02.02.2026

CHP Lideri Özgür Özel: “Deprem Bölgesine Kendisi 38 Kez Gelmiş, Biz 50’nci Kez Buradayız; Erdoğan Gerçeği Çarpıtıyor”

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:

“DEPREM BÖLGESİNE KENDİSİ 38 KEZ GELMİŞ, BİZ 50’NCİ KEZ BURADAYIZ; ERDOĞAN GERÇEĞİ ÇARPITIYOR”

“BU İKTİDAR, DEPREM ÖNCESİ TÜM KAYNAKLARA RAĞMEN HAZIRLIK YAPMAYAN, DEPREM SIRASINDA ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPMAYAN, DEPREMDEN SONRA DA İYİLEŞTİRME YAPMAYAN BİR İKTİDARDIR”

“BOŞ SENET İMZALATMAK, TCK 158 VE 209’A GÖRE NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇUDUR”

“BAKAN DEPREM BÖLGESİNDE ‘5 BİN LİRAYA KİRALIK EV VAR’ DİYOR; KAÇ TANE VARSA, BİZ KİRALAYIP DAĞITACAĞIZ”

“YALANLARIN, İFTİRALARIN ÜSTÜNE YÜRÜYECEĞİZ, MİLLETİMİZİN RIZASIYLA İKTİDARI DEĞİŞTİRECEĞİZ”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin 3’üncü yılında deprem bölgesine gerçekleştirdiği ziyaretlere Osmaniye’den başladı. Partisinin Osmaniye İl Başkanlığı’nda konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Benim güzel memleketim, ikinci memleketim, Manisa ile birlikte öz memleketim, canım Osmaniye. Hepiniz hoş geldiniz. Ben her Osmaniye’ye geldiğimde sizleri biraz daha kalabalık, biraz daha coşkulu, yarınlardan biraz daha umutlu ve derdini, tasasını, sıkıntısını bir yana bırakmış, yanımıza koşmuş, bize böyle ev sahipliği yaparken görüyorum. Hepinizden Allah razı olsun. Hepinizi çok seviyorum. Öncelikle bugünkü Osmaniye ziyaretimiz hafta boyunca yapacak olduğumuz ve 6 Şubat depreminin üçüncü yıldönümünde depremde yıkılan, kayıplar veren şehirlerimize yapacağımız ziyaretlerden ilki. Bir haftaya başlıyorsak şüphesiz ki o illerin içinde Osmaniye varsa oradan başlayacaktık. İlk olarak buraya geldim ve sizleri görmeye, sizlerle sohbet etmeye, sizlerle kucaklaşmaya geldim. Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz” dedi. Özel, şöyle devam etti:


“TARİHİMİZİN EN ACI GÜNLERİNDEN BİRİNE UYANDIK”

“6 Şubat 2023 tarihi, Türkiye tarihinin en acılı günlerinden birine uyandığımız ve toplamda resmi rakamlara göre 53 bin 537 kayıp verdiğimiz, 107 binin üzerinde vatandaşımızın yaralandığı, hepimizin yüreğine en büyük ateşin düştüğü gündür. O gün Osmaniye’de de resmi rakamlara göre 993 vatandaşımız hayatını kaybetti, 2 bin 606 vatandaşımız yaralandı. Ben o gün hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve siz tüm Osmaniyeli hemşerilerine bir kez daha başsağlığı diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun. Tabii yer Osmaniye olunca burada son yıllarda ve bugünlerde hayatını kaybeden geçmiş iki il başkanımızı anmak isterim. Biri depremin hemen ardından çektiği amansız hastalıktan 10 Şubat 2023 günü kaybettiğimiz Kemal Tabak Başkanım. Kendisi ilk milletvekili olduğumda burada il başkanımızdı. Milletvekilimiz yoktu. Buraya fahri milletvekili olarak görevlendirilmiştim. Kemal Tabak Başkanımla birlikte dört yıl boyunca aralıksız, sonraki yıllarda da çok sık çalıştık. Ben 2011 ve 2015 arasında ayda bir ya da iki gece Osmaniye’de kalır, iki - üç gün burada çalışıp yokken kayıplarımız olmuşsa o bir ayda taziyesine gider, düğünler olduysa tebriğine gider, esnafı gezer ve buranın bir milletvekili gibi çalışırdım. Öğretmenevinde kalırdım. Bana o süreçte bir abi olarak çok ev sahipliği yaptı. Biz de onunla birlikte o hukukumuzu ömrümüz boyunca sürdürdük. Depremin acısının üstüne Kemal Başkan’ı kaybetmiştik. Onu rahmetle anıyorum. Ayrıca yine yerel seçim sürecinde il başkanımızken bir şehit cenazesinde cenaze aracının peşinden yürürken geçirdiği kalp kriziyle kaybettiğimiz Mehmet Döğüşçü Başkanımı, kardeşimi rahmetle ve minnetle anıyorum. Osmaniye’de hem partimizden, hem hangi partiden olursa olsun tüm yitirdiklerimize bir kez daha Allah’tan gani gani rahmet diliyorum.”

