16.03.2017
8839
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, DENİZLİ’NİN BOZKURT İLÇESİNDE KONUŞTU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu işin ülkücüsü, milletçisi, sağcısı, solcusu, sosyal demokratı, Atatürkçüsü, dindarı yok. Bu hepimizin memleketi, hepimiz beraber cumhuriyetimizi savunacağız, demokrasimizi savunacağız. 80 milyon birlikte sahip çıkacağız memleketimize.” dedi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Denizli’nin Bozkurt ilçesinde yaptığı konuşma şöyle:





Sevgili hanımlar hoşgeldiniz, beyler hoşgeldiniz. Aslında hiç kimsenin yapmayacağı bir şeyi yapıyoruz. Önce sözü vatandaşa veriyoruz, istediğin soruyu sor diyoruz. Vatandaştan korkmuyoruz, vatandaştan çekinmiyoruz, vatandaşımız gelir bizi kahvede bulur soru sorar, caddede bulur soru sarar. Kimse o vatandaşa niye soru sordun diye biz müdahale ettirmeyiz ve ettirmiyoruz da.

ANAYASALAR BİR PARTİNİN MUTFAĞINDA HAZIRLANMAZ
Sizlerle beraberim, bakın değerli kardeşlerim, bir ülkücü kardeşim de soru sordu. Bu toplantı bir siyasi parti toplantısı değildir. Bu toplantı hepimizi ilgilendiren, hangi partiden olursa olsun, hangi görüşten olursa olsun, hangi kimlikten olursa olsun 80 milyonu ilgilendiren bir toplantıdır. Yani anayasa değişikliği toplantısıdır. Anayasa değişikliği sadece beni ilgilendirmiyor, sadece Bozkurt’u ilgilendirmiyor, Hakkari’yi de ilgilendiriyor, Tekirdağ’ı da ilgilendiriyor, Mersin’i de ilgilendiriyor, Urfa’yı da ilgilendiriyor, Afyon’u da ilgilendiriyor, hepimizi ilgilendiriyor. Yani anayasa adı üstünde yasaların anası, yani kanunların anası. Diğer kanunlar gibi buna bakmıyoruz. Peki, özelliği nedir bu anayasanın? Ne özelliği var? Anayasanın özelliği şu; anayasalar birer toplumsal uzlaşma belgeleridir. Her vatandaşın hakkını güvence altına alan belgelerdir. O nedenle diyoruz ki, anayasalar bir partinin mutfağında hazırlanmaz. Oturulur konuşulur, bir uzlaşma sağlanır ve anayasa değişikliği ondan sonra gerçekleşir.
Size bir örnek vereceğim. Bir devlet adamından örnek vereceğim, rahmetli Bülent Ecevit… Rahmetli Bülent Ecevit’in zamanında anayasanın 35 maddesi değişti. Koalisyondu, 35 maddesi değişti. Kimsenin haberi oldu mu 35 maddenin değişikliğinden? Kavga oldu mu, dövüş oldu mu, referandum oldu mu? Hayır. Bütün partiler bir araya geldiler oturdular anayasanın 35 maddesini değiştirdiler. Olması gereken budur.

MEMLEKETİ, BAYRAĞIMIZI, VATANIMIZI, ÇOCUKLARIMIZI DÜŞÜNECEĞİZ

Şimdi önümüze bir anayasa değişikliği konuyor, deniyor ki “vatandaşım sen bir tercihte bulanacaksın...” Nasıl bir tercihte bulunacağız? Evet mi diyeceğiz, hayır mı diyeceğiz?
Şimdi bakın değerli arkadaşlarım, önce yapmamız gereken şu; düşünerek sandığa gideceğiz. Bizim önümüze neyi koyuyorlar ve biz neye evet diyeceğiz, hayır diyeceksek neye hayır diyeceğiz? Diyorum ya bu bir siyasi parti toplantısı değil, hepimizi ilgilendiriyor. Bakkalı da ilgilendiriyor, simitçiyi de, sanayiciyi de, esnafı da, çiftçiyi de, köylüyü de, ev kadınını da, hepimizi ilgilendiriyor. Biz buna tercihimizi koyarken evet veya hayır derken düşünerek oy kullanmak zorundayız. Memleketi düşüneceğiz, bayrağımızı düşüneceğiz, vatanımızı düşüneceğiz, çocuklarımızı düşüneceğiz, torunlarımızı düşüneceğiz, adaleti, hakkı ve hukuku düşüneceğiz. Onun için evet veya hayır diyeceğiz, düşüneceğiz.

