31.08.2026
31.08.2026
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, CHP Parti Okulu Yönetici Eğitimleri kapsamında geldiği Kırklareli’nde bir dizi program gerçekleştirdi.
YILDIRIM KAYA, NASUH MİTAP’I MEZARI BAŞINDA ANDI
Yıldırım Kaya, Kırklareli programına Nasuh Mitap’ın mezarını ziyaret ederek başladı. Kaya, Nasuh Mitap’ı mezarı başında andı.
KIRKLARELİ’NDE CHP’YE YENİ ÜYE KATILIMI
Program kapsamında gerçekleştirilecek Parti Okulu İl Yönetim Kurulu Yönetici Eğitimi öncesinde, CHP’ye üye olmak isteyen bir kadın yurttaşın üyelik işlemi gerçekleştirildi. Kaya, yeni üyeye CHP’ye hoş geldin diyerek, yurttaşların siyasete aktif katılımının önemine dikkat çekti.
Programın ardından CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım, Kırklareli’nde basın toplantısı düzenleyerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan ve basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kaya şunları söyledi:
Değerli basın emekçileri, değerli yol arkadaşlarım, değerli Kırklarelililer;
Cumhuriyet Halk Partisi Parti Okulu olarak Türkiye’nin dört bir yanında sürdürdüğümüz İl Yönetici Eğitimlerimize bugün Kırklareli’nde devam ediyoruz. Kırklareli’ndeki eğitimimizi sıradan bir eğitim programı olarak görmüyoruz. Çünkü bugün, Köy Enstitülerinin aydınlanma meşalesini Trakya’da yakan Kepirtepe’nin topraklarındayız. Bu eğitimimizi; Kepirtepe Köy Enstitüsü’nü yaratanlara, orada emek veren eğitimcilere, toprağı işleyerek, üreterek, okuyarak ve okutarak Anadolu’nun aydınlanmasına omuz veren öğrencilere ve öğretmenlere armağan ediyoruz. Kepirtepe’yi kuranlara, yaşatanlara ve onun aydınlanmacı eğitim anlayışını bugünlere taşıyanlara selam olsun!
Kepirtepe bize şunu öğretti: Eğitim yalnızca dört duvar arasında ders anlatmak değildir. Eğitim üretmektir, paylaşmaktır, özgür düşünmektir. Aklın ve bilimin ışığında yürümek, Cumhuriyet’in özgür yurttaşını yetiştirmektir. Köy Enstitülerinde çocuklar yalnızca ders görmediler; okullarını yaptılar, toprağı işlediler, kitap okudular, sanatla buluştular, sorgulamayı ve üretmeyi öğrendiler. İşte bizim bugün “Kamusal Eğitim Cumhuriyeti” derken savunduğumuz anlayışın tarihsel köklerinden biri de Kepirtepe’dir. Biz yeniden; her çocuğun nitelikli eğitime ulaşabildiği, öğretmenin baş tacı edildiği, laik, bilimsel, demokratik ve kamusal bir eğitim düzeni kuracağız.
KIRKLARELİ, CUMHURİYETİN AYDINLIK YÜZÜDÜR
Kırklareli; Balkanlarla tarihsel bağları, üretim kültürü, tarımı, sanayisi ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığıyla Trakya’nın özel kentlerinden biridir. Lüleburgaz’ıyla, Babaeski’siyle, Vize’siyle, Pınarhisar’ıyla, Demirköy’üyle, Kofçaz’ıyla, Pehlivanköy’üyle Kırklareli bir bütündür. Bir yanında Istranca Ormanları, diğer yanında bereketli Trakya ovaları vardır. Ancak bu bereketli topraklarda yaşayan yurttaşlarımız bugün hak ettikleri refaha ulaşamıyor.
