11.04.2026
11.04.2026
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:
“MEHMET ŞİMŞEK LONDRA’DA İTİRAF ETTİ; ‘EKREM İMAMOĞLU’NA VE CHP’Lİ BELEDİYELERE OPERASYONLA 60 MİLYAR DOLARI YAKMASAYDIK SAVAŞTAN ETKİLENMEYECEKTİK’ DİYOR”
“BİZ NEVŞEHİR’İ GÜZELLİKLERİYLE BİLİYORUZ, DARBECİLERİYLE DEĞİL”
“ARTIK AİLEYLE UĞRAŞMAYI BIRAKIN, EŞLE UĞRAŞAN, ANNE AĞLATAN, BABALARI KAHREDENLERE YAZIKLAR OLSUN”
“SEÇİM GELECEK VE İKTİDAR OLACAĞIZ; AK PARTİLİ’NİN DE MHP’LİNİN DE İÇİ RAHAT OLSUN, İKTİDAR OLDUK DİYE KİMSEYE BİZE YAPILAN KÖTÜLÜKLERİ YAPMAYACAĞIZ”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Nevşehir’de gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingi’ne katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Tarihin şehri Nevşehir, Kapadokya’nın kalbi Nevşehir, emeğin ve alın terinin şehri Nevşehir, Hacı Bektaş-ı Veli’nin yurdu Nevşehir… Kalbi güzel, sözü güzel, özü güzel, insanı güzel Nevşehir, merhaba hepinize. Bu meydana koşup gelenlere; Nevşehir’de bugün bu meydanı dolduranlara, seçme hakkına, seçtiğine sahip çıkanlara; Cumhurbaşkanı adayına, belediye başkanlarına sahip çıkanlara; Cumhuriyet'e, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eseri Cumhuriyet’in en önemli kazanımı sandığa, seçime sahip çıkanlara merhaba. ‘Zaman şekillenir pişen toprakta, tüf kokusu gelir düşen yaprakta. Kuşlanır uyanırken yorgun şafakta, taze sürgün verir dalın Nevşehir. Horasan Eri’dir, Veli’n Nevşehir’” diye seslendi. Özel, şunları söyledi:
“MİLLET KİMİ SEÇTİYSE BAŞIMIZIN ÜZERİNDEDİR”
“Biz bugün buraya Nevşehir’in güzel insanlarının vicdanına sığınmaya, vicdanına seslenmeye geldik. Biz bugün buraya bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya geldik. Biz bugün buraya tüm kötülüklere karşı birbirimize sarılmaya, birbirimizden güç almaya geldik. Biz yerel seçimlerde Nevşehir Belediyesi’ni hiç kazanamadık. Bugüne kadar kazanamadık ama bu şehre kızmadık. Bu şehre küsmedik. Hep kusuru kendimizde aradık. ‘Daha çok çalışacağız, daha çok çalışıp başaracağız’ dedik. Son seçimlerde Taner İnce ile Derinkuyu’yu, Sefer Neslihanoğlu ile Kozaklı’yı, Ali Ertuğrul Bul ile Ürgüp’ü, Yazıhüyük Belediyesi’ni de Birol Demirdelen ile kazandık. Hem belediye başkanlarımızı kutluyorum, hem onlara gönül verenlere yürekten teşekkür ediyorum. Nevşehir merkez ise bizi seçmedi, İYİ Parti’nin adayı Sayın Rasim Başkan’ı seçti. Rasim Başkan’a ve hangi partiden olursa olsun seçilen belediye meclis üyelerine bir kez daha başarılar diliyorum. Hepsini tebrik ediyorum. Millet kimi seçtiyse başımızın üzerindedir.”
“10 ALIP DA NEVŞEHİR’E ÜÇ VEREN BİR ANLAYIŞ VAR”
“Değerli Nevşehirliler genel seçimde sizden oy alanlar sonrasında maalesef bu şehre sırtını döndüler. Bir tarafta bu şehre yüzünü dönenler, çalışanlar, gayret edenler var. Ben İl Başkanımız Bülent Yumuş’un şahsında tüm ilçe başkanlarımıza, tüm örgütümüze, tüm Cumhuriyet Halk Partililere teşekkür ediyorum. Nevşehir’de milletten oy almak için gayret eden, sandığa güvenen, sandığa inanan herkesin önünde saygıyla eğiliyorum. Bir yanda bu şehre yüzünü dönenler, bir yanda oyu alırken koşup gelip sonra sırtını dönenler var. Gelirken baktık; ‘Nevşehir ne yapmış, bu hükümet Nevşehir’e ne yapmış?’ diye. Hesap basit. Nevşehir 2025 yılında 10,5 milyar lira vergi ödemiş. Peki yatırım ne almış? 3,4 milyar lira. Düşünün ki Nevşehir gibi bir kente, İstanbul’dan, Bursa’dan, Kocaeli’nden, Denizli’den, Manisa’dan, Gaziantep’ten, buralardan toplanan vergilerin payına düşenden fazlası verilmeli ki Nevşehir burada var olsun, büyüsün ve güçlensin. Oysa bırakın genel vergiden fazlasını vermeyi, 10 milyar liradan fazla vergi alıp bu şehirden bu şehrin üreticisinden, esnafından ki öyle vergiler var ki can bezdiren, bunları alıp bu şehre hizmet etmek isteyenlerden ama bir yandan yatırıma gelince 3 milyar lira. Yani 10 alıp üç veren, kepçe ile alıp kaşıkla veren bir anlayış var. Buradan tek sözüm şudur ki Nevşehir’e gün gelecek, sandık gelecek ve Nevşehir kendine sahip çıkacak bir iktidarı başa getirecek, bir Cumhurbaşkanı seçecek. O gün Nevşehir’den alıp da azını verenin değil, artık hak ettiğini misliyle vermenin sözünü veriyoruz Nevşehir’e. Bu dediklerimizi kim yapar? ‘Cumhurbaşkanı İmamoğlu.’
