12.02.2026
12.02.2026
CHP EKONOMİ EŞGÜDÜM KONSEYİ İLK TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL SEKRETERİ SELİN SAYEK BÖKE:
"HALKIN KAYNAKLARINI HALK İÇİN KULLANACAK YENİ BİR DÜZEN KURUYORUZ"
“İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ EKONOMİK KRİZE MAHKÛM DEĞİLİZ, BU DÜZENİ DEĞİŞTİRECEK REÇETE CHP'DE HARFİ HARFİNE HAZIR”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Ekonomi Eşgüdüm Konseyi’nin (EEK) ilk toplantısının ardından yaptığı basın açıklamasında, Türkiye’yi ekonomik buhrandan çıkaracak bütüncül kalkınma stratejilerini ve halkçı ekonomi vizyonunu kamuoyuyla paylaştı.
CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, "Halkın kaynaklarını ranttan yana değil, verimli ve halkın yararına kullanacak yeni bir düzeni bugünden inşa etmeye başladık" dedi. Böke, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
Değerli basın emekçileri, bizleri ekranları başında izliyor olan saygıdeğer yurttaşlarımız, hepinizi saygı ve sevgilerimizle selamlıyoruz. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi Ekonomi Eşgüdüm Konseyi'nin ilk toplantısını Genel Merkezimizde gerçekleştirdik. Saray iktidarı ülkemizi derin bir ekonomik bunalıma sürükledi. Bu bunalımdan ülkemizi çıkartacak olan ve ülkemizin eşitlikçi, adil, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir kalkınma hamlesini gerçekleştirmesi için ihtiyacımız olan bütüncül politikalarımızı; parti programı hazırlığında yaptığımız gibi bugün de çalışmalarımızla sürdürüyoruz.
Kurultayımızda delegelerimizin oy birliği ile kabul edilmiş olan yeni parti programımızda yer alan kalkınma ve sosyal devlet programlarımız, bu politikalarımızın temel çerçevesini oluşturuyor. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizde ise Yürütme Kurulumuz, politika kurullarıyla birlikte hükümet programımızı da bunu kendisine temel alarak hazırlıyor. Ve en önemlisi; bu politikalarımız halkımızın takdirini kazanan başarılı uygulamaları ile yıllardır yerel iktidarlarımızda hayata geçiriliyor.
ÖNCELİKLİ HEDEFİMİZ; KAMUNUN KAYNAKLARININ EN VERİMLİ ŞEKİLDE KULLANILMASINI GÜVENCE ALTINA ALMAK VE HALKIN YARARINI BÜYÜTECEK ADIMLARI ATMAK
Bugün Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından birisi; halkımızın alın teri ve emeğiyle ortaya çıkan kaynakların; ranttan yana, verimsizce ve iktidarı iktidarda tutmak uğruna, açık siyasi tercihlerle "kara düzenden" yana kullanılmasıdır. Bu nedenle ortaya koyduğumuz ekonomik ve sosyal politikalar ile birincil ve öncelikli hedefimiz; kamunun kaynaklarının, yani halkın emek emek elde ettiği kazançtan ödediği vergilerin en verimli şekilde kullanılmasını güvence altına almak ve halkın yararını büyütecek adımları atmaktır.
Bunun sağlanması için de politikaların eşgüdüm içerisinde, birbiriyle konuşarak, kapsayıcı ve katılımcı süreçlerle oluşturulması çok önemlidir. İşte bugün ilk toplantısını gerçekleştirdiğimiz Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin temel amacı da tam da bunu gerçekleştirmektir: Halkın kaynaklarının halk için kullanılmasını sağlamak, verimli kullanılmasını güvence altına almak yani kamucu anlayışımızla Türkiye'yi var olan zenginliklerini halk için kullanacağı yeni bir düzene kavuşturmaktır.
Bir yandan da politikaların birbiriyle bütüncül olması, birbirini ezen değil birbiriyle konuşan ve o katılımcılıkla hazırlandığı için de halkın sorunlarına bütüncül bir perspektifle çare üreten bir planlamacı yaklaşım, bir öngörülebilirlik perspektifi, ölçme-değerlendirmeye imkan verecek etki analizlerinin yapılması yani veriye inanan, veriyi değerlendiren, bunu tartışabilecek özgüvene sahip ve dinamik bir şekilde kendini yenileyebilen bir kalkınmacı yeni devlet vizyonuna ihtiyacımız var.
