14.01.2026
14.01.2026
“HER AN YAPILMASI OLASI BİR ERKEN SEÇİMDE TÜRKİYE’NİN İKTİDAR UMUDUYUZ”
“MURAT ÇALIK’IN BERAAT EDECEĞİ ORTADA AMA 301 GÜNDÜR HAPİSTE, ARTIK AKLISELİM VE VİCDAN HAKİM OLMALI”
“ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARINA UYMAYANLAR GÜYA TÜRK MİLLETİ ADINA YARGI DAĞITMAYA DEVAM EDİYORLAR”
“BARIŞÇIL PROTESTONUN ARKASINDA, ŞİDDETE KARŞI DURAN TAYFUN KAHRAMAN’I ÖLÜMÜNE İÇERİDE TUTUYORLAR”
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, KKTC Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli ile partisinin genel merkezinde bir araya geldi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özel, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Değerli basın mensupları, bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki kardeş partimiz CTP’nin Sayın Genel Başkanı Sıla Hanım’ı ve kıymetli heyetini ağırladık. Malum Kıbrıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CTP’nin o günkü Genel Başkanı ve Adayı Sayın Tufan Erhürman çok yüksek bir oy oranıyla Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra partideki görevi tamamlandı. CTP, kendi seçimlerini yaptı ve hepimize de örnek olması gerektiği bir şekilde bir kadın Genel Başkan’la tarihlerinde ilk kez yollarına devam ediyorlar” dedi. Özel, şunları söyledi:
“AYNI GÜN GENEL BAŞKAN SEÇİLDİK”
“26 Aralık tarihindeki Kıbrıs ziyareti sırasında Sıla Hanım’ı ve yeni seçilen yönetimi tebrik etmek üzere genel merkezlerine gitmiştim. Orada birlikte olmuştuk. Bugün de kendileri Ankara ziyaretleri kapsamında bir iade-i ziyaret için genel merkezimizi onurlandırdılar. Ayrıca iki kardeş partinin kurultayları aynı gün yapılmıştı. Biz aynı gün Genel Başkan seçildik ve birbirimizi tebrik etmiştik. Bu hoş tesadüfle birlikte iki parti de kendi ülkelerinde yollarına devam ediyorlar. Dayanışma içindeyiz. Zaten siyasete, Kıbrıs sorununa aynı perspektiften bakan, dünyada insanların siyasetten beklentilerine aynı bakış açısıyla çözüm üreten, aynı niyetle siyasete girmiş insanlar olarak dayanışmamızı sürdürüyoruz. Her ikimiz de son girdiğimiz seçimlerden büyük bir başarıyla çıktık. Bundan sonra da önümüzdeki bir yıl içinde Kıbrıs’ta hem yerel, hem de genel seçim var. Biz de her an yapılması olası bir erken seçimde Türkiye’nin iktidar umuduyuz. Bu anlamda her iki parti kol kola, dayanışma içinde ülkelerinde iktidar için yürüyorlar. Bu ziyareti bu açıdan da çok anlamlı buluyorum. Bir kez daha kendilerini hem kutluyor, hem de hoş geldiniz diyorum.”
“MURAT ÇALIK’IN SONUCUNU YÜREĞİMİZ AĞZIMIZDA BEKLİYORUZ”
Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özel, tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ile Gezi davası tutuklusu Şehir Plancısı Tayfun Kahraman’ın sağlık durumları ve TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç’ın açıklamalarıyla ilgili soru üzerine şunları söyledi:
“Son 15 gün içinde her iki arkadaşımızı da ziyaret etmiştim. Sayın Murat Çalık’tan o ziyaretimden sonra ifade ettiğim operasyonla bir kitle alındı. Ve şimdi yeniden tabii o kitle incelenecek. Ama Murat Çalık’ın hastalığı, Tayfun Kahraman’ın da öyle, cezaevi şartlarında beklenilecek bir hastalık değil. İyi beslenme, stresten uzak bir yaşam ve özellikle hem Tayfun Kahraman için hareket kısıtlamasının olmaması, Sayın Murat Çalık açısından da düzenli olarak ve özel diyetine dikkat ederek beslenmesi gerektiği doktorlar tarafından defalarca raporlara yazıldı. Sayın Murat Çalık için yazılan rapor, ilk rapor tahliyesi için yeterliydi ve tüm kamuoyu bunu bekliyordu. Ama biliyorsunuz adli tıp kurumunda yaşananlar ve ardından yeni sevk ve o yeni sevk sırasında hastane üzerinde oluşturulan baskı sonucunda, ikinci rapor olması gerektiği gibi düzenlenmedi. Ve Sayın Çalık cezaevinde kalmaya devam ediyor. Ve o günden bugüne hastalığının nüksetmesine yönelik olarak çok sayıda emare vardı. Çok haklı kaygılar vardı. Ve şimdi yeni bir kitle oluştu ve o kitle alındı. Yüreğimiz ağzımızda şimdi yine o laboratuvarın sonucunu bekleyeceğiz. Dünkü fotoğraf karesini görüp de yüreği sızlamayan yoktur. Murat Çalık’ın annesinin halini görüp de yüreği sızlamayan yoktur. Ve en sonucunda da iddianamede ortaya çıktı. O iddianamedeki iddialara bakıldığında Murat Çalık’ın beraat edeceği de ortada. Ve neredeyse bir yıldır, 10 ayı geçen bir süredir hapiste. Bugün 301’nci günü. Artık bir yerden sonra aklıselimin, vicdanın hakim olması gerektiğini düşünüyoruz.”