MİLLETİN SIRTINA 187 TRİLYON LİRALIK EK BİR YÜK GETİRECEKLER

Bana sorular sordunuz, yasama, yargı, yürütme, güçler ayrılığı var deniyor. Doğrudur şu anda var ama şimdi deniyor ki, bunların tamamı bir kişiye teslim edilsin. Tamamı bir kişiye teslim edildiğine göre o zaman bu 600 milletvekiline niye maaş veriyoruz ve 550’yi niye 600’e çıkarıyoruz? Aynı soruyu ben defalarca sordum. 550 milletvekili sizin neyinize yetmiyor da 600’e çıkarıyorsunuz? Bana bir Allah’ın kulu çıksın bunun nedenini anlatsın niye 600? 550 bile fazla. Normali 450 milletvekilidir. Hadi 550 olmuş tamam şimdi 600. Milletin sırtına 187 trilyon liralık ek bir yük getirecekler. Bu parayı siz ödeyeceksiniz. Bu memleketin çiftçisi ödeyecek, esnafı ödeyecek, manavı ödeyecek, bakkalı ödeyecek, sanayicisi ödeyecek, sizler ödeyeceksiniz. Sadece bu bile, ben 600 milletvekili istemiyorum diyen vatandaş hangi partiden olursa olsun sandığa gitsin oyunu kullansın. İstemiyorsa hayır desin bu kadar basit. Ben 600 milletvekili istemiyorum.

DEVLETİN YAPISI VE İŞLEYİŞİYLE İLGİLİ BÜTÜN YETKİLER TEK ADAMA VERİLİYOR
Şimdi değerli arkadaşlarım, “Tek adamlığı bilmiyorum bana şu tek adamlığı anlatın” diyorlar. Tek adamlık şu; her şeye muktedir, Anayasa Mahkemesine hakim mi lazım, tek adam tayin edecek. Vali, kaymakam, büyükelçimi lazım tek adam tayin edecek. Davalar mı görüşülecek? Hakim tek adama bakacak. Çünkü tayinini o yaptı, ona göre karar verecek.
Bir arkadaşım söyledi gene ülkenin parçalanması, bölünmesiyle ilgili bir kaygım var mı, bir tereddüdümüz var diye. Öyle yetkiler veriyoruz ki bu tek kişiye - anayasadan da söz etti bir arkadaşımız, muhtarımız söz etti galiba- öyle yetkiler veriyoruz ki, devletin yapısı ve işleyişiyle ilgili yetki tek adama veriliyor. Bir daha söylüyorum, devletin yapısı ve işleyişiyle ilgili bütün yetkiler tek adama veriliyor. Bu ne demektir biliyor musunuz? Şu demektir; bütün yetkileri bir adama verdik, bir adamı ikna ederseniz, bir adamı kandırırsanız Türkiye Cumhuriyeti devletini 24 saatte en geç ele geçirirsiniz. Nasıl olacak bu anlatıyım size. 24 saat niçin? Biraz hazırlık zamanı gerekiyor da onun için 24 saat dedim. Bütün müsteşarlar, bütün valiler, bütün kaymakamlar, bütün müftüler, bütün emniyet müdürleri, bütün genel müdürler, bütün daire başkanları, bütün şube müdürlerini devletin tamamını bir kararnameyle değiştirebiliyorsunuz tamamını.

