02.04.2026

Aylin Nazlıaka: “Türkiye’de Otizmli Çocukların Yalnızca Yüzde 6’sı Eğitime Erişebiliyor; Bu Bir Eksiklik Değil, Açık Bir Hak İhlalidir”

CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka, “Türkiye’de otizmli çocukların yalnızca yüzde 6’sı eğitime erişebiliyor. Haftada sadece 2 saatle sınırlı bırakılan destek, çocuklarımızı sistemin dışına itiyor. Avrupa’da bu süre 30 saate kadar çıkıyor. Bu tablo bir eksiklik değil, açık bir hak ihlalidir” dedi.

Aylin Nazlıaka’nın 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklama şöyle:

Bugün yalnızca bir farkındalık günü için değil; yıllardır ötelenen, görmezden gelinen, sistematik biçimde ihmal edilen bir gerçeği kamuoyunun dikkatine sunmak için bu açıklamayı yapıyoruz.

Otizm bir eksiklik değil; bir farklılıktır. Ancak bu farklılık, sosyal adalet sağlanmadığında eşitsizliğe dönüşür. İşte bugün Türkiye’de yaşanan tam olarak budur. Otizmli bireyler yalnızca farklı oldukları için eğitimden, sosyal hayattan, istihdamdan dışlanmakta; aileler ise bu yükü tek başına taşımaya zorlanmaktadır. Ayrımcılık, sosyal izolasyon ve dışlanmayla karşılaşan otizmli bireyler ve aileleri, en temel destek mekanizmalarından da yoksun bırakılmaktadırlar.

Ülkemizde veri sorunu olsa da Türkiye’de yaklaşık 1,5 ila 2 milyon otizmli yurttaşımızın bulunduğu tahmin edilmektedir. Bunların yaklaşık 700 bini çocuktur. Ama bu çocukların yalnızca 42 bini okula gidebilmektedir. Yani sadece yüzde 6’sı. Geriye kalan yüzde 94 ise eğitim hakkından mahrum bırakılmaktadır. Bu tablo bir eksiklik değil, açık bir Anayasa ihlalidir. Çünkü eğitim bir lütuf değil, temel bir haktır. Üstelik eğitim hakkı sadece erişimle sınırlı değildir; nitelikli ve yeterli eğitim de bu hakkın ayrılmaz parçasıdır. Bugün Türkiye’de otizmli çocuklarımız haftada ortalama 2 saat özel eğitim alabilmektedir. Eğer aile bir ders fazla almak isterse maalesef bu mümkün olmamaktadır. Oysaki Avrupa’nın birçok ülkesinde bu süre haftada 30 saate kadar çıkmaktadır. Bu, yıllardır süregelen bir anlayışın ve siyasi tercihin sonucudur.

Tanı süreçleri geç işlemekte, aileler aylarca, yıllarca doğru yönlendirilmemektedir. Destek hizmetleri yetersizdir. Bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin niteliği ve niceliği çok düşüktür. İstihdam imkanları ise yok denecek kadar sınırlıdır.

Ve en önemlisi: Aileler yalnız bırakılmıştır. Otizmli bir bireyin bakım yükü büyük ölçüde annelerin omuzlarına bırakılmakta; bu durum hem ekonomik hem psikolojik hem de sosyal yıkımlara yol açmaktadır. Boşanmalar artmakta, anneler iş hayatından kopmakta, aileler yoksullaşmakta ve derin bir yalnızlığa itilmektedir. Bu yalnızlık bir kader değildir.

Bu, sosyal devlet olmanın sorumluluğunun yerine getirilmemesidir.

Bugün artık çok daha ağır bir gerçeği konuşmak zorundayız: Bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde yaşanan ihmal ve istismar vakaları, artık münferit değil, sistematiktir.

İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan Mor Menekşe Bakım Merkezi’nde “aşırı doz ilaç” nedeniyle otizmli evladımız Uğur Yıldırım’ın yaşamını yitirmesi, liyakatsizliğin, denetimsizliğin ve yönetim zafiyetinin örneklerinden sadece biridir.

Mahkeme salonunda bir annenin evladının fotoğrafını tutarak adalet araması, bir hemşirenin “50 hastaya tek başıma bakıyordum” demesi, ilaç dağıtımının başka bir otizmli çocuğa yaptırılması, bu kurumlardaki çürümüşlüğü gözler önüne sermektedir.

Türkiye’deki bakım merkezlerinin büyük bölümünde uygulanan programlar, bireyin gelişimini desteklemekten uzak; çoğu zaman yalnızca güvenli bir alanda vakit geçirmeye indirgenmiş durumdadır. Personel niteliği ve yönetici kapasitesi ciddi bir sorun alanı olmaya devam ederken, bu merkezler bütüncül bir sistemin parçası olarak değil, yalnızca var olan bir boşluğu geçici olarak doldurmaya yönelik çalışan yapılar hâline gelmiştir.

