31.07.2026
31.07.2026
Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Müslim Sarı:
- “Orman yangınlarının geçen seneye göre az olması bizi rehavete sürüklememeli; önümüzdeki süreçte daha uzun bir yaz dönemi var, her an yeni yangınlar söz konusu olabilir, bu konuyla ilgili altyapının güçlendirilmesi, yangınla mücadele konusunda daha etkili bir altyapı oluşturulabilmesi konusunda CHP'nin önerileri bulunmaktadır.”
- “Terörsüz Türkiye meselesi sadece bir çerçeve yasası çıkartalım ve bu çerçeve yasasını güvenlik ekseninde çözelim anlayışının çok ötesindedir. Çok boyutlu bir meseledir ve çok boyutlu bu meseleye de çok boyutlu bir şekilde yaklaşmak gerekir. Bu konuyla ilgili kapsamlı bir çalışma içerisinde olduğumuzu da kamuoyuna duyurmak isterim.”
- “Türkiye gibi ülkelerde işsizliği sabit tutabilmek için bile en az %4,5-5 büyümeniz gerekirken, %2-3 büyüyen, istihdam yaratmayan bir büyüme ile Avrupa Birliği ya da gelişmiş ülkelerin seviyesini yakalama şansınız yoktur. Dolayısıyla bu tren kaçıyor, yaklaşık 10-15 yıllık bir zamanımız var.”
- “Bizler belediye başkanlarımız yargılanmasın demiyoruz ancak tutuklamanın artık bir kural hâline dönüştüğünü açık biçimde görüyoruz, bu hukukun evrensel ilkelerine aykırıdır”
- “Bu MYK’da 12 İl Başkanlığımıza atama yaptık”
- “Önümüzdeki günlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde olup, onun üyesi olarak varlığını devam ettiren ancak başka bir siyasal parti için çalışan arkadaşlarımıza ilişkin bir disiplin süreci işleteceğiz.”
- “CHP; 100 yıllık bir çınar, özgül ağırlığı olan bir parti, ulus kurmuş, devlet inşa etmiş bir parti, hatta devlet kurulmadan önce var olmuş bir parti. Türkiye'nin bütün siyasal dönüşümlerinde yer alan, bütün dünyanın gıptayla baktığı ve bütün dünyanın muhatap olduğu bir partiyle, bu partinin içinden çıkan, geçmişte bu partinin özgül ağırlığının bir parçası olan -hem de partinin yetkili organlarında ve kurullarında- ama şimdi bu partinin dışında siyaset yapan birinin, bulunan birinin bu partiyi muhatap almıyor oluşunu gerçekten büyük bir hezeyan olarak dinledik.”
- “CHP’yi bagaj olarak gören anlayışı; bütün Atatürkçü, Kemalist, sosyal demokrat seçmenlere havale ediyorum. CHP bir bagajsa bizler şu anda başta sayın genel başkanımız olmak üzere CHP’yi yöneten yöneticiler olarak bu bagajı taşımaya hazırız ve bu bagajı taşıyoruz. Biz CHP'nin tarihsel misyonunu ve vizyonunu bagaj olarak gören bu arkadaşlarımıza karşı diyoruz ki evet, bu bir bagajsa biz bu bagajı taşıyoruz ve biz bu bagajı önümüzdeki süreçte iktidara getirecek vizyonla taçlandıracağız.”
- “Başka bir siyasal partide başka bir siyasal yolculuğa çıkmak istiyorlarsa yolları açık olsun. Ama ben belediye başkanlarımızın genel olarak ağırlıklı bir biçimde önümüzdeki süreçte yeniden CHP’de siyaset yapacaklarına inanıyorum.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Müslim Sarı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. CHP Sözcüsü Müslim Sarı, “Sayın basın mensupları, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Yine gecikme için özür dilemek isterim her şeyden önce… 17.00 olarak duyurmuştuk ancak MYK'nın gündemi yoğun; tartışılan konular vardı, bazı konuları daha uzun tartışma gereği duyduk hem ülke gündemine dair hem parti gündemine dair. O yüzden biraz geciktik, gecikme için tekrar özür dileriz” dedi. Müslim Sarı, şöyle konuştu:
“SON BİR HAFTADAKİ ORMAN YANGINLARI BİZİ ZİYADESİYLE ÜZDÜ”
Yine sistematiğimize uygun bir biçimde, MYK'mızda hem Türkiye gündemine dair hem de partinin gündemine dair değerlendirmelerde bulunduk. Ben aynı sistematik içinde; aldığımız bazı kararları, yaptığımız bazı değerlendirmeleri ve bakış açımıza ilişkin düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bildiğiniz üzere bu hafta içinde ülke gündemini meşgul eden birkaç tane önemli konu oldu. Bunlardan biri orman yangınları. Marmara ve Ege Bölgesi'nde, yurdun çeşitli yerlerinde, orman yangınları gerçekleşti. Gerçi yaza sakin başlamıştık ama bu son bir haftadaki orman yangınları bizi ziyadesiyle üzdü. Ben bu yangından etkilenen bütün vatandaşlara geçmiş olsun dilemek isterim. Aynı zamanda burada yoğun çaba gösteren hem işçi arkadaşlarımıza hem gönüllülere, emeklerinden dolayı teşekkürlerimizi sunmak isterim. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi'nin kamu gücünü kullanan belediyeleri olarak bu sürecin sonuna kadar yanında durduğumuzu, orman yangınlarıyla mücadele konusunda, aktif rol oynadığımızı ve belediyelerimizin bu konuda çok çok daha hassas olması konusunda, siyaseten belediyelerimizi yönlendirdiğimizi de bilmenizi isteriz. Yangın bölgesinde başta Balıkesir Büyükşehirimiz olmak üzere, o bölgede bulunan bütün belediyelerimiz ellerinden geldiği kadar maksimum çabayı göstermektedir. Dolayısıyla onlara da teşekkür etmek isteriz ve onların bu çabalarının yanında, arkasında olduğunu belirtmek isteriz. Orman yangınlarının geçen seneye göre az olması, böyle bir istatistik olması bizi rehavete sürüklememeli; önümüzdeki süreçte daha uzun bir yaz dönemi var, her an yeni yangınlar söz konusu olabilir, bu konuyla ilgili altyapının güçlendirilmesi, yangınla mücadele konusunda daha etkili bir altyapı oluşturulabilmesi konusunda Cumhuriyet Halk Partisi'nin önerileri bulunmaktadır.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİN PARLAMENTER ZEMİNDE BÜTÜN BOYUTLARIYLA TARTIŞILMASINDAN YANAYIZ”
