01.04.2026
01.04.2026
Cumhuriyet Halk Partisi Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, TBMM Genel Kurulu’nda Cumhuriyet Halk Partisi’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının yarattığı olumsuzlukların araştırılması üzerine verdiği önerge üzerine konuştu. Gökçen’in konuşması şu şekilde:
“Sayın Başkan, Genel Kurul,
Basit bir hukuk sorununu anlatmaya çalışacağım.
Gezi eylemleri 2013 yılında gerçekleşiyor. Bu sırada eylemcilerle oturup toplantı yapıyorsunuz. Parkın park olarak kalıp kalmayacağına dair bir referandum yapılsın, halk karar versin diyorsunuz. Gençler polis şiddetiyle ölüyor.
2026 itibarıyla Abdullah Cömert’in katili serbest, Ali İsmail Korkmaz’ın katili serbest, Medeni Yıldırım’ın, Berkin Elvan’ın katili serbest.
Bir kişiyi 18 Ekim 2017’de gözaltına alıyorsunuz. Bu kişi Osman Kavala. Kavala 18 Ekim’den 1 Kasım’a kadar savcı ve hakim yüzü görmüyor. 2019 yılının Şubat ayına kadar iddianame bile hazırlanmadı. Yani Gezi’den sonra 5.5 yıl geçmişti, suçlamalar ancak bu zaman yapıldı.
2019’da AİHM bu konuda ilk kararını verdi.
- 657 sayfalık iddianame şişirilmiş, sadece hukuka uygun fiiller sıralanmış
- Sivil toplum faaliyetleri suç gibi gösterilmiş
- MASAK raporunda hukuka aykırı bir işleme rastlanılmamış
- Tek tanık beyanı dikkate alınmış, o tanık da “ben suçlu görmüyorum” demiş
- Henri Barkey ile bir araya geldiği iddia edilmiş, tam o günlerde farklı şehirlerde oldukları tespit edilmiş.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,
- Makul şüphe bile olmadığı için,
- Ve siyasilerin davayla ilgili açıklamalarını dikkate alarak
- Madde 5’in birden çok yönden,
- Ve madde 18’in madde 5 ile birlikte ihlal edildiğine karar verdi.
18 Şubat 2020’de Osman Kavala oybirliğiyle beraat etti. Aynı gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı başka bir soruşturma nedeniyle gözaltı kararı verdi. Cezaevinden çıkmadan tekrar 1 gün içinde tutuklandı.
Bir taraftan beraat kararı veren hakimlere disiplin işlemi başlatıldı. Diğer taraftan hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan tahliye verildi. Casusluk suçundan tutuklama yapıldı. Hükümet gitti ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dedi ki, “Biz kararınızı uyguladık, darbe teşebbüsünden tahliye ettik. Kavala meğer casusmuş.”
Mahkeme bu yedek tutuklama formülünü kabul etmedi. İhlal prosedürü başlatıldı. 2022’de bir ihlal kararı daha verdi. Türkiye’nin kendi Anayasasına aykırı olarak AİHM kararını neden uygulamadığı anlaşılamamaktaydı.
Çünkü AİHM kararlarının uygulanmasında anayasa değişikliği gerekiyorsa kanun değişikliği gerekiyorsa bu zaman alabilir. Ancak bir başvuru ve bir kişi hakkında, çözümü çok basit, sebebi de çok net olan bir krizin çözülmemesinde “Neden?” sorusunun hukuki bir cevabı yoktur. Tek bir cevap vardır: Kişisel bir öfke ve kin
Kavala casusluktan beraat etti, hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 1 tek şiddet eylemi ve 1 tek şiddet eylemiyle illiyet bağı iddiası bile olmadan.
Geçtiğimiz günlerde, 25 Mart’ta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, üçüncü kez Kavala sorununu inceledi ve bir duruşma yaptı.
Bu duruşmada hükümeti kayyumla yönetilen ve ne yazık ki öğrenci ve akademisyen düşmanlığıyla bilinen Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Ali Emrah Bozbayındır temsil etti.
Bozbayındır, keşke sadece poğaça konuşsaydı. Bozbayındır, ceza yargılaması ve insan haklarını koruma sistemi arasındaki farkı bilmeyerek hükümeti AİHM’de temsil eden ilk kişi oldu. Dolayısıyla orada hangi hakların, nasıl ihlal edilmediğini bile anlatmadı. Anayasa Mahkemesi’nin yine Gezi ile ilgili Tayfun Kahraman ve Can Atalay kararlarının neden uygulanmadığını açıklamadı. Başbakanlık ofisi üzerine yaşanan sosyal medya tartışmaları seviyesinde bir konuşma yaptı. Ancak Çarşı davasındaki beraatle bu davadaki ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası arasındaki çelişkiyi ve tutarsızlığı açıklayamadı. Gezi’de hayatını kaybeden gençleri örnek göstererek, Gezi’nin bir şiddet eylemi olduğunu iddia etti. Osman Kavala’ya beraat kararı veren hakimlere disiplin işlemi başlatıldığını ilk kez orada duydu. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunu ilk kez orada duydu. Sanıyorsanız ki bir kayyumun atadığı dekan, sizi savunuyor. Hayır, sizi bile savunmuyor.
Sayın milletvekilleri,
Ne yaptığınızın, Anayasa’nın hangi maddelerini bir inat uğruna ihlal ettiğinizin ya da nasıl bir ihlale göz yumduğunuzun farkına varın. Suçsuz bir insanı ağırlaştırılmış müebbete mahkum etmenin de bir adabı vardır.
Sayın Genel Kurul,
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunda AİHM ve AYM kararlarının eksiksiz uygulanması vurgusu, farklı siyasi partilerin ortak görüşüyle yer aldı. Gereğinin yapılması artık hepimizin sorumluluğundadır.
Hukuk devletini ve yargı sistemini temelinden sarsan bu krizin etkilerinin araştırılması ve bir an önce çözülmesi için meclis araştırması açılmasını öneriyor, desteklerinizi bekliyoruz.
Saygılar sunuyorum.”
01.04.2026
01.04.2026
01.04.2026
31.03.2026