22.05.2026
22.05.2026
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:
“CUMHURİYET HALK PARTİSİ, MİLLETİN PARTİSİDİR, ATANMIŞ KAYYIMLAR BU PARTİYİ YÖNETEMEZ; PARTİMİZİ AK PARTİ’NİN BUTLAN KOLLARINA YÖNETTİRMEYİZ”
“YAŞANANLAR, YARININ İKTİDARININ DOĞUM SANCISIDIR; BU BİR MÜJDE: ZORLANACAĞIZ AMA KATLANACAĞIZ, 100 YIL SONRA BİR KEZ DAHA BU MİLLETİ KURTARACAĞIZ”
“CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ EKREM İMAMOĞLU’NU, TÜRKİYE’Yİ GELECEKTE YÖNETECEK KADROLARI HEDEF ALDILAR; BİZDEN ONLARA SAHİP ÇIKMAMAMIZI İSTİYORLAR… BİZ KİMSEYİ GERİDE BIRAKMADIK, BUNDAN SONRA DA BIRAKMAYACAĞIZ”
“SUÇUMUZ SEÇİM KAZANMAK, KAZANACAK ADAY BELİRLEMEK, MÜESSES NİZAMA BAŞ KALDIRMAKTIR; BU YÜZDEN MESELE CHP MESELESİ DEĞİL, MİLLETİN MESELESİDİR”
“TAVİZİM YOK: EN KISA ZAMANDA KURULTAY İSTİYORUZ, SANDIK İSTİYORUZ… DELEGENİN ÖNÜNE SANDIK GELECEK, BU MİLLETİN ÖNÜNE SANDIK GELECEK; BU İKİ ŞEYE GEREKİRSE CANIMI VERMEYE RAZIYIM”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen hukuksuz karar sonrası Genel Merkezde düzenlenen, ‘Partimize, İrademize Sahip Çıkıyoruz’ buluşmasında konuştu. Binlerce yurttaşın katıldığı eylemde hem Genel Merkez’de bulunanlara hem de ekranları başındaki milyonlara seslenen Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “‘Yol uzunmuş, dağ yüceymiş. Dönmeyiz. Korku salmış zalimlere. Sinmeyiz. Bir can değil, bin can fedadır halka. Hak yolunda diz çökmedik, çökmeyiz.’ Diz çökmeyenlere selam olsun. Teslim olmayanlara selam olsun. Direnenlere selam olsun. Bu büyük mücadeleye omuz verenlere, tarih yazanlara, destan yazanlara, hepinize helal olsun” dedi. Özel, şunları söyledi:
“YARINLAR İÇİN DİRENEN BİZİM AİLEMİZDİR”
“Değerli dostlarım, büyüklerim, akranlarım, sevgili kardeşlerim, değerli gençler aile her şeydir. Ne zaman başımız sıkışsa, yüzümüzü ailemize döneriz. Aile, düştüğümüzde kolumuzdan tutandır. Sendeleyince omuzumuza dokunandır. Yokluğuna katlanmak zordur. Ama zoru göğüsleriz. Yükü paylaşır, acıyı bölüşürüz. Ama ailemizin yokluğuna, hasretine, acısına dayanırız da haysiyetinin çiğnenmesine asla izin vermeyiz. Siz benim ailemsiniz. Siz birbirinizin ailesisiniz. Bize oy versin, vermesin bu ülkenin tüm demokratları bizim ailemizdir. Bu ülkenin geleceğinden kaygı duyanlar, yarınları için mücadele edenler, birilerinin yanına sığınıp da onlarla gününü gün edenler değil; birbirinin omzuna tutunup da yarınlar için direnenler bizim ailemizdir. İşte bizler ailesine sahip çıkanlarız. Biz yoksulları, emekçileri, emeklileri, esnafı, çiftçiyi, gençleri ailemiz bildik. Bu otobüslerin üstünde bütün meydanlarda biz ailemize sahip çıktık. Gün oldu zora düştük, saldırıya uğradık. Görüyorum ki 81 ilde, tüm ilçelerde ve baba ocağı neredeyse benim ailem onun önünde, benim ailem bizimle birlikte. İşte her birimiz, birbirimizin koluna girmeye, birbirimize omuz vermeye, haksız saldırılara karşı birbirimize destek olmaya geldik. Ben bugünkü varlığınız, kararlılığınız ve sonuna kadar birlikte yürüme azminiz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.”
