11.01.2017
1153
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI HALUK KOÇ TBMM GENEL KURULUNDA KONUŞTU:
BU TEKLİF KABUL EDİLİRSE TÜRKİYE’DE BUGÜN YAŞANILAN BÜTÜN SORUNLAR KATLANARAK KARŞIMIZA GELİR


CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, "Ne istediniz de yapamadınız Allah aşkına? Ne istediniz? Eğer bu anayasa değişikliği bir pazarlıkla yapılacak ise hangi pazarlıklarla hayata geçtiği bu millet tarafından öğrenilecektir ve bu pazarlığı yapanlar bu milletin vicdanında mahkûm olacaklardır. Daha astığınız seçim afişleri duruyor. Biliyorsunuz... Terör mü önlendi, ekonomi mi, geçim sıkıntısı mı? Adaleti mi sağladınız? Eğitimin durumu içler acısı. Hukuksuzluk ortada, baskılar ortada. Başkanlık ve kaos tehditleri...Ne yazık ki bu teklife imza atan arkadaşlarımız milletin başına açtıkları felaketin farkında değiller. Bu teklif kabul edilirse Türkiye’de bugün yaşanılan hiçbir sorun -iddiayla söylüyorum- çözülemez, bütün sorunlar katlanarak karşımıza gelir."

CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç’un, TBMM Genel Kurulunda devam eden Anayasa Değişikliği görüşmelerinde yaptığı konuşma şöyle:

 


Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Yalnız, selamdan hemen sonra, üzüntülerimi de ifade etmek istiyorum. Sistemi değiştirecek olan bir Anayasa değişiklik teklifinin görüşüldüğü sırada Meclisteki şu tartışma ortamını ve -üzülerek belirtmek istiyorum Sayın Başkan- riyasetinizin ne şekilde tarafgir olduğunu görmekten de ayrıca üzüntü duyuyorum.

BU PAKETİN AMACI TBMM’Yİ İLGA ETMEK
Değerli arkadaşlarım, maddeyle ilgili çok konuşmayacağım. Daha önce, 2010’da yaptığınız Anayasa paketindeki gibi, 18 yaşındaki gençlerimize, gelecek umutlarımıza, kuşaklarımıza bir seçilme hakkı adı altında, esas amacınızı maskelemek için bir madde getiriyorsunuz buraya, bu çok açık. Biz tüm gençlerimizin hayata da bir meslek sahibi olarak katılmalarını, geleceği garanti görmelerini, bu ülkede iş kurmalarını, iyi birer yurttaş olmalarını tabii ki istiyoruz, siyasete de katkıda bulunmalarını çok doğal karşılıyoruz. Ama bir paket içerisinde -ki bu paketin amacı Türkiye Büyük Millet Meclisini ilga etmek ve tek kişide bütün yetkileri toplamak- böyle bir paketin içerisinde bu maddenin yer alması zehrin dışında bir şeker kaplaması olarak gözüküyor.

Değerli arkadaşlarım, bugün Türkiye’miz, ülkemiz, ortak vatanımız dünyanın en gaddar, en gözü dönmüş, kolayca taşeronlaştırılan çeşitli terör örgütlerinin her yönden saldırısı altındadır. Silahlı ve silahsız, bu ülkeye karşı her türlü diz çöktürme, baş eğdirme eylemlerine karşı koymamızın tek yolu millî birliğimizi, beraberliğimizi korumaktan geçer. Şu tartışma ortamında bunu ne kadar başarabileceğimizi de takdirlerinize bırakıyorum.

Bugün bu çatı altında bağımsız bir cumhuriyetin halkının seçtiği, vekâlet vererek buraya onları temsil etmek için gönderdiği vekiller olarak öncelikle bize bu imkânı sağlayanlara şükran duymak zorunda olduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Başta Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum. Bugün hâlâ bu ülkenin birlik ve bütünlüğünü, esenliğini korumak adına mücadele eden tüm kahramanlarımıza da şükranlarımızı sunuyorum, Allah yardımcıları olsun diyorum.