Bunun dışında, bildiğiniz üzere yine bu haftanın önemli gündemlerinden biri terörsüz Türkiye süreciyle ilgili yasal çerçeve. Bu yasal çerçeve ile ilgili de değerlendirmelerde bulunduk MYK'da. Geçen hafta da ve yine ondan önceki hafta da kapsamlı değerlendirmelerimiz olmuştu. Henüz tasarı önümüze gelmediği için tasarının içeriğine ilişkin söyleyecek fazla bir sözümüz yok. Ancak biz süreci takip ediyoruz ve bu sürecin geciktiğini tekrar kayıt altına almak istiyoruz. Yani, bu sürecin çok daha önceden tamamlanması gerekirdi, içeriğinin çok daha önce kamuoyuyla paylaşılması gerekirdi. Burada kafa karışıklıklarının süreç içinde olduğunu gördük, bazı aksamaların olduğunu gördük. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak komisyondaki raporumuzun arkasındayız. Bu konunun parlamento içinde şeffaf zeminlerde açık bir biçimde tartışılması gerektiğini ve bununla ilgili her türlü desteğin verileceğini de yine kayıt altına almak istiyoruz. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı'nın yapmış olduğu açıklamalara baktığımız zaman Terörsüz Türkiye sürecinin daha çok mali boyutuna vurgu yaptığını gördük bu hafta. Yine bu meselenin sadece devletin bekası çerçevesinde bir güvenlik sorunu olarak algılandığını da görüyoruz. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu meselenin sadece bir güvenlik ekseninde tartışılan bir mesele olmaktan çıkartılması gerektiğini, bu konunun hem küresel boyutlarının hem ekonomik ve sosyal ve kültürel boyutlarının olduğunu ve önümüzdeki süreçte kapsamlı bir reforma, kapsamlı bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtmek isteriz. Yani, meseleyi sadece bir çerçeve yasası çıkartalım ve bu çerçeve yasasını güvenlik ekseninde çözelim anlayışının çok ötesindedir. Dolayısıyla çok boyutlu bir meseledir. Çok boyutlu bu meseleye de çok boyutlu bir şekilde yaklaşmak gerekir. Böyle bir planın ve programın oluşturulması gerektiğine inanıyoruz. Bu konuyla ilgili kapsamlı bir çalışma içerisinde olduğumuzu da kamuoyuna duyurmak isterim. Yani bölgede bir bölgesel kalkınma planından tutun da OBİT'e kadar, yani Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı'nın kurulmasına kadar çok boyutlu biçimde ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Ama biz meşru parlamenter zeminde bu meselenin bütün boyutlarıyla tartışılmasından yanayız. Ve hiçbir şey vatandaşın gözünden kaçırılmadan açık, şeffaf bir biçimde Türkiye'de terörün sona erdirilmesi, üniter devlet yapısı içinde terörün sona erdirilmesi ve birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi konusunda azami katkının Cumhuriyet Halk Partisi tarafından gerçekleştirileceğini, buna katkı verileceğini, verilmesi için çaba harcanacağını da ayrıca belirtmek isteriz.
TÜRK-İŞ'İN AÇIKLADIĞI TEMMUZ AYI RAPORUNDAKİ AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI RAKAMLARI DEĞERLENDİRMESİ
Yine bu hafta vatandaşın ekonomik sorunlarına ilişkin birkaç tane önemli veri açıklandı. Bu verileri de biz yine tartıştık, değerlendirdik. Bunlardan biri biliyorsunuz, TÜRK-İŞ'in açıkladığı Temmuz Ayı Raporundaki açlık ve yoksulluk sınırı rakamları idi, güncellendi bu rakamlar, TÜRK-İŞ açlık sınırını 36 bin 940 lira olarak açıkladı. Ne hazindir ki; bir gece öncesinde en düşük emekli aylıklarının 23 bin 552 liraya çıkartıldığı günün sabahında böyle bir açıklama yapılıyor. Yani, düşünün ki açlık sınırı ülkede 36 bin-37 bin lira seviyesinde ancak en düşük emekli maaşı olarak emekliye reva görülen miktar bunun çok çok altında, 23 bin 500 lira seviyesinde. Yine hakeza asgari ücretin de açlık sınırının altında kaldığını çok açık olarak görüyoruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak; asgari ücrete ara zam yapılması ve bunun en az 45 bin seviyesine 1 Temmuz'dan itibaren çıkartılması, en düşük emekli aylığının da açlık sınırının altında kalmaması konusunda bir politika belirlemiş bulunuyoruz. Ancak iktidar buna pek yanaşmıyor. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bizim en düşük emekli maaşı ve asgari ücret konusundaki çalışmalarımız bu eksende devam edecek; emekliye, asgari ücretliye açlık sınırının altında bir ücreti reva gören bu sisteme karşı bir sistem değişikliği önerimiz bulunuyor.
