26.02.2025
26.02.2025
“BU KADAR ACEMİCE BİR İŞ OLMAZ”
“BURADAN ONLARA EKMEK ÇIKMAZ”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ile görüştü. Emek Partisi Genel Merkezinde gerçekleşen görüşmenin ardından açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, “Sayın Genel Başkanım çok teşekkür ediyorum. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi heyeti olarak, Emek Partisi’ni ziyaret ettik. Değerli heyetleri ile bir araya gelme imkanı bulduk. Biz diğer siyasi parti ziyaretlerinde olduğu gibi bugün özellikle bir yargı tacizi altında olan, yargıdaki elverişli, söz dinleyen bir aparat eliyle siyasetin dizayn edilmeye çalışıldığı, yetmez muhalefetin bastırılmaya çalışıldığı, yetmez sivil toplum örgütlerinin susturulmaya çalışıldığı ve Türkiye’de kimsenin konuşamadığı, sadece siyasetçilerin konuştuğu, sadece ve sadece iktidar partisinin arzu ettiği gündemlerin tartışıldığı bir noktaya Türkiye’yi taşımaya çalıştıkları bu süreç hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yetkili organlarında aldığı kararları, bu kararların gerekçelerini, içinde bulunduğumuz takvimi ve bundan sonra yürüteceğimiz süreç hakkında da Sayın Genel Başkanımıza bilgi verdik. Ayrıca Meclis zemininde Emek Partisi’nin, muhalefetin bir bütün olarak hareket etmesi noktasında katkı sağlayan arkadaşlarımızın bu geçmişteki çabalarına teşekkürlerimizi ilettik. Bundan sonra iktidarın gerek baskılarına karşı, gerek halkın taleplerinin, milletin taleplerinin Meclis’te gündem haline getirilmesi noktasında ortaklaşma ve birlikte çalışma konusunda fikir birliğimizi teyit ettik” dedi. Özel, şunları söyledi:
“KAMPANYAYI BİZ DE SAHİPLENİYORUZ”
“Emek Partisi’nin yürüttüğü bir kampanya; ‘Barajsız Sendika, Yasaksız Grev, Güvenceli İş Kampanyası.’ Bu kampanya hakkında Sayın Genel Başkan bilgi verdi. Bir imza kampanyası var. Bu kampanyaya, bu haklı taleplere biz de destek veriyoruz. Bu kampanyayı biz de sahipleniyoruz. Biz de destekleyeceğiz. Hem vereceğimiz imzalarımızla, hem de yürütülen süreç ve bu mücadele anlamında ortaklaştığımızı, ortak sorunlara haklı tepkilerin ve doğru bir yol haritasının örgütlenmeye çalışıldığını görüyoruz. Bu noktada da hem genel merkezler düzeyinde, hem de il örgütlerimiz düzeyinde, üyelerimiz düzeyinde dayanışma içinde olacağız. Benim burada söyleyeceğim son husus da şudur. Ahmet Özer hakkında beklenip, beklenip, nihayet düzenlenen ama altı boş ve yeni tanımlar getirerek, terör örgütü tarifleri yaparak suçsuz olan seçilmiş Belediye Başkanımız Ahmet Özer’i itham ediyorlar. O iddianameyi bir bütünüyle reddediyoruz elbette. Yine İstanbul’da sekiz belediyemizdeki listelerimizden seçilmiş, Cumhuriyet Halk Partili belediye meclis üyelerimizi gözaltına aldılar, tutukladılar. Aynı süreçte Emek Partisi’nin İstanbul İl Başkanı tutuklandı. Hepimizi ‘HDK terör örgütü üyesi’ olan kişilere operasyon yapıldığına inanmamızı bekliyorlar. Biz Halkların Demokratik Kongresi’nin bir terör örgütü olduğunu bilmiyoruz. Bunun ispatlanması mümkün değil. Ama olmadığına dair 7 Aralık 2023 tarihinde verilen İzmir 20’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı, bu sene 17 Nisan 2024’te Yargıtay tarafından onanarak kesinleşti. Mahkeme kararından alıntıdır: ‘HDK’nın silahlı terör örgütü olduğu veya terör örgütü ile bağlantılı olduğuna dair herhangi bir yargı kararı veya idari kararın olmadığı anlaşılmıştır’ diyor. Mahkeme, bu kararı vermiş İzmir’de. HDK’nın kurultayına gitmiş, kongresine katılmış, o yapıda var olduğunu söyleyen birinin terör örgütü üyesi olmakla suçladılar. Yargılandı. ‘İzmir’de böyle bir terör örgütü yok’ diye mahkeme karar verdi. Yargıtay da bunu onadı ve kesinleşti. Bugün il başkanları da meclis üyelerim de belediye başkanım da ‘Böyle bir terör örgütü varmış ve üyesiymişler, birbirleri ile telefonla konuşmuşlar’ diye... Biraz önce bizi karşılayan heyetteki Şükran Başkan 2020 yılında bundan suçlandı ve beraat etti, ‘Böyle bir terör örgütü yoktur’ diye. Şimdi hepimizi böyle bir terör örgütünün varlığına inandırmaya çalışan bir yargısal acziyetle de karşı karşıyayız. Yönetsel acziyet ve kötü niyet ortada. Yargıtay kararına rağmen iddianame yazan yargısal bir acziyet var. Seyyar giyotinin canı, hepimizin canını yakmaya çalışıyor. Olacak iş değil. İler yanı yok, tutar yanı yok. Böyle anne üzerinden karne notuyla geçer not almaz o iddianame. Velinin hatrına, ittifak hatrına geçer not almaz o iddianame. İnsanın canını sıkmayın Can Bey.”
