06.02.2026
06.02.2026
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:
“‘KONTEYNER REHAVETİ’ DİYE BİR LAF İCAT ETTİ İKTİDAR MEDYASI, KİMSE KONTEYNERDE KALANA LAF SÖYLEMESİN, SORUNLARI ÇÖZSÜNLER”
“BİR GÜN EVLADINI, EŞİNİ, ANANI, BABANI KONTEYNERDE BULURSUN, BU KUL HAKKI YEDİĞİNE PİŞMAN OLURSUN”
“ÜÇ YIL SONRA MALATYA’DA 67 BİN KİŞİNİN, TÜRKİYE’DE 270 BİN KİŞİNİN, HATAY’DA 120 BİN KİŞİNİN KONTEYNERDE YAŞAMASINI KABUL ETMİYORUZ”
“TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ ÜÇ GÜN SONRA ÇIKTI. ANCAK 360 KİŞİYİ KURTARABİLDİ. BUNU HİÇBİRİMİZ UNUTMAYALIM”
“’DEPREMDE YOKTUNUZ’ DİYOR. İLK GÜN DOĞANŞEHİR’E GELEN BENİM”
“ŞU DEPREM KONUTLARINDAN PARA ALMAYACAĞINI İLAN ETSİN, AĞIZ DOLUSU TEŞEKKÜR EDECEĞİM TAYYİP BEY’E”
“ÇIRPINAN BÜTÜN BELEDİYE BAŞKANLARIMIZDAN, BELEDİYE PERSONELİMİZDEN ALLAH RAZI OLSUN”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depreminin 3’üncü yıldönümünde ikinci depremin yaşandığı saatte Malatya’nın Doğanşehir ilçesi Erkenek mahallesinde basın açıklaması yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Malatya ilimizin Doğanşehir ilçesinin Erkenek mahallesindeyiz. Malum hepimizin dün akşam her birimizin farklı bir şehirde anmasına katıldığımız depremde kırılan fay hattı adını Erkenek’ten alıyor. Erkenek fayı kırıldı. Ardından da şu anda olduğu gibi saat 13.24’te 6 Şubat günü ikinci büyük deprem yaşandı. Ben tam bu saatte ikinci büyük depremin gerçekleştiği Erkenek’te hayatını kaybeden 64 canımızın, Doğanşehir’de hayatını kaybeden 148 canımızın, Malatya’da hayatını kaybeden bin 393 canımızın ve tüm Türkiye’de hayatını kaybeden 53 bin 537 canımızın yakınlarına bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Erkenek’in, Doğanşehir’in, Malatya’nın ve Türkiye’nin başı sağolsun. Allah rahmet eylesin. Allah bir daha böyle büyük bir acıyı yaşatmasın” dedi. Özel, şunları söyledi:
“ÇOK SAYIDA KADIN HAYATINI KAYBETTİ”
“Bir haftadır deprem bölgesindeyiz. Ben depremin olduğu gün, 6 Şubat günü sabahleyin deprem olduktan birkaç dakika sonra şu anda İl Başkanımız olan Barış Yıldız’ın telefonu ile uyandım. Kendisi Veli Ağbaba’ya ulaşamadığını ve benim ulaşabileceğimi söylerken, ‘Yıkıldık Başkanım. Perişan olduk Başkanım. Her yerden sesler geliyor. Malatya yıkıldı Başkanım’ demişti. Ben o dakika Veli Başkan’ı aradım. Ona ulaşmaya çalıştım. Bütün herkesi aradık ve ardından İstanbul’daki televizyon programımı iptal edip sabahleyin 05.00’te Ankara’ya gittik. Orada yaptığımız kriz toplantısından sonra bütün milletvekillerimize buldukları ilk vasıtayla deprem bölgesine intikal etmelerini söylemiştik. Açık olan tek havaalanı Adana Havaalanı’ydı. Çoğu milletvekilimiz Adana Havaalanı’na gitti. Ben karayoluyla hem kış şartları, hem de yollarda oluşan kırıklar ve yarattığı yoğun trafikten dolayı gece yarısına doğru Malatya’ya vardım. 6 Şubat akşamı Malatya’daydım. Geceyi hep birlikte sabahlayarak geçirdik. Malatya’da bir miktar toplanma merkezlerinde durumu anlamaya çalıştıktan sonra ben ayrıldım. Doğanşehir’e geldim. Malatya’dan sonra ilk geldiğim yer Doğanşehir'di ve depremin ertesi günü öğle saatlerinde buradaydık. Buradan da yollar kapalıydı ve dağ yollarından Nurhak’a ulaşma imkanı oldu. Nurhak’a dışarıdan giden ilk kişi şoförümüz Mehmet Bey ve bendim. Oradan Nurhak’ın sesini duyurduk. İkinci depremde Nurhak’ta çok sayıda kadın ‘Hep beraber kazanları kaynatalım’ diye meydanda toplanıp, eşleriyle birlikte kadınlar evlerine girmişti. Evlerinin alt katındaki mutfaklarında çok sayıda kadın göçük altında kalmıştı. Hayatını kaybetmişlerdi. O acı günün yıldönümünde burada bir kez daha Erkenek’teyiz.”