“21 YILLIK ARALIKSIZ İKTİDARLARINDA YAŞADIK”

“Depremin üçüncü yıl dönümünde buraya Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nden Bakanlarımızla ve Merkez Yönetim Kurulu üyemiz, Genel Başkan Yardımcılarımızla birlikte geldik. Hep beraber hem Osmaniye’nin, hem tüm deprem bölgesinin sorunlarını bir kez daha yerinde görmek, söylemek, eksiklikleri dile getirmek ve kendi yapacaklarımızı söylemek üzere buradayız. 6 Şubat’ı, o büyük acıyı andık. Hatırlayalım; nasıl bir süreçte 6 Şubat 2023 depremine yakalanmıştık? Biz bu felakete aslında öyle daha yeni iktidara gelmiş, ne yapacağını bilemeyen, kötü konut stokunu kucağında bulmuş, kaynağı ve imkanı olmayan bir hükümetle yakalanmadık. Öyle olsaydı bazı şeylerin mazereti olurdu. Ama o günkü hükümet 21 yıldır iktidardaydı. O günkü hükümet 21 yıldır Cumhuriyet tarihinde kimselere nasip olmayacak şekilde aralıksız, tek başına, yani mazeretsiz olarak iktidardaydı. O günkü hükümet 21 yılda 3 trilyon dolar vergi toplamış bir hükümetti. Bakın ‘milyon dolar’ demiyorum, ‘milyar dolar’ demiyorum. Duymadığınız bir parayı söylüyorum. 21 yılda 3 trilyon dolar vergi toplamış. 21 yılda sadece 40 milyar dolar deprem vergisi toplamış. Yine övüne övüne bitiremedikleri dirençsiz, zayıf yapıların yasal hale getirildiği 8 ayrı imar affından 26 milyar lira daha toplamış. Yani depreme harcayacak para toplanmış, gelmiş, hesaplara yatmış. Ama 21 yıl boyunca deprem için hiçbir hazırlık yapılmamış. O mazeretsiz hükümetin asla kabul edilemeyecek şekilde depreme Osmaniye’yi de 10 güzel şehrimizi de hazırlıksız yakalattığını, üstüne düşeni yapmadığını söyleyince kimse kusura bakmasın.”

“ORDU ÇIKARSA DARBE YAPAR DİYE KORKTULAR”

“Peki tüm bu imkanlara rağmen felaket yaşanınca ne oldu? Hep birlikte yaşadık. Osmaniye de yaşadı ama bilhassa Adıyaman, Kahramanmaraş, Hatay bu anlatacağım güçlükleri en felaket bir şekilde yaşadı. Enkazlara günlerce ulaşılamadı. Çünkü enkaz sayısı o bölgede çoktu. İnsanlar enkaz altındaydı, ‘Sesimi duyan var mı?’ diye seslendiler. Duyuldu ama o enkazlara ulaşılamadı. Depremin büyüklüğü düşünüldüğünde bir mazeret olabilirdi. Eğer şanlı Türk ordusu üç gün boyunca kışlasında haber bekleyip de ona talimat vermeyen hükümet olmasaydı, ilk günden ‘Ordu çıkın bakalım’ denseydi yine de yetişilmeydi o zaman mazeret olurdu. Şanlı ordu üç gün sonra kışladan çıkarıldı. Neden? Aklı evvel bir danışman Saray’da demiş ki ‘Orduyu kışladan çıkarmak kolaydır, geriye sokmak zordur.’ 21 yıldır iktidarda olacaksın, tarihin en büyük depremi ile karşılaşacaksın, ordu elinde, kamyonuyla, topuyla, kazmasıyla, yiğit evlatlarıyla hazır olacak. Sen çıkarlarsa darbe yaparlar diye korkacaksın. Yazıklar olsun, yazıklar olsun. Öyle acılar yaşadık ki o acı unutulmaz. Depremde evi yıkılmış, elindeki cep telefonunun şarjı bitti, bitecek. O cep telefonuyla hayata tutunan depremzedenin cep telefonuna IBAN attılar. ‘Devletimize, milletimize yardım etmek istiyorsan depremde şu numaraya para yolla’ diye enkaz altındakilere IBAN atıldığı günleri gördük. Millet sokaktaydı. Soğuk vardı, yağmur vardı, çamur vardı. Çadır yoktu. Kızılay’ın çadır sattığını gördük. O yüzden bu iktidar depremin öncesinden tüm kaynaklara rağmen hazırlıkları yapmayan, deprem sırasında üç gün boyunca üstüne düşeni yapmayan, depremden sonra da iyileştirme faaliyetlerini yapmayan biri iktidardır.”

