09.05.2018
1099
Yazı Boyutu: A- A+
CHP CUMHURBAŞKANI ADAYI MUHARREM İNCE EDİRNE’DE KONUŞTU (9 MAYIS 2018)

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ı, tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda ziyaretinin ardından, Edirne İstasyon Meydanı’ndaki mitingte halka seslendi.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Edirne İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaklaşık 15 bin kişiye seslendi.

Podyuma çıkan İnce, daha sonra CHP’nin cumhurbaşkanı adayları arasında isimleri geçen İlhan Kesici, eski bakanlardan Abdüllatif Şener ve Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’i davet edip, ele ele halkı selamladı. İnce, mitinglerini canlı yayınlamayan televizyon kanallarını eleştirirken, aldığı bir telefonu ile mitinge katılanları arkasına alarak özçekim yaptı. Vatandaşlardan da cep telefonlarını çıkarmalarını ve mitingi canlı yayınlamalarını isteyen İnce, "Şimdi buradan canlı yayın yapacaksınız. Bütün dünya bu durumu öğrenecek. Biz Hakkari’deki, Edirne’deki vatandaşımın değil, Prizren’deki Cemil ağabeyin, Kırcaali’deki Emine teyzenin, Gümülcine’deki Ahmet amcanın da vicdanı olacağız. Soruyor devamlı, CHP’nin diyor, genel başkan adayı kim? Ekonomi diyor, biliyor mu? E biliyor. İlhan Kesici ekonomi biliyorsa siz tamam deyin. Başka ne olacaktı? Başarı hikayesi olacaktı. Yılmaz Büyükerşen, Türkiye’de başlı başına bir başarı hikayesidir. Başka ne olacaktı? Partizanlık olmayacaktı ve namuslu olacaktı. Ve namuslu bir adam Abdüllatif Şener o da burada. Bir şey daha olacaktı, tuttuğunu koparan bir halk adamı olacaktı. O da burada" dedi.

’SAAT 21.00’DE ERDOĞAN İLE GÖRÜŞECEĞİM’

Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ne atıfta bulunan İnce, "Edirne er meydanı. Er meydanında palavra yok, hile yok. Er meydanında pehlivanın birinin kolunu bağlamak yok. Siyaset de er meydanı. TV’leri, uçakları, örtülü ödeneği eline al. Sonra çıkın karşıma… Ben öyle yapmadım, Sayın Temel Karamollaoğlu’na, makamına gittim. Başarılar diledim. Sayın Akşener’e gittim, başarılar diledim. Az önce Selahattin Demirtaş’a gittim, başarılar diledim. Az önce cevap geldi, Sayın Erdoğan bu akşam saat 21.00’de kabul edeceklermiş, şimdi de ona gidip başarılar dileyeceğim. Benim derdim Türkiye. Benim derdim uzlaşmak, beraber yaşamak. Çılgın projeleri vardı Kanal İstanbul. Kanallar, köprüler, tüneller iyi şeydir. İkinci köprüyü Özal, üçüncü köprüyü Erdoğan yaptı. Dördüncü köprüyü de İnce gelir yapar. Bunlar kolay şeyler. Benim en çılgın projem huzur içinde, beraber yaşamak. Bu milleti barıştırmak. Ben bunun için meydanlardayım. Derdimiz milleti bir arada tutmak. Camileri, sendikaları, okulları, gıdaları, medyayı böldüler. Şehitleri böldüler şehitleri. Gönüllerimizi böldüler, en son şimdi üniversiteli bölüyorlar. O üniversiteler onlara böldürmeyeceğim" diye konuştu.

FRANSA’YA TEPKİ

İnce, Türkiye’nin birbirine düşmesi, içeride kavga etmesi, bölünmesi, insanların yüreklerinin soğuması halinde bu sefer karşıdan laf geleceğini belirterek, şöyle dedi:

"Fransız çıkmış Kutsal Kitabımıza dil uzatıyor. Senin haddine mi sen kimsin? Şundan emin olun; 24 Haziran akşamı Muharrem İnce cumhurbaşkanı. Önce içeride birlik sonra Fransa, Putin hepiniz geleceksiniz, hepinizle sonra görüşeceğiz. Önce 80 milyonun bir, iri ve diri olmasını göstereyim, ondan sonra başı dik, onurlu, bağımsız, tıpkı Atatürk’ün döneminde olduğu gibi."