“TÜRKİYE'DE İŞ GÜCÜNÜN ÇOK CİDDİ YAPISAL SORUNLARI VAR”
Yine mesela istihdam piyasasıyla ilgili rakamlar açıklandı. Bildiğiniz üzere iş gücü piyasası rakamları, istatistikleri haziran ayı itibariyle açıklandı ve bazı medya organlarında "İşsizlik oranları düştü, ne kadar güzel." Gibi birtakım olumlu haberler olduğunu gördük. Gerçekten mayıs ayıyla karşılaştırdığımızda işsizlik rakamlarının 8,6'dan 7,6'ya düştüğünü görüyoruz. Ancak mayıs ayı ile haziran ayı birbiriyle karşılaştırılabilen aylar değildir. Biliyorsunuz, yaz aylarında işsizlik oranları düşer, istihdam artar turizm sebebiyle ve mevsimsel çalışma sebebiyle. Oysa Türkiye'de iş gücünün çok ciddi yapısal sorunları var. Bu yapısal sorunların bir an önce gündeme gelmesi ve tartışılması gerekir. Bunu da yine biz MYK'mızın gündeminde tartıştık. Şöyle düşünün arkadaşlar: İş gücüne katılım oranı %53,5'ten 52,9'a düşmüş. Yani genç bir ülkesiniz, bir önceki yılın aynı ayıyla karşılaştırdığınızda iş gücüne katılım oranı düşüyor. Mesela, iş gücüne katılan kişi sayısı da 35,5 milyondan 35,4'e düşmüş. Yani, bu şu demek: Sizin genç bir ülke olarak bir demografik fırsat pencereniz var. Büyümek, gelişmek ve kalkınmak için elinizdeki en uygun şey, en önemli kozunuz; genç ve birikimli iş gücünüz ancak siz bu genç ve birikimli iş gücünü iş gücü piyasası içinde değerlendiremiyorsunuz. Bunları âtıl olarak tutuyorsunuz ve burada sonsuz derecede de zamanınız yok yani 2035'lere kadar, 2040'lara geldiğinizde artık nüfusunuz çok hızlı biçimde yaşlanmış olduğu için isteseniz de büyüyemeyeceksiniz. Türkiye gibi ülkelerde işsizliği sabit tutabilmek için bile en az %4,5-5 büyümeniz gerekirken, %2-3 büyüyen, istihdam yaratmayan bir büyüme ile Avrupa Birliği ya da gelişmiş ülkelerin seviyesini yakalama şansınız yoktur. Dolayısıyla bu tren kaçıyor, yaklaşık 10-15 yıllık bir zamanımız var ve bu 10-15 yıllık zamanda, elimizdeki en önemli kozumuz olan bu istihdam kozundan çok iyi yararlanabilmek için mutlaka ve mutlaka bizim yapısal sorunlarımızı, istihdam piyasasıyla ilgili yapısal sorunlarımızı masaya yatırmamız, bununla ilgili politikalar, projeler ve programlar geliştirmemiz gerekir. Yani, mesele sadece manşet işsizlik rakamlarından ibaret değildir.
“BU İŞSİZLİK RAKAMLARI DOĞRU RAKAMLAR DEĞİLDİR, TÜRKİYE'DE YAYGIN BİR İŞSİZLİK VARDIR”
Ayrıca bu rakamların ne kadar doğru olduğuna ilişkin de çok ciddi tartışmalar vardır, biliyorsunuz. Çünkü tanım olarak bakıldığında işsizlik, çalışmak isteyip de iş arayıp da iş bulamayan kişi üzerinden tanımlanır. Oysa biz biliyoruz ki; çalışma hayatının dışında kalan, istese de çalışamayan, çalışmak istese de iş bulamayacağına inanan çok geniş bir kitle vardır ve bu çok geniş halk kitleleri, iş gücü talep etmemektedir, iş talep etmemektedir çünkü isteseler de iş bulamayacaklarını düşünmektedirler. O yüzden arkadaşlar, bu işsizlik rakamları doğru rakamlar değildir. Türkiye'de yaygın bir işsizlik vardır ve bu yaygın işsizliğe karşı da etkili mücadele etmek gerekir. Bizler yine Cumhuriyet Halk Partisi olarak, önümüzdeki dönem işsizlikle mücadele konusunda bir eylem planı, bir yol haritası çalışması yapıyoruz, yapacağız ve bunu da yakında kamuoyuna duyuracağız.
CHP’Lİ BELEDİYELERE OPERASYONLAR
Şimdi, bildiğiniz üzere arkadaşlar, bu haftanın önemli gündemlerinden biri de yine Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine yapılan operasyonlardı. Bu hafta iki tane belediyemize operasyon düzenlendiğini gördük; bunlardan biri Üsküdar Belediyemiz, diğeri ise Etimesgut Belediyemiz. Şimdi bu vesileyle bir genel değerlendirme yapmak gerekirse öncelikle şunu söylemek gerekir değerli basın mensupları… Operasyon düzenlenen belediye sayısı bugün itibariyle 42'dir. Yani, düşünebiliyor musunuz? Ana muhalefet partisi, yani seçimden birinci çıkmış bir parti, bu belediyeleri almış bir parti olarak elde ettiğimiz belediyelerin onda birinden fazlasına operasyonlar düzenlendi. Belediye başkanlarımızın 28 tanesi tutuklu hâlihazırda. Gözaltında olan 2 belediye başkanımız var. Tahliye edilmiş ama operasyonla ilişkilenmiş 6 tane belediyemiz var. Yine önceki dönem belediye başkanlarımız var. Tabii, buradan şunu sormak gerekir: Bu belediye başkanlarımıza isnat edilen suçlar sadece Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleriyle mi ilgili? Yani, AKP'nin belediyeleri, MHP'nin belediyeleri ya da başka siyasal partilerin belediyelerinde yolsuzluk, rüşvetle ilgili herhangi bir tartışma yok mudur? Yani, sadece Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerini konu alan operasyonlar ve bu operasyonların sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri konu alması tesadüf müdür? Dolayısıyla kamuoyunun vicdanını yaralayan bir durumdur bu. Ve bu yapılan operasyonların inandırıcılığını, isnat edilen suçların inandırıcılığını ciddi şekilde zedelemektedir. Bunu dikkatlerinize sunmak isterim.