İstanbul’a yakınlığın getirdiği fırsatların yanında; sanayileşmenin, yapılaşmanın, nüfus hareketlerinin ve çevresel baskıların yarattığı sorunları da yaşıyor. Trakya’nın toprağını, suyunu, havasını korumak zorundayız. Ergene’nin kirliliği yalnızca bir çevre sorunu değildir; yaşam hakkı, tarım, halk sağlığı ve gelecek kuşaklar sorunudur. Trakya’nın derelerini kirletip toprağını zehirleyerek kalkınma olmaz. Biz kalkınmaya karşı değiliz; doğayı yok eden, insanı dışlayan ve yalnızca rantı büyüten kalkınma anlayışına karşıyız.
BU TOPRAKLAR ÜRETİYOR, AMA ÜRETEN KAZANAMIYOR
Kırklareli’nin uçsuz bucaksız ayçiçeği tarlaları, Türkiye’nin üretim gücünün simgelerinden biridir. Ama bugün ayçiçeği üreticisi emeğinin karşılığını alamıyor. Mazot, gübre, ilaç ve tohum maliyetleri çiftçinin belini büküyor. Üretici daha ürününü tarladan kaldırmadan ithalat politikalarının baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Kendi çiftçimizi desteklemek yerine tarımda dışa bağımlılığı büyüten bu anlayış kabul edilemez. Buğday üreticisinin, hayvancılıkla uğraşan yurttaşımızın, küçük esnafın, emeklinin ve işçinin sorunu aynı noktada birleşiyor:
Üreten kazanamıyor. Çalışan geçinemiyor. Emekli yaşayamıyor. Genç geleceğini göremiyor. Oysa sorun toprakta değildir. Sorun çiftçide değildir. Sorun, üreteni korumayan siyasal tercihlerdedir. Biz çiftçinin yeniden üretmesini, kooperatiflerin güçlendirilmesini, üreticinin tüccara ve ithalat politikalarına mahkûm edilmemesini istiyoruz.
GENÇLERİMİZ BARINMA VE BESLENME DERDİNE DÜŞMEMELİ
Kırklareli’nde eğitim alanında yaşanan sorunlar da Türkiye’nin genelinden bağımsız değildir. Kırklareli Üniversitesi öğrencilerinin, özellikle ilçe yerleşkelerinde yaşadığı barınma sorununu görmezden gelemeyiz. Bir üniversite öğrencisi okula başladığında ilk olarak, “Nerede kalacağım, kiramı nasıl ödeyeceğim, bugün ne yiyeceğim?” diye düşünüyorsa orada sosyal devlet görevini yerine getirmiyor demektir. Bizim anlayışımız nettir: Üniversite öğrencisinin barınması ve sağlıklı beslenmesi kamunun sorumluluğudur. Hiçbir gencimiz aç karnına derse girmeyecek. Hiçbir öğrencimiz yüksek kiralar nedeniyle eğitiminden vazgeçmeyecek.
Gençlerimizin karşı karşıya olduğu sorun yalnızca ekonomik de değildir. Uyuşturucu bağımlılığı ve sanal kumar gençlerimizi tehdit eden büyük bir toplumsal sorun haline gelmiştir. Gençlerimizi uyuşturucu baronlarına, sanal kumar çetelerine ve umutsuzluğa teslim etmeyeceğiz. Çünkü gençleri korumanın yolu yalnızca yasaklardan değil; onlara nitelikli eğitim, iş, kültür, sanat, spor ve gelecek umudu vermekten geçer.
NASUH MİTAP’I KIRKLARELİ’NDE ANMADAN GEÇEMEM
Kırklareli benim için ayrıca özel bir kenttir. Çünkü bu topraklar, Türkiye devrimci hareketinin unutulmaz isimlerinden Nasuh Mitap’ın memleketidir. Nasuh Abi; gençliğin mücadelesinde sorumluluk üstlenmiş, 12 Mart’ı ve 12 Eylül’ü yaşamış, yıllarca cezaevinde kalmış ama inandığı değerlerden vazgeçmemiş bir mücadele insanıydı. Onu mütevazılığıyla, öğreticiliğiyle, dayanışmacılığıyla ve gençlere bıraktığı mücadele kültürüyle hatırlıyoruz. Kırklareli’nin yetiştirdiği Nasuh Mitap’ı burada bir kez daha saygıyla, sevgiyle ve özlemle anıyorum. Onun şahsında bu toprakların yetiştirdiği bütün aydınları, eğitimcileri ve mücadele insanlarını saygıyla selamlıyorum.
