13.10.2017
271
Yazı Boyutu: A- A+

HALUK PEKŞEN: DARBE NEDEN ALLAH’IN BİR LÜTFUDUR?

AKP’nin FETÖ’nün siyasi ayağıyla mücadele etmediğini belirten Pekşen, “Burada 80 milyon adına soruyorum. 250 şehidin verildiği 15 Temmuz hain darbe girişimi neden Allah’ın bir lütfudur?” diye sordu.

“Defalarca söyledik ‘FETÖ ile mücadelenin can alıcı noktası FETÖ’nün siyasi ayağına karşı verilecek mücadeledir. Bu mücadele verilmediği sürece FETÖ mücadelesi kadük kalacaktır’ diyen Pekşen,  “Biz FETÖ’nün siyasi ayağına karşı verilecek mücadelede ve bu hain örgütün tamamen bitirilmesi yönünde atılacak adımlara sonuna kadar destek vereceğimizi defalarca söyledik. Ancak gelin görün ki AKP, FETÖ’nün siyasi ayağıyla mücadeleye asla yanaşmadı. Hatta Başbakan Binali Yıldırım: "Siyasi ayak yok" diye açıklama yaptı.” dedi.

CHP Trabzon Milletvekili Avukat Haluk Pekşen bazı basın - yayın organları ile internet sitelerinde yer alan yalana ve çarpıtmaya dayanan haberlerle ilgili bir basın açıklaması yaptı.

 “FETÖ’nün yargıda, emniyette, bürokraside, TSK’da, MİT’te, sendikalarda, sivil toplum örgütlerinde yapılanması var. Bankacılık, eğitim, ticaret, sigortacılık, market, pazarlama, servis hizmetleri, sağlık gibi alanlarda örgütlenmesi var. Kısacası her alanda yapılanması var. Buna karşın siyasi ayakta yapılanmasının olmaması söz konusu olamaz.” ifadelerini kullanan Pekşen şunları söyledi: “Darbenin tam odağında bulanan ve darbeyi haber aldığı anda TSK mevzuatı gereği ‘derhal birliklerin terk edilmemesi’ emrini vermesi gereken Genelkurmay Başkanı’nın konuşmasına neden izin verilmemektedir?

Darbenin ihbarcısı olarak resmen kabul edilen O.K’nın ihbarı ile MİT Müsteşarlığı raporu arasındaki çelişkilere rağmen O.K’nın savcılıkça soruşturulmasına neden izin verilmemektedir?

Ayrıca darbeyi İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’a ihbar ettiğini söyleyen Hüseyin G.’nin ihbarına rağmen Şirin Ünal neden darbeyi devletin yetkili birimlerine iletmemiştir ya da ihbar ettiyse neden tedbir alınmamıştır?

Aylar öncesinden medyada açıkça yayınlanan birçok haber ve köşe yazısına rağmen bağıra bağıra gelmekte olan darbeye karşı neden önleyici tedbirler alınmamıştır?

Darbe ihbarına rağmen Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanlarına neden derhal kuvvetin başına geçme emri vermemiştir?

Esasen 15 Temmuz’da bu alçakça girişimin ağır sonuçları ile ilgili sorulacak çok soru vardır ve kamuoyu da bu soruları giderek artan bir kararlılıkla sormaya devam etmektedir.

Artık kiminle muhatap olduğumuzu biliyoruz. Nasıl bir iktidarın ülkeyi ele geçirdiğini hepimiz biliyoruz.

Fındık üreticisini İtalyan tekeline, oto yolları yandaşlara teslim edip ülkenin yoksul halkını haraca bağlatacaksın

Davet usulü adı verilen ihale yolsuzluğu düzeni ile 80 milyon yurttaşın vergilerini 10 yandaşa hortumlatmak için her türlü entrikayı yapacaksın

Eğitimi, Taliban kafasına, kamu düzenini ve bürokrasiyi gelecekte nasıl bir tehlike arz edeceği bilinmeyen cemaatlere teslim edeceksin

Özelleştirme adı altında memleketin 90 yıllık birikimini haraç mezat satıp yağmalatacaksın

Hesabı sorulunca teftiş kurullarını, yargılamaları engelleyeceksin

Fabrikaları kapatıp şehirleri beton yığınlarına teslim edeceksin

Halkın vergileriyle kurulmuş hastaneler ne idüğü bilinmeyen bir yeni soygun tezgahının hışmına uğrayacak, kapatılacak halkın sağlığını yandaş hortumcuların olmayan insafına terk edeceksin

‘Tulumbanın suyu bitti’ diyerek halkın kefen parasına göz dikeceksin

Dünyanın en saygın en güçlü devletlerinden birisinin Ortadoğu bataklığına gömeceksin

FETÖ’nün baş garantörünü Japonya’ya Büyükelçi atayacaksın

FETÖ’nün vitrin müridini el konulan 34 şirkete kayyum atayacaksın

Zimmet suçlarını kayırmak için, yandaş rektör atamak için KHK hukuksuzluğuna sığınacaksın

Atatürk Orman Çiftliği’nin bile 50 milyon lirasını göz dikeceksin sonrada hesap soran muhalefeti susturmak için olmadık çirkinlikler ve iftiralara baş vuracaksın.

Senin yöntemin bu. Aldatıldık diyorsun ama hepimiz biliyoruz ki en büyük adatan sensin.

