22.02.2024

Zeliha Aksaz Şahbaz: “Yasa Halkın Sağlığını Değil, İlaç Şirketlerinin Menfaatlerini Önceleyen, Sağlık Emekçileri ve Hekimleri Baskı Altına Alarak Köleleştirme Yasasıdır”

CHP Sağlık Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz, Meclis'te görüşülerek yasalaşan sağlık alanında düzenlemeler içeren yasa teklifine ilişkin yaptığı yazılı basın açıklamasında, “Tüm itirazlarımıza rağmen kabul edilen bu yasa halkın sağlığını değil, ilaç şirketlerinin menfaatlerini önceleyen, sağlık emekçileri ve hekimleri baskı altına alarak köleleştirme yasasıdır. İş barışını ortadan kaldıran, sağlık personelinin emeği sonucu hak ettiği ücretin lütuf gibi sunularak hukuk dışı, keyfi ağır yaptırımlar içeren bir ceza yasasıdır.” ifadelerine yer verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz’ın yazılı basın açıklaması şöyle:

“Meslek örgütleriyle, muhalefetle paylaşılmadan hazırlanan ve öneriler dikkate alınmadan kanunlaştırılan “Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda Ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile getirilen düzenlemeler birçok eksiklik ve anayasaya aykırılık içermektedir.

Kanun teklifinin kamuoyunun bilgilendirilmesini önemli gördüğümüz maddelerine ilişkin görüşlerimiz aşağıda belirtilmektedir.

1262 Sayılı Kanunda değişiklik yapan yasa teklifinin 6. ve 7. maddeleri ile yurtiçinde üretilen, 8. ve 9. maddeleri ile de yurtdışından getirilen ilaçlar için ruhsatlandırma öncesi Sağlık Bakanlığı’na numune verilmesi ve bu numunelerin bakanlık tarafından yetkilendirilen laboratuvarlarda tetkik ve tahlil edilerek yasal şartların sağlanması halinde halinde izin verilmesine ilişkin düzenleme kaldırılmakta ve bu inceleme ruhsatlandırılma sonrasına bırakılmaktadır. Piyasaya verildikten sonra nihai kullanıcıya ulaşmış ve kullanılmış olan bir ilacın insan sağlığı üzerindeki etkisi, olası yan tesirleri bilinemeyeceği gibi, oluşabilecek tahribat da geri dönüşümsüz olabilecektir. İlacın bir an önce piyasaya verilmesinde çok daha öncelikli olan ilacın daha etkin ve güvenilir olmasının sağlanmasıdır.

Yasa bu haliyle “Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.” şeklindeki anayasanın 17. maddesine aykırıdır.

Teklifin 15. maddesi ile sağlık tesislerince dağıtılabilecek ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar tanımlanmakta ve hangi kriterlerle ek ödeme yapılacağının Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelik ile belirleneceğini düzenlemektedir. Kanun teklifinde, kamu görevlilerinin özlük haklarına dair düzenlemelerin yönetmelik ile düzenleneceğinin belirtilmesi yeterli olmayıp, idareye bırakılacak düzenlemenin temel ölçütlerinin de kanunda gösterilmesi gerekmektedir. Mevcut haliyle düzenleme yasama yetkisinin devri niteliğindedir.

Değişiklik teklifinde disiplin cezası alanlardan; uyarma ve kınama cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, aylıktan kesme cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, kademe ilerlemesi cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince ek ödeme yapılmayacağı düzenlenmektedir. Getirilen düzenleme ile disiplin cezası alanlara, bu yaptırımların yanı sıra ek ödemenin verilmemesi, aylıktan kesme niteliğinde ikinci bir ceza uygulanması anlamına gelmektedir ki aynı eylem dolayısıyla kişiye ikinci ceza verilmesi hukuka aykırıdır.

Aynı eylem dolayısıyla ikinci ceza verilmesi düzenlemesi yasa teklifinin 24. maddesi ile sözleşmeli personele, 25. maddesi ile de sözleşme ile çalışan aile hekimleri ile aile sağlığı çalışanlarına getirilmektedir.