“DEPREM BÖLGESİ UYUMADAN UYUMADIK”

“Ben deprem depremi duyduğu anda grup başkanvekili olarak 120 milletvekiline bir gün içinde şimdi kapatılan Adana’nın eski havalimanına çağrı yapan… Çünkü o gün Hatay’ın, Kahramanmaraş’ın ve Malatya’nın pistleri tahrip olmuştu. Uçakla iniyordu. Adana Havalimanı’na 120 milletvekilini toplayan, onları illere göre paylayan, onları depremin üzerinden 12 saat geçtikten itibaren bütün bölgeye dağıtan, ilk akşam da deprem bölgesine gelen, deprem bölgesi uyumadan uyumayan, onlar su içmeden su içmeyen, çorbasına kavuşmadan çorbasına kavuşmayan ve 45 gün boyunca deprem bölgesinde kalan bir kardeşinizim. Biz depremden siyaset çıkarmadık. Bütün belediyelerimizi teker teker illerimizle ilişkilendirmek. Bugün Silivri cezaevinde olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, depremin ertesi günü Hatay’daydı. İBB’nin bütün imkanlarını seferber etmek üzere oradaydı. Sayın Mansur Yavaş, depremin ertesi günü Kahramanmaraş’taydı ve bütün süreç boyunca oradaydı. Burada gördüğünüz Antalya’nın belediye başkanı ki burada değil, vekili burada ve kendisi Antalya cezaevinde, Eskişehir’in o dönemdeki Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ile şimdiki Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce burada ve deprem sırasında Osmaniye’den sorumluydu. Bunları hiç konuşmadık, hiç söylemedik. Ne zamana kadar? Tayyip Erdoğan çıkıp bize ‘Siz deprem bölgesinde yoktunuz. Enkaz sırasında yoktunuz. Devamında yoktunuz. Bir işin ucundan tutmadınız’ diyene kadar.”

“ERDOĞAN 38 KEZ, ÖZEL 49 KEZ GELMİŞ”

“Osmaniye’den açıklıyorum. Geçtiğimiz günlerde, ‘Depremden sonra neredeydin Özgür efendi?’ dedi bana. Dedim ki arkadaşlara, ‘Dönün bakın. Deprem bölgesinde Erdoğan kaç kere gitti? Özgür Özel kaç kere gitti?’ Buradan, saat 11.10, haftanın ilk mesai gününde, Osmaniye’den açıklıyorum. Her danışmanın saymasına açıktır. Anadolu Ajansı ortadadır, sosyal medya ortadadır. Bana, ‘Depremden sonra neredeydin?’ diyen Erdoğan, depremden sonra deprem illerine toplam 38 kez gitmiş. Özgür Özel ise 26’sı o günkü görevi olan Grup Başkanvekili olarak, 23’ü de Genel Başkan olduktan sonra toplam 49 kez gitmiş. Aha bugün 50’ncidir. Değerli Osmaniyeliler, Sayın Erdoğan ‘İki kere iki dört eder’ dese dönüp kerrat cetvelini kontrol edin. Bir tahrifat yapmış olabilir. Ne zaman bir iddiada bulunsa, dönüp kontrol ederim. Saydırdık, 38 kez devletin bütün imkanlarıyla, 13 tane uçak var. Bütün helikopterler emrinde. Almanların yaptırdığı dünyanın en değerli 10 makam aracından ikisi bunda. Her imkanı emrinde, jandarma emrinde, polis emrinde ve o imkanlarla deprem bölgesine 38 kez üç senede gelen Erdoğan, Özgür Özel‘e ‘Sen neredeydin?’ diyor. Aha 50’nci sefer buradayım. Belki attığın yalandan utanırsın. Benim görevim, millet adına denetlemek. Benim görevim, millet adına söylemek, uyarmak. Yapabildiğini yapmak, yaptırabilmek. Senin görevin depreme hazırlamaktı. Senin görevin enkazı kaldırmaktı. Senin görevin orduyu harekete geçirmekti. Sen bu görevleri yapmadın.”

