18.03.2017
11453
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, GAZİLER VE ŞEHİT YAKINLARIYLA BİR ARAYA GELDİ

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Gaziler, şehitler, şehit yakınları arasında ayrım yapmak bir insanlık ayıbıdır. Şehit, şehittir, şehidimizdir. Şehidin sağcısı solcusu, şu vilayetten bu vilayetten olanı, bizim partili öbür partili ayrımı olur mu? Bunlar olmaz, ayıptır. Böyle bir ayrımı yapmak utançtır" dedi. 


"18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi" 102.yılı nedeniyle Ankara’da gaziler ve şehit yakınlarıyla bir araya gelen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:



Değerli arkadaşlarım, önce hepinize afiyet olsun. Koray Bey güzel bir konuşma yaptı. Büyük bir duyarlılıkla hepimiz dinledik. Şehit yakınları ve gazilerimiz için yeri ve zamanı gelir güzel laflar ederiz. Yeri, zamanı gelir ele avuca sığdırmayız. Yeri, zamanı gelir her türlü fedakarlıkta bulanacağımızı söyleriz. Ama iş eyleme gelince, iş uygulamaya gelince bunların olmadığını görüyoruz değerli arkadaşlarım. Şehit yakınları ve gazilerimiz aslında bu vatan için yapılması gereken her şeyi yapıyorlar. Bedellerini verdiler mi? Verdiler. Şehit düştüler mi? Şehit düştüler. Gazilerimiz yaralandı mı? Yaralandı. Bazıları vücudunda hala kurşun mermisi taşıyor mu? Taşıyor. Peki bunların beklentilerini siyaset kurumu yerine getiriyor mu? Siyaset kurumu üstüne düşen sorumluluğu yerine getiriyor mu? Yerine getirmiyor gerçekçi olalım. Söze gelince çok, işe gelince ortada bir şey yok.
GAZİLER VE ŞEHİTLER ARASINDA AYRIM YAPMAK BİR İNSANLIK AYIBIDIR
Şimdi gazi arkadaşımız burada tekerlekli sandalyede diyor ki, bu tekerlekli sandalye için bana 2 bin 500 lira ödeniyor üstünü ben kendim ödüyorum. Bundan daha büyük bir ayıp olamaz arkadaşlar. Gözünü kaybetmiş, protez göz takılacak, sana ancak şu kadarını öderim üstünü sen kendin ödeyeceksin. Bundan daha büyük bir ayıp olamaz. Sanki sanırsınız ki, Türkiye’de herkes gazi, herkesin arabaya ihtiyacı var ve para yok. Yok ortada öyle bir şey. Bir avuç gazimiz var baktığımız zaman 80 milyon nüfusa. 80 milyon nüfus bir avuç gaziye bakamıyorsa, ihtiyacını karşılayamıyorsa bu Ankara’da niye oturup konuşuyoruz ki biz? Ve anayasasında Türkiye’nin de sosyal devlet olduğu yazar. Nerede bu sosyal devlet? Doğru değil bunlar.
Gaziler arasında ayrım yapmak, şehitler arasında ayrım yapmak, şehit yakınları arasında ayrım yapmak bir insanlık ayıbıdır. Böyle bir şeyin olmaması lazım. Şehit şehittir, şehidimizdir. Şehidin sağcısı, solcusu olur mu, şehidin şu vilayetten, bu vilayetten olanı olur mu? Şehidin bizim partilimiz, öbür partili ayrımı olur mu? Bunlar olmaz, bunlar ayıptır. Böyle bir ayrımı yapmak utançtır. Nerede yaşarsa yaşasın hayatını bu vatan için kaybetmişse, feda etmişse yaşayan insanların o şehit yakınlarına bakması lazım, onurlandırması lazım. Şehitleri biz kendi onurumuz olarak görmüyor muyuz, bu ülkenin onuru olarak görmüyor muyuz? Bizim onurumuzdur diyoruz şehitlerimiz, gazilerimiz bizim onurumuzdur diyoruz. Elini, kolunu, ayağını, gözünü eksi 40 derecede dağın tepesinde bırakan insana ne diyeceğiz biz? Sizin tümünüzün bu konuda birlik olması lazım. Bütün şehit yakınlarının ve bütün gazilerin birlik olması lazım. Ne isteseniz sizin hakkınızdır.

ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKIYOR
Ayrıca şunu da ifade edeyim. Elimden geldiği kadar, daha doğrusu eğer böyle bir ortam olursa hemen hemen her toplantıya katılır ve düşüncelerimi ifade ederim. Bu akşam buraya Çanakkale Şehitleri için toplandık. 1915, yakılan türkünün ne kadar içli bir türkü olduğunu hepimiz kabul ederiz. O türküyü dinlerken gözlerimizin dolmaması mümkün değildir. Bir anneye bir şehidin yaktığı ağıttır o türkü Çanakkale içinde vurdular beni. Daha pek çok şehidin hikayesi vardır. Bizim şehitlerimizi yaşatmamız lazım. Onlar bizim onurumuzsa o onuru yaşatmamız lazım. Anneler Çanakkale’ye çocuklarını saçlarına kına yakarak gönderdiler. Kınalı kuzular deniyor onlara. Doğu, güneydoğuya veya askere gönderirken de anneler davulla, zurnayla Anadolu’da gelenektir davulla, zurnayla gencecik fidan gibi çocuklarımızı göndeririz askere. En acı olanı nedir biliyor musunuz? En acı olanı babanın evladını toprağa vermiş olmasıdır. Ölüm sıralı değildir burada. En acı olanı annenin mürüvvetini görmeden çocuğunun toprağa vermiş olmasıdır.
Biz çok laf ederiz hepimiz konuşuruz. Ama sonuçta ateş düştüğü yeri yakıyor değerli arkadaşlarım. Az önce Koray Bey bir şehit babasının mesajını burada okudu. Kimse ilgilenmedi, kimse gelmedi vs. diye. Şehit cenazelerine katılırım değerli arkadaşlarım, bu hem benim için bir görev, hem benim için bir onurdur katılırız. Şehit cenazesi önde gider bir top arabasının üstünde, hemen arkasında şehit ailesi ve yakınları giderler. Onunda arkasında devlet protokolü olarak bizler yürürüz. Şehit yakınlarına şöyle bir bakın, hepsi Anadolu’nun gariban insanlarıdır. Bu Ankara’daki beylerin çocukları gidiyor mu hiç askere? Emin olun o manzarayı seyrettiğimde içim acıyor.

ÇANAKKALE, KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN ÖNSÜZÜDÜR
Söylenecek çok şey var ama bugün sonuçta Çanakkale’yi anıyoruz. Bizim Kurtuluş Savaşımızın önsüzüdür Çanakkale. Gazi Mustafa Kemal’in komutanlık yıldızının parladığı süreçtir Çanakkale. Hani derler ya yedi düvele karşı savaştık. Evet yedi düvele karşı Çanakkale boğazını korudular yedi düvele karşı. O yüzden Mehmet Akif der ya şüheda fışkıracak şüheda diyor sıksan şu toprağı diyor. Toprağın her santiminde şehit kanları vardır. Ama onlar bırakmadılar Çanakkale’yi geçilmez kıldılar. Ne oldu? Bir süre sonra tam tersine Çanakkale’den geldiler ve İstanbul boğazında düşman gemileri demirledi. Tek kurşun atmadan yaptılar bunu. Önüne kim geçti, kim engel oldu? 16 Mayıs’ta Gazi Mustafa Kemal o manzarayı gördü ve İstanbul’dan ayrıldı. 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktı, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi, Amasya Tamimi bakıldığı zaman kuvva-i milliyenin yeşerdiğini ve büyüdüğünü görüyoruz. Kurtuluş Savaşı şehitleri aynen Çanakkale şehitleri gibi onları da unutmamamız gerekiyor. Kadını ve erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle hep birlikte.
Tarih hepimizin bilmesi gereken bir şeydir özellikle kendi tarihimiz. Çoğu zaman siyasetçiler kendi tarihlerini bilmezler. Kendi tarihlerini bilmedikleri içinde doğru dürüst karar vermezler. Tarih neden tekerrür eder? Çünkü siyasetçi tarihten ders çıkarmadığı için, aynı hataları tekrar ettiği için tarihten ders çıkarmazlar ve tarih tekerrür eder.
O nedenle siyasetçinin halkı yönetmeye kalkan, ülkeyi yönetmeye kalkan siyasetçinin kendi tarihini, ülkesinin en azından yakın tarihini çok iyi bilmesi lazım. Hepimizin size sonsuz saygı duyması lazım. Sizler bedel ödediniz, bizim yaptığımız nedir Allah aşkına yaptığımız nedir? Bir arabayı veremiyorsak, bir arabanın parasını koskoca Türkiye Cumhuriyeti ödeyemiyorsa, bir gözün bedelini Türkiye Cumhuriyeti ödeyemiyorsa, bir protez kolun bedelini Türkiye Cumhuriyeti ödeyemiyorsa bu çocukları niye askere gönderiyoruz? İçimiz açıyor bunları anlatırken.
Ben size birlik olun derken bütün bu sorunları ortak sesle dile getirin ortak sesle. Ama size şu sözü veriyorum. Gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın da meclisteki temsilcisi olacağız. Bakın buna samimiyetle inanmanızı istiyorum. Her türlü sorununuzu dile getireceğiz ve getiriyoruz da. Kanun teklifi veriyoruz da, önerge veriyoruz da. Hepsinin arkasında duruyoruz. Sizler de en azından taleplerinizin arkasında daha güçlü bir şekilde tutunun, bulunun ve bölünmeyin, ayrışmayın. Kendi hedefleriniz doğrultusunda ayrışmayın, bir araya gelin, sesiniz daha güçlü çıksın, daha güzel çıksın sesiniz. Bu ülkenin namuslu insanları sizin sesinize mutlaka kulak vereceklerdir.
Efendim beni dinlediğiniz için hepinize yürekten teşekkür ediyorum, hepiniz sağ olun, var olun, hepinize afiyet olsun.