“BURAYA FAYDASI OLMAYAN BİR DÜZEN KURDULAR”
“Bir yandan Nevşehir bir dokunup bin ahın işitildiği bir şehir. Nevşehir’de daha 10 milyar lira vergi almayı bilenler, 3 milyar lira yatırım bütçesi koyanlar, Nevşehir’e bir çevre yolu bile yapmamışlar. Dünyanın kamyonu, TIR’ı Nevşehir’in içinden geçiyor. Trafiği tıkıyor, egzoz kokusunu, hava kirliliğini bu şehre getiriyor, gürültü yapıyor ve bu şehri rahatsız ediyor. En kısa sürede Nevşehir’e Nevşehir’e layık bir çevre yolunun hızla yapılması lazım. Buradan söylüyoruz. Sandık gelip de iktidar değiştiğinde bir yıl içinde o yolu yapacağız, Nevşehir’i bu ızdıraptan kurtaracağız. Nevşehir’e yılda 4,5 milyon turist geliyor. Dünyanın dört bir yanından geliyor, Türkiye’nin dört bir yanından geliyor ama ortalama iki gün kalıyorlar. Sadece iki gün. Şehre katkıları çok az. Bu turistleri şehirde tutmanın, burada konaklama sürelerini uzatmanın, bu turistin bu kente katkı sağlamasının yollarını mutlaka bulmak gerekiyor. Maalesef bir Alan Başkanlığı kurdular, Kapadokya Alan Başkanlığı, o sürede kızıyorsunuz, herkes kızıyor. Çünkü öyle bir iş ki küçük esnafı bitirdiler, küçük pansiyonları bitirdiler. Bir yere bir ruhsat almak gerektiğinde bir tarafta Türkiye’nin dev firmaları işlerini takip ediyorlar, izinleri alıyorlar, her türlü işi hızla hallediyorlar. Ama bir tarafta buranın kendi esnafına gelince burnundan getiriyorlar esnafın. Küçük işletmelerin tamamını zorluyorlar. Nevşehir’in insanına değil, İstanbul’daki büyük şirketlere ya da yabancı yatırımcılara parayı kazandıran ve vergiyi de orada yatırtan, buraya bir faydası olmayan bir düzen kurdular. Bunun için lamı, cimi yok; Ürgüp’ün, Kapadokya’nın gelen turistinin verdiği vergi de bu şehirde kalacak. Dünyanın en büyük güzelliklerinden birinin ev sahibi bu şehir hak ettiğini fazlasıyla alacak, söz veriyoruz. Diğer yandan gençlerimiz turizmde çalışıyor. Ya iş bulamıyor; iş bulursa güvencesiz çalışıyor, asgari ücretle çalışıyor. Bu kentin sefasını başkaları sürerken, cefasını gençlerimiz çekiyor. Buradan bütün gençlerimize; umudunu kesmiş, iş bulamayan, bulsa da emeği sömürülen bütün gençlerimize ant olsun ki Nevşehir’in de yüzünü güldüreceğiz, gençlerinin de yüzünü güldüreceğiz.”
“ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN PARA FAİZE VERİLDİ”
“Nevşehir üzümü, kabak çekirdeği, patatesiyle ünlü. Bu topraklara alnının terini damlatanlar var burada. Çiftçiler var, köylüler var. Alnının terini toprağa damlatıyorsun. O topraktan bereket fışkırtıyorsun. O bereketle, namusunla kazandığın parayla çoluğuna - çocuğuna bakmaya çalışıyorsun. Ama her geçen gün biraz daha zorluklar yaşanıyor. Bu sene iki ayda, ocak - şubatta tarıma verilen destek 2 milyar lira. Oysa faize ödenen para 640 milyar lira. Yani tarıma verilenin 320 katını faizcilere veren bir iktidarla karşı karşıyayız. Normalde çiftçilerin desteklenmesi kanuna göre gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i olacak. Yani 772 milyar lira çiftçiye destekleme yapılması lazım. Bu sene bütçeye bunun beşte birini koydular. 640 milyar liraya yakın bir parayı, size verilecek olan parayı size değil de iki ayda faizcilere verdiler. Öyle bir noktadayız ki kendilerinin tabii olduğu kanundakinin beşte birini çiftçiye reva gören bir anlayış var. Buradan açıkça söylüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çiftçinin kullandığı mazottan ÖTV ve KDV alınmayacak. Elektrik borçları her ay değil, hasat sonunda para elinize geçince ödenecek. Arada elektrik borcundan dolayı kesinti olmayacak. Planlı üretime geçilecek, çiftçiye alım garantisi verilecek. Çiftçi ne üreteceğini, kaça satacağını bilecek. Öyle yollara geçiş garantisi verenler, uçaklara yolcu garantisi, havaalanlarına uçuş garantisi verenler, köprüye geçiş garantisi verenler, İngiltere’nin verdiği paraya karşılık 25-30 yıl garantili ödeme yapanlar kendi çiftçisini kaderiyle baş başa bırakıyorlar. Ne ekeceğini, kaç üreteceğini, kaça satacağını bileceksin. Çünkü bu ülkenin başına çiftçiye ‘Al ananı da git’ diyen bir Cumhurbaşkanı değil, ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen ve çiftçiyi milletin efendisi yapan bir Cumhurbaşkanı gelecek. Söz veriyoruz size.”