Birlik mesajı veren İnce, "Tek olan şeyler değerlidir. Tek olan bir kesimin olmaz, hepimizindir. Ak Partililer’in cumhurbaşkanı, CHP’lilerin cumhurbaşkanı olmaz. Çünkü cumhurbaşkanı tektir. Yani vatan tektir, CHP’liler’in vatanı ayrı, MHP’liler’in vatanı ayrı olur mu? Olmaz. Bayrak tektir, hepimizindir. Cumhurbaşkanı da tektir hepimizindir. Size söz veriyorum; Sayın Genel Başkan benim adaylığımı açıkladığında parti rozetini çıkartım Türk bayrağı taktım çünkü 80 milyonun cumhurbaşkanı olacağım. Bu gariban olacak. Dün diyor ki Sayın Erdoğan ’gariban aday’ diyor. Ben 3 kasım 2002’de milletvekili oldum. Sayın Erdoğan Mart 2003’te oldu. Yani benden 5 ay kıdemsiz. Milletvekiliyle başbakan maaşı arasında çok fark yok. Yani 16 senedir milletvekiliyim, başbakan, cumhurbaşkanı, yüksek maaş alıyoruz hepimiz. Ben gariban oluyorum da sen nasıl zengin oldun aynı maaşla? Bir ülkede ülkeyi yöneten zengin oluyor, öğretmen gariban oluyorsa, çiftçi gariban oluyorsa, emekli gariban oluyorsa burada bir sıkıntı var. Ülkeyi yöneten zenginleşiyor, o ülkede yaşayanlar fakirleşiyorsa orada sıkıntı var. O zaman bu ülkeyi yönetirken zenginleşmeyen hep gariban kalan bir cumhurbaşkanı lazım. Size sözüm bir tane, Yalovalı kamyoncu Şerif’in oğlu olarak size sözüm bir tane, siz zenginleşmeden ben zenginleşmeyeceğim. Siz ne kadar zenginleşirseniz ben o kadar zenginleşeceğim. Sizinle beraber zenginleşeceğiz" diye konuştu.

’BENİM DERDİM TÜRKİYE’

Doların durdulamadığını söyleyen İnce, "Diyor ki Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Sayın Erdoğan, tek dertleri beni indirmek istiyorlar diyor. Vallahi yalan. Benim seninle derdim yok. Benim derdim Türkiye. Ben diyorum ki, sen indiğinden dolar inecekse, euro inecekse, faiz inecekse, mazot parası inecekse, benzinin fiyatı inecekse, in be kardeşim sen de. Sen 80 milyondan daha mı değerlisin? Dünya 5’ten büyüktür diyorsun evet arkandayım ama Türkiye de senden büyüktür. Benim yine aklımı almayan bir şey var. Manifesto yayınladı. Manifesto şudur, gelecek bildirgesidir. Yani ben iktidara geldiğimde şunları yapacağım. Sen gelecek bildirgesi yayınlayamazsın. Manifestoyu ben yayınlarım. Sen iflas etmenin belgesini, günah çıkarmanın belgesini yayınlarsın. Geleceğe dair sözü ben söylerim. Ben henüz bu ülkeyi yönetmedim. Arkadaşlarımla birlikte kadorumuz henüz kurmadık. İcraatlarımızı millet görecek, sonra kıyaslayacaklar. Bu saatten sonra gelecek bildirgesi yayınlayamazsın. Ancak iflas belgesi yayınlarsın" dedi.

’İNCE HASTALIĞA YAKALANIRLAR’