İşte bugün ilk toplantısını gerçekleştirdiğimiz Ekonomi Eşgüdüm Konseyimiz, bugün iktidarın yapmadığı bu anlayışı bugünden iktidar olma iddiasıyla yaşatmak üzere yola koyulmuş bulunuyor.
ULUSAL PLANLAMA AJANSI’NIN İLK ADIMLARI
Sağlayacağımız bu eşgüdüm, kurduğumuz konsey ile iktidarımızda kuracağımız Ulusal Planlama Ajansı'nın (UPA) da ilk adımlarını çok güçlü bir biçimde atıyor. Biz planlamanın Türkiye'nin önünü açacağını, öngörülebilirlik sağlayarak rekabeti güçlendireceğini dolayısıyla verimli yatırım yapmaya aç, açık, dinamik olan üreticilerimizi de ekonomide yeniden canlandıracağını çok iyi biliyoruz.
İşte bu konsey, tam da o iktidar iddiasını iktidar olmadan önce dahi yaşatacak bir kararlılıkla yola koyuldu. Ve bu konsey gücünü partinin MYK’sının çalışmalarından, CAO’da Yürütme Kurulu’nuın çalışmalarından, Meclis’te Meclis Grubumuzun- Milletvekillerimizin çalışmalarından, yerel iktidarlarda yerel yönetimlerimiz çalışmalarından ve en önemlisi örgütümüzün sahada sürekli olarak yurttaşın içerisinde olarak ortaya çıkardığı sorun ve çözüm önerilerinden alıyor; tüm bunlardan beslenmeye de devam edecek. Zaten gücünü de bu demokratik anlayışa, birlikte üretme kararlılığına ve bu iktidarın tek adam anlayışının aksine birlikte bir güç olma kararlılığını gösterme özgüveninden kazanıyor.
EKONOMİ EŞGÜDÜM KONSEYİNİN YAPISI
İlk toplantımız olması nedeniyle kısaca CHP'nin Ekonomi Eşgüdüm Konseyinin yapısını da sizlerle paylaşmak isterim. Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, partimizin Merkez Yönetim Kurulu ile Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizde Yürütme Kurulunda gölge bakanlık görevini sürdüren politika kurul başkanlarımızın da katılımıyla yürütülecektir. Bu koordinasyonu sağlamak üzere de Genel Sekreter ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Genel Koordinatörü de bu çalışmaların birer parçasıdır. MYK'mızdan; Ekonomi Politikalarından Sorumlu, İşveren Örgütleri, Meslek Birlikleri ve STK'lardan Sorumlu ve İşçi Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından sorumlu Genel Başkan Yardımcılarımız konseyde yer almaktadır. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulumuzdan ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Hazine ve Maliye, Kültür ve Turizm, Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman, Ticaret, Ulaştırma ve Altyapı Politika Kurulu Başkanlarımız, gölge bakanlarımız bu konseyde yer alacaktır. Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, bu anlamıyla yapısı zaten bunu çok açık ortaya koyuyor; ekonominin tüm yönlerini içeren, ekonomik hayattaki tüm paydaşları ve toplumsal kesimleri temsil eden bir kapsayıcılık içerisinde faaliyetlerini yürütecektir.
BİR AVUÇ YANDAŞIN DEĞİL TÜM TÜRKİYE'NİN HEP BİRLİKTE KAZANACAĞI BİR PROGRAMI HEDEFLİYORUZ
Bir yandan da konseyimiz dünyadaki gelişmeleri, ulusal ülkemizdeki ekonomik gelişmeleri takip edecek. Bu gelişmeler doğrultusunda etki analizleri yapacak ve halkımızın sorunlarını çözecek en etkin politikaları barındıracak olan kalkınma stratejimizi; dinamik, hızlı, etkin bir yönetim anlayışıyla sürekli geliştirecek ve yurttaşlarımızla paylaşacaktır.