“KARŞIMIZDA OYU ALIP MİLLETİ KENARA İTENLER VAR”
“Değerli Nevşehirliler sizi yok sayan, sizi hor gören bir iktidar var. İktidarların aslında oyu aldıktan sonra her adımlarını düzgün atmaları lazım. Milleti kollamaları lazım. Kollamıyorlarsa Meclis’te hesap vermeleri lazım. Ama şimdi öyle bir düzenin içine girildi ki ‘Sen oyu vereceksin, birini seçeceksin, sonra kenara çekileceksin’ diyorlar. Oyu bir sefer alıyorlar, ondan sonra dönüp milletin gözünün içine bakmıyorlar. Milletin içine çıkmıyorlar. Tayyip Erdoğan ve partisi Adalet ve Kalkınma Partisi gelip buraya, seçim yokken böyle bir zamanda burada böyle bir miting yapıyor mu? Gelip senin hatırını soruyor mu? Çarşı - pazar geziyor mu bunlar? Kahvehaneye gelip hatır soruyor mu bunlar? ‘Derdin ne?’ diyor mu bunlar. İşte ‘Sen oyunu vereceksin, sonra kenara çekileceksin’ dediği iş bu. Yoksa buradan söyleyeyim… Bugün kaybettik, Allah gani gani rahmet eylesin. Hüsamettin Cindoruk… Rahmetli Demirel, Ecevit ile rekabet halindeydiler. Biri Barajlar Kralı’ydı, biri Kıbrıs Fatihi’ydi. Ama meydanlar onlarındı. Oyu alıp kenara çekilmek değil. Millete gelmek, hizmette yarışmak ve meydan meydan mücadele etmek vardı. Karşımızda oyu alıp milleti kenara itenler, insan içine çıkmayanlar, meydanlara, sokaklara çıkmayanlar, çıkanları da hor görenler var. O yüzden bir kez daha söylüyorum. Milletin arasında olmaya, yanında olmaya, sanki seçim varmış gibi her zaman sizin içinizde olmaya devam ediyoruz.”
“BAŞKANLARIMIZIN ELİ ÖMER BAŞKAN’IN OMZUNDA OLACAK”
“Türkiye’ye ki birazdan söyleyeceğim, erken seçim istiyoruz. Erken seçim için her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Ama bir yandan da Nevşehir’de 7 Haziran’da bir seçim var. Ürgüp’ün Mustafapaşa beldesi. Var mı burada Mustafapaşalılar? Ürgüp’ün Mustafapaşa beldesinde seçim var. Biliyorsunuz bu iktidar 31 ilde büyükşehir yaptı, belde belediyelerini kapattı. Çok sayıda Büyükşehir olmayan yerde de belediyeleri aldılar, şimdi Mustafapaşa belediyesine kavuşuyor. Benim anneannem Selanik doğumlu, baba tarafı Üsküplü, Mustafapaşa’da da benim akrabalar hepsi orada haziran ayında oy kullanacaklar. Buradan Mustafapaşa’da pırıl pırıl bir adayımız var. Ömer Başkan, Ömer Boz’u partimiz Mustafapaşa’da aday gösterdi. Hem Mustafapaşa’ya Ömer Başkan’ı emanet ediyorum ve Ömer Başkan’ı hazirandaki seçimlerde sahip çıkması için akrabalarıma, hemşerilerime emanet ediyorum. Mersin, Adana ve Ankara Belediye Başkanlarımızla konuştuk. Bugün Ömer Başkanla ilgili bu otobüsün üstünden şunu memnuniyetle söylüyorum. Ömer Başkan Mustafapaşa’ya seçildiğinde bir omzunda Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in eli olacak, öbür omzunda da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın eli olacak. Söz veriyoruz.”
“PLANLANAN ENFLASYON SENE YARISI GERÇEKLEŞECEK”
“İktidar Nevşehir’in ve Türkiye’nin sorunlarını çözmekten aciz. Bu işleri artık bir kenara bıraktılar. Ağır bir ekonomik krizin ortasındayız. Orta Vadeli Program yüzde 16 enflasyon diyordu bu sene için. Üç ayda yüzde 10’u geçti enflasyon. Korkarım hazirana kadar Orta Vadeli Program’daki enflasyonu geçecekler. Yani emeklimize, memurumuza zam verirken planladıkları işin yarısında bir yıl boyunca olacak enflasyonu senenin yarısında hayata geçirmiş olacaklar. Bu da bir o kadar daha fakirleşmek demek. Zaten hayat pahalılığı durmuyor. Enflasyon yüzde 50’den 30’a düşünce hayat ucuzlamıyor ki. Mal 100 liradan 150 lira olmuşken geçen sene, bu sene 50 lira değil, 30 lira daha zamlanıyor. Yani enflasyon yüzde 30 olunca yüzde 30 geçen senekinin üstüne daha fiyatlara biniyor. Bu sene ‘Yüzde 16’ya düşüreceğiz’ diyorlardı üç ayda yüzde 10 oldu. Korkarız altı ayın sonunda tamamını tüketecekler. Bu sene ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altındaydı. En düşük emekli maaşı 20 bin lira gibi açlık sınırı bugün 33 bin lira, bir emekliye 20 bin lira veriliyor. Aramızdaki emekleri bir göreyim. Kimler var emekli? Bu emeklilere yapılan iş, dünyanın en büyük haksızlığı. Yıllarca çalıştılar, didindiler, eller nasırlandı, dirsekler çürüdü, gözlük numaraları büyüdü. Emekliye dendi ki ‘Sen yıllarca çalıştın, artık yeter, devlet sana bakacak’. Bu emeklilerin Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde aldıkları en düşük emekli maaşı gidip de kuyumcuya vardığında 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün gelinen noktada iki tane bile çeyrek altın alamıyor. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi geldiği günden bugüne dörtte birine düşürmüş emeklinin satın alma gücünü. Eskiden en düşük emekli maaşının yüzde 50 fazlası ortalama emekli maaşıydı, bugün emeklilerin tümünün aldığı maaşın ortalaması 23 bin lira. Ve bu iktidar geldiğinde emekliler 1,5 asgari ücret alıyorlardı. Yani bugünkü 28 bin lira, beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz asgari ücrete bakın. 1,5 katı olsa bugün 42 bin lira alması gereken emekli 20 bin lira alıyor. Yani o beğenmediğimiz asgari ücret üzerinden bile emekliye hiç ilişmeseler, hiç dokunmasalar 42 bin lira maaş almaları lazım. Biz iktidarımızda asgari ücreti bugünkü parayla 39 bin lira yapacağımızı söyledik. İktidarımızın ilk döneminde direkt, en düşük emekli maaşını bir asgari ücret yapacağımızı da söyledik. Yani iktidar bugün değişse 20 bin lira alan emekli 39 bin lira alacak. 30 bin lira alan emekli 59 bin lira direkt alacak. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu söylediğimiz söz; zor bir söz, tutulmayacak bir söz değil. Bunlar gittiği gün beğenmedikleri rahmetli Ecevit, o zaman Sayın Bahçeli ile birlikte koalisyon hükümetleri vardı. Rahmetli Mesut Yılmaz, Sayın Bahçeli, rahmetli Ecevit. Beğenmedikleri, millete ‘Kriz çıkardı, kötü yönetti’ dedikleri dönemde bile bıraktıkları ülkede emekliler 1,5 asgari ücret alıyordu. İktidarımızın ilk döneminde bir emekli maaşı en az bir asgari ücret olacak, ikinci döneminde eski günlerine ulaşacak, emekliler 1,5 asgari ücret alacaklar. Söz veriyoruz.”
