20.04.2026

CHP Lideri Özgür Özel: “Yapılan Operasyonlar Çok Kötü Bir Yolu Açmaktır; Aklınızı Başınıza Toplayın”

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL:

“YAPILAN OPERASYONLAR YANLIŞTIR, HAKSIZLIKTIR, KÖTÜ ÖRNEKTİR VE ÇOK KÖTÜ BİR YOLU AÇMAKTIR; AKLINIZI BAŞINIZA TOPLAYIN”

“ARA SEÇİM İÇİN 12 MUHALEFET PARTİSİNDEN FİRESİZ DESTEK ALDIK, ALKIŞ TÜRKİYE’DEKİ BİRLEŞİK MUHALEFETEDİR”

“HAYSİYET CELLATLARINA, VİCDANSIZLARA MEYDAN OKUYORUM; BU ALÇAKLIĞI FİTİL FİTİL BURNUNUZDAN GETİRECEĞİM”

“EMEKLİYE VE ASGARİ ÜCRETLİYE ARA ZAM, DEMOKRASİYE İSE ARA SEÇİM İSTİYORUZ”

“ERDOĞAN’A TEK SÖZÜM ŞUDUR; MİLLETTEN KAÇAMAZSIN, SÖZÜ MİLLET SÖYLEYECEK”

“7 CİHAN BİR ARAYA GELDİ, BU MİLLETİ YENEMEDİ; KİM GELİRSE GELSİN BİR KEZ DAHA HEPSİNİ BİRDEN TARİHE GÖMECEK”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Ataşehir’de gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor mitingine katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Ataşehir’in güzel insanlarına; yüreği memleket için atan, yüreği merhametle atan insanlarına; korkuyu evde bırakıp meydanlara koşanlara, seçtiğine ve seçme hakkına sahip çıkanlara; onuruna, Onursal’ına sahip çıkanlara selam olsun. Dünya kadar yalanla, iftirayla, algı operasyonuyla devletin televizyonuyla, Anadolu Ajansı’yla her türlü yalan bilgiyi yayanlara inat seçtiğine arkasında duran, ne oluyor - ne bitiyor her şeyin farkında olan, bir darbeye karşı dimdik ayakta duran, olması gereken yerde olan, bu muhteşem meydanı dolduranlara selam olsun” dedi. Özel, şunları söyledi:


“MİLLET, EN KARANLIK ZAMANLARDA HEP ÇIKIŞ YOLU BULDU”

“Hepiniz bu ilçede yaşayan, karnını bu ilçede doyuran, çoluğunu - çocuğunu burada büyüten, anne - babasına ve sevdiğine burada sahip çıkan, bu ülkenin eşitliğine, özgürlüğüne inanan ve birlikte yaşarken ‘Bu ilçeyi kim yönetsin?’ diye sorulduğunda yüzde 65’le bu partinin bir evladına, gencecik bir siyasetçiye, tertemiz Onursal Adıgüzel’e sahip çıkanlara selam olsun. Birileri karşımıza çıkmış, ‘Siz bilmezsiniz, ben bilirim’ diyor. ‘İstanbul’da Ekrem olmaz, kayyım olacak’ diyor. ‘Ataşehir’i vaktiyle biz kendimize ayırdık. Hesap - kitap yaptık ama olmadı. Ataşehir Cumhuriyet Halk Partisi’ni seçti. Adı gibi Ata’nın ardından gidenleri seçti. Şimdi de elimizden kaçtı. Yüzde 65’le. Yakında Kadıköy’le aynı olacak Ataşehir, hazmetmem bunu. Siz bilemezsiniz’ diyor. Bunun için bugün burada elbette konuşacağız. Bir arkadaşa, bir kardeşe, bir yoldaşa, bir komşuya sahip çıkmak önemli. Ama daha önemlisi ‘Sözü ben söylerim, kararı ben veririm. Benim sözümün üstüne söz olmaz. Ben milletim, ben halkın iradesiyim’ demek ve darbeye geçit vermemek önemli. Bu millet, ezelden beri zalime diz çökmedi. Bu millet, en karanlık zamanlarda hep bir çıkış yolu buldu. Bu millet, ezelden beri hep şöyle söyledi; ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.’ Bunu tek başına söyleyebilecek tek meydan aha da bu meydan. ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım…’ Önünüzde saygıyla eğiliyorum Ataşehir. İşte bizim mayamız budur. Bizim inancımız budur. Bizim ruh halimiz budur. ‘Korkuturum, sustururum, sindiririm’ diyen bak bu meydana da sen birazcık daha kudur. Şöyle bir anlaşma yapalım. Ataşehir çok renkli, çok sesli, çok güçlü bir ilçe. İki ayrı güçlü ses birbirini beklesin, birbirini takip etsin. Önce bize bu haksızlıkları yapan Ekrem Başkan’ın 32 yıllık diplomasını yok sayan, onun adaylığını engellemeye çalışana meydanın burası sesleniyordu. Kim yapıyor bu kötülükleri? (‘Diplomasız Erdoğan’) O zaman bizim diplomamızı yok sayan, kendi diploması hiç olmayan, bu kadar kötülüğü planlayan, arkasında duran ey Erdoğan, ne yapsın Erdoğan? (‘Erdoğan İstifa’)”