TÜRKİYE TEHLİKELİ BİR SÜRECİN İÇİNE SOKULUYOR
Ne diyorlardı? FETÖ terör örgütü devlete sızdı 30 – 35 yılda paralel devlet kurdu. Şimdi 30 – 35 yıl uğraşmanıza gerek yok bir kişiyi ikna edeceksiniz 24 saatte devleti ele geçireceksiniz. Vali, kaymakam, paşalar, emniyet müdürleri hepsini ele geçiriyorsunuz. Tehlikenin ne kadar büyük olduğunun farkında mısınız değerli kardeşlerim. Sevgili anneler, tehlikenin ne kadar büyük olduğunun farkında mısınız? Başımıza örülmek istenen çorabın ne olduğunun farkında mısınız? Ben ısrarla diyorum bu bir parti meselesi değildir. Biz sandığa gidip bir partiyi iktidara gelsin veya gelmesin bunun tercihini yapmıyoruz. Bu bir memleket meselesi, bu bir vatan meselesi, bu bir bayrak meselesi, bu bir geleceğimiz meselesidir. Bunun Cumhurbaşkanıyla, bunun bir başka partinin Genel Başkanıyla da bir ilgisi yoktur. Hepimiz faniyiz, baki olan devlettir. Devletin altındaki halı çekiliyor, devletin hiçbir freni kalmıyor.
Muhtar arkadaşıma sorayım, köylerde muhtarımız var değil mi? Tek adam mı? Hayır. Yanında kim var? İhtiyar meclisi var. Muhtar tek başına köyün merasını satabilir mi? Satamaz. Şimdi biz tek adama yetki veriyoruz Türkiye’nin tapusunu teslim ediyoruz. Kabul edilir mi bu? Bunun akılla, mantıkla, izanla, ahlakla bir ilgisi var mı? Yok. Sizden istirhamım bunu gidin her tarafa anlatın, herkese söyleyin. Bu kadar tehlikeli bir sürecin içine Türkiye sokuluyor. Yazık günahtır bu memlekete. Bizim dedelerimiz, bizim babalarımız cumhuriyeti kurarken ne mücadele verdiler? Şehitlerimiz var, gazilerimiz var.

80 MİLYON BİR KİŞİYE EMANET EDİLİR Mİ?
Erzurum Kongresine bakın tek adam var mıydı? Kongre vardı. Sivas Kongresine bakın 1919. Tek adam var mıydı? Hayır, Sivas Kongresi vardı. 23 Nisan 1920, meclis açıldığı zaman tek adam mı vardı? Hayır, TBMM vardı. 1924 anayasası görüşülürken Türkiye Büyük Millet Meclisinin fesih yetkisini Atatürk’e vermek istiyorlar. İki genç milletvekili çıkıyor kürsüye diyorlar ki, “Biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü biliyoruz, bu memleket için neler yaptığını da çok iyi biliyoruz. Büyük bir komutan onu da çok iyi biliyoruz. Ama bizi TBMM’ye Gazi Mustafa Kemal Atatürk değil millet getirdi, milletin getirdiğini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’te feshedemez” diyor ve reddediliyor bu. Bakın reddediliyor. Mustafa Kemal Atatürk itiraz eden bu iki milletvekilini daha sonra bakan yapıyor. Şimdi önümüze bir anayasa değişikliği geliyor ayın 16’sında sandıklara gideceğiz Nisan’ın 16’sında. Bir kişiye öyle bir yetki veriyoruz ki, sizin seçip Ankara’ya gönderdiğiniz milletvekilinin bulunduğu TBMM’yi sabah kalkıyor ben feshettim diyor yeniden seçime gideceğiz. Sebep? Sebep göstermeye gerek yok. Böyle bir yetki kime verilir Allah aşkına? Bizim İstanbul milletvekili İlhan Kesici’nin dediği gibi ya bu kadar yetkiyi evliyaya verseniz evliyayı azdırırsınız. Bu kadar yetkiyi, 80 milyonu kime emanet ediyorsunuz? Bir kişiye emanet edilir mi? Hata insana mahsustur. Başka bir canlının yaptığı bizim uygun görmediğimiz hareket hata kabul edilmez. Hata sadece insana mahsustur. Aslan acıktığı zaman gider bir av bulur, hiç kimse gidip de aslana sen hata yaptın demez değil mi? Akrep birisini ısırdığında biz akrebe dönüp akrep hata yaptı der miyiz? Demeyiz. Neden? Çünkü Allah’ın bize verdiği çok değerli bir şey var o da akıldır, hayatı sorgulamaktır, dünyayı sorgulamaktır. Niye diyorum sandığa giderken düşünün? Çocuklarımızı, geleceğimizi, bayrağımızı, vatanımızı düşünerek sandığa gidin. Bir kişiye yetki veriyorsunuz. Çok iyi niyetli olabilir o bir kişi her türlü yetkiyi verdiğinizde. Ya hata yaparsa faturayı 80 milyon ödeyecek. Hepimizin dikkatli olması lazım.

