24.10.2026

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Gaziantep’te Gençlere Seslendi: “Atatürkçülük Geleceği Demokrasiyle İnşa Etmektir!”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

- “Atatürkçülük geçmişe takılıp kalmak değildir; Atatürkçülük geleceği demokrasiyle, hukukla ve bilimsellikle inşa etmektir.”

- “Gaziantep’te 100 bini aşkın işçinin işine son verilmişse CHP’li genç bunun sorgulamasını yapacak; sadece eleştirmeyecek, çözümü de halka anlatacak.”

- “Gençlerin yurt sorununu çözemeyen, mezun olunca iş bulamayıp geleceğini yurt dışında aratan bir siyaset anlayışında ve devlet yönetiminde ciddi bir sorun vardır.”

- “Gaziantep’te geçmişte yüksek olan oyumuz düşüyorsa hata vatandaşta değil, bizdedir. Fakirin sofrasına oturacağız, derdini dinleyip çözüm üreteceğiz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep’te düzenlenen 103 Genç Üye Katılım Töreni’nde gençlere tarihi sorumluluklarını hatırlatarak, geleceğin bilgi ve demokrasiyle inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Gaziantep İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Cumhuriyet Halk Partisi’nin 103. Yılında 103 Genç Üye Katılım Töreni” kapsamında partiye yeni katılan gençlerle bir araya geldi. Konuşmasında Gaziantep’in Millî Mücadele’deki önder rolüne ve gençlerin tarihsel sorumluluklarına dikkat çeken Kılıçdaroğlu; Atatürkçülük anlayışından demokrasiye, liyakatten dış politikaya, işsizlik ve yurt sorunundan saha çalışmalarına kadar pek çok konuda mesaj verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi:


Teşekkür ederim sevgili gençler. Sevgili gençler, dinleyelim. Sevgili gençler, beni dikkatle dinlemenizi isterim. Güzel, ateşli konuşmalar yapıldı. Konuşanların tamamına, bütün arkadaşlarıma, yol arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Sevgili gençler, Mustafa Kemal Atatürk bize seslenmedi, siyasetçilere seslenmedi; ama o gençlere seslendi. Gençliğe Hitabesinin hangi anlama geldiğini, mücadelenin hangi koşullarda verildiğini en iyi Mustafa Kemal'in Nutuk'unda görürüz. Bütün genç arkadaşlarım, özellikle CHP'li gençler, Cumhuriyet Halk Partili gençler, Atatürkçülük nedir bunu çok iyi bilmek zorundasınız. Mücadelenin, cumhuriyetin kuruluş mücadelesinin, bağımsızlık mücadelesinin hangi koşullarda verildiğini çok iyi bilmek zorundasınız. Hele hele Gaziantep gibi, hele hele Millî Kurtuluş Savaşı'nın önder kentlerinden birisinde eğer ben konuşuyorsam ve gençlere hitap ediyorsam bu benim için de çok farklı bir duygudur. Bunu bilmenizi isterim.

“CHP’Lİ GENÇ BİLGİSİYLE VE BİRİKİMİYLE ÖNDER OLMAK ZORUNDADIR”

Sevgili gençler, Atatürkçülük geçmişe takılıp kalmak değildir. Atatürkçülük geleceği inşa etmektir. Geleceği nasıl inşa edeceğiz? Demokrasiyle inşa edeceğiz. Eğer cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırabilirsek, hukuk içinde hukukun üstünlüğünü sağlayabilirsek o zaman gerçek anlamda biz cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmış olacağız.

Elbette ki emeğe ve alın terine önem vereceğiz. Elbette ki çalışmaya önem vereceğiz. Ama Cumhuriyet Halk Partili gençler bilgili olmak zorundadır, tarihini bilmek zorundadır; geleceği inşa edecek çünkü. Geçmişi bilmeden geleceği inşa edemezsiniz. Gençlerin temel sorumluluğu geleceği inşa etmek, ama onun için de bugünden bilgi sahibi olmaktır, birikim sahibi olmaktır.

Bir Cumhuriyet Halk Partili genç bulunduğu ortamda —ister bu ortam bir kahve olsun, ister bir miting alanı olsun, ister üniversite kampüsünde gençlerle beraber olsun— konuştuğu zaman bilgisiyle, birikimiyle önder olduğunu göstermek zorundadır. Ve herkes ona, "Evet, bu CHP'liler bu işi iyi biliyorlar. CHP'li gençler iyi yetişiyorlar, iyi bir kültüre sahipler. Tarihlerini biliyorlar. Sadece tarihlerini değil, geleceği de nasıl inşa ettiklerini biliyorlar" bunu söylemeli ve herkes, her genç "Biz de acaba Cumhuriyet Halk Partili olabilir miyiz?" diye bir özlem içinde olmalıdır. Bu özlemi yaratacak olan sizlersiniz.