“270 BİN KİŞİ HALA KONTEYNERDE”

“Dönmüş şimdi yaptığı deprem konutları ile övünüyor. Bir kere o deprem konutları yapılırken bir çakıl taşının ucundan tutan, alnının terini harca katan, orada o deprem konutunun temelinden çatısına kadar bir damla teri nasip olmuş olan kim varsa Allah onlardan razı olsun. Allah hepsinden razı olsun. Sanki deprem konutunu kendi cebinden yapmış gibi ve sanki yıllarca toplanan vergileri zamanında yapmış da yaptığı evler hiç yıkılmamış gibi ve yıkılanların yerine yapılanları milletin parasıyla ve devletin parasıyla kendi özel eseri gibi anlatıyor. Hadi anlatıyorsun. Sen ne söz verdin depremin ertesi günü, ne söz verdin? Dedin ki ‘Bir yıl içinde 650 bin konutu yapıp ben vereceğim. Oyu bana verin. Yeni bir hükümet alışana kadar aylar, yıllar geçer. Onlar yapamaz. Ben bir yıl içerisinde yaparım’ dedin. Sen bunu diyerek Osmaniye’den, bunu diyerek Hatay‘dan, Kahramanmaraş’tan, Gaziantep’ten, Malatya’dan, Adıyaman‘dan oyları bunu diyerek topladın. Ne oldu? Bir yılın sonunda biz buradaydık. Bir yılın sonunda ‘Bitecek’ dediği evlerin yüzde 2.7’si bitmişti. İki yılın bittiği gün buradaydık ‘Bitecek’ dediği evlerin yüzde 30’u bitmişti. Üç yıl doluyor bugün ve ben konuşuyorum. ‘Bitti’ diyeceğim sanıyor Osmaniyeli oradan bağırıyor, ‘Daha bitmedi konteynerde kalan var.’ Hiç merak etmeyin, üç yılın sonu oldu, ‘Vereceğim, yapacağım’ dediği evlerin yüzde 70’ini yaptı, 11 ilimizde toplam 270 bin kişi konteynerde kalıyor.”

“TÜM TÜRKİYE’YE GÖSTERECEĞİM”

“Bu mikrofonu bırakayım önce şehitliğe, kabristana gideceğim duamı edeceğim, sonra o konteynerlere gideceğim tüm Türkiye’ye göstereceğim. Tayyip Bey, böyle sıcak salonları soğutup, soğuk salonlarını ısıtıp salon siyaseti yapma devri bitti. İşte bugün Şubat ayının 2’si, haftanın başı, Osmaniye burası ve Özgür Özel burada, meydanda. Sıcak salon siyaseti yapmıyor senin gibi. O kolay siyaset bitti, ‘Kendin söyle, kendin işit.’ Ondan sonra seçimler için de propagandayı onlardan söyle. Burada yaptığını da söylüyorum yapmadığını da. Sıkıntıyı da anlatıyorum milletin ferasetini de. Ve ayrıca o konteynerlerde kalanların sorunlarını dile getireceğimiz gibi deprem bölgesi tarihimizin en büyük göçünü verdi. Özellikle Hatay’dan çok önemli miktarda insan Mersin’de, Adana’da ve civar illerde yaşamaya devam ediyor. Ankara, deprem bölgesinden 450 bin gelmiş ve kalmış, oraya göç etmiş insanı barındırıyor. Bunlardan hiçbirini görmezden gelip teslim ettiği evlerle ki drone havalanıyor bakıyorsun ‘tamam’ drone inince bir bakıyorsun ön tarafını brandalamışlar. Öyle algı operasyonlarıyla, görüntülerle milleti kandırmayacaksın. Ayrıca depremzede ev sahibi değil kiracıysa onu unuttun, perişan ettin. Bu gerçeği de milletten saklayamayacaksın.