“TUTUKLAMANIN ARTIK BİR KURAL HÂLİNE DÖNÜŞTÜĞÜNÜ AÇIK BİÇİMDE GÖRÜYORUZ, BU HUKUKUN EVRENSEL İLKELERİNE AYKIRIDIR”
İkincisi; bu belediyelerimizin kovuşturmaya tabi tutulurken, soruşturmaya tabi tutulurken ya da yargılama sürecinde hukukun temel ilkelerine ve masumiyet karinesine uygun yollarla iş ve işlemler yapıldığına ilişkin de çok büyük bir şüphe vardır. Bizler "Bu belediye başkanlarımız yargılanmasın." demiyoruz. Ancak bu belediye başkanlarımız yargılanırken masumiyet karinesini esas alan ve hukukun genel ilkelerine uygun bir biçimde yargılanması gerektiğine inanıyoruz. Mesela dosyalarda verilen gizlilik kararları. Gizlilik kararlarıyla müdafilerin isnat edilen suçlarla ilgili durumu tam olarak algılayabilmesi ve bu konuyla ilgili etkin bir savunma yapabilmesinin önünde ciddi riskler oluşturduğunu, ciddi engeller oluşturduğunu söylemek gerekir. İkinci olarak, tutuklamanın yaygın bir cezalandırma yöntemi olduğu ortaya çıkıyor. Oysa bildiğiniz üzere ceza muhakemeleri açısından tutuklama sadece istisnai durumlarda, delil karartma, kaçma gibi birtakım şüphelerin olduğu zamanlarda başvurulan bir tedbirdir. Dolayısıyla burada ise, yani Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerinde ise kamu görevlilerinin toplumun gözü önünde olan, kaçma şüphesi çok olmayan, delil karartma ihtimali çok olmayan durum ve zamanlarda bile bu belediye başkanlarımızın tutuklama ile karşılaştıklarını ve bunu artık bir kural hâline dönüştüğünü açık biçimde görüyoruz. Mesela bu, hukukun evrensel ilkelerine aykırıdır. Yine aynı şekilde bazı belediye başkanlarımızın iddianameleri, tutuklanmalarının üzerinden çok uzun zamanlar geçmiş olmasına rağmen hâlâ kamuoyuyla paylaşılmış değildir. Yani, bir yılı aşkın süre, mesela bir belediyemizde 10 ayı aşkın bir süredir bu belediye başkanlarımız içeride tutuklu bulunuyor ancak ne ile suçlandıklarını bilmiyorlar. Yani, savcılık tarafından hazırlanmış, kabul edilmiş bir iddianameyle karşı karşıya değiller. Dolayısıyla bunun da yine hukukun evrensel ilkelerine ve adil yargılama ilkelerine uygun olmadığını değerlendiriyoruz. Yine aynı şekilde toplu gözaltı işlemleri, yani bireyselleşmesi gereken konularda toplu gözaltı işlemleri yapılarak isnat edilen suç ile gözaltına alınan kişi arasındaki ilişkinin, bağın zayıflatıldığını ve suçların suçu belirsiz bırakıldığını çok örnekte biz bu süreçte gördük, bu 42 soruşturma ve kovuşturmada gördük. Yine aynı şekilde gizli tanık beyanları üzerine kurulu bazı soruşturmaların merkezinde gizli tanık beyanlarının olduğunu ancak gizli tanık beyanlarının dışında birtakım beyanların ya da birtakım somut delillerin ya da objektif ve somut delillerin bu süreçlerde çok fazla destekleyici deliller olarak oluşmadığını da gördük. Yine aynı şekilde bu arkadaşlarımızın, tutuklu olan arkadaşlarımızın aslında demokratik temsil hakkının zedelenmesi bakımından, belediye başkanları olduğunu ve bunların seçilmiş insanlar olduğunu ve dolayısıyla toplum tarafından önemsenen, önemli görülen insanlar olduğunu ve bu tek taraflı kovuşturma süreçlerinin de sadece Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerini merkezine alan bu tür süreçlerin de aynı zamanda demokratik temsil ilkesine de aykırı olduğunu değerlendiriyoruz. Dolayısıyla biz sadece Cumhuriyet Halk Partili belediyelerde gerçekleşen bu hukuki süreçlerin hukuka uygun bir şekilde yürütülmediğini ve bu ilkelerin yeterince gözetilmediğini de açık biçimde belirtmek isteriz.