“ARA ZAM MUTLAKA VE MUTLAKA GEREKLİDİR”
“Tabi esas şimdi şunu kabul etmek lazım. Bu ülkeyi yönetenlerin vermiş oldukları bir söz var. Tayyip Erdoğan, Sayın Erdoğan diyordu ki 2023 seçimlerinde ‘Enflasyon tek hanenin altına inmedikçe yani yüzde 9 ve altında olmadıkça asgari ücrete ara zam yapmalıyız’ diyordu. Şu anda enflasyon yüzde 30. Bırak 9’u, yüzde 30. O yüzden hem emekli maaşlarına hem memur maaşlarına, hem de asgari ücrete ara zam yapılması mutlaka ve mutlaka gereklidir. Bu milletten ‘Ben yüzde 9’un üstünde enflasyon varsa ara zam yapacağım, yılda 4 kez bile olabilir’ diyordu. Yani ‘Mart’ta, Haziran’da, Eylül’de’ diyordu. Hiç değilse bir kez temmuzda bu ara zammın mutlaka yapılması gerekiyor. Her zaman şunu söylüyoruz. Ülke, kendin için değil; milleti geçindirmek için yönetilir. Bugün emeklide geçim var mı? Asgari ücretlide, çalışanda, emekçide geçim var mı? Peki çiftçide geçim var mı? Peki geçim yoksa ne var? Artık geçim yoksa seçim var demenin, bu iktidarı gönderip size, emekliye, çalışana, çiftçiye, memura, esnafa sahip çıkacak bir iktidarı getirmenin zamanı geldi. O sandığı getirecek misiniz? Buradan Erdoğan’a sesleniyoruz. Ey Erdoğan, sandığı getir, adayımı bırak. Sandığı önümde, adayımı yanımda istiyorum. Geçim yoksa seçim var. Hep beraber o sandığı getireceğiz, bu iktidarı değiştireceğiz. Hepinizin hem Nevşehir’in hem Türkiye’nin, hem emeklinin, hem emekçinin, hem çiftçinin, hem esnafın, hem yaş almışların, hem kıpır kıpır gençlerin yüzünü güldüreceğiz. Gençlere de söz olsun; Türkiye’de bütün yasakları bitireceğiz. Yasaklar gidecek, özgür, yüzü gülen gençlerin Türkiye’si gelecek. Yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa gelecek. ‘Gençlik burada başkanının yanında’ diye oradan alkış tutan bütün bu gençlere Nevşehir’den çok güçlü bir alkış, çok güçlü. Ekrem Başkan da ben de millete emanetiz. O taraf beni görmek istiyor, geldim. Çok güzelsiniz de meydanın dışında kalmışsınız, o tarafa gitseydiniz oradan daha iyi görüşürdük. Bir şey söyleyeyim Tayyip Bey var ya Tayyip Bey şu kadar kalabalığı bulsa gelip burada miting yapacak. Meydandan kaçıyor. Bizim meydanın sağ tarafının en dibi şu arka taraf, o kadar bir kalabalık bulacağını bilse Tayyip Bey meydana çıkacak. O kadar söyleyeyim.”
“EKREM BAŞKAN’I İÇERDE TUTMANIN MALİYETİNİ VATANDAŞA ÖDETİYORSUNUZ”
“Şimdi Mehmet Şimşek çıktı, kara haberi verdi. Diyor ki ‘Enflasyon düşmeyecek, artacak. Bütçe açı düşmeyecek, artacak’ diyor. Ve bunların hepsini birden İran savaşına bağlıyor. Hatta ‘savaşflasyon’ diye bir şey icat etmiş İngilizce. ‘Warflation’ diyor. Efendim savaş var diye enflasyon olmuş. Bakın şunu söyleyeyim. Bu Mehmet Şimşek, bu kim biliyor musunuz? 19 Mart darbesinin mali kanadı bu. Ekrem Başkan’ı gelip sabahın köründe evinden alıp, nezarette tutup, sonra tutuklayınca bir anda bütün dünya ‘Ya Türkiye’de ne oluyor, darbe oluyor’ deyip borsa düştü, yatırımcılar kaçtı. Dolar yükselmesin diye bunlar elimizdeki döviz rezervlerini yaktılar. Geçen gün gitmiş bu Londra’da yatırımcı toplantısı yapıyor. Tam 1 Nisan günü. 1 Nisan. Ve 1 Nisan gününde 19 Mart’ın olduğu tarihi koymuş böyle ve devamını. ‘Çoklu şoklar’ yazmış. ‘O dönemde 60 milyar dolar rezerv yaktık’ diyor. Gelmiş İran’a, ‘Bu dönemde de 50 milyar dolar rezervimiz gitti, para kalmadı’ diyor. Türkiye’ye para davet ediyor. Kendi ağzıyla itiraf ediyorlar, diyor ki ‘Biz geçen sene Ekrem İmamoğlu’na ve CHP’li belediyelere operasyon yapıp, hapse atıp ekonomiye 60 milyar dolar zarar vermeseydik, o para dursaydı, şimdi bu İran savaşından hiç etkilenmeyecektik.’ Hesap ortada. Şimdi dünyada Avrupa’da iyi yönetilen ülkeler örneğin İspanya’da Pedro Sanchez dostumuz, arkadaşımız, yoldaşımız, üretimde elektrik kullanan firmalara yüzde 80 destekleme yapıyor. Yoksulların elektriğinden yüzde 8 bir vergiyi tamamen kaldırıyor, yüzde 60’lık destekleme yapıyor. Yoksul enflasyondan ezilmesin, üretici etkilenmesin, işsizlik olmasın diye her tedbiri alıyor. Bizim Mehmet Şimşek, petrol fiyatları yükselince elektriğe ve doğalgaza yüzde 25 zam yapıyor. Yalvardık, yakardık. Dedik ki ‘Bakın petrol fiyatları savaştan dolayı yükselecek. Siz bunu önce ÖTV’den karşılayın’ fikrini verdik. Onu gecikmeli ve dörtte üçünü uygulayarak biraz tuttular. ‘KDV’yi yüzde 1’e indirin’ dedik dinlemediler. Petrol fiyatı yükselince pompa fiyatlarını yükselttiler. Başta kendileri elektriğe, doğalgaza zam yaptılar. Elektriğe zam gelince, mazota zam gelince, doğalgaza zam gelince iğneden ipliğe her şeye zam gelir. İşte burada yazıyor, şurada. Dün baktırdık. Domatesin kilosu 65 liradan 150 liraya, sivri biber 40 liradan 200 liraya, salatalık 30 liradan 55 liraya bir anda fırladı. Neden? Üretildiği yerden İstanbul’daki hale giderkenki ana maliyet, mazot maliyeti. Sen bu fiyatı Avrupa gibi destekleyerek, bu geçiş döneminde aşağıda tutsan hiçbir şeye zam gelmeyecek. Ama sen bunu yapamadığında iğneden ipliğe her şeye zam geliyor ve enflasyonu kontrol edemiyorsun. Bakın dün konuştuk, güya bütün dünyada enflasyon, salgın hastalıktan, pandemiden beri var. Bütün dünya bununla uğraşıyor. Adamlar iki olan enflasyon dörde çıktı, müdahale ettiler. Öbürü üç olan enflasyon altı oldu, müdahale ettiler. Hepsi eski seviyesine indirdi. Bizimkiler yüzde 80’lere çıktı, güç bela yüzde 30’a kadar indirmiştik. Şimdi yeni enflasyon şokları geliyor. Geçen sene darbeye harcanan para kenarda duraydı, bu sene bu zamların hiçbirisi olmayacaktı. Şimdi çıkıp dünyaya bunu anlatıyor. ‘Çoklu şoklar yaşadık, paralar oraya gitti.’ Şimdi İran savaşına tedbir alacak güçleri kalmadı. Bunun için bir kez daha buradan uyarıyorum. Ekrem Başkan’ı içeride tutmanın, CHP’li belediyelere saldırmanın ve yapılacak bir seçimde bizden korkmanın maliyetini vatandaşa ödetiyorsunuz. Tutuksuz yargılamaya geçin, Ekrem Başkan’ı ve arkadaşları serbest bırakın. Türkiye’yi de bu kötü yönetimin sonucu borçtan, kötü yönetimin sonucu zamdan, kötü yönetimin sonucu yoksulluktan, kötü yönetimin sonucu işsizlikten kurtarın. Ya bunu yapacaksınız ya bu millet ilk sandıkta sizi perişan edecek, sandığa gömecek. Nevşehir’de hem de seçim yokken böyle bir meydanda, böyle bir kalabalıkta herkes sesini duymak istiyor. Ama birazcık miting tecrübemiz var. Orada kusur bizde. Şimdi buradaki canım amcamın talebiyle ta o en arkadakilere kadar söylüyorum. Ne diyor amcam? ‘Hak, hukuk, adalet.’ Hep beraber… Senin şahsında bütün Nevşehir’deki emeklilerin ellerinden öpüyorum.”
“SENİN DERDİN RAKİPTEN KORKMAKTAN BAŞKA ŞEY DEĞİL”
“Türkiye siyasi tarihinin en büyük davalarından biri, bir aydır Silivri’de görülüyor. Ekrem Başkanımıza önce dediler ki ‘Diploması sahte.’ Sonra dediler ki ‘terörist.’ Sonra dediler ki ‘hırsız.’ Sonra dediler ki ‘yolsuz.’ Sonra dediler ki ‘ajan.’ Çok basit bir hesapla ya bir adam aynı zamanda hem diploma sahtecisi, 35 yıl önce... Hem hırsız hem yolsuz, hem terörist, hem de ajan olabilir mi? Her suçlamayı bir kişiye atıyorsan, o yapışmadı; yeni iftira atıyorsan, delil bulamayınca davaları basına bile kapıyorsan demek ki senin derdin bir suçu aramak, bir suçluyu aramak değil bir rakipten korkmak, karşısına çıkmaktan korkmaktır. Başka hiçbir şey değil. Şunu hatırlayalım. Bir yıl önce Ekrem Başkan’ı aldıkları gün Sayın Erdoğan çıktı dedi ki ‘Bir aya kalmaz insan içine çıkamayacaklar. Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar. Eşlerinin bile gözüne bakamayacaklar.’ Ben o gün dedim ki ‘Biz arkadaşlarımıza güveniyoruz, inanıyoruz. Onların ne kadar dürüst ne kadar çalışkan olduğunu biliyoruz. Göreceksiniz iddianamede bunların hiç birisini ispatlayamayacaklar. Biz o iddianameyi yargılanmak için yargılamak için bekliyoruz.’ Dedik ki ‘Gelin, canlı yayında yayınlamayı kabul edin.’ O gün savcı öyle şeyler söylüyordu ki ‘Efendim 560 milyar lira yolsuzluk’ da diyordu, dünya kadar iftiralar da ediyordu. Devlet Bey dedi ki ‘Madem istiyorlar canlı yayın olsun. Millet ne var, ne yok görsün.’ Erdoğan’a sordular, ‘Devlet Bey öyle diyorsa münasiptir’ dedi. Biz de ‘Canlı yayın olsun. İftira da duyulsun, yanıtlar da duyulsun’ dedik. 10 ay bekledik.”
