13.09.2017
883
Yazı Boyutu: A- A+
FAİK ÖZTRAK: BALON PATLAYABİLİR

Büyüme hızındaki artış ilk bakışta olumlu görünse de yapılan makyajlar ve ekonomide uygulanan kortizon tedavisi büyümenin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. TÜİK’in milli gelir rakamları güvenilirlikten uzak. Sanayi üretimi ile sanayi katma değeri arasında ciddi uyumsuzluklar devam ediyor. Yılın ilk çeyreğiyle ilgili verilerdeki devasa revizyonlar ise soru işaretleri oluşturuyor.

Milli gelir rakamlarının güven vermediğini, sürdürülebilir olmayan bir defalık tedbirlerle yakalanan büyümenin kırılganlıkları giderek artırdığını belirten CHP’li Öztrak, “Ekonomide şişirilen balonlara ve büyüyen yangına, partisinin genel başkanı olmasına rağmen hukuken sorumsuz olan Cumhurbaşkanının son açıklamaları benzin dökmektedir. Finans kesimine dönük zorlamalar şişen balonların patlamasını tetikleyebilir” uyarısında bulundu.

CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, yıllık ve dönemsel Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) rakamlarını yazılı bir açıklamayla değerlendirdi. TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre Türkiye ekonomisinin 2016’da yüzde 3,2; 2017’nin ikinci üç ayında ise yüzde 5,1 büyüdüğünü ifade eden Öztrak, yılın ilk yarısında ortalama büyüme hızının yüzde 5,1 seviyesinde gerçekleştiğini söyledi. Yılın ilk iki çeyreğine ilişkin büyüme rakamları ilk bakışta olumlu görünse de “şeytanın ayrıntılarda gizlendiğini” kaydeden Öztrak, açıklamasında şunları belirtti:

RAKAMLAR UYUMSUZ, VERİ KALİTESİNDE SORUN VAR

Ekonomideki kırılganlıkları çözmek yerine bir yandan büyüme rakamlarına makyaj yapılırken diğer yandan ekonomiye de kortizon tedavisi uygulanmaktadır. Bu nedenle yılın ilk yarısında yakalanan büyüme, sürdürülebilirlik riskiyle karşı karşıyadır. TÜİK tarafından geçen yıl revize edilen yeni milli gelir rakamlarının güven vermemektedir. Yine TÜİK tarafından yayımlanan sanayi ve inşaat sektörüne ait kısa dönemli istatistikler ile yeni milli gelir ve katma değer rakamları arasındaki büyük uyumsuzluklar, veri kalitesi problemlerinin sürdüğüne işaret etmektedir. Bu yılın ikinci üç ayında sanayideki üretim artışı sadece yüzde 2,1 iken, aynı dönem için açıklanan sanayi büyümesi yüzde 6,3’tür.

REVİZYON MUAMMASI
Ayrıca, TÜİK önceki dönemlere ait rakamlarda ciddi revizyonlar yapmaya devam etmektedir. Bu yılın ilk üç ayında sanayi ve inşaat katma değerindeki artış sırasıyla yüzde 5,3 ve yüzde 3,7 olarak açıklanmışken; yapılan revizyonla söz konusu büyüme hızları sırasıyla yüzde 6,7 ve yüzde 6’ya çekilmiştir. Bu boyutta revizyonlar anlaşılır gibi değildir.

KİŞİBAŞINA GELİR 2008’İN ALTINDA
Ancak tüm makyaja rağmen dolar cinsinden milli gelir gerilemeye devam etmektedir. Nitekim, 2017’nin ikinci üç ayı itibariyle yıllıklanmış GSYH 834 milyar dolarla 2011 seviyelerine düşmüştür. Yine 2016 sonunda 10,883 dolar olan ve bu yılın ilk yarısı itibariyle 10,519 dolar seviyelerine inen kişi başına gelir de 2008 yılındaki 10,931 dolarlık seviyenin de altındadır.

TEŞVİKLER ÜRETİME DEĞİL İNŞAATA GİTTİ
Diğer taraftan başkanlık referandumunu kazanmak için yapılan vergi indirimlerine, verilen istihdam teşviklerine ve kamu kefaletiyle pompalanan kredilere rağmen büyümenin niteliği de oldukça sorunludur. Özellikle makine-teçhizat yatırımları son dört çeyrektir gerilerken, inşaat yatırımlarındaki artış olağanüstüdür. Bu yılın ilk ve ikinci üç ayında inşaat yatırımlarındaki artış sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 25 iken; makine-teçhizat yatırımları aynı dönemlerde sırasıyla yüzde 12 ve yüzde 8,6 düşmüştür. Dolayısıyla sağlanan tüm teşviklere rağmen yatırımcılar geleceğe güven duymamakta; kaynaklar ülkenin uzun dönemde üretim kapasitesini artıracak yatırımlar yerine kısa dönemde rant yaratacak inşaat sektörüne yönelmektedir. Diğer taraftan bu harcamaları sürdürmek mali dengeler dikkate alındığında oldukça zor görülmektedir.

FİNANS KESİMİNİ ZORLAMAK BALONU PATLATABİLİR
Bu büyüme modeli sürdürülebilir değildir. Ekonomide şişen balonlara ve büyüyen yangına AKP genel başkanı olan ama hukuken yaptıklarında sorumlu tutulamayan Cumhurbaşkanının son açıklamaları ise adeta benzin dökmektedir. Hazine dengeleri bozulmuşken, borçlanma limitlerine artık sığılamazken; bankaların mevduat toplama ve dışardan kaynak bulma imkanları mevcut iktidarın hukuk devleti ve yapısal reformlar konusundaki yaklaşımlarıyla sınırlanırken, finans kesimine dönük zorlamalar şişirilen balonların patlamasını tetikleyebilir. Bunun faturası da başta fakir-fukara olmak üzere tüm millete çıkar.

NORMALLEŞME İÇİN ADIMLAR HIZLA ATILMALI
Türkiye bu açmazdan öncelikle hukuk ve adaletle çıkabilir. OHAL rejimi kalkmadan, hukukun üstünlüğü sağlanmadan, yatırımcının güveni ve yatırım yapma iştahı artmayacaktır. Bu da istihdama, üretime dönük yatırımların yapılmaması demektir. Verilen olağanüstü teşviklere rağmen gerileyen makine-teçhizat yatırımları bunu göstermektedir.
Terörle mücadelede Hükümet beyin cerrahı titizliği ile hareket etmeli ve yatırımcıyı ürkütmeden bu uru kesip atmalıdır. Diğer taraftan Sarayın izlediği toplumu kutuplaştırma ve bölme siyasetinin, bölücü terör kadar tehlikeli olduğu da artık görülmelidir. Ülkemizin normalleşmesi için bu adımların hızla atılması gerekmektedir. Aksi halde sadece özgürlüklerimiz değil, aşımız, işimiz de tehlikededir.

CHPnet

SİTELERİ