Bugün karşımızda duran gerçek şudur: Bu ülkede engelli bireyler güvende değildir. Denetim mekanizmaları işlememektedir. Ve ihmaller cezasız bırakılmaktadır. Daha kaç Uğur kaybedeceğiz? Otizm bireysel değil, toplumsal bir meseledir. Bu, devletin sosyal politika sınavıdır. Ve iktidar bu sınavı verememiştir. Yıllardır “Otizm Eylem Planı” açıklıyorlar.

Her seferinde umut dağıtıyorlar. Ama sonuç hep aynı. Kağıt üzerinde kalan, uygulanmayan, denetlenmeyen planlar…

Artık vaat değil, çözüm zamanı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak diyoruz ki: Otizmli bireyler ve aileleri oyalanamaz. Haklar ertelenemez. Hayatlar bekletilemez. Halkımıza iktidarda yapacaklarımız için söz veriyoruz:

  • Mor-yeşil ve kamucu bir dönüşüm başlatarak, ebeveynlerin (özellikle de kadınların) üzerindeki bakım yükünü kamusal alana taşıyacağız. Otizm merkezlerinin, mola evlerinin, bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin niteliğini ve niceliğini arttırarak otizmli bireyi olan ailelerin ‘’gözünün arkada kalmamasını’’ sağlayacağız.
  • Ulusal Veri Tabanı oluşturulacağız. Biliyoruz ki veriye sahip olmadan ne planlama yapılabilir ne de çözüm üretilebilir.
  • Ulusal Eylem Planı hedeflerinin sadece kâğıt üzerinde kalmaması için kamu kurumlarının eş güdümlü çalıştığı güçlü bir altyapı ve yeterli kaynak tahsisi gerçekleştireceğiz.
  • Okul öncesi eğitimden başlayarak özel gereksinimli bireylerle ilgili farkındalık oluşturacağız. Toplumu çocuk yaştan itibaren engellilik ve ayrımcılık ile mücadele konusunda bilinçlendireceğiz.
  • Toplumdaki tüm bireyleri kapsayacak şekilde seminerler, bilgilendirme etkinlikleri, kamu spotları, film ve tiyatro gösterileri, sergiler, spor etkinlikleri gibi farkındalık oluşturan faaliyetler düzenleyeceğiz.
  • Erken tanı için sağlık hizmetlerine hızla erişilecek; beyin gelişiminin en kritik dönemi olan ilk üç yılda tedavi imkânlarını genişleteceğiz.
  • Ebeveynlerin, özel gereksinimli çocuğun gelişim evrelerinde izleyecekleri yol hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlayacağız. Alanında uzmanlaşmış profesyoneller eşliğinde, tedavi ve eğitim süreçleri boyunca çocuklarının fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimlerinin takibini yapacağız.
  • Riskli gebeliklerin, kadın doğum uzmanları tarafından saptandıktan sonra, sürecin devamında gelişebilecek sorunlar açısından, sağlık kurumlarında ihtiyaç duyulan ilgili tüm uzmanlık alanlarıyla birlikte izlemini sağlayacağız.
  • Otizmli bireyler için erken dönemde başlayan, yoğun ve nitelikli eğitim koşullarını; bireysel ve toplumsal ihtiyaçlara yanıt verebilen, kapsayıcı "rehabilitasyon kurumları" aracılığıyla koordine edeceğiz. Bu kurumlar; bireyin fiziksel, zihinsel ve sosyal becerilerini geliştirerek, bağımsız bir yaşam kurmasını destekleyecek.
  • Otizmli bireylerin istihdamını artıracak, kamu kurumları kanalıyla, iş bulma, meslek yönlendirmesi ve meslek edindirme eğitimleri vereceğiz.
  • Otizmli bireyler için özel eğitim süresini Avrupa standartlarına çıkaracağız, her çocuk için bireyselleştirilmiş eğitim planı uygulayacağız.
  • Bakım sisteminde hak temelli reform yapacağız; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yanı sıra Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarını da sürece etkin biçimde dahil edeceğiz.
  • Eğitimde, alan öğretmeni eksikliği gidereceğiz; kaynaştırma/bütünleştirme eğitiminin gerekliliklerini tüm yönetici ve öğretmenler arasında yaygınlaştıracağız.
  • Bakım hizmetinin finansmanında yaşanan mevcut eşitsizliği gidereceğiz; otizmli bireylere daha fazla ödenek ayıracağız.

Çünkü biliyoruz ki; bir ebeveynin “Benden sonra çocuğuma ne olacak?” sorusu varsa,

orada sosyal devlet yoktur. Otizmli bireyler bu toplumun eşit yurttaşlarıdır. Onların yaşam hakkı, güvenliği ve onuru tartışmaya açık değildir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, engelli haklarını sadece bir sosyal politika başlığı değil,

bir adalet ve eşit yurttaşlık meselesi olarak görüyoruz. Ve buradan açıkça ilan ediyoruz: Otizmli bireyler yalnız değildir. Aileler yalnız değildir. Biz buradayız. Ve bu eşitsizliği ortadan kaldırana kadar mücadele edeceğiz!