“SORDUK, BAKANI LAFI ÇEVİRİYOR”

“Buradan önemli bir hususu daha dile getireceğim. 11 il biliyor, geri kalan 70 il bitmez. Sanki bu deprem konutlarını bedava veriyor. Biz söyledik. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Deprem konutları bedava olacak’ dedi. Bu dedi ki ‘Bedava olmaz. Yalan söylüyorlar. Acemiler, bunlar gelirse yapamazlar. Ben yapacağım, parasını alacağım.’ Ancak deprem konutlarının kaça mal olduğunu ve depremzedeye kaça verileceğini söylemiyorlar. Burada hepiniz biliyorsunuz. Bütün Türkiye’ye söyleyeyim. Deprem konutunun anahtarını gösteriyorlar. Anahtarı alacaksın, eline kalem veriyorlar, tükenmez kalem. Önüne senet sürüyorlar. Diyorlar ki ‘Bu boş senede imza atacaksın.’ Depremzede diyor ki ‘Boş mu?’ ‘Kaç para ödeyeceğin sonra çıkacak.’ Yazmış oraya; ‘... TL ödenmesine... faiz işletilmesine.’ Yahu kardeşim deprem konutu dediğin Afet Kanunu’na göre yapılır. Afet Kanunu’nda ‘Vergi alınmaz’ diyor. Gencecik bir avukat depremzedeye demiş ki ‘Ablacım faiz alamazlar. Faiz yazan kısmı çizin.’ Depremzedemiz de gitmiş… Kendinden dinledik. Faiz yazan yeri çizmiş ya da oraya ‘sıfır’ yazmış. Anahtara uzanmış. Vermemişler. ‘Yeni sözleşme, yeni senet getirin. Faiz boş olacak. İmza öyle olacak.’ O gün - bugün soruyorum. Bakanı lafı çeviriyor. Nerelere lafı getiriyor, nerelere. Ama şunu söylemiyor. Buradan Erdoğan’a söylüyorum. Şunu söyle. Bak bazısı filan değil hepsi için söyle. Ben de biliyorum ki tamamen kanun çerçevesinde olandan faiz alamazsın. Şunu söyle milleti kandırma. ‘TOKİ konutları, rezerv alanlara yapılan konutlar ve esnafın işyerlerinden faiz alınmayacak. TÜFE alınmayacak. Memur maaş artışı dahil hiçbir fiyat farkı alınmayacak.’ Bunu söylersen bu hafta deprem bölgesine müjde olur. Ama ‘Tutar belli değil, faiz belli değil. At imzayı.’ ‘Dükkandan faiz alırım.’ Neden? ‘Kanun açık yazmamış.’ Getir, çıkartalım. ‘Rezerv alana yapılandan alırım, kanun açık yazmamış.’ ‘Yerinde dönüşümden alırım, kanun açık yazmamış.’ Açık açık söylüyorum Osmaniye’den, bu hafta Meclis de açık. Getirin kanunu, açık açık yazalım. Bu milletten faiz alınmasın, maliyet ne kadarsa o maliyet üzerinden hesap görülsün. Millet rahat etsin.”

“ERDOĞAN GİTTİ, HATAY ÇILDIRDI”

“Ben normalde Hatay’da nisan sonu - mayıs ayı gibi miting yapacaktım. Erdoğan, Hatay’a gitti. Hatay’da biliyorsunuz branda siyaseti yaptı. Bitmiş gibi brandaları gerdirip, olmuş gibi yolları bir gecelik asfaltlatıp, arka sokaklardaki rezaletleri örtüp, Hatay’a ‘Her şeyiniz halloldu’ dedi. Hatay çıldırdı. Hatay ayağa kalktı. Gittim Hatay’da öyle toplama bir kalabalığa değil; salonda, malonda değil. Meydanda büyük bir kalabalığa konuştum. Şimdi Erdoğan böyle yapınca ben gittim Hatay’a. Büyük bir miting yaptım ve Hatay içini döktü, gördük ki sorunlar büyük. Ama bu hazımsız; deprem paralarını toplayıp şehirleri depreme hazırlamayan, depremde üç gün orduyu dışarı çıkarmayan, üstüne düşeni yapmayan bu hazımsız tuttu bu sefer… Önce şu yalanı atmıştı; ‘Özgür Özel deprem bölgesine uğramadı.’ Kendisi 38 kez gitmiş, 50 kez gelene ‘Gelmedin’ diyen, yalanı doğru gibi söyleyen, kendinden emin gerçeği çarptıran… Bize dedi ki ‘Siz deprem bölgesine ne yaptınız?’ dedi.

