sadece Gölbaşı’nda Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Eskişehir büyükşehir belediyelerimiz bulundu. Altyapıdan içme suyu ve asfalt çalışmalarına kadar, her birisinin kiminin ASKİ’si, kiminin MESKİ’si, Adana’nın, Eskişehir’in bütün elemanları çalışmalarını burada yürüttüler. Hepiniz şahitlik ettiniz, ev sahipliği ettiniz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 4 bin metrekarelik bir parkı buraya kazandırdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi deprem şehitliğimizi. Ki biraz önce gittim, buradan kendisine de selam olsun, Zeydan Karalar dün serbest kaldı. İnşallah İzmir Büyükşehir’in o günkü Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de buraya emeği çok. Onun da bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını isteriz. Bolu Belediyemiz bu prefabrik belediye binasını geldi, hızla burada yaptı.”
“BÖYLE YAPACAĞINI BİLSEM EN ÇOK BEN İSTERDİM”
“Elbette ki bu belediyeye sadece bu gördüğünüz CHP’li belediye başkanları değil, AK Partili ve MHP’li belediye başkanları da katkı sağladı. Tokat, Altınordu ve Esenler belediyeleri de bizim belediyelerimiz değil ama buraya geldiler, katkı sağladılar. Allah o belediye başkanlarımızdan da razı olsun. Bu işin parti ayrımlı siyaseti olmaz. Ama bunu Tayyip Bey’e anlatamıyoruz. O günler geldi ve geçti. Diyor ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi bir çivi mi çaktı, bir taşın üstüne taş mı koydu?’ O ilk günlerde hatta biraz tepki çekmişti, işleri yavaşlatır diye. Bizim belediye başkanları da kızıyorlardı ilk günler. ‘Ne yardım gelse AFAD’a kayıt olacak’ dediler, ‘Kendiniz dağıtmayacaksınız.’ Ben hatta İskender Başkan’ın ‘Ya bu işte AFAD diyorlar, engelliyorlar’ dediğini hatırlıyorum. O günlerde zorluk oldu ama Tayyip Bey’in böyle yapacağını bilseydim, en çok ben isterdim. Bakın AFAD’ın kayıtlarına ne kaydettirmiş Cumhuriyet Halk Partili belediyeler... Deprem bölgesine 9 bin 638 araç gelmiş CHP’li belediyelerden. 28 bin 521 personelimiz çalışmış buralarda. 7 bin 200 TIR, 4 uçak, 6 gemiyle gıdadan sağlık malzemesine, çadırdan sobaya CHP’li belediyeler AFAD’ın kaydına sokarak dağıtmışlar. 155 mobil mutfak kurmuşuz AFAD nereye gösterdiyse. 163 ikram aracımız gelmiş. 18 mobil fırın ekmek ekmek üretmiş bölgede. 3 milyon battaniye dağıtmışız, 266 bin ısıtıcı ve soba, 2 bin 220 jeneratör takıp elektrik vermişiz beldeye, ilçeye, şehre. 4 milyon 600 bin hijyen paketi, 50 bin tane çadır dağıtmışız, bin 810 tane de konteyner kurmuşuz. Bunlar kayıtlı.”
“NE GÖLGELEYECEĞİM? İNSANLAR KONUTUNA GİRSİN İSTİYORUM”
“‘Bir çivi mi çaktılar, bir taş mı koydular?’ diyor. Bugüne kadar bu rakamları bu haftaya kadar çıkıp da konuşmuyorduk. Niye konuşmuyorduk? Vazifemiz, yapacağız. Ben enkaz altında kalsam Gölbaşı koşacak, bilmiyor muyum. Bize bir şey olsa ilk İskender koşar. Her zaman. Ferdi Zeyrek vefat etti, ilk rahatsızlandığında ilk telefonu açanlardan biriydi. Hastaneye koştular, cenazeye koştular. Hepinizin selamını getirdiler. Hangimiz düşeceksek dara, öbürü koşuyor. Biz öyle bildik öyle yaptık. Ama Yarabbim ya Resulallah ya. Hani Allah’a sığınıyorum, sizin vicdanınıza sığınıyorum. O tarihte Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan, biz Grup Başkanvekiliyiz. O tarihteki milletvekillerinin yarısı var yarısı önceki dönem milletvekili. Ama yapılan bir şeye ‘yapılmadı’ demek. ‘Geldi burada fotoğraf çektirdiler gittiler’ diyor. Diyor ki ‘O günlerde Özgür Efendi diyordu ki; sen bu evleri 10 yıl yapamazsın.’ O günlerde ben Genel Başkan değildim, senin muhatabın değildim. Ben o gün de bugün de verilen sözün tutulmadığını biliyorum. ‘Bir yılda bitireceğiz’ diye o istedi, bak üç yıl oldu daha Gölbaşı’nın hali ortada. ‘Bir yılda bitireceğiz’ demişti. Türkiye’de ilk bir yılda yüzde 2’sini bitirdi. İkinci yıl yüzde 30’unu, bu sene yüzde 70’e gelmiş. Kaç yılda yapacaksın? 30 yılda yapılacak hali yok ya bu evlerin. Üç yılda yüzde 70 yapmış yüzde 30 duruyor. Daha dönüyor ‘455 bin konut yaptık, gölgeleyemezsin.’ Gölgelemek isteyenin Allah canını alsın, ne gölgeleyeceğim. Ben istiyorum ki insanlar konutuna girsin, ısınsın, çocuk konteynere mahkum kalmasın, insanların şehirleri düzelsin, molozlar kalksın, çukurlar bitsin. Şehir şehre benzesin istiyoruz yani. O yüzden ne söylerlerse söylesinler şaşırtıcı.”
