11.02.2026
11.02.2026
11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü kapsamında Bakırköy Belediyesi Tarık Akan Kültür Merkezi'nde "Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılında Eğitimde ve Bilimde Eşitlik" paneli düzenlendi. Panele Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Ovalıoğlu, CHP İlçe Başkanı Gizem Başaran, CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka ile Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş katıldı. Nazlıaka, panelde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
"Bugün 11 Şubat. Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü. Biz bugünü yalnızca bir takvim başlığı olarak görmüyoruz. Çünkü biliyoruz ki bilim; yalnızca laboratuvarlarda değil, eşit fırsatların var olduğu bir toplumda gelişir.
Kadınların ve kız çocuklarının bilgiye, eğitime ve bilime erişiminin önündeki her engel; yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, toplumun geleceğine vurulan bir darbedir.
Kız çocuklarına “sen yapamazsın” denilmediği, çocukların hayal kurabildiği, kadınların bilimde görünür olduğu bir Türkiye mümkün. Bunu gerçeğe dönüştürmek ise bir temenni değil, ortak bir sorumluluktur. Eşitlik bir lütuf değil, haktır. Bilim ise ancak bu hak teslim edildiğinde gerçekten ilerler.
Bugün ülkemizde on binlerce çocuk eğitim hayatının dışında. Binlerce kız çocuğu defterlerini, kitaplarını değil, erken yaşta zorla evlendirilmenin yükünü taşıyor. Bilime uzanması gereken eller, yoksulluğun ve eşitsizliğin pençesinden kurtulmaya çalışıyor. Bu gerçekleri görmeden eşitlikten söz edemeyiz. 2025’in dünyasına baktığımızda; 122 milyon kız çocuğu hâlâ okula gidemiyor. Her 10 kız öğrenciden 4’ü ortaöğretimi tamamlayamıyor. Düşük gelirli ülkelerde 10 kızdan 9’unun interneti yok. Bu küresel tablo bize şunu söylüyor: Eşitlik kendiliğinden gelmez; mücadele ister.
TÜRKİYE’NİN AĞIR GERÇEĞİ
Peki Türkiye’de durum ne? Eğitim Reformu Girişimi'nin yayınladığı Eğitim İzleme 2025 Yılı Raporu’na göre; Türkiye’de 804 bin çocuk zorunlu eğitimde olması gerekirken okul dışında. Çocukların yüzde 30’u ciddi maddi yoksunluk içinde.
Her dört çocuktan biri 15–17 yaşında çalışmak zorunda kalıyor. Ve en kırılgan halka yine kız çocukları. TÜİK bile itiraf ediyor: Son dört yılda 57 bin 618 kız çocuğu evlendirilmiş. Bu rakamlar istatistik değil; eğitimden koparılan hayatlar, söndürülen hayaller.
CUMHURİYET’İN AÇTIĞI YOL
Oysa bu ülkenin başka bir hafızası da var. Büyük Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduğunda kız çocuklarına dedi ki: “Sen bu ülkenin geleceğisin. Okuyacaksın, üreteceksin, yöneteceksin.” Bu anlayıştan ilk kadın mühendis Sabiha Rıfat Gürayman çıktı. O, Atatürk'ün emriyle kız öğrencilerin de Mühendis Mektebi'ne alınacağını duyar duymaz başvurmaya koştu. Yanında ne bir belge vardı ne de para.
Son anda belgelerini toparladı. Sınava girdi. Ortaokul mezunu olmasına rağmen lise mezunları arasından sıyrılarak sınavı kazandı. 1933'te ülkemizin ilk kadın yüksek inşaat mühendisi oldu. “Kadının dağ başında ne işi var” dediler;O Beypazarı’nda köprü inşa etti, halk o köprüye Kız Köprüsü dedi. Anıtkabir’in inşasında 10 yıl baş kontrol mühendisi olarak çalıştı. Cumhuriyet sayesinde, ilk kadın kimyagerimiz Prof Dr. Remziye Hisar oldu. Bursu kesildi, ayrımcılığa uğradı ama yılmadı;Sorbonne’dan doktora alan ilk Türk oldu. Marie Curie’den teklif alacak kadar büyük bir bilim kadınıydı. Remziye Hisar, bu yolculuğu kendi sözleriyle şöyle anlatıyordu: "Fen derslerinde kanunlarda olsun, buluşlarda olsun hep yabancı isimler görmek beni kahrediyordu. Fen alanında bir tek Türk ismi görememenin ezikliğini, bu dalda başarılı olursam giderebilirim diye düşünüyordum."
Atatürk Cumhuriyetinde, Türkiye’nin ilk kadın hekimi Safiye Ali çıktı. Kadınlar tıp fakültesine alınmazken Almanya’ya gitti, Türkiye’nin ilk kadın doktoru oldu.Bu 1928 yılında o kadar sıra dışı bir durumdu ki Hekimler Yıllığı’nda adı ‘Safiye Ali Bey’ diye geçmekteydi. “Erkekten düşük ücret alma” dayatmasına karşı “Eşit emek, eşit ücret” dedi. Bu kadınlar yalnız kendi yollarını açmadılar; Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık idealini ete kemiğe büründürdüler. Ancak bugün o mirasla aramıza mesafe girdi. Okul öncesi eğitim iki yılda yüzde 10 geriledi. Yetersiz beslenme nedeniyle, 5 yaş altında bodurluk oranı yüzde 6. Sorarım size; karnı aç bir çocuktan başarı beklenebilir mi? 2011’de CEDAW (BM Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) ve “Haydi Kızlar Okula” kampanyası ders içeriklerinden çıkarıldı. 2012’de 4+4+4 eğitim sistemine geçildi. 2013’den beri “toplumsal cinsiyet eşitliği” ifadesi ayıplı kelimeler muamelesi görüyor. Her geçen gün laik, çağdaş ve bilimsel eğitimden uzaklaşılıyor. STEM alanlarında kadın oranı mühendislikte yüzde 21, bilişimde yüzde 24.
Her 10 erkeğe karşılık yalnızca 3 kadın programlama yapabiliyor. Aynı işte çalışan kadınlar, erkeklerden yüzde 14,7 daha düşük ücret alıyor. Cumhuriyet kadınları laboratuvara çağırmıştı; bugün kız çocukları yeniden evin içine çekilmek isteniyor. Bir kız çocuğu okulu bıraktığında yalnız bir öğrenci kaybolmaz;
ülkenin geleceği kaybolur, demokrasisi eksilir. Bilimden uzaklaşan her kadın ekonomiden, siyasetten, hayattan dışlanır. Yoksulluk–erken yaşta zorla evlilik-şiddet üçgeni nesiller arası bir zincir kurar.Biz bu zinciri kırmak zorundayız.
İKİNCİ YÜZYILDA SÖZ VERİYORUZ!
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında sözümüz var: Eşit bir Türkiye kuracağız.
Değerli dostlar, Cumhuriyet bize imkânsız denilenleri başarmayı öğretti. Sabiha Gürayman’ın köprüsü hâlâ ayakta. Remziye Hisar’ın laboratuvardaki inadı hâlâ yaşıyor. Safiye Ali’nin mücadeleci kişiliği hâlâ bize yol gösteriyor.
Yaşasın bilim!
Yaşasın eşitlik!
Yaşasın Cumhuriyet!"
11.02.2026
11.02.2026
11.02.2026
11.02.2026