ÇIKIP VATANDAŞIN ÖNÜNE, NEDEN EVET DEMELERİ GEREKTİĞİNİ ANLATAMIYORLAR

Bu işin ülkücüsü, diyorlar ya bir arkadaşımız milliyetçiler buna nasıl oy verecek diye. Ülkücü kardeşime söylüyorum, eğer milliyetçilik çok değerliyse, ki değerlidir. Hiç kimse endişe etmesin bu kardeşiniz de milliyetçidir, bu kardeşiniz de vatanseverdir. Hepimiz milliyetçiyiz. Ben de milliyetçiyim, 80 milyon da milliyetçidir. Ben de vatanımı seviyorum 80 milyon da vatanını seviyor. Ama ben hiçbir zaman, hiçbir ortamda, hiçbir yerde evet diyenler şöyledir, hayır diyenler şöyledir diye bir suçlama getirmedim. 80 milyonun tercihi benim başımın üstünde yeri vardır dedim. İnsanımıza saygı göstereceğiz. Çıkıp vatandaşın önüne neden evet demeleri gerektiğini anlatamıyorlar. Vatandaşa niye evet demeleri gerektiğini oturup anlatmaları lazım değil mi? Şunun için evet diyeceksiniz. Diyemiyorlar. Ne diyorlar? Hayır diyen teröristtir. Niye teröristtir arkadaşlar? Bunu söylediğiniz zaman ne oluyor biliyor musunuz? Eli silahlı dağda gezen adamı aklamış oluyorsunuz. Biliyorum evet için çalıştığını da gayet iyi biliyorum. Devletin yapısını ve işleyişini değiştiriyorlar doğru. 5 tane vilayeti birleştirip tek vilayet yapabilirler. Yetki kimde? Başkanda. Bu neye yol açar?
Değerli arkadaşlarım, belli bir tehlikenin içine Türkiye’nin sürüklendiğini görüyor muyuz? Hepimizin görmesi lazım, bütün vatanseverlerin görmesi lazım. Farklı partilerden olabiliriz eyvallah, farklı düşünebiliriz, siyasi görüşlerimizde farklı olabilir. Ama bizim bir ortak paydamız var. Nedir? Bayrak bizim ortak paydamız değil mi, vatan bizim ortak paydamız değil mi? Sevgi, güzellik bizim ortak paydamız değil mi? Demokrasi de bizim ortak paydamız. Ortak paydamızı elimizden alıyorlar. Neredeyse acılarımızı paylaşamaz noktaya geldik. Şehitlerimizi bölmeye başladılar benim şehidim, onun şehidi diye. Bunlar doğru değil değerli arkadaşlarım. Hepimizin düşünmesi lazım.

VATANDAŞI KANDIRIYORLAR, BU TUZAĞA KİMSE DÜŞMESİN

Sordular, 18 yaşında milletvekili kimin için getiriliyor? Herhalde sizin çocuklarınız için getiriliyor değil mi? 18 yaşında çocuğunuz varsa hazırlığınızı yapın ilk seçimlerde hepsi milletvekili olacak. İnanıyor musunuz? Beyler bakın, hanımlar, 18 yaşında milletvekili olacak. İki yetmiyor ömür boyu askerlikten muaf olacak. Yetmiyor 2 yıl askerlik yaptıktan sonrada milletvekili emeklilik hakkına kavuşmuş olacak. O hakkı sahip olmuş olacak. Böyle ballı bir böreği size bırakırlar mı? Sizin çocuklarınıza bırakırlar mı? Kime bırakırlar? Kendi çocuklarına istikbal hazırlıyorlar. Bunu da herhalde bizim memleketimizin vatandaşı düşünüyordur herhalde. Sizin çocuklarınız, gencecik evlatlarınız askere gidecek, El Bab’a gidecek, beylerin çocukları meclise gidecek ballı börekli bir hayat sürecekler. Bunun adı da biz efendim memlekete huzuru getiriyoruz olacak. Kendi çocukları için huzur getiriyorlar. Bu tuzağa kimse düşmesin.
Bir şey daha kandırıyorlar vatandaşı. Efendim idamı getireceğiz, idamı getireceğiz. Getirseydiniz, koysaydınız buraya niye getirmediniz? Anlaşmıştınız kendi aranızda niye getirmediniz? Milleti kandıracaklar, milleti gaza getirecekler evet oyu için. Bu tuzağa kimse düşmesin arkadaşlar. Memleket meselesidir bu mesele. Kadını, erkeği, yaşlısı, genci hep birlikte memleketimize sahip çıkmak zorundayız. Bu memleket sokakta bulunmadı, sokakta kurulmadı bu memleket. Kuvva-i milliyecileri herhalde siz bilirsiniz, babalarınız, dedeleriniz kuvva-i milliyenin ne olduğunu bilir, ne bedeller ödediklerini biliyoruz hepimiz. Şimdi o dönem alamadıklarını anayasa değişikliğiyle altın tepsi içinde birilerine sunmaya hazırlanıyorlar.
Bir arkadaşım daha işsizlikle ilgili sordu. Size şöyle bir soru sorayım. Bu anayasa değişikliği vatandaşın hangi derdini çözüyor? Ben gerçekten merak ediyorum hangi derdini çözüyor? İşsizliği çözüyor mu? Çiftçinin derdini çözüyor mu? Esnafın derdini çözüyor mu? Emeklinin derdini çözüyor mu? Sanayicinin derdini çözüyor mu? Terörü çözüyor mu? Kimin derdini çözüyor bu anayasa, kimin arkadaşlar?
Bakın ne dedim, Allah’ın bize verdiği en değerli şey akıldır. Yüce yaradan kitabında der ki, aklınızı kullanmıyor musunuz diye bize sorar. Tek adam ne demektir biliyor musunuz? Bütün yetkileri veriyoruz biz de aklımızı sıfırlıyoruz, aklımızı kullanmayacağız. Çünkü bizim adımıza o düşünecek, bizim adımıza o yapacak. Teklik kime mahsustur? Bir tek Allah’a mahsustur teklik. Bunu söylüyorum kızıyorlar. Diyorlar ki, Kılıçdaroğlu doğruları söylemiyor. Anayasa değişikliğini okumamış. Olabilir, ben de onlara teklif yapıyorum diyorum ki, gelin sizin televizyon kanallarında oturalım, siz bana soru sorun ben cevap vereyim ben de size soru sorayım siz de cevap verin. Benim cesaretim var, siz de biraz cesur olun. Gelirler mi, konuşurlar mı? Ben de biliyorum gelemezler. Çünkü onlar da biliyorlar ki, ben doğruları söylüyorum. Ben onlar gibi değilim, biz onlar gibi değiliz. Biz halkız, halkımızı seviyoruz, insanımızı seviyoruz, halka inanıyoruz biz.