Şimdi kamuoyu adına ve 80 milyonun vicdanına tercüman olarak bir kez daha soruyoruz.

Bu alçakça darbe neden Allah’ın bir lütfudur?

Ziya Paşa diyor ki; ‘En ummadığın keşf eder esrar-ı derünun, sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın.’

Defalarca söyledik ‘FETÖ ile mücadelenin can alıcı noktası FETÖ’nün siyasi ayağına karşı verilecek mücadeledir. Bu mücadele verilmediği sürece FETÖ mücadelesi kadük kalacaktır’ diye.

Biz FETÖ’nün siyasi ayağına karşı verilecek mücadelede ve bu hain örgütün tamamen bitirilmesi yönünde atılacak adımlara sonuna kadar destek vereceğimizi defalarca söyledik. Ancak gelin görün ki AKP, FETÖ’nün siyasi ayağıyla mücadeleye asla yanaşmadı. Hatta Başbakan Binali Yıldırım: "Siyasi ayak yok" diye açıklama yaptı.

AKP, FETÖ’nün siyasi ayağına yönelik bir mücadeleden ısrarla kaçınmaktadır. Çünkü kendileri de çok iyi biliyorlar ki, AKP demek FETÖ demektir.

FETÖ’nün yargıda, emniyette, bürokraside, TSK’da, MİT’te, sendikalarda, sivil toplum örgütlerinde yapılanması var. Bankacılık, eğitim, ticaret, sigortacılık, market, pazarlama, servis hizmetleri, sağlık gibi alanlarda örgütlenmesi var. Kısacası her alanda yapılanması var. Buna karşın siyasi ayakta yapılanmasının olmaması söz konusu olamaz.

FETÖ’nün siyasi ayağıyla mücadele edilmesi için meclise Araştırma Komisyonu kurulması için önerge verdik. Bu Araştırma Önergesi’nde

FETÖ’nün gizli yazışma programı olduğu belirtilen BYLOCK adlı programın Milletvekilleri tarafından kullanılıp kullanılmadığının ve eğer kullanılıyorsa hangi Milletvekilleri tarafından kullanıldığının, kullanan Milletvekillerinin bu programı kullanarak yaptıkları yazışmaların Milli İstihbarat Teşkilatı başta olmak üzere ilgili bütün Kamu Kurum ve Kuruluşlarından bu konu hakkında bilgi ve teknik destek talep edilerek tespit edilmesi amacıyla Meclis Araştırması açılması ve bir Araştırma Komisyonu kurulmasını talep ettik.

Ancak AKP hükümeti bu araştırma önergemizi kabul etmedi. Mecliste kimlerin BYLOCK kullandığının ortaya çıkarılmasını engellemiştir.

Buradan AKP hükümetine çağrı yapıyorum. Benim ve diğer CHP Milletvekili arkadaşlarımın FETÖ’nün siyasi ayağının ortaya çıkarılmasına yönelik verdikleri önergeleri hemen yürürlüğe koyma cesaretiniz var mı?

Hani bir laf vardır ya; Mafya raconunda paranın izini sür derler ya, burada da atamanın izi sürülmelidir.

Atamaları kim yapmıştır? Kimlerle bağlantıları vardır?

Biz bu darbe girişiminin tüm yönleriyle açığa çıkarılmasını ve bu hain girişinle ilişkisi olan herkesin cezalandırılmasını istiyoruz.

Ama gelin görün ki bazıları bunu istemiyor.

Siz bu darbenin iç yüzünün ortaya çıkmasını istiyordunuz ama Binbaşı O.K’yi önce KHK ile görevden attınız sonra da Savcı ifadeye çağırınca yine KHK ile MİT personeli yaptınız. Bilindiği üzere MİT personelinin yargılanması için Başbakanın iznine tabiiydi. Şimdi ise 694 sayılı KHK ile Cumhurbaşkanlığına bağlandı ve artık Cumhurbaşkanı izin vermediği sürece MİT personeli ifade veremiyor.

Neyi gizlemek için böyle bir yola başvurdunuz?

AKP iktidarı FETÖ ile mücadele etmiyor. Bunu TBMM 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun hazırladığı ‘Darbe Raporu’nda görmekteyiz. Bu rapor bırakın FETÖ ile mücadeleyi FETÖ’yü aklama raporudur. FETÖ’nün siyasi ayağına yönelik bir mücadele yürütülmediği sürece hiç kimse FETÖ’ye karşı mücadele edildiğini söyleyemez. Örgüt liderinin dizinin dibine gitmiş bir milletvekilini el konulan FETÖ şirketlerine kayyum atayarak ya da Amerikan Kongresi’nde örgüt liderine kefil olan birisini Tokyo büyükelçisi atayarak FETÖ ile mücadele edilmez. AKP bu darbe ile hiçbir ilişkisi olmadığına toplumu inandırmak istiyorsa kararlılıkla ve şeffaf bir şekilde FETÖ’nün siyasi ayağıyla mücadele etmelidir. Ucu nereye ve kime uzanırsa uzansın sonuna kadar mücadele edilmelidir.

Bunun dışında yandaş medyanın saldırılarıyla ya da hükümet sözcüsünün hamaset dolu konuşmalarıyla FETÖ ile mücadele edilemez.

Bana ve Partime yönelik saldırılar şunu göstermektedir ki, AKP suçüstü yakalanmıştır. Suçu örtmenin ve suçluyu gizlemenin telaşına düşmüşlerdir.”