“YALANLAR ÇIKTI, VERDİKLERİ SÖZÜN DE ARKASI BOŞ ÇIKTI”
“İddianame çıktı, hani o yaz ve bütün bir kış boyunca üstünde tepindikleri laflar var ya hepsi yalan çıktı. Hiçbirisi iddianamede yer almadı. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ dediler, 560 kuruş bile yok. ‘Bin 200 cep telefonu’ dediler, söyleyene soruyorsun; ‘Öyle duymuştum, ben de kandırılmışım’ diyor. ‘İmamoğlu’nun lüks arabaları’ dediler, hepsi birden MHP’li bir milletvekilinin çıktı. ‘Parkenin altından para bulduk, görüntüsü var’ dediler, söyleyen ‘Savcının yalancısıyım, bilgi notu ondan geldi, iddianamede bu çıkmadı’ dedi. ‘Valizlerin içinde para taşındı’ dediler, içinden jammer çıktı. İddianamede, jammer olduğu yazıldı. Öyle bir iş ki söyledikleri iftiraların hepsi yalan çıktı. Biz de dedik ki ‘Haydi verin TRT’den duruşmaları’, o verdikleri sözün de arkası boş çıktı. Öneriyoruz, ‘Canlı yayın olsun’ diye Meclis’e teklif veriyoruz. Oylanıyor, ‘hayır’ diyorlar. Buradan Nevşehir’in güzel insanlarının vicdanına sesleniyorum. Nevşehir’deki AK Partililere, MHP’lilere sesleniyorum. Eğer biz suçumuz olsa, veremeyeceğimiz hesabımız olsa canlı yayın ister miyiz? Eğer bu iddialar doğru olsa canlı yayına söz verenler neden döndüler? Şimdi mahkeme görülüyor. İtirafçı olanlar diyor ki Savcı ‘Salacağım seni’ dedi. Güvendim, imza attım.’ Ya da diyor ki ‘Evladımla tehdit ettiler, o yüzden imza attım. Şimdi sözümden dönüyorum. Doğrusunu söylüyorum. Bunların hiçbirisi doğru değil. Ben de ‘Öyle duydum’ demiştim, böyle yazmışlar buraya’ diyorlar.”
“ALLAH KİMSEYİ MEMLEKETİNDE BU HALE DÜŞÜRMESİN”
“Nevşehirliler, bizi kendisi yenemeyeceğini anlayan; gençlik kollarına, kadın kollarına güvenmeyen birisi bir hemşerinizi tuttu ve Adalet Bakanı olarak şimdi atadı. Yuhlamayın ağırına gidiyormuş. Önce ne kadar siyasi dava varsa, Anayasa Mahkemesi’nin oybirliği ile bozduğu ve ‘Hak ihlali var’ dediği kararların altında imzası olan, sonra bakan yardımcılığı gibi bir siyasi göreve gelen birini ‘İstanbul’da bu operasyonu, bu darbeyi bir tek o yapar, ‘emir kulu’, ‘Ne derse Erdoğan yapıyor ne hukuk tanıyor ne de kimsenin gözünün yaşına bakıyor’ diye İstanbul’a başsavcı yaptılar. Gitti, orada hukuku katletti. Döndü geldi, dokunulmazlık için bakanlık istedi. Bakan oldu, bir de gelmiş ve Nevşehirli olduğunu hatırlamış. Buralarda dolaşmış, televizyonu çıkmış. Diyor ki ‘Meydanda adım geçiyor, meydanlar yuhalıyor…’ Ben mi yuhalattım şimdi Akın Efendi? Allah kimseyi kendi memleketinde bu hale düşürmesin. Söyleyeceğim şu… Diyor ki ‘Konuşuyorlar. Yuhalamalar oluyor.’ ‘Geçen gün camide babama ‘Senin oğlan şöyle, böyle’ demişler. Üzüldüm tabii’ diyor. Önce şunu söyleyeyim Nevşehirliler… Kimin babası olursa olsun bütün babaların ellerinden öpüyorum. Akın Gürlek’in babası dahil bütün babaların elinden öpüyorum. Aileyle uğraşmak, eşle uğraşmak, babayla uğraşmak yiğit insan işi değildir, mert insan işi değildir. Ama Nevşehir’in vicdanına söylüyorum. Akın Bey’in babası var da… Cami cemaati de ona kızmış ya. Cami cemaati şuna kızıyor olabilir mi? Ekrem Bey’in de bir babası var. 82 yaşında babanın evine gidiyorlar. Kuyusunda para kasası arıyorlar. ‘Seninle oğlan hırsız, buraya kasaya koymuş olabilir’ diye. Evinin bahçesini üç günde bir dozerle kazıyorlar. Ele güne karşı, ‘Bunun oğlan hırsız, buraya para gömmüş olabilir’ diye. Mehmet Murat Çalık’ın bir anası var. 85 yaşında. Mehmet Murat Çalık kanser hastası. İki günde bir hastanede. Anacığı pencerenin önünde. Akın Bey, Mehmet Murat Çalık’ın da anası var. Onu görüyor musun sen?”