BÜTÜN SANDIKLARA SAHİP ÇIKACAĞIZ

Değerli arkadaşlarım, sandık güvenliğini sordunuz. Hiç endişe etmeyin, hiç ama. Türkiye’deki bütün sandıklara sahip çıkacağız. İki yıldır biz bunun hazırlığını yapıyoruz seçimler için ama referanduma denk geldi. Türkiye’nin bütün illerinde sandıklara sahip çıkacağız. Sizden tek isteğim ya bugün Pazar hava güzel arkadaşlar kahvede bekliyorlar veya bugün kadınlar günü var gidip oy kullanmayalım bir oyla bir şey değişmez sakın demeyin. Bir oyla her şey değişir.
Bakın, ben 1982 yılında genç bir devlet memuruyken gittim anayasa değişikliğine hayır oyunu kullandım. Darbe anayasasına hayır oyunu kullandım ve ben bugün çocuklarıma diyorum ki, “O anayasa değişikliğinde ben hayır demiştim.” Siz de böyle bir onuru çocuklarınıza ve torunlarınıza anlatabilirsiniz böyle bir onuru.

BEN TERCİHİMİ ÖNCE BU ÜLKENİN İNSANI İÇİN KULLANIRIM
Suriyelilerle ilgili soru geldi. Bizim askerlerimiz El Bab’ta şehit oluyorlar. Suriyeliler nerede? Türkiye. Sayı kaç? Kimse bilmiyor ama 3,5 milyonla 4 milyon arasında değişiyor. Benim esnafım dükkan açar vergi verir, onlar dükkan açarlar vergi vermezler. Benim hastam hastaneye gider sıraya girer, para öder, katkı payı öder. Suriyeli kardeşlerimiz hiç sıraya girmezler, ayrıca katkı payı da ödemezler. Biz kendi ülkemizde ikinci sınıf vatandaşız, Suriyeli kardeşlerimiz bizim ülkemizde birinci sınıf vatandaş. Bizim gencecik çocuklarımız şehit olurlar, onlar burada gezerler, öyle diyeyim. Şimdi diyorlar ki bunlara vatandaşlık vereceğiz. Bizim 6,5 milyon çocuğumuz işsiz. Sen önce bunlara bir iş bul ondan sonra Allah kerim. Hayır diyor bunlar işsiz kalabilir, önceliği ben onlara vereceğim diyor. O zaman siz bu anayasa değişikliğinde gerekli dersi vermek zorundasınız, çocuklarınızı seviyorsanız. Ben bunu söylediğimde yine diyorlar, Kılıçdaroğlu Suriyeliler gitsin diyor. Ben açık ve net söylüyorum, bir tercih olacaksa, ben o tercihi önce bu ülkenin insanı için kullanırım, kendi ülkemin insanı için kullanırım. Amerikalı öyle yapıyor, Almanı öyle yapıyor, Hollandalısı öyle yapıyor, Japon’u öyle yapıyor. Biz de öyle yapacağız. Benim insanım, benim çocuğum işsizse ben dışardan işçi mi getireceğim?