“BİR HAFTADIR BÖLGEDEYİZ, O BUGÜN GELECEK”
“Bugün ilk kez depremin üçüncü yıldönümünde gelecek işte biz bir haftadır bölgedeyiz. Osmaniye’de konuşacak. Diyor ki ‘Ben sürekli bölgedeydim, Özgür Efendi hiç gelmedi’ diyor. Çıkarttırdık rakamları. Anadolu Ajansı adımımızı atsak haber yapıyor. Grup Başkanvekiliyken de. Muhabir yolluyor, takip ediyor. Anadolu Ajansı‘nın arşivlerinde, sosyal medyada var. Kendisi 38 kere depremden beri deprem iline gitmiş. Bu kardeşinizin bu ziyareti 55’inci ziyareti. Şahit Anadolu Ajansı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cepheden haber getirsin diye kurduğu, hepimizin gözbebeği Anadolu Ajansı şimdi bize bazen çok haksızlıklar yapıyor ama. İşte takip et oradan, Özgür Özel 55’nci kez deprem bölgesinde. ‘Meyveli ağaç taşlanır’ diyor. Çok taşlıyor ama, bu kadar da olmaz. Ya biraz kendi işini yapsın hep muhalefeti taşlıyor. Benim burada bir memnuniyetim var o da şu, onu söyleyeyim. Tayyip Bey muhalefet olmuş. Biz iktidar olmuşuz. Gölbaşı‘ndaki kabristana uğrayacağız. Bir Kur’an tilaveti, çiçeklerimizi, karanfillerimizi bırakacağız. Mezarı başındakilere başsağlığı dileyeceğiz. Yaptık bunları. Geleceğiz burada bir çay içeceğiz gideceğiz. Dedi ki ‘Gidemezsin.’ ‘Niye?’ ‘Belediyenin önü miting alanı. Miting alanı gibi.’ ‘Ya dedim nasıl oldu bu iş?’ ‘Vallahi’ dedi ‘Öyle.’ Niye öyle biliyor musunuz? Güzel bir sahne yaptırdın, günler öncesinden anons yaptırdın, mesajlar çektin, otobüsler verdin, meydanı doldurdun. Bu bir şeyi göstermez. O miting. Ama sen geldin, bir baktın ki miting kendinden olmuş. Portakal kasasını ters çevirdin, çıktın üstünde konuştun. Aha bu ne biliyor musun? Bu iktidar. Bu iktidar olunduğudur. 23 yıllık Cumhurbaşkanı, Başbakan, 23 yıllık, ana muhalefet lideri oldu. Muhalefet partisini taşlıyorsa bil ki onun muhalefet olma vakti gelmiş. Bir o işi yapmamıştı onu da yapacak Allah’ın izniyle.”
“BABA OCAĞI DEDİĞİN, CUMHURİYET HALK PARTİSİ’DİR”
“Haksızlık etmem, saygısızlık etmem. Neden? Eskiden ayıplıyordum. Tayyip Bey 50 yaşındaydı benim yaşımdaydı. Erbakan Hoca 70 yaşındaydı, partide yanında yetişmiş, dizinin dibinde. Ayrılmış başka parti kurmuş. Alıyordu mikrofonu diyordu ki; ‘Yaş 70, iş bitmiş. Hadi hoca evine.’ Veya 74 yaşında Bülent Ecevit rahatsızlanmıştı. Gidip geçmiş olsun ziyareti yapıp şifa dileyeceğine ‘Ölünce mi bırakacaksın be adam? Getir erken seçim sandığını’ diyordu. Şimdi ben ne ölüm karıştırıyorum, ‘Ne yaş 70, iş bitmiş.’ Yok öyleydi, böyleydi. Ama Tayyip Bey’e bir tek şeyi söylüyorum. Madem bir hesaplaşma istiyor. Çıkalım milletin karşısına, getirsin sandığı, herkes görsün. Kimi istiyorsa memleketi bundan sonra o yönetsin. Başka da bir şey söylemiyorum. Sizin için elimizden ne geliyorsa yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Ama Manisa’dan bu kadar uzakta, memleketimden, Adıyaman’da, Gölbaşı gibi bir yerde, yedi kere depremden beri belki şimdiye kadar 20 kere gelmişiz gitmişiz. Bu kadar sevdiğimiz bir yer var. Allah bize iktidar nasip etsin. Bu dönemlerde neyiniz eksik kaldıysa, onları tamamlamak bu evladınızın boynunun borcu. Siz görevi verin, emrinize amadeyiz. Hepinizi çok seviyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hangi birinizin benim çözebileceğim bir şey olursa, ilçe başkanı burada, baba ocağını bekliyor. Baba ocağı dediğin hepimizin ocağı. Baba ocağı herkesin doğduğu yer. Kimi sonra başka yere gider, kimi baba ocağında kalır. Kimi büyüğünü arar kimi küçüğüne razı olur. Irakta oturan olur, yakında oturan olur. Ama herkes bilir ki; bir ihtiyaç olursa baba ocağının kapısı açıktır. Bacası tütmektedir. Çorbası kaynamaktadır. Bir demli çayı vardır. Baba ocağı dediğin, Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Tapusu ne bendedir, ne bir başkasındadır, bir kişiye aittir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Bir işiniz olur, bir sıkışıklığınız olur; baba ocağının bekçisi burada. İlçe yönetimi burada. Belediye başkanı aslanlar gibi büyük İskender burada. İnşallah hep beraber zor günlerden çıkacağız. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”
06.02.2026
06.02.2026
06.02.2026
06.02.2026