Parti programımızın yani ‘Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye’ programımızın ortaya koyduğu sosyal demokrat, ekonomik vizyonumuz konseyimizin çalışmalarının da kuvvetli temelini oluşturacak. İktidarımızda uygulayacağımız bu politikalar ile Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında yurttaşımızın güçleneceği, geleceğe dair kaygı değil umudun büyüyeceği, güvenin var olacağı ve Türkiye'de bir avuç yandaşın değil tüm Türkiye'nin hep birlikte kazanacağı bir programı hedefliyoruz ve bu hedefe dair ilk tartışmalarımızı da bugün gerçekleştirdik.
7 BÖLGEDE, 81 İLDE GERÇEKLEŞTİRECEĞİMİZ SAHA ÇALIŞMALARINI BİR PROGRAMA BAĞLADIK
Nitelikli büyüme; eşitlikçi, adil, sürdürülebilir, kapsayıcı bir kalkınma temel hedefimizdir. Ve bu kapsamda konuşacağımız her politika aracı da işte bu hedefi yani yurttaşı zenginleştirecek, hep birlikte zenginleştirecek, toplumu kalkındıracak, ekonomimizi dünyada güçlü bir aktör haline getirecek adımları mutlaka barındıracak şekilde tartışılmıştır. Nasıl ki parti programımızı çok katılımcı, çok kapsayıcı bir süreçte yazdıysak, yani masa başında değil halkın içinde o sorunları yaşayanlarla birlikte yazdıysak, bundan sonraki çalışmalarımızı da öyle yapmaya devam edeceğiz. Dolayısıyla Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizde bugün yedi bölgede 81 ilde gerçekleştireceğimiz saha çalışmalarını, örgütümüzle birlikte çoğaltacağımız sesi de değerlendirdik ve bir çalışma programına bağladık.
İKTİDARIN VİTRİNİNDE İSİMLER DEĞİŞİR AMA KARA DÜZEN DEĞİŞMEZ
İktidarın tercihleri açık. Ekonomi bir siyasi tercihler bütünüdür. Bu tercihlerine iktidarın bir program bile denemez; ülkemiz ve milletimiz için ağır bir yıkım denebilir ancak. İktidarın vitrininde isimler değişir ama kara düzen değişmez. Halkı yoksullaştıran, ranttan yana siyasi tercihlerde ısrar eden ve kurdukları kara düzeni perçinleyen bir iktidar var karşımızda. Biz ise çok kararlılıkla bu farklı iş yapma biçimimizden çok somut politika önerileriyle yurttaşı merkezine alan ve halkın sorunlarını halkla çözecek olan bir anlayışı ortaya koyuyoruz. İktidar; yüksek faiz, yüksek faizle döviz ve gelirleri de baskılamaya dayanan bir kısır politikayı iki buçuk yıldır uyguluyor. Bu kısır politikanın işe yaradığı yer yok. Halkın omuzlarına iktidar bir büyük maliyet yüklemiş. Bir yandan da hala enflasyon ve hayat pahalılığı hayatın gerçeği olmaya devam ediyor.
ENFLASYON BEKLENTİLERİ YILIN DAHA İLK ENFLASYON RAPORUNDA İKİ PUAN BİRDEN YÜKSELTİLDİ
Enflasyon bu yılın ilk ayında beklentilerin dahi üstünde yüzde beş düzeyinde çıkmış. Yıl sonu için belirlenen yüzde 16'lık hedef daha yılın ilk ayında gerçekçi olmaktan çıkmış, rafa kaldırılmış. Ve enflasyonun içerisinde en ağır yükün hissedildiği alanlar da yurttaşın temel ihtiyaç alanları; gıda ve barınma. Enflasyon beklentileri yılın daha ilk enflasyon raporunda iki puan birden yükseltildi. Bu artışın bir puanını TÜİK'e yıkmaya çalıştılar; ‘TÜİK metodolojisini değiştirdi’ dediler, oysa TÜİK'in enflasyon hesaplamasında yöntem değişikliğine gideceği aylardır biliniyordu. Eksik olan ne? Kurumlar ve kurullar arası diyalog. Birlikte yönetme iradesi. Niye? Her şey tek adamın ağzına bakıyor.