“DARBECİLERİN ANADOLU YAKASINDAKİ YENİ HEDEFİ…”

“Değerli Ataşehirliler, Onursal Adıgüzel, Cumhuriyet Halk Partisi’nin öz evladıdır. Baba ocağına doğmuş, 18 yaşından önce partide büyümüş, gençlik kollarına kaydolmuş, o gün bugün Ataşehir’de siyaset yapmış, partimizin bir neferidir. Gencecik yaşında, 2015 yılında ön seçime girmiş, gençlerin desteğiyle, sizlerin desteğiyle ön seçimde milletvekili adayı olmuş, üç dönem Meclis’te birlikte çalıştığımız, Genel Başkan Yardımcılığı yapmış, partinin her noktasında katkı sağlamış, mücadele etmiş, belediye başkanı adayı olduğunda ilçede büyük bir heyecan, sonra da beğeni uyandırmış, Ataşehir’de bütün imkansızlıklara rağmen hem belediyecilikte önemli işler yapan hem de Ataşehir’le birlikte adına uygun, Ata’nın şehrinde çalışan, topluma önderlik eden, sokaktan ayrılmayan, yanınızdan ayrılmayan bir belediye başkanı olarak sizin gönlünüze taht kurmuş bir kardeşimizdir. İki yıldır Ataşehir’de gece, gündüz çalışıyor. Ve şimdi 19 Mart darbecilerinin Anadolu yakasındaki yeni hedefi, Onursal Adıgüzel.”

“ONURSAL’A SORU SORAMAYACAK DURUMDALAR”

“Biraz önce Emniyet Müdürlüğü’nde sorulan sorular, verilen cevaplar, avukatları tarafından alındı. Buradan ilan ediyorum, buradan söylüyorum. Onursal Adıgüzel’e ne bir baz kaydı, ki olsa ne yazar? İstanbul’da herkesin her yerde baz verdiğini ispatladı avukatlar. Ama ne bir baz kaydı ne teknik takip ne dinleme ne ‘Onursal Adıgüzel şunu yaptı, şunu aldı, şunu sattı’ diye bir söz... Hiçbir şey yok. Yani soru soramayacak durumdalar Onursal’a, soru soramayacak. Diyorlar ki ‘Bir suç örgütü var. Başında Onursal Adıgüzel var. O yüzden onunla bir bağlantı, bir ilinti, bir isnat, bir şüphe bulamayacağım, onun için bu işi örgütlü diye tanımlayacağım ve Onursalı ne varsa ne yoksa her şeyden sorumlu tutacağım.’ İşte bu durum, ‘suçüstü hali’dir. Bu durum kendisinde hiçbir suç olmayan, işi gücü çalışmak olan, kendisine savcının iddia edecek bile, kibrit çöpü kadar bir şey bulamadığı birisine sırf ‘19 Mart darbesi devam etsin’ diye, sırf ‘Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının yolculuğu dursun’ diye, sırf ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ne iktidar yolunda çelme çakılsın’ diye yapılan bir kumpasın Ataşehir kısmı ile karşı karşıyayız. Buradan büyük bir özgüvenle, partinin Genel Başkanı, Onursal’ın ağabeyi ve yol arkadaşı olarak söylüyorum ki Onursal Adıgüzel masumdur, bu iftiranın hesabı, eninde sonunda sorulacaktır.”