FRENİ PATLAMIŞ KAMYONA KİMSE BİNMEZ

Çiftçi Platformu Başkanı soru sordu, çiftçi kardeşim şunu çok iyi biliyor mu? Gittiler Afrika’da toprak kiraladılar, orada ürün ekiyorlar Türkiye’ye getiriyorlar. Sanki Türkiye’de toprak bitti, çiftçi de bitti. Çalışan bulamıyoruz, gittiler Afrika’dan toprak kiraladılar. Çiftçi kardeşlerimin bunun hesabını sorması lazım. İki Trakya büyüklüğünde alan ekilmiyor, ekemiyor. Çiftçi alın terinin karşılığını alamıyor. Şimdi getirmişler Anayasa değişikliği bütün yetkileri bana verin. Ne verelim arkadaşlar daha ne verelim? Neyi vereceğiz arkadaşlar? Memleket teslim edilir mi? Apartman yöneticisine bile biz apartman yöneticisi, seçeriz bir yönetici apartman yöneticisi seçeriz, aidat öderiz. Ödediğimiz aidatlar doğru kullanılıyor mu kullanılmıyor mu diye bir de denetim kurulu seçeriz. Devleti teslim edeceğiz kimse denetlemeyecek, hiç kimse. Freni patlamış kamyona kimse binmez arkadaşlar, gönüllü binmez. Sevgili anneler size sorayım, freni patlamış bir otobüse siz çocuklarınızı bindirir misiniz? Freni patlamış veya nereye gittiği belli olmayan bir trene sevgili babalar çocuklarınızı bindirir misiniz?

İSTİFA ET KARDEŞİM, NİYE DURUYORSUN ORADA!
Ne olduğu belli olmayan bir sistemin içine Türkiye sokuluyor. Bakın bizim 141 yıllık parlamento geleneğimiz var. Örfümüze bağlı olmalıyız, adetimize bağlı olmalıyız. Başbakanlığı kaldırıyorlar, Binali Bey’in hakkını ben savunuyorum. O da çıkmış meydan meydan geziyor, başbakanlığı kaldıralım. İstifa et kardeşim, niye duruyorsun orada istifa et. De ki, “Fiili durumu gerçekleştiriyorum. Zaten esamen okunmuyor.” Yazık günahtır bu memlekete. Başbakanlık kalkmasın değerli arkadaşlarım. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana başbakanlık var, bakanlıklar var.

BU İŞİN PARTİLİSİ YOK, BU İŞ MEMLEKET MESELESİ

Peki size bir soru daha, başkan seçildiğinde kaç tane yardımcısı olacak bilen var mı? Kimse bilmiyor, ben de bilmiyorum. Kaç bakan olacak bilen var mı? Kimse bilmiyor. Sayıyı kimse bilmiyor. Peki bugün, bugünkü düzende kaç bakan olacağına kim karar veriyor? Türkiye Büyük Millet Meclisi… Kaç bakan olacağına, kanunu çıkar, her bakanlığın kanunu vardır. Yeni modelde hiçbir bakanlığın kanunu olmayacak. Başkan istediği zaman istediği bakanlığı kuracak. Belki de hiç Bakanlar Kurulu da olmayacak. Ve hükümet gelip TBMM’ye güvenoyu talebinde bulunmayacak. Sizden güvenoyu istiyorum demeyecek. O zaman arkadaşımın sorusu haklı oluyor. Biz bu 600 milletvekilini meclise niye gönderiyoruz? Güvenoyu yok, gensoru yok. Hiçbir bakan, hiçbir başkan yardımcısı milletvekili olmayacak. Meclisten bir tek bakan, bir tek milletvekili olmayacak. Tamamı başkanın adamları olacak ve tek yetkili olacak. O zaman biz bu meclisi niye kurduk? 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisini niye kurduk? Bu meclis Milli Kurtuluş Savaşını yöneten meclistir, bu meclis Gazi Meclistir, bu meclis Kıbrıs Barış Harekatını yöneten meclistir, bu meclis 15 Temmuz darbe girişimini püskürten meclistir. Alıyorsun bütün yetkileri bir adama veriyorsun. Olmaz, yanlış olur. Elimizi vicdanımıza koyacağız sandığa öyle gideceğiz. Bu işin partilisi yok arkadaşlar partilisi yok altını çiziyorum. Her partiden arkadaşım büyük bir ihtimalle vardır. Bu işin partilisi yoktur. Bu iş memleket meselesidir.