“İKTİDAR DEPREME MAZERETSİZ YAKALANDI”
“Allah bir daha böyle acı yaşatmasın. En başta temennimiz budur. Bunun dışında elbette depremden ders almak gerekiyor. Depreme hazırlanmak, deprem gününden önce gayret göstermek depremde acıyı, kaybı azaltıyor. Depremin yaralarının sarılmasını da kolaylaştırıyor. Biz maalesef bundan üç yıl önceki depreme ülke olarak hazırlıksız yakalandık. Açıkça söylemek gerekir ki iktidar partisi depreme mazeretsiz yakalandı. 21 günlük, 21 aylık değil; 21 yıllık bir iktidar vardı. Daha önceden yaşanmış bir deprem var. O depremin üzerine gelmiş bir iktidar. Özel iletişim vergisi iki yıl alınacakken 21 yıl boyunca almış bir iktidar. Depreme hazırlık için halkın hazır olduğu, kanunların hazır olduğu ve özel iletişim vergileriyle toplanan paralarla depreme hazırlık için ihtiyaç olan paranın misliyle fazlasının toplandığı bir dönemde maalesef biz bu depremde hazırlıksız yakalandık. Bu kadar çok kaybımız oldu.”
“HEPİMİZİN KULAĞINA KÜPE OLSUN”
“Bu kayıplardan ders çıkarmak için bir rakam vermek gerekir ki bu hepimizin kulağına küpe olsun. 1999’da yaşanan depremle bu deprem arasında hiç şüphe yok ki depremin şiddeti de çok benzer, yaratacağı kayıp da çok benzer. Bu depremde biz 53 bin 537 kişi kaybettik. 99 depreminde de 15 bin kişi kaybedildi. 99 depremi ile bu deprem arasındaki fark; ordu 99 depreminde günün ilk ışıklarıyla birlikte çıktı, arama ve kurtarma faaliyetlerine katıldı. Bu depremde ise ordu, ‘Orduyu sokağa çıkarmak kolay, kışlaya geri sokmak zor’ vehmiyle üç gün boyunca tam teçhizat emir bekledi. O günkü depremde ordunun kurtardığı hayat sayısı 10 bin 600. Adı belli, TC’si belli, hangi enkazdan çıkarılıp, hangi hastaneye teslim edildiği belli. Enkazdan çıkarıp halen yaşayan 10 bin 600 kişi var. Bu depremde ordumuzun kurtardığı hayat sayısı 360. 10 bin 600, 360. Aradaki farka kimse şaşırmasın. Tersi beklenir. Teknoloji daha iyi, araç - gereç daha iyi, eğitim daha iyi. Üç günün farkı bu. Depremde en büyük kayıplar ilk 24 saatte, daha sonra ilk 72 saatte oluyor. Ondan sonra işler mucizeye kalmaya başlıyor. Ordu hemen çıktığında 10 bin 600 kişi kurtarırken üç gün geç çıkardığınızda ancak 360 kişi kurtarıyor. Herkesin kulağına küpe olsun. O gün orduyu dışarı çıkarmaya tereddüt edenlerin de yaptıkları o hatanın nasıl bir maliyeti olduğunu Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tüm siyasetçiler ve milletimiz hatırlasın. Bir daha bir felaket olduğunda bu ülkenin ne imkanı varsa, kimse bir siyasi hesap yapmadan, hiçbir korkuya kapılmadan, orduyu da polisi de jandarmayı da sahil güvenliği de mutlaka çağıracak. Yahu ertesi gün Kıbrıs Rum kesiminden kurtarma heyeti geldi. Yunanistan’dan kurtarma heyeti geldi. 48 saat sonra Danimarka’dan kurtarma heyeti geldi. Türk Silahlı Kuvvetleri üç gün sonra çıktı. Ancak 360 kişiyi kurtarabildi. Bunu hiçbirimiz unutmayalım ve asla, asla da unutturmayalım.”