BİRLİKTE ÇALIŞMA KÜLTÜRÜNÜ YERLEŞTİREREK ENFLASYONU KALICI BİR BİÇİMDE HAYATIMIZDAN ÇIKARTACAĞIZ
Oysa ki bugün bizim yaptığımız gibi Ekonomi Eşgüdüm Konseyinde birbiriyle konuşan, tartışan, birlikte bir ortak fikir üreten, birbirinin ne yapacağından önden haberi olan, buna göre adımları gerektiği zaman atıp birbirinin arkasına sığınmayan bir anlayışa ihtiyacımız var. İşte Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi tam da bunu yapmaya geliyor. Merkez Bankası'nın TÜİK'le iletişim halinde olacağı, birbirini duyacağı, gerekli hazırlıkları planlı bir şekilde yapacağı bir iktidarı kurmaya geliyoruz. ‘Onlar hesap değiştirdi’ deyip arkasına sığınılacak bir düzene izin vermeyeceğiz.
CHP olarak biz sadece kurumsal işleyişimizi değiştirerek yurttaşımızın refahını artırıyor olmayacağız. Biz enflasyonu da kalıcı bir şekilde düşürmeye kararlıyız. Bugün konsey toplantımızda etraflıca hayat pahalılığı ve enflasyon sorununu da ele aldık. Ve bunlar sonucunda para politikası, finansal politikalar, maliye, üretim, istihdam politikalarında; bir uyum, bir eşgüdüm, birlikte çalışma kültürünü yerleştirerek enflasyonu kalıcı bir biçimde hayatımızdan çıkartacağız.
ÜRETİMİ CANLANDIRACAK, GIDA ENFLASYONUNU KALICI OLARAK HAYATIMIZDAN ÇIKARTACAĞIZ
Ne yapacağız diye sorarsanız, kalkınma politikalarımızla ortaya çıkacak olan üretimi bugün çok kapsamlı bir şekilde tartıştık. Üretimi canlandıracağız. Üretim canlanınca fiyat baskıları azalacak, enflasyon düşecek, dışa bağımlılık azalacak, döviz kuruna duyarlı bir fiyatlama ortadan kalkacak ve bağımsız bir Merkez Bankası, güçlü rezervler ve planlama esaslı bir ekonomi yönetimiyle öngörülebilirlik ortaya çıkacak. Bu öngörülebilirlik güven tesis edecek. Tesis edilen güven risk primlerini düşürecek ve tüm bunlar yurttaş açısından refahın arttığı, hayat pahalılığının bittiği bir düzen anlamına gelecek. Yani bugün iktidarın yaptığı gibi TÜİK'in fiyat düzenlemesi veya kompozisyon değişikliğinin bahanesine sığınan değil, açık ve detaylı bir reçeteyi ortaya koyan bir anlayışla buradayız.
Ve bu üretim değişikliğinde; eğitim, sağlık, barınma gibi alanlarda kamunun etkinliğini ve rolünü arttırarak kimsenin özel okullara mahkûm edilmeyeceği, hastanelerde para ödeyen müşteri değil hakkı olan sağlık hizmetini alan yurttaşların geleceğini kuracağımız için de kira yükü azalacak, özel hastane yükü azalacak, özel sağlık harcama yükü azalacak, özel okul yükü azalacak, yurttaş açısından enflasyon düşecek.
Ve bugün çok detaylı bir şekilde yine enflasyon ve hayat pahalılığına çare olacağını çok iyi bildiğimiz tarım politikalarımızı ve üretim stratejimizi de konuştuk. Gıda enflasyonunu kalıcı olarak hayatımızdan çıkartacağız. Öngörülebilirlik ve planlamacı bir anlayış çiftçiye destek olacak. Garantili bir alım mekanizması, garantili fiyatlar ve önden belirlenmiş fiyatlarla çiftçi ‘ne yapayım’ diye düşündüğü değil, ‘nasıl daha çok üretirim’ diye şevkle Anadolu'yu şenlendirdiği bir üretim modelinin parçası olacak. Bu kamu anlayışı; kooperatifleşmeler, markalaşmalarda desteklemelerle üretime bütüncül bir yaklaşımla bakarak tarımı canlandıran, dolayısıyla sofraya gelecek gıdanın fiyatını düşüren bir vizyonu ortaya koyuyor. Bugün Ekonomi Eşgüdüm Konseyi toplantımızda bunların reçetelerini detayıyla hazırladık.