Öte yandan arkadaşlar, bu süreç içinde Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yapılan bu kovuşturmalara ek olarak Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa eden ve başka siyasal partilere, özellikle de AKP'ye, yani mücadele ettiğimiz siyasal çizginin karşısında olan iktidar partisine doğru da istifa ederek gittiklerini görüyoruz. Bununla ilgili değerlendirmelerimiz de bizim açık ve nettir. Biz bu belediye başkanlarımızın gidişinin sadece belediye başkanlarımızın yolsuzluk yaptığını ve yolsuzluk yaptığı için kendini kurtarmak için iktidar partisine doğru yöneldiğini ya da bu belediye başkanlarının partiyle siyasal aidiyetlerinin yetersiz olduğunu, yeterince güçlü olmadığını söylemiyoruz. Bu belediye başkanlarının birlikte mücadele ettikleri, karşılarında yer aldıkları bir siyasal partiye geçiş yapabiliyor olmalarını bu belediye başkanlarının sorumluluğunu da tek başına yüklemiyoruz. Bu, her şeyden önce bu belediye başkanlarını belirleyen iradenin, yani aday belirleme süreçlerinde bu konuda pozisyon alan arkadaşlarımızın, bu kararları veren arkadaşlarımızın da bir öz eleştiri yapması gerektiğini düşünüyoruz. Yani, bu adayları belirleyen, bu belediye başkanlarını aday olarak belirleyen arkadaşlarımızın hiç mi suçu yoktur burada? Dolayısıyla tek taraflı değil, çok taraflı bir süreç bu, bu çok taraflı süreçte herkesin sorumluluğu var ve hiç kimse bu sorumluluktan kaçamaz, herkes bu sorumluluğu taşımak zorundadır. Önümüzdeki süreçte biz, belediye başkanlarımıza yapılacak operasyonlarla ilgili yine hukukun ne kadar gözetildiğinin yakından takipçisi olacağız.
“BU MYK’DA 12 İL BAŞKANLIĞIMIZA ATAMA YAPTIK”
Onun dışında, arkadaşlar, bizim bu süreçte MYK olarak yaptığımız parti içi değerlendirmeler de oldu. Bu parti içi değerlendirmelerde, bildiğiniz üzere birkaç MYK'dır biz Cumhuriyet Halk Partisi örgütüne ilişkin bazı tasarruflarda bulunuyoruz. O tasarrufların devamı yine, bugün de söz konusu oldu. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliği içerisinde siyaset yapmayı reddeden ve Cumhuriyet Halk Partisinin hiyerarşisi içinde Cumhuriyet Halk Partisi yönetimini tanımadığını söyleyen arkadaşlarımızla geçmiş dönemde biliyorsunuz yollarımızı ayırmıştık. Biz eylül ayından itibaren bir kongre takvimi başlatacağımızı söylemiştik. Ancak bu kongre takvimine doğru giderken de örgütlerimizi bu kongreleri yapabilir hâle getirebilmek için il ve ilçelerimizde bir belirleme süreci yaşıyoruz, bu süreci tamamlamaya çalışıyoruz. Ağustos ayının sonuna kadar da bu süreci tamamlayacağız. Yeni bir partinin kuruluş süreci içinde yer almak isteyen arkadaşlarımız bu süreçte bizimle il başkanları düzeyinde yollarını ayırdılar. O yüzden bizim il başkanlıklarımızın bir kısmı bizim arkadaşlarımızla yollarını ayırmamıza gerek olmaksızın kendileri istifa etmiş oldu. Ve daha önce görevden aldığımız illerle beraber yollarını ayıran, yollarımızı ayırdığımız arkadaşlarımız, yani kendiliğinden istifa eden, giden arkadaşlarımızla boşalan illere atamalar yaptık. Biz bu MYK'da 12 ile atama yaptık, bunları paylaşmak isterim.
Amasya ili için -yine daha önceden görevden aldığımız ildi bu- Emin Kalyoncu arkadaşımızı il başkanı olarak değerlendirmiş bulunuyoruz. Artvin ili için Ahmet Özdemir arkadaşımızı belirlemiş bulunuyoruz. Balıkesir ili için yine önceki dönem milletvekillerimizden Fikret Şahin arkadaşımız bu sorumluluğu üstlenecek. Burdur için Recep Mutlucan arkadaşımız bu sorumluluğu üstlenecek. Giresun ili için Ahmet Nejat Karaibrahim arkadaşımız bu sorumluluğu üstlenecek yani Giresun il başkanı olarak atamış bulunuyoruz. Çorum ilinde Tuncay Yılmaz arkadaşımızı değerlendirdik. Kars ili için Muhammet Baran Karahan arkadaşımızı değerlendirmiş bulunuyoruz. Kastamonu için Uğur Alemdar arkadaşımızı değerlendirmiş bulunuyoruz. Kütahya ili için Nihat Sargın arkadaşımızı değerlendirmiş bulunuyoruz. Rize Muhittin Bayrak arkadaşımızı il başkanı olarak atamış bulunuyoruz. Trabzon'da Mustafa Gültekin arkadaşımızı atamış bulunuyoruz. Zonguldak'ta Olcay Can arkadaşımızı atamış bulunuyoruz. Böylece 12 ilde bir değerlendirme yapmış olduk, önümüzdeki günlerde boş bulunan diğer illere de değerlendirmelerimiz devam edecek ve biz önümüzdeki hafta sonu, belki bir sonraki haftanın başı il başkanları toplantımızı gerçekleştireceğiz. Ağustos ayında da ilçelerle ilgili süreçler işleyecek. Yani il başkanları belirlendikten sonra bu il başkanlarıyla ortak biçimde Cumhuriyet Halk Partisi'nin MYK'sı ve merkez yönetimiyle koordineli biçimde ilçelerle ilgili değerlendirmeler tamamlanacak ve parti kongrelerini yapmaya hazır hâle gelecek ve eylül ayından itibaren de kongrelerimizi gerçekleştireceğiz. Ve böylece Cumhuriyet Halk Partisi kendi olağan süreci içinde kendi olağan kongrelerini yapmaya devam edecek, yolunda ilerlemeye devam edecek. Benim aldığımız kararların bazılarıyla ilgili, yaptığımız değerlendirmelerin bazılarıyla ilgili aktaracağım bilgiler bunlar. Onun dışında sorularınızın olduğunu tahmin ediyorum, sorularınızı varsa alıp değerlendirmelerimize devam edelim.