“BİRLİKTE MÜCADELEMİZİ SIKÇA GÖRECEKSİNİZ”
“Bizim bundan sonra gerek Emek Partisi’yle, gerek tüm muhalefet partileriyle bir araya gelişlerimiz, yol yürüyüşlerimizi, birlikte mücadelemizi sıkça göreceksiniz. Yöntem ne olursa olsun muhalefeti parçalamalarına ve o teker teker parçalarla uğraşmalarına, toplumu umutsuzlaştırmalarına izin vermeyeceğiz. Ben Sayın Genel Başkana ev sahipliği için, kıymetli görüşleri için, dayanışmaları için ve bundan sonraki süreçle ilgili kararlılıkları için bir kez daha teşekkür ediyorum. Hem Emek Gençliği’ni, ki bir temsilcileri heyette vardı, hem de EMEP’in bütün üyelerini Cumhuriyet Halk Partisi adına bir kez daha saygı ile selamlıyorum.”
“KENDİ DÜŞTÜĞÜ HALİ KENDİ TAKDİR ETSİN”
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, Gelecek Partisi’nden AKP’ye geçen Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun’un iddialarının sorulması üzerine, şu yanıtı verdi: “Serap Hanım ‘doku uyuşmazlığı’ demiş. Oturduğu koltuğa doku testi yapsak, doku örneği alınsa kimlik tespitini oradan yaparız. Daha o kadar zaman geçmedi. Orada bıraktığı dokuları Adli Tıp’a yollasak… Serap Hanım’ın kendi arabasına binip, benim milletvekilimden rica edip, gelip de ‘Ben Cumhuriyet Halk Partisi‘ne katılmak istiyorum’ deyip, bizim ona ‘Partinizin grubu var, grubun üyesisiniz. Biz o grup düşmesin diye emek vermişiz, milletvekili vermişiz. O grubun sıkıntıya girmesi doğru olmaz. Bağımsız bir milletvekili olsaydınız ve AK Parti‘ye gitmeye niyetli olsaydınız bize gelmenizi önerirdik. Ama grubunuzda kalmanızı öneriyoruz’ dediğimizi kendisi biliyor. Bu konudaki yaklaşımımızı zaten inkar da edemez. Bizle doku uyuşmazlığı varmış. Katıldığı partinin genel başkanına ‘Tek adam’, ülkenin yönetimine sistemine ‘Tek adam rejimi’ diyen birinin Erdoğan’la yok doku uyuşmazlığı, AK Parti ile yok da bizimle var öyle mi? Ben kendisine kendi ifadeleriyle Sayın rahmetli Özbudun’un, ‘Serap ben bu rejimin düzelmesini göremeyeceğim ama umarım sen görürsün. Buna karşı mücadele et. Türkiye’nin demokrasiye dönmesi için mücadele et’ vasiyetini ben anlatmıyorum ki, Serap Hanım hepimize anlattı. Tek tek anlattı, arkadaşlarımıza ifade etti, paylaştı. ‘Tek adam rejiminden Türkiye’yi kurtarmak için mücadele edeceğiz’ deyip daha geçen hafta gittiğimiz Gelecek Partisi heyetinde bizi karşılayıp uğurlayıp içeride bu kadar şeyi konuşup, içerideki mahrem konuşmalara tanıklık edip, sonra AK Parti‘ye gidip 11 saat, 14 saat içinde katılacak. CHP ile doku uyuşmazlığı varmış. Ben daha ne söyleyeyim. Herhalde böyle bir kariyerden sonra siyaseti bu noktaya, Türkiye’de bu kadar tartışılır bir noktaya getirmenin, siyaset kurumuna bizzat itibar kaybettirmenin doruk noktasına çıkmak Serap Hanım’a nasip oldu. Bir bütün olarak siyaset kurumuna kaybettiriyor yani. Sadece kendi düştüğü hali, kendi takdir etsin.”