NİTELİKLİ İSTİHDAM DÖNÜŞÜMÜ İLE EKONOMİYİ EMEKTEN YANA DÖNÜŞTÜRMEYE KARARLIYIZ
Bir yandan da Türkiye'de tarihi yüksek seviyelerde bir işsizlik sorunu mevcut. 11.6 milyon yurttaşımız, bugün gerçek anlamıyla işsiz. Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizde üretim temelli bir kalkınmanın reçetelerini detayıyla konuştuk ve konuşmaya devam edeceğiz. Bir nitelikli istihdam dönüşümü ile ekonomiyi emekten yana dönüştürmeye kararlıyız. Yeşil dönüşüm ile ekonomiyi bugünün iklim krizine dayanıklı ve iklim krizini çözmeye de talip olan bir şekilde dönüştüreceğiz. Tüm bu dönüşümler daha çok iş demek, daha çok istihdam demek. Yani işsizlik sorununu çözen bir üretici ve üretim gücüne dayalı bir kalkınma demek. Mor dönüşüm ile ekonomik eşitlikçiliği ve kapsayıcılığı sağlayacağız; daha çok iş, daha çok istihdam demek. Dijital dönüşüm ile yenilikçiliği, verimliliği ekonominin merkezine taşıyacağız; daha çok iş, daha çok istihdam demek. Yani kuracağımız yeni düzende ve üretimi merkezine alan konseyimizin çalışmalarıyla bundan sonra Türkiye'de işsizlik sorununun konuşulduğu değil, asgari ücretin tartışıldığı değil, daha çok iş ve istihdam alanlarının zenginlik yarattığı ve kimsenin asgari ücrete veya işsizliğe mahkûm olmadığı bir düzeni kurmanın reçetesini de en somut haliyle yazıyoruz.
KAPSAMLI BİR SOSYAL GÜVENLİK REFORMUNU HAYATA GEÇİRECEĞİZ
Bu ekonomik sorunlar bir yanıyla da ağır bir sosyal krize de yol açmış durumda. Krize karşı Türkiye'nin dört bir tarafında örgütlenerek demokratik bir şekilde haklarını arayan, haysiyetli bir yaşam talep eden emekçiler; bilin ki yanınızdayız ve sonuna kadar yanınızda olacağız.
Bugün Ekonomi Eşgüdüm Konseyi toplantımızda bu kapsamdaki politikalarımıza dair kararlılığımızı da bir kez daha ortaya koyduk. İktidarın emeklilere yaklaşımı, tercihleri çok açık ve bir kez daha siyasal bir tercihe dayanıyor. Yıllarca alın teri dökmüş, emek vermiş, emekli olmuş yurttaşlarımıza sosyal yardıma muhtaç kişi olarak bakacak bir konuma taşımış olan bir iktidarla karşı karşıyayız. Onlara verilecek olan bir lütfu da hakkı olan emeklilik maaşı olarak değil de sosyal yardım olarak gören bir anlayışla karşı karşıyayız.
Kapsamlı bir sosyal güvenlik reformuna ihtiyaç olduğu açık. Bu sorunlar yapısal sorunlardır ve biz bu kapsamlı sosyal güvenlik reformunu Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Gölge Bakanımızın başkanlığında çalışmaya devam edeceğiz ve hayata geçireceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak prim günlerinde adalet, emekli maaşlarında güncelleme katsayısı, aylık bağlama oranı, aylıkların alt sınırı ve aylıkların artırılma yöntemi emeklilerin refahını yükseltecek şekilde mutlaka düzenlenecek. Bu bir siyasi tercihtir; Türkiye'nin bunu yapacak kaynağı olduğunu da bu kararlılıkla bugün konseyimizde konuştuk. Ayrıca bugün konseyimizde bu kapsamda 2023 yılında yapılan seyyanen zam düzenlemesinin yarattığı hak kayıplarını da değerlendirdik ve bu hak kayıplarını gidermek için kalıcı düzeltme yapmak üzere de tekliflerimizi hazırlıyoruz, hayata geçireceğiz.