“İNANMAYAN AFAD’A SORACAK”

“‘Ne yaptınız gelip fotoğraf çektirmek dışında?’ dedi. Söyleyeyim ne yapmışız. Toplamda Cumhuriyet Halk Partili belediyeler… İnanmayan AFAD’a soracak, hepsi AFAD’da kayıtlı. 9 bin 638 araçla deprem bölgesine gelmişiz. 28 bin 521 personelle deprem bölgesinde çalışmışız. 7 bin 200 TIR, dört uçak, altın gemiyle gıdadan sağlık malzemesine, çadırdan sobaya kadar her türlü yardımı ulaştırmışız. AFAD’ın kayıtlarına göre CHP’li belediyelerce 155 mobil mutfak, 163 ikram aracı, 18 mobil fırın kurmuş. 3 milyon battaniye dağıtmış, 266 bin ısıtıcı soba dağıtmış, 2 bin 220 jeneratör dağıtmış, 4 milyon 600 bin hijyen paketi dağıtmış. 50 bin çadır, bin 810 konteyner kurmuş Cumhuriyet Halk Partili belediyeler. Osmaniye’ye gelen ikisi büyükşehir belediyelerimizi gördünüz mü? Şahit misiniz? Bak Sayın Erdoğan; canlı yayın, Osmaniye ve Osmaniye’de Osmaniyeliler. Depremde CHP’li belediyeleri gördünüz mü? Onlardan razı mısınız? Bak şimdi Osmaniye’ye ne yapmışız söyleyeyim. Osmaniye’ye tabii ölçek daha küçük, ölüm sayısı toplam kayıpların 50’de biri. 9 bin 638 araç var ya, onun 153’ü Osmaniye’ye gelmiş. 28 bin personelin 242’si Osmaniye’de çalışmış. 119 TIR, beş mobil mutfak, üç ikram aracı Osmaniye kurulmuş. 28 bin 500 battaniye Osmaniye’de dağıtılmış. 5 bin 700 ısıtıcı, 850 çatır Osmaniye’ye gelmiş. Bak 50 bin çadırdı, Osmaniye’ye 850. Yani yaklaşık 50’de biri. Hasar, kayıp ve can kayıpları da depremin 50’de biri. Doğru bir ölçeklendirme ile yapılan yardımlarında 50’de bir de Osmaniye‘ye gelmiş. Yine Osmaniye’de 230 konteynerli yaşam alanı kurmuşuz. 90 tankerle su dağıtmışız. Dört kamyon paket de ilk günlerde buraya su gelmiş. Ben şunu söylüyorum. Hatay’ın ilçelerinde gördüğümde de Gaziantep’in ilçelerinde gördüğümde de Kahramanmaraş’ta da Adıyaman’da da… AK Partili, MHP’li bir belediye koşuyor ve bir mutfak kurmuş, çalışıyor. Soruyorum; ‘Nereden geldin?’ ‘Uşak’tan geldim.’ Onlara teşekkür ettim, istediler, fotoğraf çektirdim. AK Partili belediye başkanı… O tarihte AK Parti’deydi Uşak. Aradım, tebrik ettim. ‘Bu çocuklara da helal olsun, sizden de Allah razı olsun’ dedim. Depreme gelen, koşan, hangi belediyeden olursa olsun… AK Partili, MHP’li, DEM’li, tüm belediye başkanlarına ve belediye meclis üyelerine, hangi partiye mensup olursa olsun tüm siyasetçilere ve o belediyelerin tüm emekçilerine bir kez daha yürekten teşekkür ediyoruz.”

“BAKALIM TAYYİP BEY ÖZÜR DİLEYECEK Mİ?”

“Bu işin siyaseti olmaz. Bizim ağzımızdan bugüne kadar gelip ‘Şunu yaptım, bunu yaptım’ çıktı mı, söyledik mi? Yok. Ama inkar ediyor adam. ‘Hiçbir şey yapmadılar’ diyor. ‘Hepsini ben yaptım’ diyor. O zaman karşısına rakamlar çıkıyor. Bugün deprem haftasının ilk günü. Ben bugün buradan, Osmaniye’den başlayıp depremdeki tüm illeri gezeceğim. Ta pazar gününe kadar Malatya’da bu iş bitene kadar. Osmaniye’den Malatya’ya kadar gideceğim. Bu gerçekleri konuşacağız. Bakalım Tayyip Bey özür dileyecek mi? Bakalım özür dileyecek mi? Ben diyorum ki Tayyip Bey; ‘AK Partili ne belediye, hangi siyasetçi taş üstüne koyduysa Allah razı olsun.’ Sen benden utanmazsın, çekinmezsin. Ama belki Cumhuriyet Halk Partili; kimi 15 gün, kimi bir ay, kimi üç ay bu bölgede çalışan 28 bin 521 emekçimizin hakkı için söylüyorum. Kul hakkı bu, kul hakkı. Onlara bir ‘Allah razı olsun’ diyecek misin? CHP’li diye onları yine görmezden mi geleceksin?”