BU MİLLETİ ROTASINDAN, EGEMENLİĞİNİ KULLANMA HAKKINDAN ASLA ALIKOYAMAZSINIZ
Değerli arkadaşlarım, kuruluşunda, Türk milleti ki yani "Cumhuriyeti kuran her kökten, kökenden, her mezhepten, meşrepten herkese, ahaliye Türk milleti denir." adı altında Anayasa maddesi olarak bizi tarif eden o Türk milleti İstiklal Marşı’nda "Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım/Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım." dizesindeki gibi cumhuriyetle beraber egemenliğini de, kendi kaderini de eline aldı, "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir." dedi ve boynuna geçirilen tutsaklık zincirini kırdı. Bu vatan böyle kuruldu, bu cumhuriyet böyle kuruldu değerli arkadaşlarım. İçinde bulunduğumuz bu Meclis işte bu büyük destanın timsalidir. Bu Meclis bizzat millet tarafından milletin egemenliğini kılmak için kuruldu. Şimdi, bir bina olarak görebilir bazılarınız bu Meclisi, bir taş çatı, tuğlalardan ibaret duvarlar; hiç de öyle değil, hür yaşamış, hür yaşayacak olan bir milletin simgesidir bu Meclis. Bu Meclisin yetkilerine dokunmak oturduğunuz bu Meclisi değil, bu Meclisin simgesi olan milleti yıkmaya teşebbüs etmek anlamına çok açık bir şekilde gelecektir. 

Sayın milletvekilleri, bu teklif yalnız kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırmıyor, bu milletin birliğini ve dirliğini ortadan kaldırmak için birtakım unsurlar getiriyor gündeme. Bu teklif yalnızca bütün gücü tek bir kişiye vermiyor, bu teklif milletin varlığını da bir kişinin keyfine bırakıyor. Ki, bizim sistemimizde Cumhurbaşkanı sistemin sigortasıdır, hani şu yapı taşı ustalarının dediği gibi kilit taşıdır. Devletin ve demokrasinin kurumları ve kuralları arasında bir anlaşmazlık olduğunda onları ahenkle yürütecek olan bir arabulucudur, tarafsız bir devlet başkanıdır.

Değerli arkadaşlarım, bu teklifle iki yüz yıllık Türkiye’yi geleneğinden, rotasından çıkartmıyorsunuz, aynı zamanda üzülerek söylüyorum ekonomik, sosyal ve siyasal bir çöküşün de temelini atıyorsunuz. Kimse asla yanılgıya düşmesin, bu milleti oluşturan bütün unsurlar, bu milletin asla pes etmeyeceğini tarihte birçok kez göstermişlerdir. Bunlar çıkabilir, kabul edebilirsiniz, bir dönem uygulayabilirsiniz ama bu milleti rotasından, egemenliğini kullanma hakkından asla alıkoyamazsınız.