DÜNYADA BÖYLE BİR MODEL YOK
“Hayır” Çıkarsa kaos olur… Hiç olmaz! “Hayır” Çıkarsa Sayın Cumhurbaşkanı yine yerinde, 2019’a kadar görevinin başında olacak. Sayın Binali Yıldırım Başbakan olarak görevini yapacak. Bakanlar görevlerini yapacaklar. TBMM görevini yapacak. Ama “Hayır” Çıkarsa ne olacak? 80 milyon vatandaş ben demokrasiye sahip çıktım diyecek. Ben demokrasiye, ben geleneklerime, ben örfüme, adetime, ben tarihime ve bayrağıma sahip çıktım diyecek. “Hayır”ın anlamı budur. Onun için “Hayır”ın hayırlı bir yol olduğunu hepimizin kabul etmesi lazım. “Evet” Dipsiz bir kuyudur. Ne olduğu belli değil. Dünyada böyle bir model de hiç yoktur.
Bakın size bir şey daha anlatayım. Bugünkü uygulamada diyelim ki Sayın Cumhurbaşkanı yurtdışına gitti. Olur ya yurtdışına gider veya hastalandı. Yerine kim vekalet eder? TBMM Başkanı vekalet eder, bugünkü modelde TBMM Başkanı vekalet eder. Niye Cumhurbaşkanına TBMM Başkanı vekalet ediyor? Çünkü tarafsız, çünkü milli iradeyi temsil eder ve onun için vekalet eder. Yeni düzen geldiğinde ne olacak? Başkan bir yere gittiğinde TBMM Başkanı onu temsil edemiyor, milli irade onu temsil edemiyor. Kim temsil edecek? Başkan yardımcısı. Kim başkan yardımcısı? Dayısının oğlu olabilir, amcasının oğlu olabilir, yeğeni olabilir, hiç tanımadığımız olabilir, herhangi birisi olabilir. Peki asıl önemli olan şu değerli arkadaşlarım, seçimle gelmeyen birisi Türkiye’yi temsil edebilir mi? Asıl felaket bu. Bunların hiçbirisi yeteri kadar millete anlatılmıyor. Benim sorumluluğum var ben gezip anlatıyorum. Vatandaş olarak her birinizin, anne olarak her birinizin tek tek sorumluluğu var hepsini anlatmak zorundasınız, hepsini söylemek zorundasınız. Bu memleket benim memleketim, ama bu memleket 80 milyon vatandaşın memleketi. 80 milyon birlikte sahip çıkacağız memleketimize, bu işin ülkücüsü, milletçisi, sağcısı, solcusu, sosyal demokratı, Atatürkçüsü, dindarı bu işin yok. Bu hepimizin memleketi, hepimiz beraber cumhuriyetimizi savunacağız, demokrasimizi savunacağız. Huzur içinde yaşamak istiyoruz, beraber yaşamak istiyoruz. Seçimler gelirse hangi vatandaş arzu ettiği partiye gider oyunu verir eyvallah. Ona kimsenin itirazı yok. Ama bu referandum bir anayasa değişikliği hepimizin üzerinde durması lazım, birlikte düşünmemiz lazım.

