14.04.2017
8035
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, İZMİR’DE İŞ ADAMLARI VE KANAAT ÖNDERLERİYLE BİR ARAYA GELDİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Ön yargılardan arınarak sandığa gitmek zorundayız. Falan kişiyi çok sevebilirsiniz ama önce evlatlarınızı, Türkiye’yi, vatanınızı, demokrasiyi düşünmek zorundasınız. Çocuklarınıza nasıl bir Türkiye bırakmak istiyorsunuz, bunu düşünmek zorundasınız" dedi.

İzmir’de iş adamları ve kanaat önderleriyle bir araya gelen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:



Burada parti genel başkanı olarak değil, ülkesini, bayrağını seven bir vatandaş kimliği ile konuştuğunu belirten Kılıçdaroğlu, vatandaşların 16 Nisan’da bir partiyi, bir kişiyi seçmeyeceğini, demokratik parlamenter sistem veya tek adam rejimi arasında bir tercih yapacağını ifade etti.

Değişik çevrelerin "Niçin Anayasa Mahkemesine gitmediniz" sorusunu kendilerine yönelttiğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Onlara şu cevabı verdik, ’Bir milletin kaderini bir mahkeme değil, o milletin kendisi seçer. Ön yargılarımızdan arınıp, mensup olduğumuz üyesi olduğumuz partileri bir kenara bırakıp, belli bir ortak paydada uzlaşabiliyorsak, çözemeyeceğimiz hiçbir şey yoktur." diye konuştu.

Slogan atmanın, alkışlamanın hiçbir önem taşımadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, asıl önemli olan konunun 16 Nisan’da sandığa gitmek ve inanılan değerleri sandığa yansıtmak olduğunu belirtti.

- "Bir kişinin düşüncesi öne çıkacak"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, halk oylamasına sunulan 18 maddenin Türkiye Cumhuriyeti’nin sorunlarını çözmediğini, aksine ülkeyi belirsiz bir sürece soktuğunu savunarak, "80 milyonu bir kişiye emanet ediyoruz, 80 milyonun düşüncesi bir yana, bir kişinin düşüncesi dominant olarak öne çıkacak, o ne derse o olacak." dedi.

Başbakanlığın, Bakanlar Kurulu’nun olmadığı bir düzenin getirilmek istendiğini anlatan Kılıçdaroğlu, yeni sistemde bir kişinin arzu ettiği sayı kadar başkan yardımcısı, bakan belirleyebileceğini, oysa bugün her bakanlığın bir yasasının bulunduğunu, bakanlıkların, müsteşarların, genel müdürlerin görevlerinin tanımlandığını, yetkinin de TBMM’de olduğuna işaret etti.

- "Amcasının oğlu ilkokul mezunu olabilir ve onu milli eğitim bakanlığına müsteşar olarak atayabilir"

Demokratik parlamenter rejimde bir bakanlığın kurulması için konunun önce parlamentoya geldiğini, komisyonlarda görüşüldüğünü, ilgili meslek kuruluşlarının görüş bildirdiğini, değişik partilerin milletvekillerinin görüşlerini dile getirdiğini, önergeler verildiğini, genel kurulda görüşüldükten sonra yasalaştığını, tüm bu süreçte toplumsal olgunlaşma sürecinin de yaşandığını kaydeden Kılıçdaroğlu, "Tek adam rejiminde ise bunların hiçbirisi olmayacak. Bir sabah Resmi Gazete’yi açtığınızda bir bakanlığı göreceksiniz ve orada tanımları yapılmış olacak, yani ortak akıl olmayacak." diye konuştu.

Mevcut parlamenter sistemde müsteşarın, genel müdürlerin, şube müdürlerinin kriterlerini yasaların belirlediğine işaret eden Kemal Kılıçdaroğlu, "Tek adam rejiminde bütün kuralları, standartları bir kişi belirleyecek. Amcasının oğlu ilkokul mezunu olabilir ve onu milli eğitim bakanlığına müsteşar olarak atayabilir." dedi.