“BU MESELE, MİLLETİN MESELESİDİR”
“Bugün son yerel seçimleri kazanan kadrolar, baskıcı, otoriter, despot bir iktidarın topyekun saldırısı altındadırlar. Onlara göre bir suçluyuz. Onlara göre biz haksızız. Onların hedefinde biz varız. Bizim suçumuz, seçim kazanmak ya da seçimi kazanacakları aday yapmak. Bizim suçumuz, müesses nizama baş kaldırmak. Bizim suçumuz, kontrollü muhalefet olmayı reddetmek. Bizim suçumuz, paşa paşa konforlu muhalefet koltuğunda oturmayıp millet için iktidar hedeflemek. Bu yüzden mesele, Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değildir. Mesele, milletin meselesidir, halkın meselesidir, halkların meselesidir. Mesele, milletin sofrasından gidenlerin hesabını sormaktır. Milletin bozulan huzurunu geri getirmeye çalışmak, küçülen ekmeğini büyütmeye azmetmektir. Mesele müesses nizama itiraz edip, AK Parti’nin kara düzeninin çarkına çomak sokmaktır. Mesele budur. Bugün burada baba ocağının bahçesinde sadece Cumhuriyet Halk Partililer yok. Dün bu karar çıktıktan beri iki gündür buraya siyasetin en sağından en soluna kadar ama bu ülkenin yarınları için mücadele etmek isteyenler, bu ülkeyi AK Parti’nin kara düzeninden kurtarmak isteyenler, siyasi partiler, Genel Başkanları, yöneticileri koştular ve geldiler. Gün boyunca onlarca sendika geldiler, dayanışmalarını bildirdiler. Gün boyunca toplumsal mücadelenin tüm renkleri büyük bir kararlılıkla bizimle birlikte oldular. Dernekler, barolar, meslek örgütleri, Türkiye’nin dört bir yanından ses yükselttiler. Koşup gelenler bizimle birlikte oldular.”
“BUGÜN YAŞANANLAR YARININ İKTİDARININ DOĞUM SANCISIDIR”
“Bugün biz Cumhuriyet Halk Partisi’ni değil, Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan bu saldırıyla demokrasiyi, siyasi partiler rejimini ve milletin karar verici olmasını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’in en büyük kazanımını, sandığı, seçme ve seçilme hakkını savunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, milletin partisidir. Atanmış kayyımlar bu partiyi yönetemezler. Cumhuriyet Halk Partisi’ni AK Parti’nin butlan kolları yönetemez, yönettirmeyiz. İşe bakın, şu işe bakın; AK Parti’nin ana kademesi pes edecek, kadın kolları başaramayacak, gençlik kollarında umut kalmayacak ve AK Parti’nin yargı kolları üzerindeki cübbelerle bize saldıracak, AK Parti’nin butlan kolları da gelip bu partiyi yönetecek. Yok öyle yağma, yok öyle yağma. Herkes bilsin ki bugün burada yaşananlar, Türkiye’de yaşananlar, yaşadığımız zulüm, acılar, akan gözyaşları bir matemin, bir hüznün, bir kaybın, bir teslimiyetin işareti değildir. Bugün yaşananlar doğum sancısıdır, yarının iktidarının doğum sancısıdır. Biz bu sancıya dayanacağız. Bu sancının bir müjde olduğunun farkında olacağız. Acı çekeceğiz, zorlanacağız ama katlanacağız. Çünkü biz 100 yıl sonra bir kez daha bu milletin umudu olacağız, bu milleti kurtaracağız. Sancıya dayanmadan, müesses nizamın şartları kırılamaz. Acıya katlanmadan AK Parti’nin kara düzeni yenilemez. İşkenceye de varsa yaptıkları, katlanmadan; bu darbecilerin işkencesine katlanmadan güzel günler gelemez. Katlanacağız, katlanacağız, en sonunda biz kazanacağız.”
