11.02.2026

Suat Özçağdaş: "Kız Çocuklarının ve Kadınların Bilimle Buluştuğu Eşit, Özgür ve Laik Bir Türkiye'yi Kurmaya Kararlıyız"

CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, "Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılında Eğitimde ve Bilimde Eşitlik" panelinde "Cumhuriyet'in bize bıraktığı en büyük miras bilime ve eğitime herkes için erişilebilir kılma mücadelesidir. Kız çocuklarımızın yeri evlerin mutfakları veya merdiven altı yapılar değil, üniversitelerin kürsüleri, bilim merkezlerinin laboratuvarları ve yönetim kademeleridir. Biz bu mirası savunmaya, kız çocuklarının ve kadınların bilimle buluştuğu eşit, özgür ve laik bir Türkiye'yi kurmaya kararlıyız" dedi.

11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü kapsamında Bakırköy Belediyesi Tarık Akan Kültür Merkezi'nde "Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılında Eğitimde ve Bilimde Eşitlik" paneli düzenlendi. Panele Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu, CHP İlçe Başkanı Gizem Başaran, CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka ile Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş katıldı. Açılış konuşmasını yapan Suat Özçağdaş, şunları söyledi:

"CHP olarak koşar aradım iktidara gidiyoruz. Biz koşar adım olarak iktidara giderken iktidar da bizi durdurabilmek için elinden gelen her şeyi haksızca, hukuksuzcaa yapmaya devam ediyor. Zalim elbette zalimliğini yapacak. Ama biz de mücadelemize devam ediyor olacağız. Bugün biz de CHP'nin eğitimde eşitlik, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında neler yaptığını, neler yapmak istediğini konuşmak için buradayız. Kadınlar Türkiye'de ve dünyada haklarını almak için çok büyük mücadeleler verdiler. Yaşamlarını kaybedenler oldu. 8 Mart oldu. Bu ülkede haklarını almak için mücadele edenler oldu. Her şey için neredeyse mücadele etmek gerekti. Örneğin posta vekaletinde işe girmek için eylem yapmak gerekti. Türkiye'nin ilk kadın avukatı öğlen yemeği yiyebilsin diye mücadele etmek gerekti.

"Bu 200 yıllık bir kavgadır"

Bir zihniyet var. O zihniyetle bizim kavgamız 22 yıllık bir kavga değildir. CHP'nin Adalet ve Kalkınma Partisi'yle kavgası 1 Kasım 2002'de başlamış bugün 23'üncü yılına girmiş olan bir kavga değildir. Bu 200 yıllık bir kavgadır. Daha öncesi de vardır. Kadının toplumdaki yeri meselesi bazen söyleyince çok kızıyorlar, ilericilerle gericiler arasındaki turnasol testlerinden bir tanesidir. Bugün Türkiye'de kadınların bilimdeki varlığı bireysel başarı hikayelerinde ayakta duruyor ama sistemin kendisi kadınları desteklemiyor. Kadınlar sisteme rağmen ilerliyorlar aslında. Rüzgara karşı bir ilerleme halleri var kadınların. Akademide kadın araştırma oranı yüksek gibi görünse de üst seviyeye geldiğinde kadınların yönetici olamadığını görüyoruz."

"Çok övünüyorlar, 208 tane üniversite var 17 kadın rektör var"

Özçağdaş, bazı fotoğraflar göstererek Adalet ve Kalkınma Partisi'nde kadın yöneticilerin yer almadığını belirterek, şöyle devam etti:

"Dünya reisi herkesin kıskandığı şahsiyet, Recep Tayyip Erdoğan'ın kabinesi. Orada kıymetli arkadaşımız Yusuf Tekin bir kenara koyarak söylüyorum, bir tane kadın var. O da neyden sorumlu? Aile ve Sosyal Hizmetler'den sorumlu. Kadının yeri aile. Bir tane de kadın almak lazım kabineye dolayısıyla onun da orada olması lazım. Peki CHP'de ne? CHP'nin içindeki kendi gölge kabinesinde kadınlarla erkekler eşittir. Dolayısıyla bu bir zihniyet farklılığı. Bakın bunlar, bu arkadaşlar rektör. Bu rektörlerin içinde sadece 17 tane kadın rektör var. Çok övünüyorlar. 208 tane üniversite var. 17 kadın rektör var. Bunların da sadece 4'ü devlet üniversitesinde. Şimdi kabine öyle olunca rektörler de böyle oluyor. Bu da il milli eğitim müdürleri. Araya kaçmış bir kadın var. Çok ayıp etmişler. Hepsi burada. Şimdi tablo böyle olunca dün büyük bir işmiş gibi bir sosyal medya paylaşımı yaptılar. Bu da İstanbul'u yönetenler. Bunlar başarılı ama aralarına kadın almamışlar. Bu bir zihniyet meselesidir. Tabii sorun yalnızca üniversitede değil, asıl kırılma çocuklukta yaşanıyor. Bir devletin asli görevi, yoksul bir mahalledeki, veya bir köydeki kız çocuğunun merakını, en modern laboratuvar imkanlarıyla buluşturmaktır. Biz böyle inanıyoruz."

"Kız çocuklarının ve kadınların bilimle buluştuğu eşit, özgür ve laik bir Türkiye'yi kurmaya kararlıyız"

Özçağdaş, CHP iktidarında eğitimde neler yapacaklarını da şöyle anlattı:

"Biz kendi iktidarımızda yaş kimlik, cinsiyet, inanç, aile, ekonomik durum, yerleşim yeri, engellilik durumu fark etmeksizin tüm çocukların ve yurttaşların kamusal eğitime ücretsiz erişim hakkını güvence altına alacağız. Yükseköğretim sistemi liyakate ve etik ilkelere dayandırılacak fırsat eşitliği ve toplumsal cinsiyet eşitliğini benimseyeceğiz. Dijital yeşil ve mor dönüşümü benimseyen dünyaya açık bir eğitim, araştırma ve topluma hizmet ortamı oluşturacağız. Devletin eğitim sorumluluğunu hiçbir şekilde dernek, vakıf, cemaat, tarikat, STK, siyasi yapı ve benzeri üçüncü taraflara devretmeyecek bu ilkeye aykırı hiçbir protokole, anlaşmaya, iş birliğine ve uygulamaya izin vermeyeceğiz. Zorunlu eğitim kademelerini öğrencilerin gelişimsel süreçleri göz önünde bulundurarak yapılandıracak Milli Eğitim Temel Kanunu'na uygun şekilde bilimsel, laik ve karma eğitim esasını uygulayacağız. Kronik sağlık sorunları, engellilik durumu gibi zorunlu durumlar dışında zorunlu eğitim kapsamındaki tüm öğrencilerin örgün eğitime devam etmesini sağlayacak, okula devam etmeyen öğrencilerle ilgili izleme ve takip sistemleri oluşturacağız. Cumhuriyetin bize bıraktığı en büyük miras bilime ve eğitime herkes için erişilebilir kılma mücadelesidir. Kız çocuklarımızın yeri evlerin mutfakları veya merdiven altı yapılar değil, üniversitelerin kürsüleri, bilim merkezlerinin laboratuvarları ve yönetim kademeleridir. Biz bu mirası savunmaya, kız çocuklarının ve kadınların bilimle buluştuğu eşit, özgür ve laik bir Türkiye'yi kurmaya kararlıyız. 11 Şubat'ın kız çocuklarımız için sadece bir anma değil gerçek bir fırsat eşitliği devriminin başlangıcı olmasını diliyorum. Tüm kadın bilim insanlarımızı saygıyla selamlıyor, panelimizin verimli geçmesini temenni ediyorum."