“BİR GÜN DE SEN KAL BAKALIM KONTEYNERDE”
“Diğer taraftan deprem konutları konusunda Türkiye’de siyaset bir yılın içinde bütün evlerin teslim edileceği sözüyle şekillendirildi 2023 yılında. Bu söze inandırıldı. Ancak birinci yıl sonunda evlerin yüzde 2’si, ikinci yıl sonunda evlerin sadece yüzde 30’u ve bugün yüzde 70’i tamamlanabildi. Halen daha aldığımız çeşitli rakamlar, Malatya’da ve Türkiye’de bu sorunun ortadan kalkmadığını ve çok sayıda kişinin konteynerlerde yaşamaya devam ettiğini gösteriyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak üç yıl sonra Malatya’da 67 bin kişinin, Türkiye’de 270 bin kişinin, Hatay’da 120 bin kişinin konteynerde yaşamasını kabul etmiyoruz. Konteyner bir mecburiyet. Kim için mecburiyet? Hala evi bitmeyenler için mecburiyet. Kim için mecburiyet? Kiracılar için mecburiyet. Çünkü bir düzen içinde bir evde ödeyebileceği bir kira ile oturan ve geçimi ona göre olan insanlar evini kaybetti, eşyasını kaybetti, işini kaybetti. İşini ya buldu ya bulamadı. Ama şimdi onlara ev vermediğimiz için konteynere mahkumlar. Eve çıkmak isteyene işte Malatya’daki ortalama kira 20 bin lira. 15 bin liradan ucuza oturabilecek bir yer var mı Malatya’da? Sayın Kurum, ‘5 bin liraya ev var deprem bölgesinde’ dedi, Osmaniye’de sordum. En ucuzu 15 bin lira çıktı. Hatta millet 15 bin liraya da itiraz ediyor. ‘O 15 bin liralık eve geçilmez’ diyor. 20 bin lira çıktı Kahramanmaraş’ta. Gaziantep’te 20 bin lira çıktı. Dün Adıyaman’da konuştuk, 12 bin-15 bin liraya ev çıktı. ‘Bugün 5 bin liraya ev var, kiracılar çıksın’ diyorlar. Aksine 15 bin liralık eve bir ay depozito istiyorlar. Üç ay da peşin istiyorlar. Geçmek için bir de eşya lazım. Adam parası olsa zaten kiracı. Bu imkanları olmadığı için konteynerde. Bunun üstüne olur olmaz eleştiriler iktidar medyasından. Ben anlamıyorum, neyi paylaşamıyoruz? Bunun AK Partisi, CHP’si yok ki. Konteynerde kalana saldırıyorlar. ‘Rahata alıştınız, bedavaya alıştınız. Elektrik bedava, su bedava.’ Ya bir gün de sen kal bakalım o konteynerde. Ben deprem döneminde birkaç gece geçirdim, ben birkaç ayı tahayyül edemiyorum. Birkaç yıldır, üç yıldır konteynerde. ‘Konteyner konforu’ diye bir laf icat etti iktidar medyası. Olacak söz değildir. Gerçekten buradan cuma mübarek gün söylüyorum. Allah’ın gücüne gider. Bir gün evladını, eşini, ananı, babanı konteynerde bulursun, bu kul hakkı yediğine pişman olursun.”