Teklifin 17. ve 18. maddeleri ise Sağlık Bakanlığına bünyesindeki Eğitim ve araştırma hastaneleri ile birlikte kullanım protokolü yapan üniversitelerin bu hastanelerde görevli akademik kadrolarının Sağlık Bakanlığınca belirlenmesini, yasa teklifi ile oluşturulan Hastane Koordinasyon Kurulunun akademik personelin hastane ile yaptığı sağlık hizmeti sözleşmesinin feshi dahil özlük hakları ve disiplin işlemlerinde yetkili olmasını düzenlemekte olup Anayasanın 130. maddesinde düzenlenen “üniversitelerin özerkliği” ilkesine aykırıdır.

4924 Sayılı Kanunun 3. maddesinde değişiklik yapan teklifin 23. maddesi ile sözleşmeli olarak istihdam edilen personelin, “Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının harekât ve benzeri ihtiyaçları ile genel hayatı etkileyen afet, salgın hastalık durumlarında, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde yurt içi ve yurt dışında her takvim yılı için iki aya kadar görevlendirilebileceği” düzenlenmektedir.

Asker hastaneleri ve askeri sağlık sistemini tasfiye eden iktidar bir yanlışı başka bir yanlışla düzeltme geleneğini devam ettirmekte ve harp cerrahisi gibi özellikli askeri sağlık hizmetleri alanlarında eğitim almamış ve askeri harekat bölgelerinde nasıl hareket edeceğini bilmeyen hekimleri geçici görevlendirmek suretiyle bu alandaki açığını gidermeye çalışmaktadır. Askeri sağlık hizmetlerinin bizzat Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde kurulacak Askeri Sağlık Sistemi ve buna bağlı Askeri Hastanelerin kadrosundaki hekimler ve sağlık personeli tarafından karşılanması gerekmekte olup bu konuda acil düzenleme yapılmalıdır.

Ayrıca zorunlu askeri hizmetini tamamlamış ve devlet hizmet yükümlülüğü bulunmayan sözleşmeli sağlık personelinin her takvim yılı içinde bir ay zorunlu eğitime ve her takvim yılı için iki ay zorunlu askerlik hizmeti dahil isteği dışında geçici görevlendirmeye tabi tutulması hukuka ve eleman temininde güçlük çekilen yerlerde personelin istihdamını sağlamayı amaçlayan 4924 sayılı kanunun temel mantığına da aykırıdır.

Yasa teklifinin 26. maddesi ile Hastane Koordinasyon Kurulu oluşturulmakta ve sözleşmeli statüde istihdam edilen personelin yükümlülüklerini getirmesini takip, ikaz etme, ceza verme ve sözleşmeyi fesih yetkisi verilmektedir. Personele ilişkin disiplin suçlarının yasa ile düzenlenmesi anayasal zorunluluk iken Disiplin Kurulu yetkisi verilen bu kurulun çalışma şeklinin yönetmelik ile düzenleneceği belirtilmektedir. Düzenleme ile kurula disiplin cezası verilmesi gereken halleri tespit etme görevinin verilmesi, yasama yetkisinin devri niteliğindedir.

Tüm itirazlarımıza rağmen kabul edilen bu yasa halkın sağlığını değil, ilaç şirketlerinin menfaatlerini önceleyen, sağlık emekçileri ve hekimleri baskı altına alarak köleleştirme yasasıdır. İş barışını ortadan kaldıran, sağlık personelinin emeği sonucu hak ettiği ücretin lütuf gibi sunularak hukuk dışı, keyfi ağır yaptırımlar içeren bir ceza yasasıdır. İçeriği itibariyle anayasaya aykırı çok sayıda hüküm içermektedir. Bu haliyle sağlıkta şiddet içeren bir yasadır. Bu şiddet ekonomik şiddettir. AKP’nin anayasasızlaştırma ve hukuk dışı yönetim anlayışının dışavurumudur.

Cumhuriyet Halk Partisi sosyal demokrat bir parti olarak kamucu anlayışla, halkımızın sağlık hakkını her şeyin üzerinde tuttuğumuzu, İnsan hayatının sorumluluğunu taşımak gibi toplumda en ağır görevi yapan hekimler ve sağlık emekçilerinin iş güvenceli ve şiddetten uzak güvenli bir ortamda, özlük hakları korunarak, emekliliğine yansıyan temel ücretle çalışmayı hak ettiğini ifade ediyoruz.”


Gündem'den Öne Çıkan Haberler