“KARAR UYGULANMADI, TAYFUN KAHRAMAN YENİ ATAK GEÇİRDİ”
“Yine Tayfun Kahraman açısından bir Anayasa Mahkemesi kararı var. Ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir Anayasa Mahkemesi’nin esastan verdiği karara, birinci kademe mahkeme tarafından uyulmuyor ve anayasa yok sayılıyor. Yani hukuk devletinin reddi, kendi varlığının inkarı, aslında o birinci kademe mahkemesinin İstanbul’daki 13. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığının anayasadaki karşılığı, anayasayı ortadan kaldırma, devlet düzenini bozma suçu. Çünkü anayasa hepimiz tarafından uyması için var. Her bir sayfası devlet düzeninin başka bir şeyini tarif ediyor. Mülkiyet hakkı da orada, Cumhurbaşkanının yetkileri de orada, Meclis de orada, edeceğimiz yemin de orada. Ve bir sayfasında ‘Anayasa Mahkemesi kararları herkes için bağlayıcıdır. Yasama, yürütme, yargı gerekçeli karardan sonra buna derhal uyar’ yazıyor. Buna uymayanlar bu devletten maaş almaya, güya Türk milleti adına yargı dağıtmaya devam ediyorlar. Olacak iş değil. Diğer yanıyla da bunun üzerine kendisi MS hastası olan, ki burada Sayın Genel Başkan nöroloji uzmanı ve esas ilgi alanı MS hastalığı. Böyle de bir acı tesadüf ile karşı karşıyayız. Onun yanında benim söylemem doğru değil ama. MS hastası ve iyi beslenmesi, hareket ediyor olması, bolca güneş ışığı olması ve stresten uzak olması lazım. Ne zaman Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadı, ailesi yıkıldı ama Sayın Kahraman da yeni bir atak geçirdi.”
“BU KADAR VİCDANSIZLIĞA SESSİZ KALACAĞINIZ NE YAPTI BU İNSANLAR”
“Şimdi Cerrahpaşa Üniversitesi Hastanesinde yatarak tedavi görüyor. Çok yoğun bir kortizon yüklemesi yapıldı, bir kortizon köprüsü kurulmaya çalışılıyor. Çünkü ilaç değişmek zorunda. Eski ilaca rağmen atak yenilendi diye doktorları öyle bir karar vermişler. Ve hastanede prefabrik bir yerde biliyorsunuz deprem yüzünden Cerrahpaşa. Dün eşinden aldığım haber, belki ilk kez duyacaksınız. Kortizon yüklemesini yapmışlar, başka yatan hastalara yer açmak için 15 günlüğüne cezaevine yollayacaklar, cezaevinde yatacak. 15 gün sonra tekrar gelecek ve tedavisi devam edecek. Çünkü işte Türkiye’deki bütün imkansızlıklar bir araya geliyor. Oysa bu sırada Anayasa Mahkemesi, ‘Yargılamayı tekrarlayın ve tutuksuz yargılayın’ demişti. Bu karara uyulmadı. Şimdi Anayasa Mahkemesi’nin önünde ikinci bir başvuru var. Karara uyulmaması yönünden. Anayasa Mahkemesinin bunu oybirliğiyle, geçmiş uygulamaları gibi hızla karar bağlamasını ve bu karara uyulması için yeniden hem mahkemeye yollamasını, orası uymazsa da artık görev Yargıtay’da olacak malum. Bu süreci takip ediyoruz. İsyan etmemek elde değil. Yani bir yandan sağlık, bir yandan mahkeme kararları, bir yandan hukukun temel ilkeleri, bir yandan anayasaya uyma yükümlülüğünün hepimiz üzerindeki yarattığı sorumluluk… Ama bir yandan da acı çeken insanlar. Yani diyecek söz bulamıyorum. Kardeş partimizin ziyaretinde sağlıkla ilgili bir soru olmasa bunu yanıtlamazdım. Bu konuyla sınırlı kalırdık diye. Ama gerçekten artık el insaf diyoruz. Birazcık vicdan diyoruz. Bu kadar kötülüğü yapacak, bu kadar vicdansızlığa sessiz kalacak, yol açacak ne kötülük yaptı o insanlar size? ‘Bu kin, bu nefret kime?’ diye soruyoruz. Düşmanına yapmayacağını muhalefet partisinden seçilmiş bir belediye başkanına ve işte Gezi olaylarından güya sorumlu tuttukları kişilere karşı yapıyorlar.”