“BİR YILDIR YAPILMAYAN ZULÜM, BASKI KALMADI”
“Bir Medya A.Ş’de çalışan kadınları gidiyorlar, çağırıyorlar. Diyor ki ‘Çocuk var mı?’ ‘Var.’ ‘Gözaltındasın kim bakıyor? Eşin var mı?’ ‘Yok.’ ‘Kim var? ‘85 yaşında anam var.’ ‘Nasıl bakacak?’ Diyor ki ‘Bakamaz.’ ‘O zaman şuna bir imza at, git çocuğunu anandan al.’ Bir bakıyor ki Ekrem Başkan’a bir sürü iftira. ‘Atmam’ diyor. ‘O zaman sana iyi yolculuklar.’ Silivri’ye yolluyor, bir daha çağırıyor bir hafta sonra. ‘Nasıl, Silivri rahat mı?’ diyor. ‘Vallahi benim için değil ama çocuklarım zor durumda.’ ‘At iftira’ diyor. Diyor ki ‘Olmayan bir şeyi söyleyemem. Suçsuz insana imza atamam.’ ‘O zaman sana iyi yolculuklar’ diyor. Çocukları olan, bakmak zorunda olduğu yaşlı anası - babası olan, evinde olmasa zorda kalacak olan, tek başına evladı olan kadınları Afyon’a, Düzce‘ye sürdüler. Türkiye’nin dört bir yanına gönderdiler. Mehmet Murat Çalık’ı anası rahat ziyaret edemesin diye İzmir’e yolladılar. Şimdi o cami cemaatinin elinden öpüyorum. Akın Bey’in babasına bu soruları soran, vicdanı kaldırmayanların ellerinden öpüyorum. Fatih Keleş’e diyorlar ki ‘Ekrem Başkan hakkında iftira at, sen çık.’ ‘Atamam’ deyince diyorlar ki ‘Senin bir oğlan varmış. Dara da gelemezmiş. Nasıl olacak?’ ‘Yav’ diyor, ‘Ne olacak?’ 26 yaşındaki Mustafamızı aldılar, Silivri’de 60 kişilik koğuşa koydular. Babasını ayda bir çağırıp ‘Kurtar Mustafa’yı, at imzayı’ diyorlar. Şimdi bu da baba, bu da evlat. Bu da evlat, o da anne. Bir yıldır yapılmayan zulüm, yapılmayan baskı kalmadı. Onun için buradan, Nevşehir’den Akın Gürlek’in babasının ellerini öpe öpe söylüyorum. Artık aileyle uğraşmayı bırakın. Aileyle uğraşan, eş ile uğraşan, çocukla uğraşan, anne ağlatan, babaları kahredenlere yazıklar olsun.”
“DARBECİLER HESAP VERECEK, MİLLETLE UĞRAŞMAYACAĞIZ”
“Buradan bir sözüm var, Nevşehir şahittir ki hem vallahi hem billahi… Ölesiye, inandığım bütün değerler üzerine söylüyorum. Seçim gelecek, iktidar olacağız ve biz iktidar olduk diye kimseye bize bu yaptıklarını yapmayacağız. AK Partilinin de MHP’linin de yüreği rahat olsun. Kimse şöyle düşünmesin; ‘Biz AK Parti’yi seçtik, onlar CHP’ye zulmettiler. Şimdi CHP gelirse bize zulmedecekler.’ Biz temiz kalpli, inançlı, yürekli ve vicdanlı insanlarız. Bizden kimseye kötülük gelmedi, gelmeyecek. Bizim iktidarımızda sadece bu kötülükleri yapan bir avuç çete mensubu hesap verecek. Türkiye’ye, Nevşehir’e huzur gelecek. Söz veriyorum. Geçmişte şöyle oluyordu. Diyorlardı ki gün ‘Gün gelecek, devran dönecek ve AK Parti halka hesap verecek.’ İtiraz ediyordum. Niye? Çünkü Nevşehir'in AK Partilisi diyor ki ‘İyi olsun diye oy verdik, geldi iyi olmadı. Yoksullaştık, zor durumdayız. Parti değiştireceğim ama bu sefer beni düşünecek birisine oy vereceğim. Ama ya o gelirse benden intikam alırsa?’ O yüzden gençler doğru söylüyor. ‘Gün gelecek devran dönecek, darbeciler halka hesap verecek.’ Milletle uğraşmayacağız. Bu arada Nevşehir benim kimden bahsettiğimi duyunca hem kızdınız ona hem de belki moraliniz bozuldu. Hiç üzülmeyin, biz Nevşehir’i güzellikleriyle biliyoruz. Darbecileriyle değil. Ayıptır söylemesi Kenan Evren de benim hemşerim. Oluyor bazen böyle. Ama biz Manisa’yı Kenan Evren’le değil, ta Fatih Sultan Mehmet’ten başlayıp bugüne kadar bu millete hizmet eden güzel insanları ile hatırlıyoruz. Nevşehir’i de öyle biliyoruz. Nevşehir’i çok seviyoruz. Nevşehir yaklaşan seçime hazır mı? Ben şu kadarını söyleyeyim, bu seçim iki parti arasında olmayacak. Bu seçim, AK Parti ile CHP arasında olmayacak. Bu seçim, demokrasi isteyenlerle tek adam rejimi sürsün diyenler arasında olacak. Bu seçim, bir otokratla Türkiye’nin tüm demokratları arasında olacak. Bu seçim, Erdoğan ile Türkiye İttifakı arasında olacak. Türkiye İttifakı, aslan sosyal demokratların ittifakıdır. Bir kocaman alkış sosyal demokratlara. Türkiye İttifakı, tertemiz vicdanları ile muhafazakar demokratların ittifakıdır. Muhafazakar demokratlara, haramdan ve yalandan korkan Türkiye İttifakı’nın muhafazakar demokratlarına bir kuvvetli alkış alayım. Milliyetçi demokratlara, Türkiye’deki liberal demokratlara, sosyalist demokratlara, Kürt demokratlara… Ama bu vatanın bayrağı ile sorunu olmayan, Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünden yana olan, ülkeyi seven, Atatürkü seven, cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratlara selam olsun. Türkiye İttifakı’nı kuracak mıyız? Türkiye İttifakı, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Göreceksiniz o sandığı getireceğiz ve Türkiye İttifakı ile Nevşehir’de de birinci olacağız. Türkiye’de de birinci olacağız. Bir kez daha milletten yana, halktan yana, sizden yana bir iktidar kuracağız. Hep beraber yapacağız bunu. Bir devri kapatıp yeni bir devir açmaya hazır mıyız? Türkiye İttifakı’nın içinde miyiz? Kazanacak mıyız? Bu iktidarı değiştirecek miyiz? Hepinize güveniyorum, hepinizi çok seviyorum.”
