20.03.2017
4120
Yazı Boyutu: A- A+

AKKAYA; ”PARLAMENTER SİSTEMLE YÖNETİLEN ÜLKELER ARASINDA, TÜRKİYE’DEN BAŞKA, BAŞKANLIK REJİMİNE GEÇMEYE ÇALIŞAN ÜLKE YOK…”

İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya Halk TV’de Oya Lale Özan Arslan’ın konuğu olarak; referandum sürecini ve bu süreçte “hayır” çalışmaları yapanlara yönelik uygulanan baskıları, işçimizin, çalışanımızın haklarını kaybetmemesi adına neden “hayır” demesi gerektiği hususunda önemli açıklamalarda bulundu.

Akkaya; Anayasa değişikliğinin alelade hazırlandığını; hiçbir işçiyi, çalışanı temsil eden Sivil Toplum Kuruluşunun, Sendikaların görüşünün alınmadığını belirterek; Milletvekillerinin o süreçte 17 saat çalıştırıldığını ancak ne hikmetse alelacele geçirilen bu teklifin Cumhurbaşkanının Resmi Gazeteye göndermek için son güne kadar beklemesinin bir yerden bir işaret beklemek için olabileceğini söyledi.

Akkaya; anayasa değişikliği sürecine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bizim öncelikli olarak halkı derinden ilgilendiren sorunlarımız çözüm beklerken; 2,5 yıl sonra yürürlüğe girmesi önerilen düzenleme için niçin bu kadar acele edildi?

Bu teklif 29 Kasım’da meclise getirildi, 21 Ocakta mecliste kabul edildi.2 Şubatta Cumhurbaşkanının önüne geldi ve 10 Şubatta Cumhurbaşkanı onayladı.

İşin en kritik sorusu şu: 16 Nisan’dan sonra Parlamenter sistemle mi yolumuza devam edeceğiz; yoksa otoriter ve totaliter her kararı bir kişinin verdiği Başkanlık sistemini mi kabul edeceğiz? Dünyada belki de bir ilki yaşatacağız. Parlamenter sistemle yönetilen ülkeler arasında, Türkiye’den başka, Başkanlık rejimine geçmeye çalışan ülke var mı? Yapılan araştırmalarda demokratik ülkeler arasında bunun olmadığı ortaya çıkıyor.

Peki nerede olmuş? Bazı Afrika ülkelerinde; Zimbabve, Gana ve Malavi… Bu ülkelerin hiç birisi yönetim olarak zaten Türkiye’ye benzemiyor. Sonuç olarak garip bir durumla karşı karşıyayız.”

Referandum sürecinde “hayır” çalışması yapanlara uygulanan baskı ve şiddete değinen Akkaya; konuya ilişkin çarpıcı örnekler vererek bu baskıların ülkesi için, vatanı için çalışan bu gönüllüleri asla yıldıramayacağını, bu baskıların sebebinin ise AKP hükümetinin korkuları olduğunu belirterek; bununla ilgili olarak şu ifadeye değindi: “  En çok bağıranlar aslında günahlarını gizlemeye çalışanlardır. Mezarlıktan geçerken korkudan ıslık çalar gibi…”

Akkaya; Yeni teklif ile yapılmak istenen Milletvekili sayısı artışına ilişkin de şu çarpıcı örneği verdi:” Mv. Sayısı 550’den 600’e çıkıyor; esasen 650 oluyor. Bu değişiklik ile Bakanla ve Başkan Yardımcıların maliyeti yaklaşık 400 Milyon TL olacak. Peki bu para ile neler yapılabilir bir bakalım: Kamuda taşeronlara kadro verilebilir, İş cinayetlerinin önlenmesi adına 2000 iş müfettişi istihdam edilebilir, Emeklilere zam, Emeklilikte yaşa takılanlara harcanabilir, Kamuya 40 hastane, en az 100 öğrenci yurdu yapılabilir.

Referandum sürecini işçiler ve çalışanlar açısından da değerlendiren Akkaya; anayasa teklifindeki maddelerin hiçbirinin halkın, çalışanın, işsizin sorununa değinmediğini belirtti. Akkaya konuya ilişkin; “Türkiye ekonomik bir krizin eşiğindeyken; dolar-euro almış başını giderken; işsizlik-enflasyon tırmanırken, işçiler açlık sınırı altında 3 kuruşa mahkûm edilirken; 1970 işçi 2016’da ölmüşken, terör-şiddet kol gezerken, gazeteciler Silivri toplama kampında tutulurken; akademisyenler, laikliği savunan gençler bir bir mimlenirken; TEK ADAM Anayasasını geçirmek; bu ülkenin ihtiyacı değildir. Burada işçinin, emekçinin hak ve özgürlüklerinin adı dahi geçmemiştir. Bu anayasada  işçi, çalışan, emekli, işsizin esamesi okunmamakta; “Varsa yoksa TEK ADAM ve ona biat gerisi teferruat..” anlayışı egemen kılınmaktadır. Eğer bir ülkede anayasa değişikliği yapılacaksa bu değişiklik ülkedeki yurttaşların sosyal haklarının geliştirilmesini sağlamalıdır. Ancak bu anayasada bırakın sosyal hak gelişimini; 6 milyon işsize; 15 milyon çalışana dair tek bir kelime yoktur. Bu anayasada 15 milyon çalışanın ücretlerinin adaletine ilişkin bir şey yoktur. Çalışana yine ücrette sefalet hak biçilmiştir. Bu anayasada güvenli çalışma ortamının sağlanmasına dair, iş cinayetlerinin önlenmesine dair tek kelime yoktur. Bu Anayasa sürecinde TEK ADAM ve onun yasaları dayatması nedeniyle OHAL’ler uzatılmış; bu süreçte de işçinin anayasal hakkı olan örgütlenme, toplu grev, sendikalaşma hakları bile bir bir ellerinden alınmıştır. Bu anayasada emeklimiz yoktur. Emekli yine pazarda limon satarak hayatını sürdürmeye mahkûm kılınmaya devam edilmiştir. Bu anayasada işverenin kar hırsı uğruna işçi katletmesini önleyecek en ufak bir cümlecik dahi yoktur.” değerlendirmelerinde bulundu.