“BU MÜCADELENİN BELİNİ KIRACAKLARINI SANDILAR”
“AK Parti yaşlanmıştır. AK Parti yorulmuş, AK Parti tükenmiştir. Erdoğan bir daha seçim kazanamayacağını görmektedir. Erdoğan bu yüzden milleti adaysız, milleti partisiz, milleti lidersiz, milleti seçeneksiz ve çaresiz bırakmak istemektedir. Saldırın hedefinde bu yüzden tüm demokratik sistem vardır. Tüm halklar, tüm özgürlükler hedeftedir. ‘Kimse başını kaldırmasın. Kimse itiraz etmesin. Bir kişi kimsenin umudu olmasın, bir parti sisteme alternatif olmasın. Bu rejim hiç kaybetmesin, kaybeden emekçiler olsun, sömürülen alın teri olsun. Kahrolan emekliler olsun, zenginlerin yüzü gülsün’ istemektedir. İşte itiraz tam da buradadır. İtiraz, AK Parti’nin kara düzeninedir. Rüzgâr artık emekten, emekçiden, milletten, halktan yana esmektedir. Evlerinden bizleri izleyenlere, dinleyenlere, gönlü burada olanlara, canı sıkkın olanlara sesleniyorum. Tarihin en büyük kuşatması, en büyük saldırısı. Ama sen inanırsan, tarihin en büyük fırsatıyla karşı karşıyayız. Bakın bu meydana; sendikasıyla, sivil toplum örgütleriyle, sanatçısıyla, sporcusuyla, gazetecisiyle, yazarıyla, tüm görüşlerden demokratlarıyla bu meydan milletin ayağa kalkmak istediğini, bir mücadeleyi sahiplendiğini ve bir mücadelenin arkasında durduğunu göstermektedir. Bu meydan teslim olmazsa, Türkiye teslim alınamaz. Buradan ilan ediyorum, buradan ilan ediyoruz. Öyle birileri bizi bir başımıza, tek başımıza bırakıp da yalnızlaştırıp da hedefe koyup da aklınca itibarsızlaştırıp da bu mücadelenin belini kıracağını sandılar. Geçen sene 19 Mart darbesiyle Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu, Türkiye’yi gelecekte yönetecek kadroları hedef aldılar. Onları bırakmamızı, onlara sahip çıkmamamızı, onlara atılan iftiralara susmamızı, hatta onların yokluğunu kendimizce fırsat görmemizi, göreceğimizi beklediler. Biz bu milletin her zorluğu görmüş ama asla birbirine sırtını dönmemiş, birbirine menfaat ilişkisi ile bağlı olmayan, kardeşlik hukukuyla bağlı olan, sevgiyle bağlı olan, birbirini seven evlatlarıyız, kadrolarıyız. Biz kimseyi geride bırakmadık, bundan sonra da geride bırakmayacağız.”
“LEYLİ MECCANİ, OLDU LEYLİ BUTLANİ”
“Yıllarca arkadaşlarımızla, yıllarca arkadaşlarımız için büyük mücadeleler içinde olduk. 10 yaşında Manisa’dan iki öğretmenin evladı olarak bir elimde beyaz valiz, İzmir’e devlet parasız yatılı bursuyla okumaya gittim. O zamanlar adı, leyli meccaniydi. Leyli yıldız, gece; meccani karşılıksız, gönülden, devletin karşılık beklemeden yatılı okuttuğu çocuklardan biriydim. O günlerde altı yıl, 6,5 yıl, 10 yaşından 17 yaşına yatakhanelerde devlet parasız yatılı bursuyla büyüdüm. Sonrasında da hiç yatakhanelerden, misafirhanelerden, ayrılmadım. Hep hayatım oralarda geçti. Meslek örgütümün misafirhanesinde yıllarca bir yatak, bir dolapla yaşadım. Milletvekili oldum, misafirhanelerde devam ettim. Şimdi