“SEÇİMDEN KAÇIYORLAR”
“‘Geçim olmayan yerde seçim olur’ dedik seçimden kaçıyorlar. Erdoğan diyor ki ‘Gündemimizde seçim’ yok. Biz de dedik ki ‘Bu millet artık size olan güvenini kaybetti. Sandıkta sizi değiştirmek istiyor.’ O diyor ki ‘İki yılım daha var. İki yıl daha durur, seçim yapmam.’ Anayasa açık. Anayasa’ya göre Meclis’te sandalyeler boşalınca yerine ara seçim yapılır. Ara seçimin günü geldi. Anayasaya göre süre doldu. Ya erken seçime gideceksin ya da Türkiye’deki boş 7 sandalye için, Hatay’ı saymıyorum ama orayı boş sayıyorsa oraya da sadece Can Atalay’ı layık görüyoruz ve boş sandalyeler için seçim yapılsın diyoruz. Bakın Nevşehirliler, canım Nevşehir, bu Tayyip Erdoğan son girdiği 2023 seçimlerinde Nevşehir’de olduğu gibi Afyon’da birinci partiydi. Afyon’da milletvekilliği boşaldı, ‘Gel sandık koyalım’, kaçıyor. Kastamonu’da birinci partiydi, gel sandık koyalım kaçıyor. Kırıkkale’de birinci partiydi. ‘Gel sandık koyalım’, kaçıyor. Kocaeli’nde birinci partiydi. ‘Gel sandık koyalım’, kaçıyor. Hatay’da birinci partiydi. ‘Gel sandık koyalım’, kaçıyor. İstanbul birinci bölgede birinci partiydi. ‘Gel sandık koyalım’, kaçıyor. Şu anda bakın İstanbul’da Murat Kurum bakan oldu boşaldı, Sırrı Süreyya Önder rahmetli oldu, boşaldı. ‘Gel sandık koyalım bakalım İstanbul sana mı sahip çıkıyor, Ekrem Başkan’a onun partisine mi sahip çıkıyor, gel sandığa’ diyorum, kaçıyor. Onun için eğer Tayyip Erdoğan, kendine güveniyorsan bu seçim bölgelerinin hepsinde son seçimde sen birinci partiydin. Ben diyorum ki ‘Sandığı koyalım.’ Ben diyorum ki ‘Sen bu milletin gönlünden de düştün gözünden de düştün. Ama sandıktan kaçan, milletten kaçanın kaçacağı yer eninde sonunda bitecektir. O sandık bir şekilde gelecektir. Ya erken seçim yapacaksın, erken seçimde milletin karşısına çıkacağız, kimi seçmek istiyorsa ona saygı duyacağız ya da tarihe seçimden kaçan olarak geçeceksin.’ Demirel’in, Ecevit’in, Erbakan’ın, Türkeş’in, Özal’ın kaçmadığı sandıktan Recep Tayyip Erdoğan kaçmaktadır. Onun için bir kez daha ifade ediyorum. Emekliler, çalışanlar için ara zam şarttır. Demokrasi için ara seçim şarttır. Ara seçimden vazgeçmemiz için getirin erken seçimi bu işi millet bitirsin.
“EV KADINLARI DA KENDİ MAAŞINA SAHİP EMEKLİLER OLACAK”
“Bu arada dün Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluş yıldönümüydü. Polislerimize bir yürekten alkış. Bu devlete, bu millete hizmet eden, polisten askerden memurdan işçiden karnımızı doyuran çiftçiden eksiğimizi gideren esnaftan Allah razı olsun. Bu milletin gerçek evlatlarına bu millet sonuna kadar sahip çıkıyor. Hepsine bir yürekten alkış yolluyoruz. Bizim iktidarımız polise de infaz koruma memuruna da atanmayan öğretmene de iş bulamayan gence de evde oturan ve çocuğuna bakan, çalışamayan ve hiçbir güvencesi olmayan ev kadınlarına da iyi gelecek. Geçtiğimiz günlerde ilk kez Karaman’da söylemiştik. Şimdi tekrar ediyorum. Ev hanımlarına ya kreş imkanı olacak çocuğu bırakacak, istediği bir işte çalışacak ya da eğer iş veremiyorsak ya da kendisi evde evin işiyle meşgulse mutlaka sigortası olacak, devlet tarafından karşılanacak. Ev kadınları da eninde sonunda kendi maaşına sahip emekliler olacak. Söz veriyoruz.”
“İŞTE DEMOKRASİ BUDUR…”
“Değerli Nevşehirliler, bugün buraya geldiniz ve siz buraya gelmekle benim burada yaptığımdan 100 kat daha önemli bir iş yaptınız. Buraya çıkmak, mikrofonu eline almak ve sorunları konuşmak elbette önemli, elbette yapılacak. Ama teslim olmamak, sahip çıkmak, evde oturmamak, televizyondan bakmamak, kumandayı atmak, pijamayı çıkarmak meydana koşmak… Demokrasi bu. Her birinizin ellerinden ayrı ayrı öpüyorum. İyi ki varsınız. Bundan sonra da ne zaman olursa çağrıldığınız meydana, sokağa koşmaya hazır mısınız? Birlikte mücadeleye hazır mıyız? Bu iktidarı değiştirecek miyiz? Ekrem Başkan yoksa da onun yerine sokak sokak, kapı kapı gezecek miyiz? Sorumluluğu alıyor muyuz? Onun yerine bu partinin Cumhurbaşkanı adayı gibi çalışmaya var mısınız? Hepinize güveniyoruz. Siz oldukça, bu millet bu kadar ayakta oldukça kimse bu millete boyun eğdiremez. Biz boyun eğmeyen, bir adım geri atmayan, bir santim eğilmeyen, bir kelime eksik konuşmayanlarız. Biliriz ki biz bir kelime eksik konuşursak bu milleti susturacaklar. Biz bir santim eğilirsek bu millete diz çöktürecekler. Biz bir adım geri atarsak bu ülkeyi 100 yıl geri götürecekler. Onun için yürümeye, birlikte yürümeye var mıyız? Var mıyız? Dosta, düşmana duyurun; var mıyız? Birlikte yürüyecek miyiz? Hadi o zaman bakalım yürüyelim arkadaşlar.”
11.04.2026
11.04.2026
10.04.2026
10.04.2026