15 TEMMUZ’DA MİLLETE SIKILAN KURŞUNLAR 2010 REFERANDUMUNDA DOLDURULDU
Değerli arkadaşlarım, tüm içtenliğimle bir dostunuz, arkadaşınız olarak uyarıyorum. Bir yönetim kriziyle, bir devlet kriziyle karşı karşıyayız. Türkiye çatırdıyor bugün, çatırdama sesi sokaklarda patlayan bombalarla, her gün gelen şehitlerimizle, her gün fırlayan döviz kuru ve çöken borsayla duyuluyor. Bakın, 1 Kasım’da milletin önüne çıktık, o günlerde partisi adına oy isteyen eski Sayın Genel Başkan arka sıralarda oturuyor. Söylediğimiz bir söz var koalisyon görüşmelerinin sonunda. Kusura bakmayın Sayın Başbakan, ben amatör bir siyasetçiyim ama yeni bir seçime gidiyoruz. Öyle gözüküyor, bir terör hortlamasıyla da bu seçimde çoğunluğu sağlamaya çalışacaksınız. Sayınız kaç olarak gelirseniz gelin, şunu çok iyi bilin, bu milleti asla şu ana kadar yaptığınız gibi tek başınıza yönetemeyeceksiniz demiş idim ve bugün maalesef haklı çıkıyoruz. Bugün 317 kişisiniz, şimdi bütün yetkiyi bir kişinin eline vermekle sorunu halledeceğinizi sanıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, -çok klasik oldu bu- ne istediniz de yapamadınız Allah aşkına? Ne istediniz? Eğer bu anayasa değişikliği bir pazarlıkla yapılacak ise hangi pazarlıklarla hayata geçtiği bu millet tarafından öğrenilecektir ve bu pazarlığı yapanlar bu milletin vicdanında mahkûm olacaklardır. Daha astığınız seçim afişleri duruyor. Biliyorsunuz... Terör mü önlendi, ekonomi mi, geçim sıkıntısı mı? Adaleti mi sağladınız? Eğitimin durumu içler acısı. Hukuksuzluk ortada, baskılar ortada. Başkanlık ve kaos tehditleri...

Değerli arkadaşlarım, maalesef, terör üzerinden yürütülen, ulaşılmaya çalışılan kişisel siyasal hedefler, tatmin edilmeye çalışılan siyasal hırslar; kandıran kandırana, kandırılan kandırılana, memleketin hâli bu. Her biri ayrı bir siyasi tefrika olabilir ancak faturayı ödeyen, geleceği karartılan tek bir odak var, Türk milleti. Türkiye’nin gençleri gelecekten umutsuz. Kin ve nefretle kuşatılan genç kuşaklarımız ve umudumuz gelecek nesiller.

Değerli arkadaşlarım, ne yazık ki bu teklife imza atan arkadaşlarımız milletin başına açtıkları felaketin farkında değiller. Daha sonra tekrardan bir "kandırıldık" tiradı dinleyebiliriz uzun süre.

Bu teklif kabul edilirse Türkiye’de bugün yaşanılan hiçbir sorun -iddiayla söylüyorum- çözülemez, bütün sorunlar katlanarak karşımıza gelir.

Değerli arkadaşlarım, bakın, 2010 yılında karşınıza çıkıp herkesi uyaran bir milletvekili kardeşiniz olarak söylüyorum: Biz uyardık, birileri de FETÖ’yle kol kola girdiler, ölüleri bile kaldırıp oy vermeye çağıran bir kampanya yaptılar. 2010 referandumu burada yaşandı, görüşmeleri. Milletin karşısına çeşitli vaatlerle çıktılar. Gün oldu devran döndü, söylediklerimiz haklı çıktı. 15 Temmuzda bu Meclisin çatısına atılan bombalar, roketler 2010 referandumunda yerleştirildi. 15 Temmuz’da millete sıkılan kurşunlar 2010 referandumunda dolduruldu. Bunları siz yaptınız. Şimdi gündemde olan bu teklif 2010 yılındaki tekliften çok daha vahim bir hata, çok daha büyük bir felaketin temelidir.

Hep değer verdiğim, hep saygı duyduğum bir sayın politikacının kısa bir zaman önce kullandığı sözü tekrarlayarak ifade ediyorum: "Bu tip bir başkanlık sistemi Türkiye’nin bölünmesinin reçetesidir, demokrasinin idam fermanıdır, tek adam diktatörlüğünün beratıdır, hırsızlık ve yolsuzluk ruhsatıdır. Bu sözlere aynen imza atıyorum.

Partim ve şahsım adına sizleri hatadan dönmeye davet ediyorum, bu milletin karşısında bir daha kimse "Aldatıldık, kandırıldık." diye çıksın istemiyorum.

Saygılarımı sunuyorum.