“KESER DÖNER, SAP DÖNER”

“Böyle bir kumpasla, onu kızı Algı’dan, eşi Duygu’dan, anasından, babasından ve ailesinden, çok sevdiği Ataşehir’den koparmaya çalışanlara yarın buna niyet edeceklere söylüyorum. Aklınızı başınıza alın. Keser döner sap döner, yarın seçim olur, iktidar değişir. Bu açtığınız yolda bir savcı bulan, bir tane meczup iftiracı bulan, elinde kanıtı olmayan ama açtığınız yoldan yürümeye kalkan biri çıktığında, dışarıda ve geriye dönük ne bir AK Partili belediye başkanı kalır ne bir AK Partili belediye meclis üyesi kalır ne bir AK Partili siyasetçi kalır. Herkes nasıl bir yol açtığını, sırf seçim kazanamayacağı için nelere tenezzül edildiğini görsün. AK Parti’de ki kaldıysa, makul insanlara, konuşabiliyorlarsa AK Parti’nin makullerine sesleniyorum. Olanı biteni görüyorsunuz. Silivri’deki yalanı, dolanı artık kimse örtemiyor. Onursal’a bir tek suçlama yok ama ‘Örgüt kurdun’ sen deyip belediyenin şemasından örgüt şeması çıkarıyorlar. Yarın bunu Konya’ya yaparlar, yarın bunu Kayseri’ye yaparlar, yarın bunu geçmişe dönük yaparlar. Buradan bir kez daha ifade ediyorum ki yapılan iş yanlıştır, yapılan iş haksızlıktır. Kötü örnektir ve çok kötü bir yolu açmaktır. 23 yıllık iktidarın sonunda bu yolu açıp da giderse birileri bu yoldan kim geçer, geriye kim kalır, hesap edemezsiniz. Onun için aklınızı başınıza toplayın, kul hakkına girmeyin, arkadaşlarımıza haksızlığın arkasında değil, karşısında durun. Gençler ‘Gün gelecek, AKP halka hesap verecek’ diyor. Burada ben söylüyorum. AK Parti‘ye ‘iyi olsun’ diye oy verenlere, yanlışlıkla ya da bilerek üye olanlara, AK Parti döneminde işe girenlere, maaş bağlananlara, yardım alanlara ya da herhangi bir sebepten AK Partili olanlara; Sizi bizle korkutmasınlar. Bizler iyi insanlarız. Şu meydanın en arkasında duran biri var. Şu köşede duran biri var. Bu meydana gelmek için yola çıkmış, trafikte kalmış, toplu taşımada kalmış birileri var. Bu insanlar haksızlığın, rantın, kul hakkı yemenin değil, bu insanlar, adaletin savunucuları, iyiliğin bekçileri. Yürekleri kocaman, bu ülkenin güzel insanları bunlar. Bu meydandan kötülük çıkmaz.”

“ONURSAL HANGİ ÖRGÜTÜ KURDUYSA, ORAYA BENİ DE YAZIN”

“‘Kurtuluş yok tek başına’ şarkısını birlikte söylediğimiz Duygu Adıgüzel, sizin evladınız. Onun evladı Algı. 9 yıl önce bir pazartesi akşamı doğdu. Salı günü TBMM Grup Toplantısı vardı. Ben grup toplantısını açarken aramızdaki örgütleri saydım saydım saydım. ‘Bir de’ dedim, ‘Dün gece aramıza Algı Adıgüzel katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi daha da güçlendi, güzelleşti.’ O Algı’yı, babasından ayırmaya çalışıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi kusuru, hatası, yanlışı, olanların partisi değildir. Öyle olduğunda hızla yolları ayırırız. Hayrü'l beşer, insan şaşar ama bunu taşımayız. Fakat bunu böyle bilip de Cumhuriyet Halk Partililere iftirayla, hakaretle, onları geride bırakmaya, onları yalnız bıraktırmaya, onları bir suçu işlemediği halde işlemiş gibi göstermeye çalışanlara karşı da bir tek Cumhuriyet Halk Partiliyi geride bırakmadık, bırakmıyoruz, bırakmayacağız. Bir kez daha söylüyorum. Onursal Adıgüzel’i örgüt kurmakla suçluyorlar. Başka hiçbir şey bulup da sormuyorlar. Onursal Adıgüzel, çocuk yaştan beri partiyi örgütleyen, sevgiyi örgütleyen, hizmet örgütleyen, mücadeleyi örgütleyen bir arkadaşımızdır. Buradan Erdoğan’a söylüyorum. Onursal hangi örgütü kurduysa o örgüte beni de yazın, bizi de yazın. Göreve geldiği gün ‘Şafak operasyonları bitti, olmayacak’ diyenlere sesleniyorum; İçişleri Bakanı’na sesleniyorum. Onursal Adıgüzel’in evine gece 01.00’de gidildi. Onursal Adıgüzel’in evi gece 01.00’de arandı. CMK 118 diyor ki ‘Konutta veya işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz.’ Bugün Onursal Adıgüzel’in evine gidildi, hiçbir şey bulunmadı. Ama o gün yapılan işlem tamamen hukuka aykırıdır. Tamamen hukukun ayaklar altına alınmasıdır.”