“CHP ÜYESİ OLAN ANCAK BAŞKA BİR SİYASAL PARTİ İÇİN ÇALIŞAN ARKADAŞLARIMIZA İLİŞKİN BİR DİSİPLİN SÜRECİ İŞLETECEĞİZ”
Soru- Efendim, İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Gürsel Tekin'in görevden alındığı ve yerine eski Kağıthane İlçe Başkanının atandığı söyleniyor. Bu konuyla ilgili bir değerlendirme yapar mısınız?
Müslim Sarı- Bu konuyla ilgili bir tartışma, bir gündem MYK'da oldu. Ancak bununla ilgili önümüzdeki günlerde açıklama yapacağız.
Soru- Efendim, bugün şöyle iddialar vardı: Özgür Özel yönetiminde görevde olan isimlerin, Selin Sayek Böke, Gül Çiftçi gibi parti meclisinde olan isimlerin, Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilerek partiden ihraç edileceğine dair iddialar vardı. Böyle bir şey var mı? MYK'da gündeme geldi mi? İkinci sorum da bu hafta grup toplantısı yapacak mı Cumhuriyet Halk Partisi? Teşekkürler.
Müslim Sarı- Evet. Şimdi, arkadaşlar, bir siyasal partinin üyesi iseniz o siyasal partinin üyelik sorumluluğuna uygun hareket etmeniz gerekir. Yani, hem bir siyasal partinin içinde olup hem de başka bir siyasal partinin propagandasını yapamazsınız ya da o siyasal parti lehine çalışamazsınız. Şimdi bu her şeyden önce etik bir meseledir, ahlaki bir meseledir. Yani, siyaseten bunun ne kadar olup olmadığını tartışmaktan azade olarak söyleyebilirim ki bu bir ahlaki meseledir ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin disiplin kurallarıyla da bu konu kayıt altına alınmıştır. Dolayısıyla biz bu konuyu da gündeme getirdik. Önümüzdeki günlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde olup, onun üyesi olarak varlığını devam ettiren ancak başka bir siyasal parti için çalışan arkadaşlarımıza ilişkin bir disiplin süreci işleteceğiz.
Soru- İki sorum olacak. Bir tanesi, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında Cumhuriyet Halk Partisi yönetimiyle ilgili bazı sözleri olmuştu. "Mahkeme kararıyla atanmış bir yönetimi pozitif ya da negatif yönde muhatap alacak değiliz." demişti. Bu açıklamayı nasıl değerlendirirsiniz CHP yönetimi olarak? Bu sözlere bir yanıtınız olur mu? Bir diğeri de Edirne Milletvekili Ediz Ün'le ilgili hakkında yürütülen hukuki sürecin tamamlandığına işaret etmişti. "Aklandım, partime, baba ocağına geri dönüyorum." demişti. Sayın Kılıçdaroğlu'yla bu süreçte bir teması oldu mu? Partiye dönüşü tam olarak nasıl gerçekleşti?
“CHP AKLANANLARIN YENİDEN GELEBİLECEĞİ AMA ŞAİBELİ ARKADAŞLARIN İÇİNDE YER ALACAĞI BİR SİYASAL PARTİ DEĞİLDİR”
Müslim Sarı- Evet, sondan başlayalım. Şimdi, bu vekilimizle ilgili biliyorsunuz bir hukuki süreç işliyordu. Vekilimiz bu hukuki süreçlerde mahkemenin konusuz kaldığına ilişkin ya da mahkeme süreçlerinde aklamayla ilgili süreçlerini tamamladı. Dolayısıyla aklanıp Cumhuriyet Halk Partisi'ne yeniden gelmek istedi. Biz de gerekli süreçleri işlettik. Yani, bu üyelik işlemleri tamamlandı. Muhtemelen pazartesi günü itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi grubunun bir parçası olacak. Kendisi de ifade ediyor zaten, siz de söylediniz kendi hakkında şaibe bulunan arkadaşlarımız aklandıklarında Cumhuriyet Halk Partisi'ne yeniden geri dönebilirler. Yani, Cumhuriyet Halk Partisi aklananların yeniden gelebileceği bir siyasal partidir. Ama şaibeli arkadaşların içinde yer aldığı bir siyasal parti olamaz. Dolayısıyla aklanıp gelen herkese Cumhuriyet Halk Partisi içinde siyaset yapmak isterlerse kapımız açıktır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin muhatap yapılması meselesi ise gerçekten son derece ironik. Yani düşünün ki; 100 yıllık bir çınar, özgül ağırlığı olan bir parti, ulus kurmuş, devlet inşa etmiş bir parti, hatta devlet kurulmadan önce var olmuş bir parti. Dünyada çok az örneği var, belki de yok, bilmiyorum dolayısıyla Türkiye'nin bütün siyasal dönüşümlerinde yer alan, bütün dünyanın gıptayla baktığı ve bütün dünyanın muhatap olduğu bir partiyle, bu partinin içinden çıkan, bu partinin özgül ağırlığının bir parçası olan geçmişte ama şimdi bu partinin dışında siyaset yapan birinin, hem de partinin yetkili organlarında ve kurullarında bulunan birinin bu partiyi muhatap almıyor oluşunu gerçekten büyük bir hezeyan olarak dinledik biz de. Almayabilir, kendisi böyle bir değerlendirme yapabilir ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin özgül ağırlığı ortadadır, açık açıktır, son derece nettir. Şimdi, özellikle ben bu arkadaşlarımızın, Cumhuriyet Halk Partisi'ne ilişkin ve kendilerinin Cumhuriyet Halk Partisi'yle kuracakları ilişkiye ilişkin-kafalarının da çok karışık olduğunu görüyorum. Yani bir yandan Özgür Özel, "Biz, yeni bir partiyiz. Cumhuriyet Halk Partisi'yle ilişkimiz ve bağımız yoktur. Artık bu bağımız kopmuştur" derken, bir yandan partinin içinde bulunan başka arkadaşlarımızın da aklı fikri Cumhuriyet Halk Partisi'nde. İşte, biraz önce sizin söylediğiniz gibi, burada arkadaşlarımız kalsın, yarın öbür gün mahkemede lehte bir karar verildiğinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde siyaset yapmaya devam edelim. Dolayısıyla bence arkadaşlarımızın CHP'yle kurdukları ilişkide, bu ilişkinin nerede konumlandırdığına ilişkin kafalarında çok ciddi soru işaretleri var.