“BU İŞİN PARTİSİ OLMAZ”
“Bu yüzden hiç kimse konteynerde kalanlara laf söylemesin, onların sorunlarını çözsünler. Elektriğini kesmekle, suyunu kesmekle, sokağa atmakla, tehdit etmekle bu işler olmuyor. Biz burada doğru yapılana ‘doğru’ diyoruz, yanlış yapılana ‘yanlış’ diyoruz. Sabahleyin Gölbaşı’nda Cumhuriyet Halk Partili olmayan üç belediyeye ağız dolusu teşekkür ettim ben. Gölbaşı‘na yaptığı katkılardan dolayı. Hatay Samandağ‘da, Uşak Belediyesi o kadar canla başla çalışıyordu ki o zaman AK Parti’deydi. AK Partili belediye başkanını aradım, şaşırdı önce. Dedim ‘Samandağ‘da yemek dağıtıyorsunuz başkanım.’ ‘Dağıtamaz mıyız?’ dedi. Dedim ‘Olur mu başkanım, Allah senden bin kere razı olsun. O kadar canla başla o kadar güzel çalışıyorlar ki teşekküre aradım seni’ dedim. Bu işin böyle partisi olmaz ama Tayyip Bey tutturdu ‘Her şeyi ben yaptım, Cumhuriyet Halk Partisi çivi çakmadı, taş üstüne taş koymadı. İnsan gerçekten üzülüyor. Ve kahroluyor yani. Bakın Malatya’ya biz söylemiyoruz, söylemeyince ’Hiçbir şey yapmadılar’ diyor, bu sefer herkes kızıyor. ‘Genel Başkanım söyle bunu.’ Bu hafta artık çıktım da söyledim. Malatya’ya 668 aracı gelmiş CHP’li belediyelerin. Bin 487 personeli gelmiş. 662 TIR insani yardımı ulaştırmışız Malatya’ya. Yiyeceğinden çocuk bezine kadar. Hijyen paketlerine kadar, deterjanına kadar. Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin; Malatya’da altyapı ve yol hizmetlerinde çalışmış ayrıca. Ayrıca halen daha Manisa’nın rahmetli Ferdi Zeyrek, Veli Başkanımı hiç kıramazdı. Yoğun bir kilittaşı yardımı var Malatya’ya. Muğla Büyükşehir’in burada belediye başkanı Ahmet Aras. 100 milyonluk yatırım yapıyor Malatya’ya. 100 milyon liralık. Cemevi, taziye evi, sosyal tesis, Doğanşehir‘e kadın, aile, gençlik merkezi yapıyoruz. ‘Taş üstüne taş koymadı’ diyor. Gel inşaatını gez. Doğanşehir‘in ilçe başkana bir telefon aç Tayyip Bey. AK Parti’nin ilçe başkanı. Kaymakamı da sen atıyorsun, ilçe başkanını da. Sor bakalım ‘Cumhuriyet Halk Partisi ne yapmış Malatya’ya, ne yapıyor Malatya’ya’ diye. Ondan sonra artık böyle olur olmaz yani ben Allah’ıma sığınırım ve sizin vicdanınıza sığınırım. ‘CHP depremde yoktunuz’ diyor. İlk gün Doğanşehir’e gelen benim. Bakın bugün Osmaniye’den başladım, haftanın son günü geldim. O gün ilk gün gelen kişi benim. İşte Gaffar Bey orada, Veli Bey burada. O günün il başkanı Enver Bey burada. Bugünkü il başkanı o günün gençlik kolları başkanı Barış Bey burada. Malatya’dan beni buraya yolladılar, kendileri orada koşturdular.”
“DEPREM KONUTLARINDAN PARA ALMAYACAĞINI İLAN ETSİN”
“Diğer taraftan özellikle şunu söylemek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı ettiğinin dışında bir önerdiği var. Birincisi; evleri alırken boş senet imzalatıyorlar. Bu suç. Kimse ne para ödeyeceğini bilmeden bir şeye imza atmak zorunda değildir. Faiz kısmının sıfır olması lazım. Sıfır yazanın evrakını kabul etmiyorlar. Tayyip Bey bugün Osmaniye’de olacak. Nihayet geldi. Bu hafta herkes bu haftayı sevdikleriyle geçirdi. Ben bu haftayı Osmaniyelilerle, İslahiyelilerle, Nurdağlılarla, Kahramanmaraşlılarla, Adıyamanlılarla, Gölbaşılılarla geçirdim. Doğanşehirlerle geçiriyorum. Tayyip Bey de bu haftayı Suudi Arabistan’da eskiden ‘eli kanlı katil’ dediği prensle, ‘darbeci’ dediği Mısır’da Sisi ile geçirdi. Nihayet bugün memleketimize kavuştu. Birazdan da herhalde saat 2 gibi Osmaniye’de o da bir konuşma, bir açıklama yapacak. Bir beklentim var. Bir; ‘Dükkanlar dahil, rezerv alan dahil, köy evleri