20.03.2017
391
Yazı Boyutu: A- A+
GENEL BAŞKAN YARDIMCISI AĞBABA’DAN SOYLU’YA: "ARSIZLIĞIN EN DİP NOKTASI"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun CHP’ye yönelik söylemlerine yazılı olarak cevap verdi. "Birazcık ar, haya, namus sahibi ise bu konu hakkında daha fazla konuşmamasını öneriyorum." diyen Ağbaba, "Gerçekleri unutturmak için, tarihi tersine çevirmek için arkası gelmez yalan ve iftiralarla partimizi suçluyor" ifadelerini kullandı.

Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba’nın yazılı açıklaması şöyle:

“Anlaşılıyor ki referandum sürecinde Süleyman Soylu’ya, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ve önceki Genel Başkanımız Deniz Baykal üzerinden partimize saldırma görevi verilmiş. Aklınca CHP’yi FETÖ ile birlikte gösterecek. Birazcık ar, haya, namus sahibi ise bu konuda daha fazla konuşmamasını öneriyorum. Gerçekleri unutturmak için, tarihi tersine çevirmek için arkası gelmez yalan ve iftiralarla partimizi suçluyor. Biz FETÖ derken Soylu ve partisi okyanus ötesine “Muhterem Hocaefendi Hazretleri” diye kucak dolusu sevgiler yolluyordu. Biz FETÖ belasını yıllardır anlatırken, Soylu ve partisi el ele kol kola vatanperver insanlara operasyon düzenliyordu. Bu ülkenin onurlu insanlarına birlikte kumpaslar kurup, hayatları kararttılar. İnsanların ömürlerinden ömür çaldılar. Bunları hiç kimse unutturamaz. İktidarlarını, yalanlar, kumpaslar ve iftiralar üzerine FETÖ ile birlikte inşa eden AKP’nin yöneticilerinin, bizlere bu imada bulunması arsızlığın en dip noktasıdır. Hiçbir CHP’linin 15 Temmuz’da milletin üzerine bombalar yağdıranların elebaşı ile çekilmiş fotoğrafı yok. Ama AKP yöneticilerinin boy boy fotoğraflarını, el etek öpme seanslarını bizler biliyoruz.

12 Eylül 2010 referandumunda “Ölülerinizi de mezardan kaldırıp oy kullandırın” diyen terör örgütü lideriyle ortak kampanya düzenleyenler, Soylu’nun bahsettiği bu kumpası meydanlarda seçim malzemesi yapmıştı. Görüntüleri gözlüğünün altından izleyip, kürsüden “Bu özel değil genel genel” diye bağıranlar bu kumpasın ortağıydı. O referandumda devletin kurumlarını bu cemaate teslim eden ve darbeye giden sürecin kapısını açan da AKP iktidarıdır. 15 Temmuz darbe girişiminde uçaklardan atılan bombalar aslında FETÖ ile ortak girdikleri 12 Eylül referandumunda yüklenmişti. Boğaz Köprüsünde millete sıkılan kurşunlar silahlara 12 Eylül 2010 akşamı sürülmüştü. Millete neden başkanlık istediklerini anlatamayanlar, şimdi bir kez daha referandum sürecinde dillerinde kumpas ile dolaşıyorlar. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, ne terör örgütü ile ortaklıklarını, ne birlikte kurdukları kumpasları, ne de işledikleri suçları unutturamazlar.

Geçtiğimiz günlerde, siyasi tarih kitaplarında “Dönek” lakabı ile hatırlanacak bu şahsiyete gerekli cevabı vermiştim. Ancak kendisinden bir cevap duyamadım. Bu sessizlikten sıfatını kabullendiğini anlıyorum. Meydan meydan gezip bu konu üzerinden referandum kampanyası yapmak tam da onun sıfatına yakışacak düzeyde bir harekettir. Miting yapacağı alanda korkudan milletin cebindeki bozuk paraları toplatan bu şahıs biraz mertse, elinde ne kanıt varsa getirir ortaya koyar.”