Muharrem İnce, kendi dönemlerinde asla kanmayacaklarını, kandırılmayacaklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Birileri beni kandırmayacak, ben de milletimi kandırmayacağım. Önümüzdeki dönem sloganımız ’İnce eleyip, sık dokuyacağız’. İnanın ben konuştukça bunlar yakında ince hastalığa yakalanırlar. Diyor ki bana oy verip, partime oy vermeyenler var, onlar münafıktır diyor. Bakın İslam dininde münafıklık kötü bir şeydir. Kafirlikten sonra gelir. Yani Sayın Erdoğan’a oy verip partisine oy vermeyenlere münafık diyor. Ben Müslüman kardeşlerimden bir şey rica ediyorum, aman ha münafık durumuna düşmeyin, madem partisine oy vermiyorsunuz Erdoğan’a da vermeyin münafık olmazsınız. Gençler, sizinle birlikte bu ülkeyi düzlüğe çıkaracağız. Bakın bağırıp çağıran cumhurbaşkanı değil, yol gösteren bir cumhurbaşkanı, bilim, hukuk, insan hakları, demokrasi, özgürlük diyen bir cumhurbaşkanı, kuantum diyen, düşünen robotları söyleyen, uzay madenciliğini tartışan bir cumhurbaşkanı. Bunları konuşacağız. Emeklilere 2 maaş biner lira verildi. Ne güzel yaptı hükümetimiz. Kutluyorum onları çok güzel. Muharrem ağabeyiniz, öğretmen ağabeyiniz size Allah’In izniyle cumhurbaşkanı olduğunda 19 Mayıs’ta gençlik bursu, 29 Ekim’de Cumhuriyet bursu, geri dönüşümsüz 500 lira para vereceğiz. 25 Haziran sabahı şimdiden sonra Türkiye’de yapılacak bütün sınavlardan hiçbirinden ücret alınmayacak. Eğer 80 milyonluk bir ülke kendi evlatlarını sınava sokacağı zaman o sınavdan para alıyorsa bu utanılacak bir durumdur. Mesela bir başka ayıp daha var. Ücretliden damga vergisi bine 7,59. Avrupa’da hiçbir ülkede yok. Neye damga basıyorsun da vergi alıyorsun? Zaten bilgisayardan alıyorsun her şeyi. Gençlere 500 lira para vereceksin nereden parayı bulacaksın, diye soruyorlar. Sarayın ışıklarını kısacağım. 6 ay boyunca halka açık olacak, millet görecek ben Çankaya Köşkü’ne, Atatürk’ün mekanına gideceğim. O saray da milletin parasıyla yapıldı, onu da bu ülkede sınavda ilk 5 bine girmiş üniversite öğrencilerine, en akıllı evlatlarına vereceğim. Bilim merkezi olacak orası, gençler okuyacaklar. "

’Hak, hukuk, adalet’ sloganları atılması üzerine İnce, "Sarayı hemen boşalt, Yalova’dan eniştem gelecek’ bunu değiştirmemiz lazım. Espri var ama beğenmedim. Ama şunu beğendim: ’25’inde boşalt öğrenciler okul kaydına gelecek’. Şimdi biz bir büyük yolculuğa çıkacağız hep birlikte. Şimdi bir korku salıyorlar, korku şu: Muhafazakârlara diyorlar ki, bütün ehil insanlara ’Bizim dönemimizde bazı haklarınız oldu başörtüsü konusunda. Bak bu Muharrem İnce seçilirse kaybedersiniz bu haklarınızı. Bakın buradan muhafazakâr kardeşlerime sesleniyorum. İster evinde tak, ister dışarıda tak, ister devlette tak. Bu mesele milletin meselesi olmaktan çıkmıştır. Nerede istiyorsan başörtüsünü orada tak, canın nerede istiyorsa ama bunu siyasetin sıcak malzemesi yaptırmam. Kendini kullandırma, benim böyle bir derdim yok. Önümüzdeki günlerde bu konudaki açıklamalarımı zaten görecekseniz. Kadınlar, sizlerle birlikte gerçekleştireceğiz bu sessiz devrimi. Çünkü mutfakta aş mı pişiyor, taş mı pişiyor, tencerede et mi kaynıyor, dert mi kaynıyor? Bunu siz biliyorsunuz bunu birlikte başaracağız. Kapı kapı gezmeye var mısınız? Tamam mı? Bak bu tamam var ya bu işi bitirecek. Bu tamam bu işi bitirecek. Süper, bu iş bitti. Bizim yapmamız gereken bir iş var, gençlerimizin tarikat yurtlarına muhtaç olmaması için, insanlarımızın mutlu yaşaması için, pasaportumuzun Kapıkule’den öteye işe yaraması için, sizden bir şey istiyorum. Sizden istediğim şu: Siz bana bir avuç pirinç verin, ben size kazan pilav yapacağım. Bunu birlikte başaracağız. Bundan hiçbirinizin kuşkusu olmaz. Bir otobüs, otobüste yolcular, otobüsün şoförü bir tane değildi. Peki otobüs şoförün istediği yere mi gitmeli? Yolcuların istediği yere mi? Yolcuların istediği yere gitmeli. Şu anda otobüs şoförün istediği yere gidiyor. Şener Şen’in filminde ki gibi Maho Ağa vardı ya Almanya’ya götüreceğim derken şehir dışında bırakıyordu, aynen böyle. Bizi Almanya’ya götürecekti şoför, bizi Ortadoğu bataklığına götürüyor" dedi.

