06.02.2026

Atilla Kezek: "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Doğal Afet Yönetiminin Merkezinde Olması Gereklidir"

CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Milli Savunma Politika Kurulu Başkanı Atilla Kezek, 6 Şubat depreminin yıldönümünde bir kez daha Afet Yönetim Sistemi'nin önemine dikkat çekti. Kezek, "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin doğal afet yönetiminin merkezinde olması gereklidir" dedi.

CHP Milli Savunma Politika Kurulu Başkanı Atilla Kezek’in açıklaması şöyle:

"Aradan 3 yıl geçmesine rağmen acısı dinmeyen 6 Şubat depreminin milletimizin bağrında yarattığı izler, her büyük kayıp gibi, bizler için hala tazeliğini korumaktadır.

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen ve 11 ilimizi doğrudan etkileyen on binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği büyük deprem felaketi afet yönetim sistemimizin yapısal olarak daha güçlü olması gerektiğini ortaya çıkarmıştır.

Güçlü kurumlara sahip bir ülke olmamıza rağmen depremin ilk saatlerinde önemli boşluklar yaşanmıştır. Bugün, ülkemizin en disiplinli, donanımlı ve hızlı organize olabilen kurumsal yapısı olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin doğal afet yönetiminin merkezinde olması gereklidir.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Cumhuriyet tarihi boyunca milletimizin en zor zamanlarında yalnızca ülke savunmasını üstlenen bir askerî güç değil; aynı zamanda devletin sahadaki en hızlı, en disiplinli ve en güvenilir icra aracı olmuşken son yıllarda afet yönetimi alanında yapılan mevzuat ve idari düzenlemeler ile bu merkezi konumdan uzaklaşmıştır. 2009 yılında AFAD'ın kurulmasıyla başlayan süreç, 2014'te yürürlüğe giren ve 2022 yılında güncellenen Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) ile yeni bir evreye taşınmıştır. 6 Şubat depreminden sadece aylar önce güncellenmiş olan bu planla birlikte TSK, afet yönetiminde "Ana Çözüm Ortağı" olmaktan çıkarılmış, "Destek Çözüm Ortağı" statüsüne getirilmiştir.

Bu statü değişikliğiyle birlikte TSK'nın afet anında resen harekete geçebilme yeteneği fiilen ortadan kalkmış, askeri birliklerin sahaya çıkışı sivil makamların veya AFAD'ın yapacağı resmi talebe bağlanmıştır. Dakikaların insan hayatı demek olduğu bir ortamda, TSK'nın devasa kapasitesinden yeterince ve zamanında faydalanılamamıştır. En hızlı seferber olabilen, en yaygın konuşlanmaya sahip ve en güçlü lojistik imkânları barındıran kurum, bürokratik bir talep mekanizmasını beklemek zorunda kalmıştır.

6 Şubat depremlerinde yaşananlar bu yapısal sorunu tüm açıklığıyla ortaya koymuştur. Resmî verilere göre TSK ilk etapta sadece kısıtlı bir İnsani Yardım Tugayı'nı bölgeye sevk edebilmiştir. Ana muharip unsurların bölgeye intikali ise depremin ancak ikinci gününde gerçekleşebilmiştir. Oysa arama-kurtarma literatüründe ilk 72 saatin "altın zaman dilimi" olduğu tartışmasız bir gerçektir. Bu sürenin önemli bir bölümü, TSK'nın kapasite eksikliğinden değil; yetki verilmemesinden kaynaklanan bir bekleyişle kaybedilmiştir.

Bu durumun arka planında, yalnızca TAMP değil; 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu çerçevesinde oluşturulan idari yapı da yer almaktadır. Birlik komutanlarının "gecikmesinde sakınca bulunan hallerde" müdahale yetkisi vali onayına tabi kılınarak hızla sahaya inebilme yeteneği hukuki olarak kısıtlanmıştır. 6 Şubat'ta depremden etkilenen illerimizde mülki idare amirlerinin bizzat afetzede olduğu ve iletişim hatlarının çöktüğü bir ortamda, "talep bekleme" zorunluluğu can kayıplarının artmasına neden olmuştur.

Afet yönetimindeki sıkıntıların bir diğer boyutu ise askerî sağlık sisteminin tasfiye edilmesidir. 2016 yılında 669 sayılı KHK ile GATA ve asker hastanelerinin kapatılarak Sağlık Bakanlığı'na devredilmesi, Türkiye'yi güçlü ordusu olup da askerî sağlık sistemi olmayan bir ülke durumuna getirmiştir. Harp cerrahisi ve afet tababetinde uzmanlaşmış personelin sistem dışına çıkarılması, 6 Şubat depreminde önemli sonuçlar doğurmuştur. Yabancı ordular sahra hastaneleri kurarken, TSK'nın yüzer hastane imkânına sahip gemilerinin bölgeye ancak 3 gün sonra ulaşabilmesi, askerî sağlık kapasitesinin getirildiği durumun sonuçlarıdır.

Afet yönetimi ideolojik kaygılarla değil, bilimsel veriler, kurumsal liyakat ve kapasite esaslarıyla yeniden inşa edilmelidir. CHP olarak temel yaklaşımımız, afet yönetimini yalnızca idari bir koordinasyon meselesi olarak değil; milli güvenlik ve yaşam hakkının korunması olarak görmektir.

Bu vesileyle, 6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımızı rahmetle anıyoruz."