TEK ADAM REJİMLERİNİN OLDUĞU ÜLKELER İFLAH OLMAMIŞTIR
Bakın değerli arkadaşlarım, ben size şunu söyleyeyim, biz bayrağımızı seviyorsak, vatanımızı seviyorsak, çocuklarımızı, geleceğimizi düşünüyorsak gideceğiz hayırlı bir iş yapacağız. Şimdi bu iş liderlerin sözlerine bakılarak karar verilecek bir olay da değildir arkadaşlar, siyasi bir olay değildir. Bu iş bir vatanseverlik olayıdır. Bu iş dolayısıyla lider şunu söyledi, öbürü bunu söyledi değil. Bakın ben şu çağrıyı niye yapıyorum? Bütün liderler çıkalım bir televizyon ekranına değil mi? Oturalım. Fransız’ı yapıyor, Alman’ı yapıyor, Hollandalısı yapıyor, Japon’u yapıyor, Amerikalısı yapıyor. Biz niye yapmıyoruz? Bir araya gelelim ben de söyleyeyim, onlar da söylesin vatandaş evinde yemeğini yerken, çayını kahvesini içerken dinler, bakar kim doğruyu söylüyor. Oturur kendi akıl süzgecinden geçirmiş olur. O açıdan A liderini B liderini suçlamak yerine, biz aklımızı kullanarak sandığa gideceğiz. Ülkemiz için demokrasimiz için, birlikteliğimiz için, kardeşliğimiz için, ülkemizin geleceği için oyumuzu kullanacağız. Referandumda böyle bir tercih yapacağız. Yapmak durumundayız. Bunu yaparsak iyi bir sonuç elde ederiz.
Son bir şey tek adam rejimleri ne oldu? Saddam vardı, gitti. Çavuşesku vardı, gitti. Kaddafi vardı, gitti. Tek adam rejimleri iflah olmamıştır, tek adam rejimlerinin olduğu ülkeler de kan gölüne dönmüştür arkadaşlar kan gölüne. Demokrasi bir dengeler rejimidir. Demokraside dengeler olur. Dengeyi bitirdiğiniz andan itibaren sonu uçurumdur. Niye meclis vardır? Meclisin varlık nedeni nedir? Çünkü ortak aklı egemen kılmamız lazım, tek aklı değil ortak akıl. Nenelerimiz bize ne diyorlardı? Akıl akıldan üstündür değil mi? Biz çocuklarımıza ne diyoruz? Akıl akıldan üstündür. Bizim dedelerimize onların babaları ne diyordu? Akıl akıldan üstündür. Ne diyoruz, beşer şaşar. Şimdi bütün yetkiyi bir kişiye verirseniz bu olmaz. Bu Türkiye’yi felakete götürür. Hepimizin üzerinde durması lazım, birlikte mücadele edilmesi lazım.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE İLK KEZ TOPRAK KAYBINA UĞRUYORUZ

Ege adalarıyla ilgili bir soru geldi. Ege’de ki adalarımız işgal altında. Bulamaç Adasında başka bir ülkenin, Yunanistan’ın bayrağı dalgalanıyor. Bu kahramanlar, kendilerini kahraman ilan edenler niye bizim topraklarımıza, bizim adalarımıza sahip çıkmıyorlar. Hem İngiliz belgelerinde hem Amerikan belgelerinde Bulamaç Adası bizim adamız. Ama gidin orada başka ülkenin askerleri var. İlk kez toprak kaybına uğruyoruz. Cumhuriyet döneminde toprak kaybına uğruyoruz. Bir de rahmetli Ecevit’i düşünün konuşur muydu fazla? Konuşmazdı. Çıkıp sabah öyle akşam biz Kıbrıs’a çıkacağız diyor muydu? Asla demiyordu. Ne zaman söyledi. Türk askeri Kıbrıs’a ayağını bastığı zaman dedi. Biz Kıbrıs’a çıktık dedi, noktayı koydu. Olay budur. Ne diyorlar? Menbiç’e gideceğiz. Git kardeşim. Yok vazgeçtik. Nereye? Rakka’ya gideceğiz. Git kardeşim. Vazgeçtik. Hem Menbiç’e gideceğiz, hem bilmem neydi Rakka’ya gideceğiz. Kardeşim çocuk mu kandırıyorsunuz siz? Devlet böyle yönetilmez, devlet akılla yönetilir, irfanla yönetilir, bilgiyle yönetilir, birikimle yönetilir, tecrübeyle yönetilir devlet. Diline hakim olamayan devleti yönetemez. Önce devlet adamı dediğiniz kişi diline hakim olacak. Neyi, ne zaman, nerede konuşacağını bilecek. Yoksa sonumuz pek hayırlı değil. Önümüzde büyük bir fırsat var. Bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz, demokrasimize sahip çıkmalıyız.
Hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı, hürmetlerimi sunuyorum. Sağ olun, var olun diyorum.

-ŞEHİDİMİZ DOĞAN ACAR’IN AİLESİNE TAZİYE ZİYARETİ-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, daha sonra Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde terhisine iki gün kala teröristlerin açtığı ateş sonrası şehit olan Doğan Acar’ın Denizli Pamukkale’de yaşayan babası Mehmet Acar ve ailesine başsağlığı ziyaretinde bulundu.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, ziyaret sonrası kendisini bekleyen vatandaşlarla sohbet etti.