dahil hiç faiz almayacağız’ de, bunu söyle. Çünkü faiz hanesinden korkuyor millet. Ben fazlasını söylüyorum. Eğer bunu söylerse bugün akşam bültenine yetişecek, ağız dolusu teşekkür edeceğim Tayyip Bey’e. Şu deprem konutlarından para almayacağını ilan et. Bu deprem konutlarına boş senet işinden falan vazgeç. Biz ‘Parasız yapılsın’ diye savunduk. Şimdi şunu söyleyeyim. Depremle birlikte ‘Motorlu Taşıtlar Vergisini iki kere ödeyeceksin’ dediler. Bütün Türkiye ödedi. Normalde isyan çıkar, depreme diye kimse bir şey demedi. Böyle bir millet bu millet. KDV iki katına çıktı, bir şey demedi millet, ödedi. ÖTV arttı, millet ödedi. Yurtdışına çıkış puluna kadar zam geldi, her şey ödendi. Şimdi geldiğimiz bu noktada ‘Efendim deprem konutlarından para alalım.’ Deprem konutlarından para mara almayalım. Deprem konutlarının parasını aldık zaten. 50 milyar dolar bağıştan toplandı, 6 milyar dolar yurt dışı bağışlardan toplandı. Bunun dışında, bu depremin fazla vergilerinden 16 milyar dolar toplandı. Toplamda bizim 71,5 milyar dolar para toplandı depremden bugüne. Bu evlerin toplam maliyeti 40 milyar. Bakın ben kendi adıma da söylüyorum. Bütün Cumhuriyet Halk Partililer adına da söylüyorum. Bana herhalde bütün milletimiz iştirak eder. Bu paralar depremzedenin konutu için toplanan bu paralardan dolayı, sizlere verilecek evlerin senetlerini yırtsınlar. Helal-i hoş olsun kardeşim. Biz para mara istemiyoruz. Tayyip Bey’den Osmaniye’de ümit ediyorum gazeteciler sorsunlar. ‘Özgür Bey’in bir çağrısı var’ desinler. Ya bırakın faizi maizi. Şöyle duyuyorum. ‘Altyapıdan para almayacağız.’ Bir de alsaydın. Deprem olmuş dağın başına evi yapmışız. Kanalizasyon, su bağlayacağız. Onun parasını da depremzededen mi alacağız? Devletin işi bunlar. ‘Altyapıdan almayalım, üstyapının yarısını alalım.’ Ya yapmayın ne altyapı ne üstyapı. 71,5 milyar dolar para toplandı. Deprem bölgesine helal-i hoş olsun. Bu parayı bir daha geriye almayacağını ilan etsin. Benim söyleyeceğim bu kadar.”
“BU MEMLEKETE TAŞ ÜSTÜNE TAŞ KOYANDAN ALLAH RAZI OLSUN”
“Allah bir daha böyle acı göstermesin. Bundan sonra ben bu haftaki ziyaretlerimi Osmaniye’den başlamıştım. Sayın Bahçeli de arayıp ‘Memleketime gittiniz, çok memnun oldum. Önemli bir ziyaret oldu. Takip ettim’ demişti. Bugün de kendisi memleketinde. Ben de buradan ‘ikinci memleketim’ dediğim, geçmiş dönem milletvekilimiz yokken ben dört yıl fahri Osmaniye milletvekiliydim. İkinci memleketim Osmaniye‘ye, Devlet Bey’e de selam olsun. Cumhurbaşkanını ağırlıyorlar. Cumhur İttifakı olarak da inşallah böyle bir müjde versinler, ben teşekkür edeceğim. Yoksa depremzedeyi 18 yıl boyunca ödeyecekler ‘Altyapısı benden, üst yapısı senden, hadi yarısı da benden.’ Öyle iş olmaz. Bir sene önce de kar, buz yağarken buradaydık. Bir sene sonra da üç sene sonra da buradayız. Bundan sonra da her zaman sizlerle birlikte olacağız. Doğanşehrimizi de çok seviyoruz. Erkenekimizi de çok seviyoruz. Malatyamızı, memleketimizi çok seviyoruz. Allah bu memlekete taş üstüne taş koyandan razı olsun. Bu ülkede temel kazandan da çatıya kiremit koyandan da razı olsun. Bir çorba verenden de her türlü emek verenden de razı olsun. Polisimizden, jandarmamızdan, sınırımızı bekleyen askerlerimizden razı olsun. Hangi partiden olursa olsun deprem bölgesinde çırpınan bütün belediye başkanlarımızdan, belediye personelimizden Allah razı olsun. Hepinize bir kez daha geçmiş olsun diliyorum. Başsağlığı diliyorum. Sağ olun, var olun.”
06.02.2026
06.02.2026
06.02.2026
06.02.2026