BU İKTİDAR, BU YIL BÜTÇEDEN 240 MİLYAR LİRAYI RANT PROJELERİNE AKTARACAK
Bu iktidar açık siyasi tercihleri ile iktidarı boyunca yaklaşık 65 milyar dolarlık özelleştirmeye imza attı. Bir yandan da rant projeleriyle Kamu Özel İşbirliği projesi adı altında kamuyu toplamda 150 milyar dolarlık bir garanti yükünün altına soktu ve sadece bu yıl bütçeden rant projelerine 240 milyar lira –bazen rakam çok konuşulunca unutuluyor– 240 milyar lirayı bu rant projelerine aktarmak üzere bütçeye koydu. Ve bu iktidar şimdi de Cumhuriyetin mirası olan, Cumhuriyetin cevherleri olan, annemizin, babamızın, dedemizin emeğiyle, alın teriyle ortaya çıkmış kaynaktan yapılmış olan köprüleri, otoyolları satacağına dair bir iradeyi bize yabancı basın üzerinden bildirdi. Cümlenin her tarafı abes. Kamunun elindeki köprüler ve otoyollar kar ediyorlar, zarar etmiyorlar. Halkın ihtiyaç duyduğu kaynakları yaratıyorlar. Vatandaş rant projelerindeki ücretlere kıyasla bu köprü ve otoyollardan çok daha uygun imkanlarla yararlanıyor. Ve bu satılacak olan köprü ve otoyollar Cumhuriyet döneminin değerleri; iktidarın döneminde yapılmış da değiller. O kendilerinin çok övündüğü icraatçı yaklaşım var ya hani icraat? Yapılmış olan icracı projeleri satmaya koyulmuş bir iktidarla karşı karşıyayız. Ve tekrar edeyim; dedelerimizin, annelerimizin, babalarımızın, anneannelerimizin elde ettiği emeklerinden kazancıyla yapılmış olan köprüler ve otoyollar. İktidar bu köprü ve otoyolları da yabancılara satmaya kalkıyor. Çünkü bu iktidarın siyasi tercihi bu, ekonomik anlayışı bu. Biz burada itiraz ederken itirazımız şunadır: Bunlar halkındır. Milletin malını kimsenin satmaya hakkı yoktur. 2012 yılında bu konu gündeme geldiğinde, vatana ihanet anlamına geleceğini söyleyip yapılmayacağına dair karar vermişlerdi. Ne oldu da bugün vatana ihanet olmaktan çıktı? Tam da ihanetin kendisidir bu. Yurttaşın emeğiyle var ettiği, gelir-kâr yaratan ve yurttaşın kullandığı yolları, köprüleri yandaşa, yurttaşın aksine yabancıya satmak tam da kendi kelimeleriyle vatana ihanet değil de nedir? İşte bu nedenle bu konuya dair kararlı bir politikayı ve mücadeleyi halkımızla birlikte yürüteceğimize dair kararlılığımızı da Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizde konuştuk.
BÜTÇEDE GEÇİCİ RAHATLAMALAR YARATMAK UĞRUNA GELECEK KUŞAKLARIN MİRASLARINI YEMEYE KİMSENİN HAKKI YOKTUR
Bir yandan da bu köprülerin, otoyolların bakım onarım konusu var. Biliyorsunuz bu konu kamusal sorumluluk gerektirir. Bu kamusal sorumluluk özel sektöre devredildiğinde elektrikte gördük; orman yangınları, aylarca yıllarca elektriksiz bırakılan yurttaşlarımız... Şimdi aynı şeyi köprülere, otoyollara yapmaya kalkıyorsunuz; buna izin vermeyeceğimiz açıktır. Bu bütçede geçici rahatlamalar yaratmak uğruna gelecek kuşakların miraslarını yemeye kimsenin hakkı yoktur. Ve bu gelecek kuşakların gelirlerini ipotek altına alacak olan projelere itiraz eden ve kendi ulaştırma altyapımıza sahip çıkan icraatçı bir yaklaşımla politika yapmaya da devam edeceğiz.
Ekonomi Eşgüdüm Konseyimiz yaptığı değerlendirmeler ile bu konuda halkımızı bilgilendirmek ve iktidarın bu politikaları karşısında alternatif anlayışımızı tüm halkımızla paylaşmak üzere kapsamlı bir çalışma programını da oluşturmuştur. Kararlılıyız; bu yağma girişimine karşı her alanda mücadele edeceğiz ve gelecekte de köprülerin ve otoyolların milletin olduğu bir düzeni, icraatçı güçlü bir anlayışla mutlaka gerçekleştireceğiz.