Elbette ki slogan atacağız, elbette ki marşlarımız olacak. Ama biz bilgimizle ve birikimimizle de kahvede konuştuğumuzda, üniversitede konuştuğumuzda, herhangi bir yerde, otobüste konuştuğumuzda her zaman bizim söylemlerimizin etkisinde bir kitleyi yaratmak zorundayız. Bunlar bu işi biliyorlar, bunlar tarihi biliyorlar, bunlar kültürü biliyorlar, bunlar demokrasinin ne olduğunu biliyorlar, bunlar insan haklarını biliyorlar, bunlar insanlar arasında ayrımcılık yapmıyorlar, bunlar kimsesizlerin kimsesi olarak yola çıktılar... Evet, sakın unutmayın: Biz kimsesizlerin kimsesiyiz. Eğer kimsesizlerin kimsesi olmazsak sorunu aşamayız.

“SADECE ELEŞTİRİ YAPMAYACAĞIZ, TÜRKİYE’NİN NASIL AYDINLIĞA ÇIKACAĞINI ANLATACAĞIZ”

Bölgesel dengesizlikleri biliyoruz. Gaziantep'in ne olduğunu da biliyoruz. Gaziantep'te sanayide çok büyük hamlelerin gerçekleştiğini de biliyoruz. Ama bugün 100 binden aşkın işçinin işine son verilmişse genç arkadaşımız düşünecek: Neden bu işçilerin işine son verildi? Neden üretim çarkları duruyor? Bunu düşünecek ve bunun sorgulamasını yapacak.

Sorgulamayı tek boyutlu değil, çok boyutlu bir sorgulama yapmak zorundasınız. Kendimiz de iç sorgulamamızı yapmak zorundayız. Hatamız varsa, eksiğimiz varsa özgürce söyleyeceksiniz. Başka bir partide bu olmaz ama Cumhuriyet Halk Partisi'nde bu olur. Çünkü Cumhuriyet Halk Partili olmak aynı zamanda ciddi bir eleştiri kültürüne sahip olmak demektir. Benim bilmediğimi bir başkası bilir, başkasının bilmediğini ben bilebilirim. Oturup istişare dediğimiz, bir araya gelelim, oturalım, tartışalım dediğimiz temel felsefe budur. Onun için atalarımız demişler "Akıl akıldan üstündür" diye. Bunu hepimiz hafızamızın bir yerinde tutmak zorundayız.

Var olan iktidarın hangi boyutlarda Türkiye'yi yönettiğini biz biliyoruz. Baskıyı biliyoruz, şiddeti biliyoruz, yargının siyasallaştığını biliyoruz; bütün bunların farkındayız. Ama biz sadece eleştiri yaparak değil, nasıl düzelteceğimizi de geniş kitlelere anlatarak bizim yol almamız gerekir. Sadece eleştiri olursa vatandaş diyor ki: "Ya zaten ben bunları biliyorum. Zaten ben perişanım, zaten işsizlikten kahvede oturuyorum. Acaba bir iş bulabilir miyim diye çalışıyorum, çaba harcıyorum. Nasıl çıkacak bu Türkiye aydınlığa?" Bunu anlatacaksınız, bunu söyleyeceksiniz. İşsizlik konusunda söyleyeceksiniz, dış politika konusunda söyleyeceksiniz, tarım konusunda söyleyeceksiniz, ekonomi konusunda söyleyeceksiniz.

Her alanda Cumhuriyet Halk Partili genç bilgiyi hafızasının bir yerinde tutmalı ve o bilgiyi sürekli yenilemeli. Sürekli okuyacaksınız; Yaşar Kemal'i de okuyacaksınız, Orhan Kemal'i de okuyacaksınız, Orhan Pamuk'u da okuyacaksınız. Neyin ne olduğunu bileceksiniz. Tarihimizi bileceksiniz, Orta Doğu tarihini bileceksiniz.

“YENİ DÜNYA DÜZENİNDE TÜRKİYE BÖLGESEL GÜÇ OLMAK ZORUNDADIR”

Yeni bir dünya düzeni inşa ediliyor sevgili gençler. Yeni bir dünya düzeninde Türkiye nerede olacak? Bakın, Cumhuriyet Halk Partisi dışında hiçbir parti yeni dünya düzenini konuşamaz. Çünkü onların bilgi birikimi bize yetmez.