“HANGİ AK PARTİLİ’Yİ EVİNDEN POLİSLE ALDINIZ?”

“İçişleri Bakanı’na sesleniyorum. Diyorsunuz ki ‘591 AK Partili’ye ve 321 Cumhuriyet Halk Partili belediyeye soruşturma izni verdik. Taraf tutmuyoruz.’ Buradan soruyorum. Peki 591 AK Partili’den hangisinin evine gece 01.00’de, sabah 06.00’da gittiniz? Hangi AK Partili’yi polisle, jandarmayla evden aldınız? Hangi AK Partili’yi nezarete, Vatan’a koydunuz? Hangisini savcıya çıkarıp hakkında tutuklama kararı verdiniz? Burada şu ortada; iddia Cumhuriyeti Halk Partililerin iki katı kadar, iddiaların ciddiyeti CHP’ye söylenenlerin iki katı kadar ama yapılan işlem yüzde 1’i bile değil. Bizim arkadaşlarımıza işlemediği suçtan, gizli tanıkla ya da iftiracıyla bir şey söyleyip tek bir kanıt bulamayanlar, ‘İBB’nin AK Parti döneminden 52 iddiayı verin biz inceleyeceğiz’ deyip delillerin üstüne oturanlardır. Ankara Büyükşehir’deki 90’dan fazla Melih Gökçek dosyasını alıp karartanlardır. Bu memlekette Ankara’yı parsel parsel sattığını partisini kuranlar söylerken, Cumhurbaşkanlığı İstişare Kurulu üyeleri söylerken, AK Parti’nin Ak Saçlılar Divanı’nda oturanlar söylerken, Melih Gökçek; belediyenin makam arabasını zimmetine geçiren, belediyenin konutunu vermemek için yıllarca direnen, hiçbir kuruşun hesabını vermeyenler orada dururken tertemiz bir soru, bir şüphe bile söyleyemedikleri gencecik arkadaşlarımıza bunları yapanlara bir kez daha hatırlatıyoruz. Adalet Bakanlığı, bir partinin yargı kolları başkanlığı değildir.”

“BİR GÜN BUNLARIN DA İDDİANAMESİ OLACAK”

“Siz Onursal Adıgüzel hakkında tutuklamanın olduğunu takip eden gece canlı yayınlardaki beş gazeteciye aynı anda Onursal hakkında yalan ifadeler yolladınız. Kayıtlar elimizde. Eninde sonunda o gazeteciler, o yalan bilgiyi, ‘Onursal Adıgüzel’in 7 milyon dolarlık rüşveti kanıtlandı’ denilen bilgiyi ‘TGRT’de, A Haber’de, orada - burada aynı anda nasıl konuştular? Bu bilgi Adalet Bakanlığı’ndan nasıl servis edildi?’ Bunun da bir gün iddianamesi olacak. ‘Ertesi gün iktidara yakın gazeteler hepsi aynı manşetle nasıl çıktı?’ Bir gün bunun da iddianamesi olacak. Haysiyet cellatlarına, vicdansızlara, o paçavralara iftiraları eşzamanlı yazdıranlara meydan okuyorum. Gün gelecek bunun teker teker hesabını verecekler. Bu alçaklığı fitil fitil burnunuzdan getireceğim. Söz veriyorum.”

“ENİNDE SONUNDA HAK YERİNİ BULACAK”