Kendisine yönelik, "Deniyor ki ’Mustafa Kemal Atatürk de tek adamdı, kendi tarihini Kılıçdaroğlu bilmiyor." eleştirilerine değinen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Ben söylemeyeceğim, Nilüfer Gürsoy’un ifadesi, Celal Bayar’ın kızı 94 yaşında pırıl pırıl bir zeka. Demokrat Parti’li bir aileden geliyor, Demokrat Parti’nin de en büyük rakibi de Cumhuriyet Halk Partisi. Ama sizler de biliyorsunuz ki Demokrat Parti’nin de Anavatan Partisi’nin de Doğruyol Partisi’nin de şimdiki Demokrat Parti’nin de Cumhuriyet ile Atatürk ile bir sorunu yoktu. Ne diyor Nilüfer Hanım, ’Atatürk tek adamlığı aklından geçirmemiştir’ diyor. Evet geçirmemiştir. Bunu en iyi bilen kişi rahmetli Celal Bayar’dır, onun en yakın arkadaşlarından birisidir. Erzurum Kongresi’nde tek adam mı vardı? Sivas Kongresi’nde tek adam mı vardı? 23 Nisan 1920’de TBMM açıldığında tek adam mı vardı.. Tam tersine bütün yetkiler TBMM’deydi ve Mustafa Kemal Atatürk’e başkomutanlık yetkisini de Meclis verirdi."

Atatürk döneminde milli iradeye büyük önem verildiğini anlatan Kılıçdaroğlu, 1921 ve 1924 Anayasaları’nın 1. maddelerinde hakimiyetin millette olduğunun belirtildiğini kaydetti.

Egemenliğin bir kişiye verilmek istendiğine vurgu yapan Kemal Kılıçdaroğlu, "O kişi bir partinin de genel başkanı olacak yeni rejime göre ve o bir kişi parlamentoyu hiçbir gerekçe göstermeden arzu ettiği zaman feshedebilecek. 1924 Anayasa’sı görüşülürken, bu yetki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e verilmemiştir, 2017 biz bu yetkiyi milletten, parlamentodan alacağız, bir kişiye vereceğiz, doğru mudur yanlış mıdır buna karar vereceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği için "çift başlılığı kaldırmak için değiştiriyoruz" dendiğini, ancak şu an çift başlılık bulunmadığını, cumhurbaşkanı, başbakan, bakan ve TBMM başkanının görevlerinin tanımlandığını belirtti.

Çift başlılığın, aynı işi iki kişinin yapmaya kalkması halinde olacağını anlatan Kılıçdaroğlu, "Biri diğerinin işine müdahale etmediği sürece çift başlılık olmaz. Ne zaman olacak, bu anayasa değişikliği kabul edilirse, devlette çift başlılık olacak. Çünkü cumhurbaşkanı aynı zamanda partisin genel başkanı olacak." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanının tarafsızlığını savunduklarını kaydederek, cumhurbaşkanlığı makamının ortak değer, cumhurbaşkanının da devletin sigortası olduğunu söyledi. Devlette en temel krizler çıktığı zaman cumhurbaşkanının iktidar ve muhalefeti çağırıp, "Beyler derin krizden geçiyor, biz bunu nasıl aşarız." dediğini, bunun en son örneğini 15 Temmuz’dan sonra yaşandığını anlatan Kılıçdaroğlu, bunu ancak tarafsız bir cumhurbaşkanının yapabileceğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, değişikliğin olması halinde cumhurbaşkanının hem valiyi, hem de partisinin il başkanını tayin edeceğini, bu nedenle tabanda çift başlılık olacağını belirtti. 

Bunun bir parti meselesi olmadığının altını çizen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yeni anayasa değişikliğine göre bir kişiye yetki verdik, tek başına OHAL ilan etme yetkisi ve Türkiye’nin milli güvenlik siyasetini tek başına belirleme yetkisi. Tek başına OHAL ilan edebilecek. Bugün nasıl ilan ediliyor, önce MGK’da görüşülüyor, sonra Bakanlar Kurulunda, oradan TBMM’ye gelir. 550 milletvekili oturur görüşür, hükümete OHAL yetkisi verilir ya da verilmez. 550’yi, MGK’yı bir tarafa bırakıyorsun, bir kişiye.. ’Bir kişi böyle bir şey asla kullanamaz’. Birisi kullanmaz, öbürü gelir kullanır. Sınırı, ölçüsü, zamanı, değerlendireceği organ da yok. OHAL’in önemi şu, bu yetkiyi kullanan kişi temel hak ve özgürlüklerinde, siyasi hak ve özgürlüklerde tek başına kararname çıkarma hakkına sahip. ’Bu yetkiler verilsin, ne olacak?’ diyebilirsiniz. Faturası şu, hata yaparsa faturayı 80 milyon ödeyecek."