Türkiye'nin Orta Doğu'da, Türkiye'nin Balkanlarda, Türkiye'nin Türk Cumhuriyetlerinde nerelere gelmesi gerektiğini bilmek zorundayız. Yeni dünya düzeni içerisinde içimize kapanırsak bir bölgesel güç olamayız. Türkiye'nin bölgesel güç olmaya ihtiyacı var. Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk Cumhuriyetleri ile ilgili söylediklerini her gencimizin alıp okuması lazım. O dönem 1920'lerde Mustafa Kemal neleri düşünmüş, bunu görmek zorundayız. Eğer gençler okumazlarsa, bilgi sahibi olmazlarsa geleceği inşa edemezler.

Biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz. Şunu ifade edeyim: Benim söylediklerimin kolay olmadığını ben de biliyorum. Ama Cumhuriyet Halk Partili olmak kolay bir iş değildir. Zordur Cumhuriyet Halk Partili olmak. Temiz olacaksınız, kültürlü olacaksınız, birikimli olacaksınız, sorunlara çözüm üreteceksiniz. Bunun için gelişmiş bir zekâ ve büyük bir bilgi birikimine sahip olmak gerekiyor. O nedenle gençlerin bunu bilmesi lazım.

Aramıza yeni katılan gençler; benim umudum da bu ülkenin gençleri, gelecek sizsiniz, geleceği inşa edeceksiniz. Eğer bizden akıl öğrenmek ya da bilgi öğrenmek isterseniz biz size her türlü bilgimizi açarız, kapıları sonuna kadar açarız. Bilgiyi kendi hafızamıza hapsetmiyoruz, açıklıyoruz bunu. Bize oy verene de oy vermeyene de açıyoruz kendi hafızamızı; çünkü doğruyu yapmak istiyoruz.

“ELEŞTİRİYE SAYGI DUYACAĞIZ, DERS ÇIKARACAĞIZ”

Eleştiri… Elbette olacak Cumhuriyet Halk Partisi'nde eleştiri. Eleştiri olmazsa tek boyutlu parti büyüyemez. Bakın, 103 yıllık başka bir parti yoktur Türkiye'de. Dünyada da sayısı azdır, 4 veya 5 partidir 103 yıllık bir tarihi olan. Biz tarihimizle gurur duyuyoruz. Eksikliklerimizi de göreceğiz, hatalarımızı da göreceğiz, yanlışlarımızı da göreceğiz. "Yüzde yüz her yaptığımız doğrudur" diye bir iddianın sahibi de olmayacağız.

Eleştiriye saygı duyacağız. Demek ki beni eleştiriyorsa beni dinliyor demektir; beni eleştiriyorsa benden bir beklentisi var demektir. O nedenle eleştirenleri saygıyla dinleyeceğiz, dikkatle dinleyeceğiz, "Buradan bir ders çıkarabilir miyim?" diye bakacağız. O nedenle olaylara bakmak, olayları eleştirmek ya da analiz etmek gençlerin görevi olmalıdır.

“GENÇLERİN YURT VE İŞ SORUNU VARSA DEVLET YÖNETİMİNDE PROBLEM VAR DEMEKTİR”

Üniversiteye giden gençlerimiz... Onların da sorunlarını biliyorum. Eğer Türkiye Cumhuriyeti bugüne kadar gençlerin yurt sorununu çözememişse burada bir sorunumuz var demektir. Gençlerin sorunları... Bırakın yurt sorununu, dünya kadar sorunla karşı karşıya. Okuldan mezun olduktan sonra iş bulamıyorsa ve geleceğini yurt dışında arıyorsa, "Ben başka bir ülkeye gittiğimde daha rahat iş bulabilirim, daha iyi koşullarda yaşamımı sürdürebilirim" diyorsa siyasetin bir sorunu var demektir, devlet yönetiminin bir sorunu var demektir.

Devlet kavramını da çok iyi bilmek zorundasınız. Devlet nedir? Devlette liyakat nedir? Devlette hukuk nedir? Yargı bağımsızlığı nedir? Güçler ayrılığı nedir? Anayasa nedir, sağlıklı güçlü bir anayasa nasıl oluşturulabilir? İnsan haklarından neyi kastediyoruz? Hayvan haklarından neyi kastediyoruz? Alta indiğimizde kadın haklarından neden söz ediyoruz, neden bahsediyoruz?

