18.02.2026

Gökhan Günaydın: ‘Vergi ve Cezalarla Vatandaşa Yüklenen Zalim Bir İktidarla Karşı Karşıyayız’

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’li Günaydın, şunları dile getirdi:

“Bu akşam ilk teravih namazı kılınacak, ilk sahura kalkılacak ve yarın ilk oruç, ilk iftar açılacak. Ramazan ayının huzurlu ve bereketle gelmesini, Türkiye için hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Herkesin yaşamını gözden geçirdiği, gelirini harcamasını, kazancını, insanlarla, yoksullarla ilişkilerini bir kez daha kendi içinde hesaba çektiği bir dönem olmasını diliyoruz. Tabii Ramazan ayı, bir taraftan da iftar sofraları ve tutulan oruç sonrasında o sofralarda açılan Ramazan oruçlarının bereketi ile gelecek. Fakat yaşanan iktisadi kriz ortamında bu bereketin oldukça sorunlu olduğu görülüyor. Tablo vererek söyleyelim sözlerimizi. Dün Sayın Genel Başkan da paylaştı, 2025 ve 2026 yıllarında bir Ramazan kolisinin fiyat karşılaştırması. İçinde çok fazla bir şey yok, temel ihtiyaçlar; ayçiçek yağı, çay, bulgur, makarna, nohut, kıyma, un ve pirinçten oluşuyor. Hepsi bu kadar... 2025'te bu paket 1610 TL'ye temin edilebiliyor iken bugün 2415 TL'ye temin edilebiliyor. Yalnızca bir yıl içerisinde %50'lik bir artış var. Üstelik de fiyatların baskılanması iddiasına rağmen. Bakın asgari ücretli 2023'te aynı koliden 17 koli temin edebiliyorken bugün yalnızca 11 koli satın alabiliyor. Emekli için aynı koli 2023'te 15 iken bugün 8'e düşmüş, yarı yarıya düşmüş. Bütün bunlar hem hayat pahalılığı hem enflasyonu hem de ondan daha acı bir şekilde gerçekleşen satın alma gücündeki düşüşü gösteriyor. Bu tablo hepimizin özellikle Ramazan ayında bir kere daha düşünmesi gereken bir tablodur.”

“Gıda enflasyonu rakamlarından artık söz ede ede biz de hani sabrımızı zorlayan bir noktaya geldik. Dünyada ilk 4'te Türkiye, gıda enflasyonunda dünyada ilk 4'te. OECD ülkeleri arasında öyle açık ara 1'inci ki, kendisinden sonra gelene 6 kat fark atıyor. Bu memleket 10 bin yıl evvel Anadolu'da tarımın başladığı, dünyada kendine yeten 7 ülkeden birisiyken, temel tarım ürünlerinin tamamını ithal eden, çiftçisinin yaşlandığı önemli bir bölümünün bir sonraki seneye iktisadi kayıpları nedeniyle ekmeme kararı verdiği ya da iflas ettiği, diğer taraftan da tüketicinin mutfakta çorba kaynatamadığı bir tabloya dönüşmüş. İşte bu ağır tablo ile bizim yüzleşmemiz lazım. Bir başka önemli veri arkadaşlar, bunu destekleyecek şekilde söylüyorum: Türkiye ekonomisinin hızla düzeldiği, Türkiye Yüzyılı öyküleri içerisinde dünyanın en önemli ülkesi haline gelmekte olduğu, dünyada barışa aracılık ettiği bir ülke olarak adeta pazarlanıyor. Peki, gerçek ne? Gerçeği veriler ortaya koyuyor, o veriler de bana ait değil. Veriler devletin verileri. Ocak ayı, yani 2026 yılının 1'inci ayının bütçe gerçekleşmeleri açıklandı. Gelir ile gideri arasında 214 buçuk milyar TL açığı olan bir ülkeden bahsediyoruz. Bir ayda 214,5 milyar TL açık var.”

“Peki, bu 1 trilyon 635 milyar lira gelir, 1 trilyon 421 milyar lira da gelir-gider farkı itibarıyla 214 buçuk milyar TL. Yani bir kere daha söylemek gerekirse gider 1 trilyon 635 milyar, gelir ise 1 trilyon 421 milyar. Peki, bu gelir nerelerden elde edilmiş? Rakamlara bir bakalım. Bunun iki ana kaynağı var: Vergiler ve cezalar. Yani 2026 bütçesinin yalnızca yüzde 89'u zaten vergilerden oluşuyordu. Yalnızca Ocak ayı içerisinde 1 trilyon 181 milyar TL vergi toplandı. Bu vergi kimden toplandı? Herhalde dünyadaki 10 şirket, kamu ihalelerinde en çok pay alan dünyadaki 10 şirketten 5'i Türkiye'de. Biz bunlara beşli çete de diyoruz ama Mehmet Şimşek'in bunlara vergi memuru gönderdiğini hiç kimse görmüyor. Bunların vergileri siliniyor, buna karşılık vatandaşın sırtına her gün daha fazla vergi yükü yükleniyor. Bir kere daha söylüyorum: 1'inci ayda, ilk ayda 1 trilyon 181 milyar TL bu memleketin vatandaşlarından vergi alındı.”