geldiğimiz noktada geçen sene Saraçhane’de büyük saldırıya karşı Ekrem Başkan’ı aldıkları gece ve onun yerine kayyım atamaya kalktıklarında bu sefer valizle gittim Saraçhane’de bir kanepe buldum, bir oda buldum, günümü gecemi orada geçirdim. Kaderde hep bir yatak, bir dolap, bir valiz var. 10 yaşında başlayan leyli meccani, Saraçhane ile devam etti. En son dün yaşananlardan sonra dedim ki ‘Baba evini terk edemem. Buradan çıkamam, burada yatacağım.’ Bu sefer ne oldu bizim leyli meccani? Leyli butlani oldu. Bu butlana karşı burada kalmaya, burada direnmeye, burada mücadele etmeye devam ediyorum. Saraçhane günlerinden beri hep Ekrem Başkan için, sonra Mehmet Murat Çalık için, bütün başkanlar için, bütün tutsaklar için hep çaldık, hep ışıkları yaktık, onları selamladık. Ekrem Başkan mesaj yollamış, bizi selamlamış. Şimdi artık bu gece benim için değil tabii… ‘Yiğidim aslanım orada yatıyor’ diye, yiğidim aslanım burada yatıyor. Türkiye’nin dört bir yanında haram yemeyen, cana kıymayan, haksız yere cezaevlerinde tutulan tüm yoldaşlar, tüm arkadaşlar, tüm siyasetçiler için hep birlikte söylüyoruz. Var mısınız Yiğidim Aslanım’a? Yakın ışıkları, yakın ışıkları. Görsün bakalım AKP’nin butlan kolları. Volkan Konak’a bir kez daha Allah gani gani rahmet eylesin.”
“DÜNYA SİYASİ TARİHİNDE OLMAYACAK BİR KARAR”
“Değerli dostlar malum dün Türkiye değil, dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde olmayacak bir kararla bambaşka bir hukuk dalının bir kuralını getirip de bir siyasi partinin 2,5 yıl önce yapmış olduğu bir kurultaya uygulayarak; hem de o kurultay ile ilgili yürüyen davaları perişan olmuş şahitlik edenlerin hakim önünde ifadelerini geri çektikleri, savunamadıkları… ‘Hani görmüştün?’ ‘Görmedim, duydum.’ ‘Kimden duydun?’ ‘Kimden duyduğumu unuttum’ ifadelerini sırf AK Parti’nin işine gelsin diye talimatlandırılmış bir heyete, AK Parti’nin yargı kolları başkanı tarafından verilen düzenli talimatlarla gün gün, adım adım takip ederek Türkiye’nin kurucu partisine, ülkeye demokrasiyi getiren, seçimi getiren ve kendi varlıklarını bile borçlu oldukları demokratik seçimleri getiren partiye yıllar sonra butlan kararı vererek kendilerinin de savunamadıkları, sahip çıkamadıkları bir vicdansıza adaleti katlettikleri bu kararı verdirerek Cumhuriyet Halk Partisi’ni karıştırmaya, akılları sıra partiyi bölmeye, kendi içinde meşgul etmeye ve bu fırsattan istifade bir kez daha iktidarlarını korumaya niyetlenen birilerinin açık tezgahı, açık oyunu, açık kumpası ile karşı karşıyayız. Elbette buna susacak, teslim olacak halimiz yoktu. Bir yandan da bu cenderenin içinden çıkmak gerekiyor. Ama bunu gidip de rejimle uzlaşacak, aparatlarıyla uzlaşacak ya da olmadık temaslar, olmadık pazarlıklar, bekledikleri gibi tavizler vererek yapacak halimiz yoktu. İşte o yüzden buradayım, işte o yüzden buradayız, işte o yüzden buradasınız. İyi ki buradasınız.”