“Buradan bir kez daha söylüyorum. Bu kadar haksızlığın, bu kadar edepsizliğin bir sınırı olur. Her önüne gelen Adalet Bakanlığı’ndan gelen WhatsApp’ı doğruymuş gibi televizyondan anlatanlara, gazetelere basanlara, ama bugün sorguda bir kelimesi bile doğru çıkmayanlara; ‘Bu iftiranın, bu kumpasın parçası olmayın. Birazcık vicdanınız olsun’ diye sesleniyorum. Burada Onursal Adıgüzel’in annesi burada. Annem yerine. Onursal Adıgüzel’in babası burada. Efendim babasına camide ‘E senin oğlan da şöyle - böyle’ diyenlere üzülüyormuş beyefendi. Şimdi söylüyorum. Ekrem Başkan’ın babasına bütün yaz boyunca ‘Senin oğlun hırsız. Bahçende kasa arayacağız’ deyip huzur vermeyenler, kuyulara balıkadam indirenler, kendi yaptıkları işi bizde de olacak sanıp köstebek gibi delik delip para arayanlara, Onursal gibi tertemiz bir çocuğun annesine ve babasına bunları yaşatanlara söylüyorum. Bizi yıldıramazsınız. Bizi ezemezsiniz. Karıncanın kardeşi var. O da bütün Cumhuriyetçilerdir, bütün demokratlardır, bütün Ataşehir’dir. Yargı kollarına sesleniyorum. İstanbul’da haysiyet cellatlığı, adalet katilliği yapıp da sürü halinde Adalet Bakanlığı’na göçen akbabalara, oraya çöken akbabalara sesleniyorum. Eninde sonunda hak yerini bulacak. Hak da Allah da sizden hesap soracak.”

“MİLLETİMİZ BUNLARI UNUTMASIN”

“Her gün millete sesleniyorum. Hatırlayın, nasıl Onursal için daha üç gece önce ‘7 milyon dolarlık rüşvetin kanıtı çıktı’ deyip bugün Onursal’a ‘Öyle bir şey yok, sana soracak sorumuz yok ama madem ki belediyenin başısın, bu örgütün de başısın. Bir örgüt var, onun başısın. Sen kurmuşsun, sen yatacaksın’ diye icat çıkaranlar… Milletimiz unutmasın. Bir yıl önce bunlar Ekrem İmamoğlu’na ‘560 milyar dolar’ diyorlardı. 560 kuruş bulamadılar. Bir yıl önce bunlar ‘Bin 200 cep telefonu dağıtıldı’ diyorlardı, ‘Yalanmış, ben de kandırıldım’ deyip sıyrıldılar. Bir yıl önce bunlar ‘Bavullarda para taşındı’ diyorlardı, Özgür Başkan jammer’ları açıyordu, gösteriyordu. İddianameye para değil, jammer koydular. Bir yıl önce bunlar ‘Parkelerin altında dolar bulduk, İBB’de lojmanda euro bulduk, kayda çektik’ diyorlardı. ‘Yok’ diyorduk. ‘Çıkarsa biz buradayız’ diyorduk. ‘Bu yalana inanmayın’ diyorduk. İddianame koymadılar. Anlatan gazeteciye sorduk, ‘Bazen siyasettir, yalan olur’ dediler. Gaziosmanpaşa Belediyesi’nde arandı, kasa bulundu. Kasadan çıkma görüntülerini servis ettiler. İtiraz ettik, arama tutanağında mühür var para yok. Dediler ki ‘Gaziosmanpaşa’dan görüntü yetişmedi. Stoktan servis ettik. Dolarlı kasa görüntüsü stok videodur’ dediler. O yüzden bugün televizyonlarda söylenip de Onursal’a sorulamayanlar da bir yıl önce her arkadaşımıza atılıp ispatlanmayan iddianameye bile konulamayanlar da aynı şeylerdir. Bunların hepsi birilerinin önünü kesme, seçimde yenemeyeceklerini yargı eliyle katletme girişimidir. Yaz boyunca iftiracıları okuduk. Daha bugün, bakın daha bugün Silivri’de Beşiktaş davasında 10 kişi birden attığı iftiradan vazgeçti. ‘Yalan söyledim’ dedi. ‘Zorla söyledim’ dedi. Bugün oradaki hakim bile ‘Bunu nasıl yaparsın, bu ifadenle belki birileri tutuklandı’ diye kafa tuttu. Görünen o ki o iftiracının çekilmesinden, söylediklerinden o da rahatsız oldu. Bunun için buradan hep birlikte bildiğimiz bir tek şey var. Yaşanan sürecin tamamı siyasidir. Tamamı kumpastır. Yaşanan sürecin tamamı; Erdoğan’ı iktidarda tutmak, rakiplerini elemek, CHP’nin iktidar yolculuğunu durdurmak içindir. Ama kimse şunu unutmasın: Buradaki yolculuk şahısların değildir. Burada Ekrem’i Cumhurbaşkanı yapmak, bir başkasını bakan yapmak, sonra orayı burayı yandaşlarla donatmak niyetinde olan bir parti değil; 100 yıl önce olduğu gibi bugün de işgali sonlandırmak, zulmü bitirmek, yoksulluğu bitirmek, ülkeyi ayağa kaldırmak isteyen Cumhuriyet Halk Partisi vardır.”