“Peki başka bir şey daha var, ceza... Ceza nasıl bir şey biliyor musunuz arkadaşlar? Yıllık hedef 348 milyar lirayken ilk Ocak ayında kesilen para cezası 802 milyar lira. Başka bir deyişle, yılın ilk ayında her gün ortalama 25,8 milyar lira ceza kesilmiş. Yani bu nasıl bir şey biliyor musunuz? Geçen ayın yıllık hedefi bile aştığı gelir kaleminin bize anlattığı bir tablo oluyor. Başka bir deyişle, ilk 6 ayda toplanması gereken cezanın, kesilmesi gereken cezanın yalnızca birinci ayda kesildiğine tanık oluyoruz. Bu verginin yanında cezanın da bu memleketin vatandaşının sırtına nasıl yüklenildiğinin bir başka kanıtı niteliğinde. Açıkça "Türkiye'de ekonomi uçuyor, kaçıyor" hikayeleri varken, faiz dışı açık veren, başka bir deyişle bırakın borcunu, aldığı borcunun faizini bile ödeyebilmek için dışarıdan yeniden borç alan ve bunun açığını kapatabilmek için de vatandaşa sürekli yeni vergilerle ve yeni cezalarla yüklenen bir zalim iktidar ile karşı karşıyayız. Bu tablodan olsa olsa vatandaşa zulmeden bir yönetim çıkar, Türkiye Yüzyılı öyküleri de hamasetten ibaret şeklinde kalır.

Tabii bir başka husus köprü ve otoyol özelleştirmeleri. Çok sinirliler... Cumhuriyet Halk Partisi bunu kamuoyuna açık hale getirdi, görülür hale, duyulur hale getirdi. Çok sinirliler... 2 köprü ve 7 otoyol özelleştirilecek. Yıllık kârı 600 milyon dolar, 5 yıllık kârına 25 yıllığına peşkeş çekmeye hazırlanıyorlar. Bu çerçevede uluslararası konsorsiyumlardan teklifler alınıyor, hazırlıklar yapılıyor ve kürsüye çıkan AKP vekilleri bunu savunamadıkları için laf dolaştırmakla ve laf dolaştırmanın vatanını milletini düşünmeyen hali içine düşmekte bir sakınca görmeyerek konuşmalarını tamamlıyorlar. Utanç verici... Memleketin satılmadık değeri kalmamışken, iş köprülere ve otoyollara düştü. İnsanlar İstanbul'dan Ankara'ya, İstanbul'dan İzmir'e sadece mazot parası değil, aynı zamanda köprü ve otoyol parası inanılmaz rakamlar ödeyerek gitmek zorunda kalıyorlar. Kısmen daha ucuza geçtikleri otoyol ve köprüler varsa oraları da özelleştirerek daha yüksek paralarla geçilebilir hale getiriyorlar. Amaç ne? Azıcık yedek akçe biriktirerek seçim öncesi vatandaşın damağına bir parmak bal çalma niyetindeler. Bu batan ve iflas eden müflis tüccarın görüntüleridir. Bu tablonun sizi kurtarmayacağını, sizi daha da dibe götüreceğini ikaz ediyoruz. Vatandaşa yüklenmekten, memleketin değerlerini satmaktan vazgeçin.”