“O TELEFONA BAKMADIK, BAKAMADIK”
“Milletin, halkın gücüyle; sizlerin emeğiyle, kararlılığıyla birlikte bir büyük mücadeleyi başlattık. Günün şartları, günün psikolojisi içinde bir telefon geldi. O telefona bakmadık, bakamadık. Bugün akşamüstü o telefon görüşmesini gerçekleştirdik. İşte buradaki bütün dostlara ne konuştuğumu ne olacağını, ne olmayacağını söylemek boynumun borcudur. Bugün dedim ki ‘Sokağı görüyor musun?’ Dedim ki ‘Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu partinin, bu baba ocağının bahçesinde yan yana ağlayan 80 yaşında teyzemi, 15 yaşında evladı görüyor musunuz? Türkiye’nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün Türkiye’den 65 baro isyan ediyor. Bugün Türkiye’nin tüm meslek örgütleri, tüm sendikaları, tüm siyasi partileri, en sağdan en sona tüm dostlar yan yana duruyor. ‘Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir’ diyor ve sizden bir şey bekliyor.’ Bir soru aldım. ‘Siz ne diyorsunuz?’ diye. Cevabım nettir, tavizim yoktur. Biz en kısa zamanda sandık istiyoruz, kurultay istiyoruz. İki şeye ömür vermeye, gerekirse iki şeye can vermeye razı olmuşum. Buradan sizin önünüzde ifade ediyorum. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi üyesinin, delegesinin önüne Atatürk’ün partisinin sandığı gelecek. İkincisi, bu milletin önüne seçim sandığı gelecek, bu iktidar değişecek. Herkes şunu bilsin. Zaman zaman diyorum ki ‘Evde oturma, pijamayı çıkar, kumandayı bırak, geleceğine sahip çık.’ Sözüm meclisten, meydandan, buradan dışarı. Ama bu iktidardan rahatsız olan, bu iktidarın değişmesini isteyen, maaşı yetmeyen, geleceğinden endişe eden, evladının geleceğinden endişe eden herkese diyorum ki ‘Çare sendedir. Çare senin çaresizlik hissetmende değil, bizimle birlikte mücadele etmendedir.’”
“SİZİN GÜCÜNÜZÜ BİR ARAYA GETİRMEK ŞART”
“Buradan sesimizin erdiği herkese, sözümüze değer veren herkese sesleniyoruz. Eğer bu kahraman insanlar bu partinin bahçesini, bu baba ocağını, bu sokakları, bu meydanları böyle doldurmasalar; bugün İstanbul’da 39 ilçe sel olup akmasa; bugün Manisa’dan Mersin’e, Trabzon’dan Edirne’ye bu millet bu mücadeleye sahip çıkmasa bunlar bizi ezerler, bizi yok ederler. Bunlar acımasızlar, bunlar bir şeyden anlar; kuvvetten, güçten, meydandan, kalabalıktan anlar. Bu meydanın gücüyle sandığı da getireceğiz, emekçinin hakkını da alacağız, emeklinin hakkını alacağız, gençlerin de umudu olacağız. Her çağrıldığınızda meydanlarda dolup taşmaya var mısınız? Sizin gücünüzü bir araya getirmek şart. İcabında tüketimden gelen gücü kullanmaya var mısınız? İcabında hayatı durdurmaya var mısınız? İcabında toplu mücadeleye var mısınız? Boykotsa boykot, grevse grev, sonuna kadar direniş. Var mısınız? İşte bu sesler geleceği kurtaracak olandır. Sözüm yarım kalmasın. Araya bayram girer. Ama resmi tatil biter, o günler gelir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin hangi delegesi olursa olsun, son delegesi, önceki delegesi. Hangi üyesi olursa olsun, en son kaydolanı, 108 yaşında olanı. Bayramdan sonra benim ‘Tavizim yok’ dediğim, ‘En kısa zamanda, en uygun zamanda olur’ denilen o kurultay için harekete geçiyoruz, harekete geçiyoruz. Önce kurultay sandığını kurtaracağız AK Parti’nin kara düzeninden. Sonra seçim sandığını kurtaracağız, bu ülkenin geleceğini kurtaracağız. Var mısınız? Söz mü? Benden de size söz, bu mücadeleyi yarı yolda bırakamayız. Benden de size söz, bu yürüyüş durmaz. Çünkü bu yürüyüş mağdurların, mazlumların, iyi insanların, yoksul insanların, çalışkan, dürüst insanların haysiyet yürüyüşüdür, onur yürüyüşüdür, iktidar yürüyüşüdür. Dayanışmayı örgüt örgüt, meydan meydan, adım adım büyüten tüm siyasi partilere, tüm sendikalara, sivil topluma, meslek örgütlerine, barolara buraya koşup gelen tüm yiğitlere yürekten teşekkür ediyorum. Hepinize helal olsun.”