“SON 10 YILDA YÖNETİM SORUMLULUĞU DA TAŞIMIŞ ARKADAŞLARIN CHP’NİN DIŞINA ÇIKARAK ELEŞTİRİYOR OLMALARI ÇOK İRONİK”
Sayın Özgür Özel'in, ya da partinin, kişilerin "Cumhuriyet Halk Partisi'yle bağlarımızı kopardık." şeklindeki açıklamalarını da ben açıkçası doğru ve güzel açıklamalar olarak kabul ediyorum. Yani kendilerini Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir uzantısı olarak görmüyorlarsa Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasal çizgisinin bir uzantısı olarak görmüyorlarsa biz bundan memnuniyet duyarız. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi şaibeli insanların partisi olamaz. Ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasal uzantısı gibi görüyorlarsa, böyle değerlendiriyorlarsa başka bir parti niye kurdular? Neden başka bir siyasal partinin içinde yer aldılar? O zaman da bunun tek açıklaması vardır, kendilerinin siyasal olarak bir koltuk arayışı içinde olduklarıdır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kararlarını, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nin son 10 yılında yönetim sorumluluğu da taşımış arkadaşların Cumhuriyet Halk Partisi'nin dışına çıkarak eleştiriyor olmalarını da çok ironik görüyorum. Çünkü bu kararların hepsinde bu arkadaşların imzası var. Yani, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2011 yılından beri, deyin ki 15 yılında önemli sorumluluklar almış, görevler almış, kimi grup başkan vekili olmuş, kimi grup başkanı olmuş, kimi MYK üyesi olmuş ve Cumhuriyet Halk Partisi açısından önemli kademelerde bulunmuş ve bütün bu kararların hepsinin altına imza atmış ve hiçbir şeye itiraz etmemiş olan arkadaşlarımızın "Şimdi biz ayrıldık, çıktık, yeni bir partiyiz ve CHP'nin bagajını orada bırakıyoruz." biçimindeki açıklamaları gerçekten çok ironik.
“CHP’Yİ BAGAJ OLARAK GÖREN ANLAYIŞI; BÜTÜN ATATÜRKÇÜ, KEMALİST, SOSYAL DEMOKRAT SEÇMENLERE HAVALE EDİYORUM”
Biz bunu daha önce de gördük arkadaşlar. Yani Cumhuriyet Halk Partisi içinde 2023 seçimlerinden sonra bir yenileşme tartışması başladığında da bu arkadaşlar "Biz yeniyiz, artık bu kararların hepsinin dışındayız, elimizi yıkadık, kenara çekildik, artık yeni bir yola gidiyoruz." dediler. Ama bu arkadaşlarımızın hepsi bu kararların içindeydi. Birlikte karar verdiler. Hatta ben o zaman bu kararların karşısında yer alan bir siyasetçiydim. Bu kararların bazılarının doğru olmadığına inanan bir siyasetçiydim. Biz bunları söylediğimizde bu arkadaşlar Sayın Kılıçdaroğlu'nun eteğinin altında siyaset yapıyorlardı. Bizim bu kararlarımıza karşı, bizim eleştirilerimize karşı bizi linç etmeye, bizi tartışmaya, bizi itibarsızlaştırmaya çalışıyorlardı. Ne oldu? Sonra bir anda bir seçim sonucundan sonra kalktılar sabah "Biz yeniyiz artık." dediler ve bağı kestiler ve bütün faturayı Sayın Kılıçdaroğlu'na ödeterek kenara çekildiler. Şimdi aynı hikâyeyi yaşıyoruz burada da. Dolayısıyla, biz Cumhuriyet Halk Partisi'nin bagajlarından kurtuluyoruz. Geçmişte yapılan bütün hatalar Cumhuriyet Halk Partisi'ni bağlar. Biz artık Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir parçası değiliz. Ayrı bir siyasal partiyiz. Biz ayrıyız, biz yeniyiz. Biz bu sorumlulukların hiçbirisini taşımayız mı diyorlar? O kadar kolay değil. Bu kararların hepsini birlikte aldık burada Cumhuriyet Halk Partisi içinde. Dolayısıyla ben bu yaklaşımları samimi bulmuyorum. Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi'ni bagaj olarak gören anlayışı da bütün Atatürkçü, Kemalist, sosyal demokrat seçmenlere havale ediyorum. Cumhuriyet Halk Partisi bir bagajsa bizler yöneticiler olarak, şu anda Cumhuriyet Halk Partisi'ni yöneten yöneticiler olarak, başta sayın genel başkanımız olmak üzere MYK olarak bu bagajı taşımaya hazırız ve bu bagajı taşıyoruz. Biz bu bagajı onların bagaj olarak gördüğünü, yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin tarihsel misyonunu ve vizyonunu bagaj olarak gören bu arkadaşlarımıza karşı diyoruz ki evet, bu bir bagajsa biz bu bagajı taşıyoruz ve biz bu bagajı önümüzdeki süreçte iktidara getirecek vizyonla taçlandıracağız. Bütün kamuoyu bunları görecek.