“GEÇMİŞ OLSUN ZİYARETİNE GİTTİK”

“Bugün buradan, güya geçmişte CHP’li olup sonra parayla satın alınıp yandaş kanallardan her fırsatta arkadaşlarımıza haysiyet cellatlığı, her fırsatta her yalanı yaymaya uğraşanlar; bugün de başka bir iftirayla yalanla, güya benimle sizinle Onursal’ın arasına nifak sokacaklar. Geçenlerde İspanya’ya gittik. Pedro Sanchez’le birlikte dünyanın bütün demokratlarını mücadeleye davet için. O gün vardık, Zülfü Livaneli’nin değerli eşi ameliyat olmuştu. Zor bir ameliyat geçirmişti. Kendisine otele dahi yerleşmeden geçmiş olsun ziyareti için gittik. Yazmışlar ‘Yemeğe gittiler bilmem ne.’ Geçmiş olsun ziyaretine gittik. Onursal’ın gözaltına alındığını öğrenmekten 14 saat önce. Diyorlar ki ‘Efendim Onursal gözaltındaydı, bunlar yemeğe gittiler. Birlikte fotoğraf çektirdiler.’ Aha da buradan söylüyorum. Onursal’la aramıza, bizim birbirimizin mücadelesine sahip çıkışımıza yan gözle bakmak, o eksik akılla kılçık atmak, bu hadsizliklerin hiçbirini unutmayacağım. Bu sefer de asla affetmeyeceğim. Şimdi anacığı - babacığı buradayken, Duygu buradayken, bizim yiğit oradayken, hem de bir yandan da Zülfü Livaneli demişken Ataşehir’den Onursal’a bir ‘Yiğidim Aslanım’ yollayalım mı? En arkadaki ışıkları göreyim önce. Göreceksiniz, Onursal Adıgüzel çıkacak. Bu Ataşehir’in muhteşem klibini Onursal Adıgüzel’in çıktığı akşam aynı meydanda bir daha çekeceğiz.”

“ORBAN’LA SONUNUZ AYNI OLACAK”

“Biraz önce söyledim. Gençlerin hoşuna gitti. Hafta sonu herkes sevdikleriyle beraberdi. Ben dostum Pedro Sanchez’le Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva’yla, Alman Sosyal Demokratların Başkanı Lars Klingbeil’le, dünyadaki bütün ilerici güçlerin liderleriyle birlikte İspanya’daydım. Erdoğan da dostu Trump’ın, dostunun dostu senin dostundur, dostu Netanyahu’nun… Tabii Netanyahu ile kayıkçı kavgası yapacak, Trump en yakını olacak, her desteği ondan alacak. Trump Netanyahu'ya ‘savaş kahramanım’ diyor, ‘savaş kahramanım.’ O savaşta 71 bin Filistinli bebek öldü, kadın öldü, çocuk öldü. Katil Netanyahu’ya ‘kahramanım’ diyen Trump’ı al başına çal Erdoğan, al başına çal. Filistinli 71 bin çocuğun, bebeğin, kadının katili İsrailli Netanyahu’ya ‘savaş kahramanı’ diyen Trump, Erdoğan’a hayırlı olsun. Hayrını görsün, tepe tepe kullansın. İkisinin de sonu, miadı doluyor. Herkes tarafını bilecek. Kimse enseyi karartmasın. Kıbrıs seçimleri oldu, dedik ki ‘Kıbrıs, Kıbrıslılarındır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kendi kararını verir.’ ‘Hayır, olmaz’ dediler. ‘Taraf olacağız’ dediler, taraf tuttular. Kıbrıslıya istikamet çizmeye kalktılar, yüzde 65’le cevaplarını aldılar. Brezilya’da rakibini hapse atan Bolsonaro nasıl yenildiyse Ekrem Başkan’ı hapse atanlar da öyle yenilecek. Yetmez. ‘Dostum Orban, canım Orban, aman Orban…’ ‘Orban aşağı, Orban yukarı.’ Macaristan’ın diktatörüne, hukuk tanımazına, OHAL ilan edip meclisi yok sayanına ‘kardeşim’ diyen Erdoğan… ‘Aman Orban’, ne oldu Orban? Yüzde 65 aşağı. Aynı ne olacak sonunuz, aynı olacak. Bana ‘Dön dolaş, otobüsün üstünden in. Ankara’ya gel, Ankara merkezli siyaset yap.’ İstanbul’da 39 ilçeyi gezdik, üç bölge mitingi yaptık. Mitingleri İstanbul’da tamamladık, Ankara’ya gittik. Demokratik talepleri anlattık. Ara seçim talebini, erken seçim talebini, emekliye ara zammı konuştuk. Ama durmadılar, yılmadılar, geldiler CHP’nin evladına saldırdılar. İşte o zaman madem senin hesabın oradaysa, meydan da buradadır. Hodri meydan.”