Tablo bu kadar ağırken memleketin Cumhurbaşkanı neyle uğraşıyor? Memleketin Cumhurbaşkanı, AKP'nin ve CHP'nin üye sayısını karşılaştırmakla uğraşıyor. Onların üye sayısı bizimkinden çok fazlaymış, bununla övünüyor. Oysa çok sayıda yurttaş kendilerinin iradeleri ve haberi olmadan AKP'ye üye yapıldıklarından şikâyet ediyor, böyle bir tablo ortada durmaya devam ediyor. Sonra da sizin bu üye sayınız 31 Mart 2024'te de aynen böyleydi ama elinizde nerdeyse belediye kalmadı. Eğer seçimi üye sayısı ile kazanacaksanız hep söylediğimizi bir daha tekrar edelim: Kaçmaktan vazgeçin, getirin sandığı; bakalım üye sayısı sizi kurtarabilecek mi? Bunu da hep beraber görürüz. Tabii Cumhurbaşkanı böyle davranırsa yandaş medyanın kalemşorlarının da farklı davranması mümkün değil. Abdülkadir Selvi, Hürriyet gazetesinin baş yazarı. Bir zamanlar memleket Hürriyet gazetesi okumadan güne başlamazdı, koca gazeteyi getirdikleri yere bakın. Koca gazete bir dedikodu sütunu; Cumhuriyet Halk Partisi'nin içini karıştırmaya yönelik, çaresiz ve ümitsiz adımlar atmaya çabalayan bir görüntü veriyor. Diyor ki, iki ana şey var; Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu'nun arası açıkmış. Özgür Özel artık Silivri Cezaevine zor gidiyormuş. Çünkü her seferinde aralarında çeşitli tartışmalar oluyormuş ve hatta Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu'nun bu sert eleştirilerinden şikayetçiymiş. Ve diyor ki: "Sakın yalanlamaya kalkmayın, yalanlamaya kalkarsanız daha kötü şeyler olur."

Abdülkadir Selvi, buradan sana sesleniyorum: Açıkça yalanlıyoruz! "Yalanlamaya kalkmayın, daha kötü şeyler olur" diyorsun ya, buradan kastettiğin eğer Sayın Genel Başkan Özgür Özel, Sayın İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu; onların özel görüşmelerinde cezaevinde alınan görüntü ve ses kayıtları ise açıklamazsanız size hatırımız kalır. Açıklayın, kim yalan söylüyormuş, kim doğru söylüyormuş vatandaş bilsin. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel, Sayın Genel Başkan ve Sayın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iki yoldaş olarak süreci değerlendirmektedirler. Aralarında da bir uyum sorunu, bir görüş ayrılığı sorunu yoktur. Yalancıları iftiralarını kanıtlamaya davet ediyoruz. Kanıtlayamayan da müfteri konumunu daha da güçlendirerek devam edecektir.”

“Bir başka konu tabii yalnızca Ekrem İmamoğlu-Özgür Özel değil, CHP'nin içini de karıştırmaya gayret ediyor. Özgür Özel'i yani CHP'nin Genel Başkanını Grup Başkanvekili olarak ben Gökhan Günaydın kürsüde alkışlamıyormuşum. Ya insan hiç olmazsa Meclis muhabirlerine sorar. Hani oralardan herhangi bir dayanağın olmadan yazıyorsun çiziyorsun da bırak bizlere soramıyorsun, hani öyle bir yüzün kalmamış, hiç olmazsa gazetenin Meclis muhabirine sor. Cumhuriyet Halk Partisi 102 yıllık bir partidir, teamülleri olan bir partidir. Nöbetçi grup başkanvekili, grup genel kurulunu yönetmek üzere yerini alır, sonra genel başkanını davet eder. Genel başkanını davet ederken öven cümlelerle, uzun uzun cümlelerle davet etmez, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanını kürsüye davet ediyorum" der. Sayın Özgür Özel Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu öyle davet etmiştir, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Sayın Deniz Baykal'ı davet etmiştir, biz de şimdi 3 grup başkanvekili Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'i öyle davet ediyoruz. Nöbetçi grup başkanvekili grup genel kurulunu yönetirken ayağa kalkmaz, alkışlamaz. Bunlar Cumhuriyet Halk Partisi'nin 102 yıllık teamülleridir, tersi de görülmemiştir. Orası Kırkpınar pehlivan tefrikası yazılacak yerler değildir, biz de oralarda şov yapmıyoruz. 102 yıllık partinin ciddi yöneticileriyiz, o ciddiyete, o geleneğimize uygun davranıyoruz.”

“Eğer partinin içini karıştırmaya çalışıyorsan ve Hürriyet gazetesini bunu alet ediyorsan, daha doğrusu bir zamanlar basının amiral gemisi olarak tanımlanan Hürriyet gazetesi bunu kendisi için bir görev edinmişse, kendisine verilen bu görevi almış ve üstlenmişse, onlara bizim Cumhuriyet Halk Partisi'nden söyleyeceğimiz bir tek laf vardır: Başka kapıya kardeşim! Cumhuriyet Halk Partisi'ni oralardan sıcak koltuklarınızdan karıştıramazsınız.”

“CHP, yoldaşlık hukuku içerisinde Genel Başkanıyla, grup başkanvekilleriyle, milletvekilleriyle, PM-YDK üyeleriyle, örgütleriyle dimdik ayaktadır; adaletin ve demokrasinin en önemli savunucusu ve teminatı olarak görevini yapmaya devam edecektir.”