“TSK’NİN NE İÇİNE NE İŞİNE KARIŞIRIZ”
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, grup toplantısındaki açıklamasına, AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in “TSK’nın hedef alındığı” yönündeki eleştirilerinin sorulması üzerine şunları söyledi: “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ne işine karışırız, ne içine karışırız. Biz Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde yemin eden, elini sıktığı, hatırını sorduğu, selamını aldığı, yüzüne güldüğü kişiye sekiz gün susup, sekiz gün boyunca birtakım odaklar saldırdıktan sonra ‘Soruşturma başlatın’ denmiş, hedef gösterilmiş. Gencecik teğmenler, ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ dedi diye ordudan ihraç edilmiş. İhraca şerh koyan komisyon başkanına mobbing yapmış, sürmüş, bir başka ordunun emrine vermeye kalkmış. İstifaya zorlanmış, istifa etmiş onurlu şekilde. Bu sürece teslim olmamış. Ben ne Genelkurmay Başkanı’na bir şey diyorum, ne Milli Savunma Bakanı’na bir şey diyorum. Ben duyduğumu, bildiğimi söylüyorum. Bu süreci kimin yaptığını, bu mobbingi kimin yaptığını, kimin köpürtülmesi için gayret sarf ettiğini biliyorum. Onların da isimlerini söyledim. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ne işine karışırız, ne içine karışırız. Ama içine ve işine karışanlar ülkeyi bu hale getirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri’ni komuta kademesine dokuzda sekiz amirali, 20’de 17 generali FETÖ’cüler oraya yükselene kadar altına kim imza attı diye bakarsanız, TSK’nın işine, içine kimleri kim karıştırmış görürsünüz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiç konuşulmayacak bir konuda ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ demiş, işine nasıl karıştılar, nasıl baskı yaptılar onu da gördük. Tüm silahlı kuvvetler mensuplarına saygımız sonsuz. TSK’nın kurumsal yapısına saygımız sonsuz. Ama bu kararı aldırtanlara, oradaki şerh oyunu yazana mobbing yapacak kadar gözü dönenlere tabii ki söyleyecek sözümüz var.”
“GÜVENSİZLİK ORTAMI VARSA DÜŞER”
Özel, Merkez Banka’sı tarafından gerçekleştirilen satış işlemlerinin TÜSİAD soruşturması ile bağlantılı olabileceği yorumlarının sorulması üzerine, şunları dile getirdi:
“Dün grup konuşmasında da değinmiştim. Tansiyon hastası bunlar. Bütün gün tuzlu yiyorlar, yağlı yiyorlar, dikkat etmiyorlar. Tansiyon ölçülünce, tansiyon aletine kızıp onu kırıyorlar. Bir ülkede borsa neden düşer? Güvensizlik ortamı varsa düşer. Sizin olduğunuz yerde bu işler yapılırken güven olur mu? Sen ülkenin 70 ülkeye ihracat yapan kişisine yurt dışına çıkış yasağı koyarsan, ülkenin bütün iş insanlarının tepe örgütünü polis eşliğinde ifadeye götürürsen, bu ülkeye yerli-yabancı yatırımcının güveni kalır mı? Kalmaz. Borsadan çıkar mı? Çıkar. İstediğin kadar soruştur, çıkar. Çıkınca parayı nasıl götürecek? Dolara çevirip çıkar. Çıkar ve dolara çevirir. Buna sebepten dolara yönelme olur. Ya da borsa güvensiz bir yatırım aracı olunca, alternatif yatırım aracı olarak dövize yönelinir. Döviz o yüzden yükselir. Bu döviz yükselmesin diye 10 milyar dolar rezerv yaktılar. Bir ara 128 milyar doları bitirip böyle sıfırladılar ya. 10 milyar dolar rezerv yaktılar. Bu rezervi yakmak istemiyorlarsa, bu saçma sapan işleri yapmayacaklar. İl başkanını tutuklamayacaklar. Belediye meclis üyesinden, belediye başkanından terörist çıkartmayacaklar. TÜSİAD’ı koluna polis sokup ifadeye götürmeyecekler. Götürürsen borsa düşer, döviz çıkar ve rezerv yakarsın. Bu nedir? 10 kere daha engel olursun, en sonunda rezervleri de yine bitirirsin. O rezerv bitirmenin bedelini nasıl ödüyoruz, görüyorsunuz. Doğrudur, tamamen onların işidir.”