“KAZANAN DEMOKRATLAR OLACAK”

“Bu yıl bitmeden Trump da seçime girecek. Şu anki anketlerde yüzde 30’a geriledi. Bin beter olacak ve Trump’tan meşruiyet bekleyenler, o çok güvendikleri Trump’ın ne hale geldiğini görecekler. Bugün bütün dünyada saflar netleşmektedir. Bir tarafta otokratlar, bir tarafta demokratlar durmaktadır. Otokratlar yavaş yavaş ve teker teker yıkılmakta, demokratlar kazanmaktadır. Buradan müjdeleriz ki Türkiye’nin aslan sosyal demokratları kazanacak. Muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, liberal demokratları, sosyalist demokratları, Türkiye’nin bütün demokratları kol kola girecek, omuz omuza verecek ve başımızdaki otokrat artık gidecek. Biz kazanacağız, millet kazanacak. Biliyorsunuz ki bu Trump’ın bir takımı var. ‘Trump Team’ diyorlar. İçinde türlü türlü manyak var. Bunlardan biri Harold Ham. Ona sordular, ‘Türkiye’de olanlara ne diyorsun?’ diye. Diyor ki hadsiz ‘Üçüncü dünya ülkeleri böyledir. Rakibini hapse tıkarsın, ondan kurtulursun, yoluna bakarsın. Erdoğan da öyle yaptı. Rakibini içeri tıktı, önüne bakıyor.’ Bu Trump’ın sol kolu. Trump’ın sağ kolu başımıza bela oldu. Türkiye’ye büyükelçi diye yolladılar; Tom Barrack’ı. Her konuştuğu bir saçmalık, her konuştuğu bir hadsizlik. En son hafta sonu Antalya’da Demokrasi Forumu’nda Atatürk’ün ‘Dünyanın en güzel şehri’ dediği Antalya’da oturmuş, bacak bacak üstüne atmış, küstah küstah konuşuyor. Diyor ki ‘Buralarda…’ ‘Buralar’ dediği Orta Doğu, Türkiye’yi de içine koyuyor. ‘Buralarda demokrasi işlemiyor. Buralarda meşrutiyet yönetimi lazım. Yumuşak monarşiler lazım. Biz ‘demokrasi’ dedik, olmadı. Buralara güçlü liderler, tek adamlar lazım’ diyor. Gelmiş Amerika’nın Türkiye’deki temsilcisi, monarşiden, tek adamdan; Türkiye’yi Meclis’e, Cumhuriyet’e taşımış Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün memleketinde monarşiden bahsediyor. Ey Tom Barrack… Tom Barrack’a şunu söylüyorum. İster Amerika’nın büyükelçisi ol, ne olursan ol. Ben hangi koltukta oturduğumu, biz kimin partisinde ve kimin ülkesinde olduğumuzu biliyoruz. Her seferinde yaptık, yine yapacağız. Senin gibi bütün emperyalistlerin alnını karşılayacağız.”

“HEPSİNİ BİRDEN TARİHE GÖMECEĞİZ”