“BÜLENT ARINÇ VİCDANIN GEREĞİNİ YAPMIŞ”
“Sayın Bülent Arınç’ın dünkü açıklamalarını dikkatle takip ettim. Sayın Arınç vicdanın gereğini yapmış. Kendisi zaten doğru bildiğini söyleyen bir siyasetçi olarak bilinir. Ben de bunların hepsini Sayın Erdoğan’a hem Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi’nde hem de genel merkezimizde tane tane anlattım. Yazılı dokümanını verdim. Bir kez daha söyleyeyim. Sayın Erdoğan’a anlattığım şekliyle söyleyeyim. Biz hepimiz Gezi’deydik. Oradaki arkadaşlar yatıyorsa hepimiz adına yatıyorlar. Ama en suçsuzlarımız yatıyorlar. Bu kadar net söylüyorum. Gezi’nin son derece haklı bir hassasiyetle başlayan, ağaçlar kesilmesin diye. Son derece barışçıl ve son derecede demokratik talepler içeren bir protestoydu. Son günlerinde yaşanan birkaç istisnai olayı hepimize ve özellikle içeride yatan arkadaşlarımıza yüklemeniz doğru değil. ‘Bakın Tayfun Kahraman ne demiş?’ deyip Sayın Erdoğan’a verdim ben bunu. Tayfun Kahraman hem Bülent Arınç ile görüştü, hem de Sayın Erdoğan’la görüştü. Arada altı gün veya beş gün var diye biliyorum. İki görüşmenin sonunda son derece yapıcı açıklamalarda bulundu. Sayın Erdoğan’dan ‘Sayın Başbakanımız’ diye bahseden, ‘Kendisi ağaçların kesilmeyeceğini söyledi. Kendisi yargı kararının bekleneceğini söyledi. Yargı kararı bizim lehimize değil aleyhimize de olsa, bir referandum sandığı koyacağını söyledi. Referandumdan çıkmadıkça İstanbul’a Topçu Kışlası inşa edilmesini halka soracaklarını söyledi. Bu vakitten sonra Gezi sakinlerinin Gezi’yi boşaltmalarını takdirlerine sunuyorum’ dedi Tayfun Kahraman. Ben bu çıktıyı verdim kendisine, bunun video kayıtları mevcut. Ben oralardaydım. Tayfun bu açıklamayı yapınca bazı gruplar tarafından yuhalandı. Geçen hafta öğrendiğime göre fiziki saldırıya da uğramış. ‘Sen Gezi’yi boşaltmamızı nasıl istersin, işbirlikçi’ diye.”
“ÖLÜNCE Mİ RAHAT EDECEKSİNİZ?”
“Eğer Tayfun’un sözü dinlenseydi zaten Sayın Erdoğan’ın ‘Gezi bir darbe girişimidir. Polisimize saldırdılar’ denene son günlerde yaşanan o olayların hiçbiri yaşanmayacaktı. Tayfun’un sözü dinlenmedi diye Tayfun hapis yatıyor arkadaşlar. Bu kadar net. Sayın Erdoğan’a buradan bir kez daha söylüyorum. Tayfun Kahraman suçsuzdur ama Gezi olaylarında hepimiz vardık, en suçsuzumuz Tayfun Kahraman’dır. Tutmuş onu 18 yıl hapse mahkum ettirmiş. Tayfun’u tuttu Tayfun’u mahkum etti yani. Tayfun, oradaki görevi Şehir Plancıları Odası’nın Başkanı olarak şehirle ilgili bir duyarlılığı dile getirmiştir. Sürekli barışçıl protestoların arkasında olmuş, şiddete karşı olmuştur. Siz Tayfun Kahraman’ı içeride tutuyorsunuz ve ölümüne içeride tutuyorsunuz. Yani ölünce mi rahat edeceksiniz? Oysaki Gezi’de siz FETÖ’cülere yüklüyorsunuz ama şiddeti başlatan devleti yönetenlerin talimatlarıydı. Çadırları yakan onlar, saldıran onlar, gaz fişeğini silah gibi kullanan onlar, hedef gözeterek atan onlar, 20 kişiyi kör eden onlar, sekiz kişiyi öldüren onlar. Ve onlar yüzünden iş çığırından çıktı. Şimdi Sayın Erdoğan elini FETÖ sabunu ile yıkadı, diyor ki ‘Şiddetleri başlatan talimatları veren emniyet müdürü FETÖ’cüydü, vali FETÖ’cüydü, zabıtalar FETÖ’cüydü, polis FETÖ’cüydü. Tamam, FETÖ’cüler tahrik etmiş, olanlar olmuş. ‘Durun arkadaşlar şiddet olmasın’ diyen Tayfun Kahraman içerde. Birazcık insaf, birazcık vicdan diyorum. Daha da başka bir şey demiyorum.”
14.01.2026
14.01.2026
14.01.2026
14.01.2026