11.03.2026

Burhanettin Bulut: Adnan Menderes'e de 'Sanık Adnan' Diye İfade Edilmişti, Bu Dava Da Siyasi Bir Dava Olarak Tarihe Geçecek

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "sanık Ekrem" ifadesine ilişkin "Adnan Menderes'e de 'sanık Adnan' diye ifade edilmişti. Bu onu çağrıştırıyor. O gün tarihsel olarak bakıldığında ne kadar siyasi bir dava olduğu biliniyorsa, bugünkü bu dava da gelecekte bugünün siyasi bir davası olarak tarihe geçecek. Şimdi biz yıllardır 'Menderes'in asılması doğru değildi. Türkiye'nin demokrasi açısından bir kara lekeydi' diye ifade ediyoruz. Bugünün o günden ne farkı var" dedi.

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanıklı İBB Davası'nın duruşmasının üçüncü gününde davayı takip eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Silivri'de ANKA Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu.

Bulut, şöyle konuştu:

"İlk güne göre tabii bakıldığında o ilk günün harareti, o baskın durum azaldı. Biraz da tabii bu bu işte mahkeme heyetinin tavır ve davranışları karşılık buluyor. İlk toplantıda neredeyse sanıkları konuşturmayacağı, neredeyse seyircileri ya da sanık ailelerinin varlığından rahatsız olan bir heyet vardı. Ama bugün itibarıyla sanıklar dinlenmeye başlandı, dün olmak üzere. Rutin bir mahkeme düzeni devam ediyor. Ama bugün dikkatimizi çeken, mahkeme heyeti başkanı Adalet Bakanı'nın direktifleriyle mahkemeyi açtı. Sanık diye hitap etmeye yeniden başladı.

"İktidar tarafından TRT'de yayınlansın diye bir teklif gelirse bunu zaten kabul edeceğimizi ifade ettik"

Bizim zaten TRT'de yayınlansın diye talebimiz, isteğimiz Milliyetçi Hareket Partisi tarafından da Genel Başkan tarafından da kabul gördü, o da ifade etti. Haliyle Meclis'te aslında yeterince bir çoğunluk var. Ama gördüğümüz kadarıyla iktidar buna izin vermiyor. Eğer iktidar izin verse Milliyetçi Hareket Partisi'nin teklifini bizim onaylamamız da dahil olmak üzere Meclis'e böyle bir teklif geldiğinde biz zaten bunu kabul edeceğimizi söylemiştik. Buradaki mesele şu: Yüzyılın mahkemesi diye ifade ediyor, bu kadar insan şu anda cezaevinde, burada yargılanıyorlar. Türkiye'de İstanbul gibi en büyük ilinin belediye başkanı 15,5 imza almış, ön seçimde cumhurbaşkanı adayı olmuş 25 milyon insanın 'Bırakın kardeşim, bu yargılama siyasi bir yargılamadır. Bu yargılama olacaksa bile en azından tutuksuz yargılanması gerekiyor' diye ifade edilen, herkesin ilgisinde olan bir mahkemenin doğal olarak halk tarafından da gözlenmesi gerekiyor, izlenmesi gerekiyor. Bu niyetin çok ötesinde yapılabilirliği olan bir şey olmasına rağmen yapmıyorlarsa bunu başka birinde aramasınlar. Bizzat kendilerinde arasınlar. Adalet Bakanı da gayet rahat geldiği ilk gün 'Şu yasaları çıkartacağız' diye ifade ediyordu, hatırlarsınız. Kendisinin yetkisinde olmayan bir şeyi bile biz 'Şu yasayı çıkartacağız. Şu konuda önlem alacağız' diye ifade edilen Adalet Bakanı çok rahat olarak Meclis'ten böyle bir talepte bulunabilir. Milliyetçi Hareket Partisi'nin ve muhalefet partilerinin bu konudaki talebi yeterli, oy oranları yeterli. MHP böyle bir teklifi getirirse biz kabul ederiz. Hele hele iktidar tarafından TRT'de yayınlansın diye bir teklif gelirse bunu zaten kabul edeceğimizi ifade ettik. O yüzden bu Meclis'tedir diyerek bu işten kurtulma şansınız yok.

"Bugünkü davalar hukuki değil siyasi"

Davaların siyasi olmaması gerekiyor. Hukuki olması gerekiyor. Bugünkü davalar hukuki değil siyasi. Yani hem millet nazarında siyasi hem yapılan işler açısından siyasi. Bu dosyanın açılışını yapan bu konuda dosya düzenleyen, şafak vaktinde insanları cezaevine atan, seçilmiş insanları cezaevine atan hatta bazı arkadaşlarımız bir ile yakındır cezaevinde olmasına rağmen iddianamesi olmamasının sebebi kimdir? Doğal olarak o günkü savcı, bugünkü Adalet Bakanı. Şimdi Adalet Bakanı bu dosyayı yapıp hemen arkasına Bakan oluyorsa zaten siyasi olduğunu, iktidar da kabul etmiş durumda. Bu konuda açık, aleni bir işlem yapılıyor zaten. O nedenle siyasi bir davanın birinci sanığı örgüt lideri diye tarif edilen kişinin 'Kardeşim siz bana böyle bir isnatta bulunuyorsunuz. Bir de ben açıklayayım' demesi gerekiyor. Sonuçta orada asıl şov değil sanığın kendisinin hakkı olan hukuki hakkının verilmemesi. Usul esastan önce gelir diye ifade ediliyor ama sanığın konuşması engellendi. Bıraksalar da ilk gün Ekrem İmamoğlu savunmasını yapsaydı en azından dosyanın birinci kişisi, öznesi kişi kendisini bir ifade edebilseydi o mahkeme en azından daha yürütülebilir diye düşünülebilirdi.

"Çağrışım olarak Adnan Menderes gelir toplumsal hafızaya"

Ama baktığınızda daha ilk gün onun siyasi olduğunu vurgusunu bizzat mahkeme heyeti bizzat Bakan'ın kendisi yapmıştır. Dünkü açıklamasında keza ya da bugünkü açıklamasında kime nasıl hitap edileceğini söylüyor. Sanık Ekrem diye ifade ediliyor. Biz bunu ne zaman gördük? Türkiye'de bunun travması yaşanıyor. Adnan Menderes'e de sayın sanık diye ifade edilmişti. Sanık Adnan diye ifade edilmişti, tarih kitaplarında bu var. Bu onu çağrıştırıyor. Bu o gün tarihsel olarak bakıldığında ne kadar siyasi bir dava olduğu biliniyorsa bugün, bugünkü bu davada gelecekte, ilerleyen tarihte bugünün siyasi bir davası olarak tarihe geçecek. Şimdi biz yıllardır diyoruz ki 'Menderes'in asılması doğru değildi. Siyaseten doğru değildi. Türkiye'nin demokrasi açısından bir kara lekeydi' diye ifade ediyoruz. Bugünün o günde ne farkı var? Eğer siz hala o günün özlemiyle hala oradaki sanıklara ifadenizi aşağılayarak toplumsal olarak konumunu hiçe alarak bir belediye başkanı olduğunu, seçilmiş bir belediye başkanı olduğunu, iftiralarla orada olduğunu unutturup halka bu hitapla seçilmiş kişiye hitap ettiğinizde çağrışım olarak Adnan Menderes gelir toplumsal hafızaya."