“SİZİN NEFESİNİZE YAZIK OLDU”
Özel, Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın kendisine yönelik açıklamalarının sorulması üzerine, “Sizin nefesinize yazık oldu ama ben kendi nefesime yazık etmeyeceğim” dedi.
“DENKLİK OLDUĞU BELLİ…”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasına yönelik belgeleri istemesinin sorulması üzerine Özel, şunları söyledi: “Ülkeyi yöneten kişinin kendi diploması tartışmalıyken, böyle bir tartışmayı başlatmak ve sonunun ne olacağı biline biline… Çünkü denklik olduğu da belli, o tarihte olduğu da belli. Bütün evraklar yapılmış, kişiye özel işlem yok. İstanbul Üniversitesi gazete ilanı vermiş. Herkesle bir başvurulmuş. Bir sene öncekiler de gitmiş zaten. Yüzlerce kişi aynı durumdayken, o diplomanın iptalinden medet ummak, bu ülkeyi yönetenlerin acziyetinden başka bir şey değil. Ekrem İmamoğlu’ndan ne kadar çok korktuklarını gösteren bir şey. Bizim yürüttüğümüz ön seçim sürecinin ne kadar kıymetli olduğunu gösteren bir şey. Tayyip Erdoğan’ın rakibinden nasıl korktuğunu, rakibini ekarte etmeye çalıştığını gösteren bir durumdur. Bunun dışında AK Parti’yi yöneten bir siyasi akıl varsa, gerçekten herhalde siyaseten atılabilecek en yanlış adımı attığını, AK Parti’yi eskiden takip eden ve eski zamanlarını bilen yöneticileri takdir ederler. Bu kadar acemice bir iş olmaz. Bu bumerang döner, Erdoğan’ı vurur. Erdoğan’ın diplomasının olmadığı, Erdoğan’ın okul arkadaşlarının olmadığı, ona ders veren tek öğretim görevlisini Muğla’ya büyükşehir belediye başkan adayı yaptığı, bir önceki dönem milletvekili olduğu… Onun dışında kimsenin ‘Ben buna ders verdim’ diyen yok, derste gören yok, dershanede gören yok, amfide gören yok, okul arkadaşları ile bir tane fotoğraf yok. Haydi varsa, amfiden, okul arkadaşlarıyla, sınıf arkadaşlarıyla bir fotoğraf çektirsin görelim. Bu Ramazan’da üniversite arkadaşlarına bir iftar versin de görelim. Siz de kapıda üniversite arkadaşlarına okul anılarını sorarsınız Erdoğan’ın. O yüzden ben bu kadar acemice yürütülen bir siyasette, AK Parti’yi yönetenler bir yandan da ülkeyi yönetiyorlar ya, ülke ile ilgili endişelerim artıyor.”
“VAR OLAN ŞEY YOK OLUR MU?”
Özel, “Sürecin sonunda bir iptal kararı bekliyor musunuz?” diye sorulması üzerine ise “Hayır. Neyine iptal olacak, var olan şey yok olur mu? 31 sene önce verilmiş diploma, geçilmiş dersler… Üniversite ilan etmiş, ‘Gelin başvurun bana’ demiş, başvuruyu kabul etmiş. 31 yıl önce biri cinayet işlemiş olsa zaten zaman aşımından o cinayet ortadan kalkıyor hukuken. Yani Ekrem İmamoğlu‘nun mağdur olduğu bir süreç varsa da o mağduriyeti yaratanlar üzerinden bir şey yapmak lazım. Son derece şeffaf bir süreç var. Hiçbir yerinde kişisel bir kusuru yok, kişiye özel bir uygulama yok. Buradan onlara ekmek çıkmaz. Çıksa çıksa Erdoğan’ın diploma tartışması çıkar” dedi.
26.02.2025
26.02.2025
26.02.2025
26.02.2025