“Efendim, bu hadsiz geçen de dedi ki ‘Trump çok akıllı. Erdoğan’da olmayanı veriyor, ondan ne istediyse alacak.’ Erdoğan’da olmayan meşruiyetmiş, doğru. ‘Seçimleri kaybetti, adil yönetmedi. Trump ona meşruiyet veriyor, karşılığında her şeyi alacak’ dedi. Türkiye’deki nadir toprak elementlerini ve diğer tavizleri kastetti. Buna bir kelime söylemedikleri için o bir büyüğünü söylüyor. Her dediğine sustukları için bir tane daha söylüyor. Güya bunların verdiği meşruiyetle iktidarda kalacak, Amerika’nın desteğiyle bizi yenecek, arkadaşları hapiste tutacak, iktidarını sürdürecek. Buradan açıkça Erdoğan’a da Tom Barrack’a da Trump’a da Amerika’nın bugünkü yönetimine de meydan okuyoruz. Hepinizi birlikte yeneceğiz. Yedi cihan bir araya geldi, bu milleti yenemedi. Bir kez daha Trump’sa Trump, Barrack’sa Barrack, kim gelirse gelsin hepsini birden tarihe gömeceğiz. Erdoğan, sana soruyorum. Senin arkanda kim var? Trump mı var, Tom Barrack mı var? Bak, benim arkamda kim var? Benim arkamda bu kahraman millet var. Bu vakitten sonra deli Trump’ın küstah elçisi, Türkiye’de istenmeyen kişidir. Gitsin memleketine. Defolsun, gitsin memleketine. Efendim bize diyorlar ki ‘Aman ha Amerika Büyükelçisi’ne çok laf etmeyin. Trump’a çok laf etmeyin. Onlar karşımızda olursa kazanamazsınız.’ Vallahi onlar karşıdayken, seccadeyi serip altıncı filoya namaz kılanları da gördük. Kusura bakmayın biz onları denize dökenleriz. Bundan sonra Amerika’ya güvenen, Trump’a güvenen ve dünyanın diğer diktatörlerine özenenler bir şeyi bilsinler ki alayınızı birden yenmek için sadece bir tek şeye ihtiyaç vardır. Seçimin gelmesine, bu milletin elinden sizi hiçbiri kurtaramaz.”

“CESARETİ VARSA KAÇMASIN, SON SÖZÜ MİLLET SÖYLESİN”

“Değerli Ateşehirliler, bir kez daha hatırlatıyoruz ki; Türkiye bir fetret döneminin içindedir. Bir ara dönemdedir. Bu ülke ne zaman sıkışsa çareyi bulmuştur. Her sıkıştığında sandık bir nefes olmuştur. Erdoğan iki yıl daha bekleyerek Türkiye’yi 2 yıl daha borçlandırabilir. İki yıl daha enflasyonu azdırabilir, işsizliği artırabilir. Bunun için bir an önce seçim sandığını getirmesi bütün zorlukların çözümüdür. Bu sandıktan kaçtığı için onu bir sandığa, anayasa zoruyla bir sandığı kurmak için ara seçim talebimizi dile getirdik. Sağ olsunlar, 12 muhalefet partisinden eksiksiz, firesiz destek aldık. Şimdi o ara seçim için, buradaki alkış bana değil Türkiye’deki birleşik muhalefetedir. Bunun için içinde olduğumuz, üstünde durduğumuz İstanbul birinci bölgede de Afyon’da da Kastamonu’da da Adıyaman’da da Kırıkkale’de de ve Kocaeli’nde de bir an önce erken seçim, ara seçim sandığını istiyoruz. Bakın yedi bölgenin yedisinde de son seçimde AK Parti birinciyken, bugün birinci bölgede tam 12 puan gerimizdedir. Tam 12 puan. Cesareti varsa kaçmasın, son sözü millet söylesin. Biz onu ara seçim sandığına, sadece 3 yıl önce tamamında birinci olduğu yedi seçim bölgesinde karşımıza çıkmaya, millete sormaya, milletin sesini duymaya davet ediyoruz. Bunun için emekliye, asgari ücretliye ara zam; demokrasiye ara seçim istiyoruz. İstanbul birinci bölge ara seçim istiyor musunuz? Sesinizi duyurmak istiyor musunuz? Sandığa gidecek, bir otokrata haddini bildirecek misiniz? Erdoğan ben meydanlarda milletle beraber onların sesine kulak verip, onların sesini duyuyorum. Ben halktan, milletten, sandıktan kaçmıyorum. Geçmişte gücünü sandıktan alan, şimdi sandığa sırtını dönen, otokrasiye özenen, diktatörlüğe meyleden, bir darbeyi planlayan ve uygulayan Erdoğan’a tek sözüm şudur: Bu vakitten sonra bu milletten kaçamazsın. Sözü millet söyleyecek. İstanbul birinci bölge, Ataşehir Onursal Adıgüzel Başkan’a sahip çıkıyor musun? Onursal’a en kuvvetli alkışlarla bir destek duyayım. Ataşehir Ekrem Başkan’a sahip çıkıyor musun? Ataşehir sonuna kadar mücadeleye var mısın? Hep birlikte yürüyecek miyiz? Hep birlikte başaracak mıyız? Hep birlikte kazanacak mıyız? O zaman haydi bakalım yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun. Yürüyelim arkadaşlar. Haydi bakalım.”


CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL İSTANBUL’DA