“BU MİLLETİ KÜÇÜK GÖRMEYİN”
“Şimdi bütün duygularımı, meselenin özetini kim duyması gerekiyorsa ona, en başta Erdoğan’a ve sizin ‘Bunu duyması gerekir’ dediğiniz herkese buradan hepimiz adına haykırıyorum ve hatırlatıyorum. ‘Gün gelir, çivisi çıkar dünyanın. Konuşamayanlar hatip, şifa veremeyenler tabip, yazamayanlar katip olur. Ama yine öyle bir gün gelir ki işler ters döner. Aldatan, bir gün sadakat için; çalan, bir gün adalet için; döven, bir gün şefkat için yalvarır… ‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şah olur… Şaha da fazla güvenme, gün gelir mat olur…’ Şaha da söylüyorum, şaha güvenenlere de. Bu milleti küçük görmeyin. ‘Tektir, yalnızdır, bu oyunda piyondur’ demeyin. Gün gelir piyonlar şah olur, şahlığına güvenen de gün gelir mat olur. Şahları devirmeye var mısınız? Piyonları şah yapmaya var mısınız? Ayakları baş etmeye var mısınız? O kibirli olanlara öğretmeye var mısınız? ‘Bu milleti karınca gibi görüp de ezerim’ sanmayın. Karıncanın kardeşi var. Aha o da bu meydandır, bu meydandır. Buraya dertten, tasadan kurtulmaya, buraya zulme direnmeye, buraya adaletsizliğe karşı meydan okumaya geldiniz. Siz bu ülkenin kurtuluşusunuz. Bu milletin, bu halkın kurtuluşusunuz. Bunu böyle bilenlere ve bunu uzaktan dinleyenlere sesleniyoruz. ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.’”
“HAKSIZCA KAPATILAN BİLGİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİNİ SELAMLIYORUM”
“Bugün burada geçen yıl Saraçhane’de İstanbul Üniversitesi’nin yaptığını, Boğaziçi‘nin, Yıldız’ın yaptığını yaparak; tatile rağmen, bütün zorluklara rağmen Ankara’nın üç bir yanından kalkıp buraya gelen ODTÜ’lüleri selamlıyorum, Ankara Üniversitesi’ni selamlıyorum, Hacettepe’yi selamlıyorum, Bilkent’i selamlıyorum, vakıf üniversitelerini selamlıyorum. Tüm gençleri selamlıyorum. Alnının terini sofraya sunan emekçilerin örgütlerini, sendikaları, emek dostu tüm yapıları saygıyla selamlıyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum. Tüm siyasi partileri, tüm dernekleri, bize destek veren tüm emek örgütlerini saygıyla selamlıyorum. Biz hep beraber Türkiye’nin en köklü ve en güçlü, birbirine en bağlı ailesi olan, Atamızın evi, Cumhuriyet Halk Partilileri selamlıyorum. Dün bize karşı yapılan darbe sırasında fırsattan istifade gecenin bir yarısında haksızca ve hukuksuzca kapatılan Bilgi Üniversitesi’nin öğrencilerini saygıyla selamlıyorum.”
“BÜTÜN ÜMİDİM SİZDEDİR…”
“Buradan bir sadakat, bir birliktelik, bir mutabakat yeminine ihtiyaç var. Gün; birilerinin kötülüğü yapma, zamana yayma, normalleştirip üstüne yatma, sonra o işten fayda umma dönemi. Buna karşı ancak büyük bir kararlılık, büyük bir azim ve büyük bir sadakat baş edebilir. Bu meydanlara davet edildiğinizde, eylemlere davet edildiğinizde, mücadeleye davet edildiğinizde, nerede lazımsanız orada oluşmaya, kaderinize el koymaya söz veriyor musunuz? Hep birlikte olacak mıyız? Eninde sonunda AK Parti’nin kara düzenini yıkacak mıyız? Bu kirli çarka çomak sokacak mıyız? İşbirlikçilerini pişman edecek miyiz? En sonunda kazanacak mıyız? Halaya duracak mıyız? En sonunda başaracak mıyız? Bütün ümidim sizdedir. İyi ki varsınız, hepinizi çok seviyorum. Biz başaracağız. İnananlar, haklı olanlar ve mücadele edenler kazanacak. Bu yolda hep beraber yürümeye var mıyız? Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar.”
22.05.2026
22.05.2026
22.05.2026
22.05.2026