“DEPREMDE EZİLMİŞ ESNAFIN BORCU OLMAZ”

“Buradan sonra artık 6 milyonluk eve 3 milyon lira biçilen değerleri, rezerv alan sorunlarını, acil kamulaştırmanın yarattığı haksızlıkları söylemeye geldim bölgeye. Teslim edilmeyen konutlar var, onları söylemeye geldik. Teslim edilse de tadilat isteyen, para olmadığı için geçilemeyen konut var. Teslim edilmiş konuta ama gidip de oturmak için içine eşya almak lazım. Bu paralar yok. O konuta geçersen aidat başlıyor, aidat ödeyecek imkan yok. O konuta taşınınca yeni masraflar var ama gelir yok. Nasıl ödenecek elektrik? Nasıl ödenecek doğalgaz? Bunun için bu konutlarda her birine mutlaka ve mutlaka kişi sabit bir gelire kavuşana kadar elektriğin, suyun, doğal gazın uzun süre desteklenmesi, parası olmayanlara ücretsiz verilmesi lazım. Dükkanlar yapılmadı. 70 metrekare dükkanda çalışan, 10 metrekare konteynere kaldı. Şimdi bitene 20 metrekare yer söylüyorlar. Esnaf metrekareye göre ciro yapıyor çoğu işkolunda. Bunu dile getiriyorlar. Yapılmayan dükkanın sahibi eve geçse nasıl ödeyecek aidatı, elektriği, suyu, diğer masrafları? Bunları söylemeye geldik. AK Parti siftahsız konteyner esnafının peşine düşmüş. Biliyorsunuz mücbir sebep verginin çıkmamasına, alınmamasına imkan sağlayan bir kanun. O kanunun 30 Kasım’da süresi doldu ve uzatmadılar. Şimdi konteynerdeki esnaftan vergi istiyorlar. Konteynerdeki esnaftan SGK primi istiyorlar. Esnaf kredi istiyor. Yıkılmış, bitmiş, yeniden işe başlayacak. Halk Bankası’na gidiyor, ‘Kredi alayım’ diyor. ‘Vergi borcum var, SGK borcum var.’ ‘Borcu yoktur kağıdı getir’ diyor. Buradan ilan ediyorum. Depremde ezilmiş esnafın borcu olmaz. Onun borcu yoktur. Ondan bu belgeyi isteyenin vebali çoktur.”

“OSMANİYE’DE ‘5 BİN LİRAYA KİRALIK EV VAR’ DİYOR”

“Bu yüzden bunların tamamını konuşmak durumundayız. Osmaniye’de ağır hasarlı 14 okuldan sekizi bitti. Altı okul şantiye. Aile sağlığı merkezleri, birinci basamak merkezlerinde hekim, hemşire, yardımcı personel açığı büyük bir sıkıntıdır. Bunların üzerinde durmak lazım. Bir de bu iktidarın bu işlerden sorumlu “Boş Senetçi” Bakanı ki buradan ilan ediyorum. Boş senet imzalatmak, Türk Ceza Kanunu’nun 158 ve 209’uncu maddelerine göre suçtur. Nitelikli dolandırıcılık suçudur. Bu nitelikli dolandırıcılığa meyil eden Bakan çıkmış, geçen gün diyor ki Meclis’te ağzıyla. ‘Bugün için deprem bölgesinde 5 bin liraya kiralık ev var’ diyor. Osmaniye’de 5 bin liraya kiralık ev var mı? ‘20 bin lira’ diyor bak. Biz baktık, Osmaniye’de ev kiralarının ortalaması tam da 20 bin lira. Asu Başkanıma sordum, ‘En, en uzak ve ucuz yerde 15 bin lira’ dedi. Ortalama 20 bin lira kira var. Gökan Zeybek, aç bakayım senin telefonu. Canlı yayında göstereceğiz. Dedim ki ‘Adamlar yalanı doğru gibi söylüyor. Ben Osmaniyeliye sorayım. Var mı 5 bin lira?’ diye. Yok. Gökan Zeybek telefonunu açtı. Kiralık evlerin sitesine girdi. O evlerin üzerinde haritaya koymuşlar; ‘Osmaniye’deki bütün kiralık evler ve ücretleri.’ ‘Eyüpsultan Mahallesi, 16 bin lira. Hacıosman Mahallesi, 20 bin lira. Yedi Ocak Mahallesi, 18 bin lira.’ Bu mahalleler doğru mu? Bu kiralar doğru mu? O zaman, ‘Gidin deprem bölgesine, kira sorunu yok. Ev sayısı arttı. 15 bin liraya kiralık ev var’ diyen Bakan, gel de 5 bin liraya kaç tane kiralık ev varsa biz kiralayıp dağıtacağız depremzedelere. Haydi bakalım gel, Osmaniye’de bir tane göster.”

“HEPİNİZİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRECEĞİZ”

“Değerli Osmaniyeliler, değerli hemşerilerim. Başta söyledim. Bilen, bilmeyen vardır. Bütün Türkiye bilsin. Bu Osmaniye benim ikinci memleketim. Devlet Bey’in birinci memleketi. Kendisine saygılar sunuyorum. Bu Osmaniye’de açıkça söylüyorum. Ben Manisa’da ilk belediye başkanı adayı olacağım, o zaman rahmetli Deniz Bey dedi ki ‘Git, aday ol memleketine.’ O zaman Türk Eczacıları Birliği’ndeyim. ‘Genel Başkanım kazanamam’ dedim. ‘Kazanırsın’ dedi. Bir önceki seçim yüzde 6’ydı oyumuz. ‘Git’ dedi, gittim. Yüzde 14 aldım. Sonra yüzde 21 aldık, yüzde 25 aldık, yüzde 30 aldık. Sonra nasıl Genel Başkan adayı oldum, ilk Manisa’ya gittim ve sonra geldim de şu merdivenlerden sizden destek istedim. Beni yolladınız. O birinci, doğduğum memleketim olan Manisa’da son seçimlerde yüzde 6 aldığımız yerde, bu yiğit evladımız, rahmetli Ferdi Zeyrek ile yüzde 60 aldık. Gülşah ile Ferdi’nin resmini asmışsınız. Allah sizden razı olsun. Birinci memleketimde birinci görev tamam. Yüzde 6 alıyorduk, yüzde 60 aldık. Manisa Büyükşehir ve 18 ilçenin 16’sını aldı CHP orada belediyenin. Bir dahaki seçimlerde sıra geldi ikinci memleketime. Osmaniye Belediyesi’ni de alacağız Allah’ın izniyle. Bana ilk kez büyük meydanda miting yapacağımız zaman dediler ki ‘Yahu ne yapıyorsun? Bu meydanı burada bir tek Devlet Bey doldurur.’ ‘Memleketi’ dedim, ‘Tabii dolduracak. Ama ben de gittim ve o meydanı doldurdum. Gördünüz mü bak, Osmaniye benim de memleketim.’ Bugün drone yok. Keşke olsaymış. ‘Osmaniye’de saat 11.00’de İl Başkanlığına ziyaret’ dedik. Önüne de toplanmışsınız, bu derme - çatma kürsüyü indirdik. Bunu koca bir mitinge çeviren Osmaniye’nin güzel insanlarına yürekten teşekkürler. Hepinizi çok seviyoruz. Bir kez daha başımız sağ olsun. Biz şimdi buradan çıkıp, bütün deprem bölgesini dolaşacağız. Oturarak siyaset yapmaya değil, sokakta mücadele ederek siyaset yapmaya devam edeceğiz. Yalanların, iftiraların üstüne üstüne yürüyeceğiz. Eninde sonunda milletimizin rızasıyla iktidarı değiştireceğiz. Hepinizin yüzünü güldüreceğiz. Hepinizi çok seviyorum. Sağ olun, var olun.”

CHP lideri Özel, daha sonra Osmaniye Deprem Şehitleri Mezarlığına giderek 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler ile şehit polis ve askerlerin mezarlarına karanfil bırakıp dua etti. CHP Genel Başkanı Özel, Karaçay Geçici Konaklama Merkezinde kalan depremzedelerle de bir araya geldi.

CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL OSMANİYE’DE