AVUKATLARI YSK’NIN ÖNÜNE DAVET EDEBİLİRİM’

Halkın aklında YSK’da bir sorun olur mu olduğunu belirten İnce, "Buradan birlikte çıkacağız, birlikte umutlanacağız. Aklına gelen soru şu: Biz sandıkta duralım, oyumuzu verelim. Acaba sonuçta o YSK’da bir şey olur mu? Bu meydanda kaç avukat var? Evet şöyle bir baktım 30 tane var. Şimdi avukatlar, değerli arkadaşlar, 50 bin avukat Türkiye’de cübbelerinizi arabada bırakın, çünkü 24 Haziran akşamı YSK’nın önüne cübbelerinizle davet edebilirim, buna hazır olun" ifadelerini kullandı.

CHP Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, konuşmasının devamında, "Hiç kuşkunuz olmasın, bakın emeklilikte yaşa takılanlar, moralinizi bozmayın, canınızı sıkmayın. Bunlar ufak iş. Önce toplumsal barışı bulacağız. Birbirine güvenen, dinleyen, hakaret etmeyen bir millet olacağız. Önce bu olacağız ve hedefleri olan gençlerimiz olacak. Ben bu ülkenin gençlerine fizik anlattım, atom fiziği anlattım, nükleer fizik anlattım, mekanik anlattım, elektronik anlattım ama benim akıllı çocuklarım bugün Türkiye’yi terk ediyor. Yazıktır günahtır, umutlarını yitirmişler, bunu birlikte hep birlikte çözebiliriz. Şunu unutmayın bunu kim çözer biliyor musunuz? Yüreğinde insan sevgisi olanlar çözer" dedi.

"Size bir örnek anlatacağım" diye konuşmasını sürdüren İnce, şunları kaydetti:

"2002’de Sayın Erdoğan genel başkandı milletvekili olamadı. Milletvekili olamadığı için de başbakan Abdullah Gül oldu. 2003’ün Mart’ında Erdoğan milletvekili olunca geldi, Sayın Gül dedi ki ’Buyurun Sayın Genel Başkanım, başbakanlık sizindir’ dedi. Elleriyle verdi. Geçtiğimiz günlerde Abdullah Gül’ün adaylığı söz konusu olunca evinin önüne Genelkurmay Başkanını gönderdi. Kaddafi’ye ’kardeşim’ dedi, Kaddafi linç edildi. Esad’a ’kardeşim’ dedi şimdi konuşmuyor, Abdullah Gül’e ’kardeşim’ dedi şimdi konuşmuyor. Niye, karşısına aday olacak diye. Peki CHP’de ne oldu? Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısına geçtim aday oldum iki kere, ikisinde de yenildik. Ne yapayım yani? Küsecek miyim yani? Ne alakası var. Kemal ağabey de getirdi bizim adayımız sensin dedi. Bu kadar basit. Dört arkadaşımın adı geçiyordu, dört arkadaş olacaktı, dördümüz geldik buraya meydana çıktık dedik ki arkadaş biz buradayız. Peki Erdoğan Abdullah Gül ile sahneye çıkabilir mi? Partiyi beraber kurduğu Ertuğrul Yalçınbayır ile çıkabilir mi? Çıkamaz, niye? Herkesi kırdı döktü çünkü. Biz Türkiye’yi kırmaya dökmeye değil, birleştirmeye, uzlaştırmaya, beraber yaşamaya geliyoruz. Bu dönemde hiç merak etmeyin şu renk var ya mavi. Ergene’nin sularını böyle akıtacağız, mavi akıtacağız. Huzur içerisinde bir Türkiye olacak. Bir çivi, bir nalı kurtarır, bir nal, bir atı kurtarır, bir at, bir yiğidi kurtarır, bir yiğit memleket kurtarır. Helal olsun size Edirne."