Soru- İki sorum olacak Sayın Sözcü. Geçtiğimiz hafta Yeni Parti'nin kurulmasıyla, CHP'den 100 binlerce kişinin istifa ettiği haberleri yayıldı. En son dün partinin simge isimlerinden Önder Sav da istifasını açıklarken 700 bin gibi bir rakam zikretti. Bu konuda en doğru sayılar sizdedir. O yüzden istifalara ilişkin, sayısına ilişkin bir şey paylaşacak mısınız? Bir de belediyelere yönelik operasyonlardan söz ederken masumiyet karinesinin ihlal edildiğine dikkat çektiniz, bu konuda siz çok eleştirilmiştiniz 9 milletvekilinin disipline sevkini açıkladığınız sırada "aklanıp gelsinler" derken şimdi de şaibeli kişilerin CHP'de olamayacağı vurgusunu yaptınız. Bu hafta yine dokunulmazlıklar meclise gelirse CHP'nin kaldırılmasını destekleyeceği yönünde bazı haberler basına yansıdı. Bu konuda bir alınmış kararınız, bu şekilde tutum göstereceğiz gibi bir tavrınız var mı? Dokunulmazlıklar meclisin gündemine gelirse sizin şaibeli olarak nitelediğiniz ve disipline sevk ettiğiniz 9 milletvekili hakkında özellikle CHP'nin tavrı ne olacak? Teşekkür ederim.
“BİZİM İLKE OLARAK DOKUNULMAZLIKLAR KONUSUNDAKİ TAVRIMIZ NETTİR”
Müslim Sarı- Bunu değerlendirmedik arkadaşlar. Bununla ilgili bir karar da almış değiliz. Bunu değerlendirmiş de değiliz. O konu gündeme geldiğinde değerlendiririz. Ama bizim ilke olarak dokunulmazlıklar konusundaki tavrımız nettir. Biz dokunulmazlığın kürsü dokunulmazlığıyla sınırlandırılmasını, sınırlı olmasını savunuyoruz. Bir konuma sahip olmak, bir sosyal statüye sahip olmak suç işleme özgürlüğünü kimseye vermez. Bu milletvekili de olsa suç işleme özgürlüğünü taşıyamaz. Dolayısıyla ben şahsen milletvekili olsa idim ve benim hakkımda birtakım iddialar olsaydı ve bunlar iddianamelere konu olmuş olsaydı ben kendim dokunulmazlığın kaldırılmasını isterdim. Eğer gerçekten suçsuz olduğuma inanıyorsam giderdim, dilekçe verirdim, yargılanırdım ve parlamentoya bırakmazdım bu işi. Bu arkadaşlarımızın iddianamelerde adı vardı. Dolayısıyla iddianamelerde adı olan arkadaşlarımıza bir yargılanma ve arınma fırsatı verdik biz. Dolayısıyla biz meseleye böyle bakıyoruz.
“SAYIN ÖNDER SAV NEREDEN ALMIŞ BİLMİYORUM AMA BU RAKAMLAR DOĞRU DEĞİL”
İstifalar konusunda da arkadaşlar, biz an ve an takip ediyoruz kendi sistemimizde yani Sayın Önder Sav tabii bu rakamı nereden almış bilmiyorum ama bu rakamlar doğru değil. Cumhuriyet Halk Partisi'ne son dönemde üye olmuş yaklaşık 500 bin üye vardı bildiğiniz üzere son iki yılda üye olan 500 bin civarında üye vardı. Bu üyelerin ağırlıklı bir biçimde Cumhuriyet Halk Partisi'ne yollarını ayırdığını görüyoruz. Mesele bundan ibaret.
Soru- Ben belediye istifalarını soracağım. Kaç belediye başkanı Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti ya da edecek, istifa edecek belediye başkanları açıklayanlar da var. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Müslim Sarı- Evet, belediye başkanlarımızın istifalarıyla ilgili süreçleri de izliyoruz. Şimdi beyanlar var, açıklamalar var, resmiyete dönüşmüş olanlar var. Yani biz resmiyete dönüşmüş olan belediye başkanları üzerinden istifalarını takip ediyoruz. Yaklaşık 120 civarında belediye başkanımız Cumhuriyet Halk Partisi'yle yollarını ayırmış görünüyor şu an itibarıyla. Bu belediyelerimizden büyükşehir biçimde olanlar sadece 2 tanesi yani bize ait 12 tane büyükşehrin 10 tanesi Cumhuriyet Halk Partisi içinde siyaset yapmaya devam ediyor şu an itibariyle.
Soru- İzmir'deki belediyelerle ilgili sormak istiyorum ben. Çünkü İzmir'de daha önce 28 belediye Cumhuriyet Halk Partisi'ndeydi. Şimdi ise 22 belediye Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa edip yeni partiye geçti. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kalesi olan İzmir'de bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz, özellikle İzmir'de?
Müslim Sarı- Biz bu sayıyı teyit etmedik. Yani bu sizin kendi sayınız ama bizdeki rakamlar öyle değil İzmir'le ilgili. Arkadaşlarımızın kendi değerlendirmeleri, yani İzmir'de adaylaşma süreci içinde olan belediye başkanlarımızın siyasal pozisyonlarını hepimiz biliyoruz. Kendileri başka bir siyasal partide başka bir siyasal yolculuğa çıkmak istiyorlarsa yolları açık olsun. Ama ben belediye başkanlarımızın genel olarak ağırlıklı bir biçimde önümüzdeki süreçte yeniden Cumhuriyet Halk Partisi'nde siyaset yapacaklarına inanıyorum. Hepinize teşekkür ederim, saygılar sunarım.
31.07.2026
31.07.2026
31.07.2026
31.07.2026