Bütün dünyada hakkı olmayan kişi yoktur, hakkı olmayan canlı da yoktur. Ağacın da hakkı vardır, insanın da hakkı vardır, doğanın da hakkı vardır. Dolayısıyla gençler bilgileriyle ve birikimleriyle topluma örnek olmak zorundadırlar. Üniversitede CHP'li bir genç konuştuğunda herkes onu gıpta ile izlemeli: "Helal olsun, bütün bilgiler burada, bütün birikimler burada, kendilerini ne kadar güzel yetiştiriyorlar." Bu, CHP'nin 103 yıllık tarihinin geleceğe taşınması için bir zorunluluktur. O nedenle gençlerin sorumluluğu ağırdır. Kolay değil; okumak kolay değil, ahlaklı olmak bugünkü düzende ahlaklı olmak kolay değil, insanları sevmek kolay değil.

“YOLSUZLUĞUN SIRADANLAŞTIĞI BİR DÜZENDE AHLAKLI KALMAK VE YAZMAK ZORUNDASINIZ”

Sevgili gençler, şunu da bilmenizi isterim: Bakın, yolsuzluğun sıradanlaştığı bir Türkiye'de yaşıyoruz. Ahlaklı insanın da eleştirildiği bir Türkiye'de yaşıyoruz. Ahlaklı insan suçlu, malı götürürsen baş tacısın. Bu kültürü de anlatmanız lazım; bu bizim kültürümüz değil, tarihin de kültürü değil, tarihin bize miras bıraktığı kültür değil, atalarımızın da kültürü değil. Nasıl oluyor da Türkiye böyle bir tabloyla karşı karşıya kaldı?

O nedenle gençler, siz okuyacaksınız, çizeceksiniz ve yazacaksınız. Kiminiz öykü yazsın, kiminiz roman yazsın, kiminiz anılarını yazsın; ama mutlaka yazın. Mutlaka bir şeyler tarihe bırakın, evlatlarınıza bırakın. Bunları bıraktığınız zaman ne kadar bunların değerli olduğunu bir süre sonra göreceksiniz.

“GAZİANTEP MİLLÎ MÜCADELE’NİN ÖNDER KENTİDİR, EKSİKLİK VATANDAŞTA DEĞİL BİZDEDİR”

Gaziantep bizim açımızdan çok önemli bir kent. Gaziantepli gençler de bizim için çok önemli bir kitle. Çünkü tarihin Gaziantepli gençlere yüklediği ciddi bir sorumluluk var. Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nın ender ve önder kentlerinden birisidir Gaziantep, biz bunu biliyoruz. Şahin Beyleri biliyoruz, Karayılanları biliyoruz, bilmez olur muyuz?

Gaziantep sadece Millî Kurtuluş Savaşı'yla değil, Orta Doğu'nun en önemli kentlerinden birisidir, üreten kentlerinden birisidir. Dolayısıyla Gaziantep bizim için çok önemli. Geçmişte Gaziantep'te oyumuz çok yüksekti, çok fazlaydı. Eğer oyumuz düşüyorsa sorumluluk Gazianteplide değil, sorumluluk bizde, hata bizde. Gitmedik, fakirin sofrasına oturmadık, çayını kahvesini içmedik, "Arkadaş derdin nedir?" demedik. Oturduk yerimizde krallar gibi, "Ey vatandaş gel bana oy ver." Yemezler! Gideceksiniz sofrasına oturacaksınız, fakirin sofrasına oturacaksınız, elinizde bir hediye paketi olacak, derdini dinleyeceksiniz.

85 yaşında çalışmak zorunda olan bir kadını sosyal medyada duyunca Kadın Kolları Genel Başkanımıza söyledim: "O kadını bulacaksınız, evine gideceksiniz, derdini çözeceksiniz, benim de selamımı söyleyeceksiniz" dedim. Ve gittiler, buldular, konuştular. Osmaniye'deydi değil mi? Biz gittik diye Osmaniye seferber oldu. Bakın, bir CHP'linin, CHP'li Kadın Kolları Başkanının bir girişimi Osmaniye'yi ayağa kaldırıyor.

Demek ki biz garibanın yanında olursak, dertlinin yanında olursak bütün bu sorunları çözebiliriz. Halk o zaman bize güvenir. "Bunlar bireysel çıkarları için değil, herkes varlık içinde olsun, herkesin evinde huzur olsun, herkesin sofrası bereketli olsun diye bu parti çalışıyor" der. Bu partinin temel felsefesi bu, bunu anlatmak zorundayız.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum sevgili gençler. Unutmayın, ülkenin geleceği sizsiniz.