AVRUPA BİRLİĞİ VE GÜMRÜK BİRLİĞİ'NİN GÜNCELLENMESİ
Türkiye bu derin ekonomik ve sosyal krizi ve bunalımı yaşarken dünya da yerinde durmuyor. Bir yandan küresel ekonomi ile uluslararası ticarette de büyük sarsıntılar ve kopuşlar yaşanıyor. Küresel siyasette kural temelli düzen iddiası jeopolitik gerilimlerle ortadan kalkıyor ve bunun ekonomik yansımaları eşliğinde de her birimiz derinden bunun etkilerini hissediyoruz. Küresel ekonomide daha fazla korumacılık, daha bölgeselci bir yaklaşım da hızlanıyor.
Dünya sahnesinde bunlar yaşanırken parti programımız tam da bunları tespit etmiş ve buna karşı Türkiye ekonomisini dirençli kılacak olan politika önerilerini de vizyonumuzun bir parçası yapmıştı. Bu gelişmeler doğrultusunda bugün de EEK toplantımızda detaylıca ve etraflıca ülkemizin en büyük ekonomik ve ticari ortağı olan Avrupa Birliği ile kuracağımız ilişkilerin düzenlenmesine dair de aciliyet ve hayati önem kazanmış olan konuyu gündemimize aldık. Bu kapsamda Türkiye ve Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliği'nin güncellenmesini harekete geçirmek üzere bir gündemi çalışma programımızın parçası yaptık. Bu konu yalnızca teknik bir ticaret başlığı değildir. Bu konu, Avrupa Birliği'nin küresel ticaret politikasında yön değiştirdiği bir dönemde Türkiye'nin nerede konumlanacağı konusudur. Ve bu konu, Türkiye'de demokrasi ve hukuk olmadığı için bu anlaşmayı rafa kaldırmış olan AB'ye ‘başka bir Türkiye'nin mümkün olduğu’ gerçeği üzerinden kendi ulusal çıkarlarımızı koruyacak şekilde bir güncellemenin yol haritasını koyma kararlılığı konusudur.
Avrupa Birliği'nin Hindistan ve Latin Amerika ülkeleriyle imzaladığı yeni nesil serbest ticaret anlaşmaları, Made in Europe yaklaşımı, yeşil mutabakat, sınırda karbon düzenlemesi, stratejik sanayi politikaları; bütün bunları bütüncül gören bir anlayışı Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizde tartıştık. Ve AB aktif adımlar atarken bizim ilkemiz, mevcut Gümrük Birliği yapısı nedeniyle ülkemiz bu dönüşümün sonuçlarına karar süreçlerine dahil olmadan izleyici konumda bırakılmıştır. Oysa ki iktidarın temel görevi izleyici olmak değildir; iktidarın temel görevi, var olan tutumu ulusal çıkarları göz önüne alarak ortaya koymaktır. Şimdi bu yeni bir durum değildir; Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusu da Avrupa Birliği'nin yapacağı serbest ticaret anlaşmaları da yirmi yılı aşkın süredir gündemimizdedir. Hepimiz bu gündeme hâkimiz ancak iktidarın temel görevi yirmi yıldır tartışılan bu konuların bir gün gerçekleşeceğini bilerek hazırlanmaktır, ekonomiyi ve ülkeyi dirençli kılmaktır.
İktidarın yapmadığını, yani ülkemizi hazırlıksız bıraktığı bu koşulları değiştireceğiz. Biz bugünden iktidar olduğumuz güne; işte bu Gümrük Birliği anlaşmasını nasıl güncelleyeceğimizi, ulusal çıkarlarımızı nasıl koruyacağımızı ve bununla birlikte üretim alanlarımızı nasıl genişleteceğimizi ve ticarette küresel rekabet gücü olarak güçlü bir aktör olacağımızı bugün Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizdeki çalışmalarımızla da netleştirmeye devam ediyoruz. Bu çerçevede Gümrük Birliği'nin güncellenmesi yalnızca bir ürün kapsam genişletmesi olarak görülemez; siyasi, ekonomik, sosyal boyutu olan bütüncül bir yeniden müzakere olarak sürekli ele alınmalıdır. Ve AB ile teknik uyum başlıklarını hızlandırmak, menşe kümülasyonu ve yeşil dijital dönüşüm dosyalarını ticaret diplomasisinin merkezine almak temel öncelik olmalıdır. Parti programımızda ortaya koyduğumuz dönüşüm politikaları; üretimdeki yeşil, mor ve dijital üretim dönüşümleri işte bu çerçeveyi ortaya koymaktadır.