Eğer Türkiye böyle bir sürecin içine girerse demokrasi olmayan, dikta yönetimi olan bir toplum olunacağına işaret eden Kılıçdaroğlu, demokrasisi gelişmiş ülkelerin Türkiye’yi eleştireceğini, bunun ağır bir fatura olduğunu, bu faturayı en başta iş dünyasının ödeyeceğini belirtti. Kılıçdaroğlu, "Bir kişiye bu yetkiyi verdikten sonra, bir iş adamına mı kızdı, bir kararnamelik işi var. ’Mal varlığına el koydum’ bitti. Hak, hukuk yok." dedi.

Kılıçdaroğlu denetlenmesi imkansız bir mekanizma getirildiğini belirterek, cumhurbaşkanı, yardımcıları ve bakanların Yüce Divana gitmesi için 400 milletvekilinin oyuna ihtiyaç duyulduğunu, bugünkü düzende 276 oyun yettiğini anlattı.

"Ön yargılardan arınarak sandığa gitmek zorundayız" diyen Kılıçdaroğlu, "Falan kişiyi çok sevebilirsiniz ama önce evlatlarınızı, Türkiye’yi, vatanınızı, demokrasiyi düşünmek zorundasınız. Çocuklarınıza nasıl bir Türkiye bırakmak istiyorsunuz bunu düşünmek zorundasınız." ifadeleri kullandı.

- "Yeni bir devlet, yeni bir rejim inşa etmek istiyorlar"

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un 16 Nisan’la ilgili "Halk kendi devletini kurmak için adım atıyor" dediğini söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz devletimizi ne zaman kurduk. Acıyla gözyaşıyla kurduk. Şehitler verdik, gazilerimiz var. Sıradan bir devlet mi? Yani Amasya Tamimi boşuna mı söylendi? Erzurum, Sivas kongresi boşuna mı toplandı? TBMM’yi boşuna mı açtık, Türkiye Cumhuriyetini boşuna mı kurduk? Yeni devlet arayışı nereden çıktı, hangi gerekçeyle çıktı? Yeni bir devlet, yeni bir rejim inşa etmek istiyorlar. Sizin Türkiye Cumhuriyeti devletinden alıp veremediğiniz nedir? Yeri geldi Türkiye Cumhuriyeti’ni bile sildiniz. Bu devletten, bu cumhuriyetten, parlamenter sistemden ne istiyorsunuz?"

Kendisi hakkında "Kılıçdaroğlu doğruları söylemiyor" denildiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Madem ki doğruları söylemiyorum, büyük bir fırsat veriyorum size, gelirsiniz bir televizyon kanalında medeni insanlar gibi konuşuruz. Beni mahcup edin. Deyin ki ’arkadaş sen bilmiyorsun.’ Söz verdim, siz yarım saat konuşun, vallahi 15 dakika konuşacağım, yeter ki gelin. Binali Bey diyor ki, ’Efendim 16 Nisan’dan sonra oturup konuşuruz’. 16 Nisan’dan sonra ne konuşacağız. Yetkili biri olsa hadi neyse diyeceğim, ama yetkili de değil."

Kılıçdaroğlu, mitinglerde anayasa değişikliğinin anlatılmadığını belirterek, şunları kaydetti:

"Onlara göre 18 madde var, 18 maddenin 18’i de Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili. Sorumlu bir cumhurbaşkanının, başbakanın, parti liderinin miting yapma hakları var, bu değişikliğin hangi yararları getireceğini anlatmaları lazım. Ama anlatmıyorlar, anlatamıyorlar. Çünkü bu anasaya değişikliğinin bu topluma nasıl bir felaket getireceğini aslında onlar da biliyor. Devletin tüm imkanları kullanılıyor, arabalar, uçaklar, valiler, kaymakamlar, televizyonlar.. Eşit olmayan koşullarda bir referandum yapıyoruz. Biz kendi reklamlarımızda Türk bayrağı kullanamıyoruz, ’yasak’ diyorlar. Ama onlarınkinde yasak değil. Eşit koşullarda yapmıyoruz. Ama gerekli dersi 16 Nisan’da demokrasiye sahip çıkarak bu halkın vereceğine inanıyorum." Biz bir demokrasi destanı yazmak zorundayız, bütün baskılara rağmen. Aksi halde sonumuz felakettir."