30 AĞUSTOS’UN 104. YILINDAN KIRKLARELİ’NE
Dün, 30 Ağustos Zafer Bayramımızın 104. yılını büyük bir coşkuyla kutladık. 104 yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları yalnızca işgal ordularını yenmediler; bağımsızlığın, Cumhuriyet’in ve egemenliğin millete ait olmasının yolunu açtılar. Kırklareli’nin ve Trakya’nın Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet devrimlerine nasıl sahip çıktığını çok iyi biliyoruz. Cumhuriyet bize yalnızca bir yönetim biçimi bırakmadı. Bağımsızlığı, yurttaşlığı, laikliği, kadın-erkek eşitliğini, çağdaş eğitimi ve geleceğe umutla bakma iradesini bıraktı. Şimdi bizim tarihsel sorumluluğumuz bellidir:
CUMHURİYET’İ DEMOKRASİYLE TAÇLANDIRMAK!
Hukukun üstünlüğünü yeniden kurmadan, kuvvetler ayrılığını işler hale getirmeden ve Meclisi millet iradesinin gerçek merkezi yapmadan Cumhuriyet’in ikinci yüzyılındaki görevimizi tamamlamış sayılmayız. Türkiye bugün tek adam rejiminin yarattığı ağır bir yönetim kriziyle karşı karşıyadır. Ekonomideki sorunların, eğitimdeki çöküşün, tarımda üreticinin içine düştüğü çıkmazın ve gençlerin gelecek kaygısının temelinde demokratik hukuk devletinin kurumlarının zayıflatılması vardır. Bu nedenle Türkiye’nin önündeki görev yalnızca iktidarı değiştirmek değildir. Rejimi demokratikleştirmek, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmek ve egemenliği yeniden kayıtsız şartsız millete teslim etmektir.
GÜN GELECEK, DEVRAN DÖNECEK!
Kırklareli’nin sorunları çözümsüz değildir. Trakya’nın sorunları çözümsüz değildir. Türkiye’nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Yeter ki halktan yana siyasi irade olsun. Yeter ki üretenden, emekçiden, emekliden, öğrenciden ve öğretmenden yana bir iktidar olsun. Yeter ki devletin kaynakları bir avuç ayrıcalıklı kesim için değil, 86 milyon yurttaşımız için kullanılsın. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun mücadelesini veriyoruz. Kepirtepe’nin aydınlanma ateşini yeniden büyüteceğiz. Kırklareli’nin bereketli topraklarında üreticiyi yeniden ayağa kaldıracağız. Gençlerimizi umutsuzluğa değil geleceğe hazırlayacağız. Çocuklarımızı tarikatların, cemaatlerin ve piyasanın insafına terk etmeyeceğiz. Kamusal Eğitim Cumhuriyeti’ni kuracağız. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Hiç kimse karamsarlığa teslim olmasın. Çünkü bu ülkenin Kepirtepe’yi kuran iradesi vardır. Bu ülkenin 30 Ağustos’u kazanan iradesi vardır. Bu ülkenin Cumhuriyet’i kuran iradesi vardır. Gün gelecek, devran dönecek! Cumhuriyet demokrasiyle taçlanacak! Halkın iktidarı mutlaka kurulacak! Bu umudun, bu değişimin ve bu büyük yürüyüşün güçlü seslerinden birinin Kırklareli’nden, Trakya’dan bütün Anadolu’ya yayılacağına yürekten inanıyorum. Kepirtepe’nin aydınlık çocuklarına selam olsun! Üreten Kırklareli’ne selam olsun! Cumhuriyet’e ve demokrasiye inanan Trakya’ya selam olsun! Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.
31.08.2026
31.08.2026
31.08.2026
31.08.2026