İktidarın terk ettiği, partimizin güçlü bir şekilde sahip çıktığı Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik perspektifi, bu kapsamda en önemli kaldıraçlardan biridir. Öyle ki Gümrük Birliği'nin güncellenmesi başlığında yaşanan tıkanma ve aksaklıklarda iktidarın Türkiye'de demokrasiyi ve hukuku yok etme girişimleri biraz önce de söylediğim gibi önemli bir rol oynamıştır. Gümrük Birliği'nin ülkemizin çıkarları doğrultusunda güncellenmesi için bilindik beylik lafların ve sloganların ötesine geçen, ekonomimizi koruyan gerçekçi bir düzenleyici çerçeveye ve en önemlisi bu çerçeveyi harekete geçirecek yeni bir diplomasi anlayışına ihtiyaç vardır. Bunun da adresi iktidar değildir, yeni iktidardır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi işte bu kararlılıkla çalışma programını da başlatmıştır.
Üreticimiz ve ihracatçımızın kamu destekleri ve teşvikler konusundaki ihtiyaçlarını ve taleplerini de bizzat kendilerinden duyuyoruz. Bu konuda konseyimizin yaptığı değerlendirmeler; kısa vadeli pansuman ihtiyacı için desteklerin doğru bir şekilde verilmesi gerektiğini ancak bunun ötesinde verimliliği arttıracak olan yeşil, mor, dijital üretim dönüşümlerinin, nitelikli istihdam dönüşümünün politikalara dönüştürülmesi ve bunun sonucunda küresel rekabet gücümüzün artmasıyla ihracatçımızın güçlenmesini temel alacak bir yaklaşımı, bir ihtiyacı ortaya koymaktadır. Bugün EEK'mızda tam da bu yeni vizyonu birlikte ortaya koyacak bir çalışmayı yürüttük.
İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ EKONOMİK KRİZE MAHKÛM DEĞİLİZ, BU DÜZENİ DEĞİŞTİRECEK REÇETE CHP'DE HARFİ HARFİNE HAZIR
Saygıdeğer basın emekçileri, kıymetli yurttaşlarımız; bugün burada Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin üyeleriyle birlikte sizinle bir arada olmaktan heyecan duyuyoruz.
Partimizin ekonomi vizyonu; etki analizi yapılmış politikalar, iktidarda atacağımız adımlar detaylı ve periyodik olarak çalışılmaya devam edilecek ve kamuoyuyla da paylaşılacak. Mecliste, yerel yönetimlerde, iş yerlerinde, üretim merkezlerinde; hayatın her bir yerinde bizi göreceksiniz. Politikalarımız hazır. İktidar iddiamız büyük, kararlılığımız yüksek.
Bugün hayat mücadelesi içerisinde yoksullukla baş başa bırakılmış olan, çalışmak isteyen ama çalışamayan, üretmek isteyen ama üretemeyen, çocukları için güvenli bir geleceği arzulayan tüm yurttaşlarımıza bir kez daha sesleniyoruz:
İçinde bulunduğumuz ekonomik krize mahkûm değilsiniz. Bu düzeni değiştirecek reçete Cumhuriyet Halk Partisi'nde harfi harfine hazırlandı, hazırlanmaya devam ediyor ve ilk seçimde bu yüklerden hep birlikte kurtulacağız. O ana kadar sizlerin yanı başında hakkınızı sizlerle birlikte her zeminde savunmaya, neyi nasıl yapacağımızı anlatmaya ve çalışmaya devam edeceğiz.
Hepinizi saygıyla selamlıyor ve gönülden teşekkür ediyoruz. Bir sonraki EEK toplantımızda buluşmak dileğiyle diyoruz. Çok teşekkürler.
12.02.2026
12.02.2026
12.02.2026
12.02.2026